İyileşmek için, uzun bir yolculuk olacak olan Roma'ya gitmeye karar verdi.He decided to begin the long journey back to Rome in order to recover.
Okyanus ötesi yolculukların başlamasıyla birlikte daha büyük gemiler de imal edilmeye başlandı.With the start of long oceanic sailing also large ships developed.
Bill, Doktor ile yolculuk yapmayı kabul eder.She agrees to travel with the Doctor.
Paradoksa göre geçmişe yolculuk eden kişilerin, herhangi bir durumu değiştirme ihtimali yoktur.Or maybe nothing that happens changes the course of anything.
Yolculuk toplam 2 saat 40 dakika sürmüştür.The trip over the entire distance took 14 hours 40 minutes.
Bazıları ise mekandan mekana yolculuk eden insanların maceralarını konu alır.Others show the adventures of people wandering from place to place.
İkili ertesi gün Judith ile birlikte Son Durak'a olan yolculuklarına devam eder.2 days earlier, George is going to see Judith for one last job.
Yolculuklar daha hızlı gerçekleştirilmektedir.Queries could be implemented even faster.
Yolculuk süresi 1 saat 40 dakikadır.The journey takes 1 hour 40 minutes.
Yakıt tasarrufu için uzun yolculuklarda bu hız kullanılmalıdır.This would be a speed used on long voyages when fuel economy is desired.
Yolculuk boyunca sahneler değişir.He changes appearance throughout scenes.
Yolculuk ne kadar sürüyor?How far will they go?
Yolculuk boyunca geçmişini anımsar.A Journey into the Past.
Sanki kendimi zaman içinde yolculuk yapıyormuşum gibi hissediyorum".I felt like I was tripping for a year."
"Foton yolculuk zamanı" 10.000 ilâ 170.000 yıl kadar sürer.Estimates of the photon travel time range between 10,000 and 170,000 years.
Antofagasta, gemi yolculuklarının sevilen bir uğrak noktasıdır.Columbia Point is an appropriate honor for this shuttle's last voyage.
Doktor, nadiren yalnız ve genelde bir veya daha fazla yol arkadaşıyla yolculuk yapmaktadır.The Doctor rarely travels alone and often brings one or more companions to share these adventures.
Leone Louis-Ferdinand Céline'in Gecenin Sonuna Yolculuk romanının bir fanıydı.The title is a reference to Louis-Ferdinand Celine's novel Journey to the End of the Night.
Yollar tehlikeli olduğundan bir aileyi izleyerek karayoluyla yeni bir yere uzun bir yolculuk yapar.He makes a long journey by road to a new location by following a family, as the roads are dangerous.
Weisman ek araştırmalar için İngiltere, Kıbrıs, Türkiye, Panama ve Kenya'ya yolculuk yaptı.Additional research saw Weisman travel to England, Cyprus, Turkey, Panama, and Kenya.
Yolculukları sırasında eşkıyalar tarafından soyulmuşlardır.She is killed by terrorists during a business trip.
Böyle bir yolculuk genelde üç ila dört gün sürer.This trip usually takes between 3 and 4 hours each way.
Yolculuk iki buçuk saat sürmektedir.It takes two and half hours.
Yolculukları altı ay sürdü.The journey took six months.
540 yılları sırasında Gazze Sina Yarımadası yapılan hac yolculuklarının başlangıç noktası oldu.Around 540, Gaza became the starting point for pilgrimages to the Sinai Peninsula.
28 Nisan 1947'de başlayan yolculuk 7 Ağustos 1947'de sona ermişti.The trip began on April 28, 1947.
Bir anlamda bu teknik amerikan yaşam tarzından antik Yunanistan'a uzanan bir yolculuktur.To a greater or lesser extent, they share a North American way of living.
Bu esnada yaşadığı maceralar onu daha uzaklara yolculuk etmeye sevk etti.And the next time I met him, he leaned even more toward.
Bu yüzden halkı onu bulamadı ve Olwe önderliğinde batıya doğru yolculuklarına devam ettiler.His brothers found him missing and they went in search for him towards south.
Ama bu niyetlerine karşın iki adam da Batı'nın Başkenti'ne gelince, yolculuklarına son verdiler.In his absence, two priests from the north came here.
Bazı inanışlara göre, gemide onunla beraber yön göstermek için yolculuk da eder.They believe that the soul should be able to leave peacefully towards the path of rebirth.
Ancak kimse zamanda yolculuk olacağına inanmamaktadır.You know, even now I cannot really believe that there were passengers on board.
Balıkçı teknesiyle bir saatlik yolculuktan sonra varılır.He reached Vis after an overnight trip on a fishing boat.
Yolculuk süresi 1,5 saattir.The journey lasts 1.5 hours.
Maceranın büyük bir kısmı Volva Nehir'i üzerinde yolculuk yaptıkları bir istimbotda geçer.Most of the action takes place on a steamboat travelling on the Volga River.
Yolculukta başlarına bazı olaylar gelir.Terrible events occur when they are on the train.
Yolculuktan sağ çıkmayı başaranların büyük bölümü bu kamplardaki gaz odalarında öldürülmüştür.Those who survived the passage died in the gas chambers.
O zamandan bu yana, OneRepublic dolambaçlı bir yolculuk yaptı.By this time Cerebus was doing extremely well.
Grup, yolculukları sırasında bir dizi sorunla karşı karşıya kalır.The player faces many obstacles while traveling.
Yoğun güvenlik altında birkaç gün yolculuk etti ve on dört kişi onun yönergesini feshetmiştir.He kicked a goal and gathered 14 possessions on his way to the nomination.
Yolculuk ve arayış bitmişti.Voyages and Arrivals.
Ayrıca hattın ismi ve istasyonların isimleri yolculuk sırasında anons edilmektedir.The railroad station still exist and the name of the village is inscribed on its entrance.
1972 tarihli Apollo 17 Ay'a yapılan son yolculuktur.1972 saw humanity's last manned mission to the Moon of the 20th century, Apollo 17.
Yolculuk belgelerinin ve maddi kaynakların ayarlanması birkaç ay sürmüştür.It took several months to arrange for travel documents and funding.
Dağlık arazide 36 saat süren bir yolculuktan sonra adamlar balina istasyonuna vardılar.Thousands awaited the All Blacks when they arrived in the Dublin train station.
Kanal boyunca yolculuk yaklaşık 9 saat sürmektedir.Travel time is about 9 hours.
Fawzia’nın yakın bir zamanda Kabil’e dönüşü tehlikeli bir yolculuk idi.Fawzia soon makes the dangerous journey to return to Kabul.
Bu çok heyecan verici bir yolculuktu, gerçekten.Basically it was just an exciting journey, really.
Ve size anlatmak istediğim bizim bu yolculuklardan ne öğrendiğimiz.And so, what I'd like to do now is to tell you about what we've learned in those journeys.
İyi bir yolculuk oldu.It's been a good ride.
Ama bu yolculuk......But it was the journey of the ... (Laughter)
Bu Roma'ya giden ve orada.. sevdiğim herşeyi gösteren bir yolculuk olabilirdi. --But it would be a journey that went through Rome and showed all the things that I like about Rome.
"Ne kadar garip, uzun bir yolculuk"What a strange, long trip."
"Ne kadar garip, uzun bir yolculuk olmak üzere""What a strange, long trip it's about to become."
Bu 20 yıl önce başlayan bir yolculuktu.It's a journey that started 20 years ago.
O zaman toplam olarak eşin yolculuk yaptığı süre bugün ne kadar olacak?So what's the total amount of time that he would have traveled on that day?
Londra'ya gitmek ve onu getirmek gerekir onun küçük bagaj dolu ve kendinizi "Yani yolculuk.The child is to be brought here.
- Çok güzel bir yolculuktu.- A wonderful way to arrive.
Yolculuk için sandviç ister misin?Want a sandwich for the road?
Önümüzde uzun bir yolculuk var, neden arkandan konuşayım?There is a dark path we need to travel. Why would we be talking about you?