En uzun yolculuk bile bir tek adımla başlar.Even the longest journey begins with a single step.
Bu tehlikeli bir yolculuktu.It was a dangerous trip.
Tom'la yolculuk yapıyorum.I'm riding with Tom.
O kadar uzun bir yolculuktan sonra bitkinim.I'm exhausted after that long trip.
Tom yolculuk için yeterli parası olmayan tek kişi.Tom was the only one without enough money for the trip.
Yolculuk yaklaşık beş saat sürecek.The trip will take about five hours.
Yolculuk yaklaşık 5 saat sürüyor.The trip will take approximately five hours.
Tüm yolculuklar ilk adımla başlar.All journeys begin with a first step.
Uzun bir yolculuk oldu.It was a long journey.
İspanya'ya yolculuk yapıyorum.I am traveling to Spain.
Biz herkese mutlu bir yolculuk dileriz.We wish everyone a happy trip.
Yolculuk için yeterince yakıtımız var mı?Do we have enough gas for the trip?
Bu yıl nereye yolculuk ediyorsunuz?Where are you traveling to this year?
Çin için iyi yolculuklar!Have a safe trip to China!
Tren o kadar kalabalıktı ki yolculuk boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.The train was so crowded that I had to stand up the whole trip.
Tom şehirde otopark ücreti tasarrufu yapmak için arkadaşlarıyla birlikte yolculuk yapar.Tom car-pools with friends to save on parking fees in the city.
Tom bana Boston'a yaptığı yolculuktan bahsetti.Tom told me about his trip to Boston.
O tehlikeli bir yolculuktu.It was a dangerous journey.
Eve güvenli yolculuklar.Have a safe trip home.
Bugün burada olmam gerekmediğini bana söyleseydin beni bir yolculuktan kurtarabilirdin.You could've saved me a trip if you'd just told me I didn't need to be here today.
yolculuk sırasında çok fazla giysi getirmeyin.Don't bring too much clothing when you travel.
Yolculuk uzundu ve dinlenmek istiyorum.The trip was long and I want to rest.
Uzun bir yolculuk için yüksek hızlı bir trene binin.Take a high-speed train for a long trip.
Tek bir bavulla yolculuk etmeye çalışacağım.I try to travel with only one suitcase.
Biz arabayla yolculuk edeceğiz.We are going to travel by car.
Tom, Paris'ten İstanbul'a efsanevi Orient Express'le yolculuk etti.Tom traveled on the legendary Orient Express from Paris to Istanbul.
Üç gündür yolculuk yapmaktayız.We've been traveling for three days.
Bu uzun bir yolculuk olacak.It's going to be a long trip.
Tom genellikle arka koltukta yolculuk etmeyi tercih eder.Tom usually prefers to ride in the back seat.
Yolculuk uzundur. Yolculuk zordur.The journey is long. The journey is hard.
Kiralık arabamız yolculuk sırasında bozuldu.Our rented car broke drown during the journey.
New York'a yolculuk ne kadar sürdü?How long was the journey to New York?
Gemiyle yolculuk yapmayı seviyorum.I like to travel by ship.
Gemiyle yolculuk yapmayı severim.I like to travel by ship.
Bin millik yolculuk bir tek adımla başlar.A journey of a thousand miles starts with a single step.
O, maceralarla dolu bir yolculuktu.That was a journey full of adventures.
Onun uzun bir yolculuk olduğunu biliyorum.I know it's been a long trip.
Ben onların keyifli bir yolculukları olacağını umuyorum.I hope they have a pleasant journey.
Çok uzun bir yolculuktu.It was a very long trip.
Onlarla yolculuk ediyorum.I'm riding with them.
Onunla yolculuk ediyorum.I'm riding with him.
Binlerce millik bir yolculuk bir adımla başlar.The journey of a thousand miles begins with one step.
Geçen yıl, tüm şirket iş için İtalya'ya yolculuk etti.Last year, the whole company traveled to Italy for business.
Tek başına yolculuk etmekten hoşlanır mısın?Do you like to travel by yourself?
Turistler karanlıktan önce yolculuklarını bitirmeli.Travelers should finish their journey before dark.
Bagajını taşıyayım. Yolculuktan yorgun olmalısın ve o ağır olmalı.Let me carry your baggage. You must be tired from the trip and it must be heavy.
O, yolculuk için hazırlanıyor.He's preparing for the journey.
Sana güzel bir yolculuk diliyorum.I wish you a good trip.
Bir yolculuk aileniz için bazı güzel anıları oluşturabilir.A trip can create some beautiful memories for your family.
Birçok göçmen, Yunanistan ve Balkanlar üzerinden Batı Avrupa'ya yolculuk ediyor.Many migrants travel from Greece, through the Balkans, to Western Europe.
İki saat yolculuktan sonra Tom bir ihtiyaç molası verdi.After two hours on the road, Tom made a comfort stop.
Biz geçen yıl üç ay boyunca birlikte yolculuk ettik.We traveled together last year for three months.
Bu uzun bir yolculuk.It's a long journey.
Şaşırtıcı bir yolculuktu.It's been an amazing journey.
Yolculuk inanılmazdı.The trip was amazing.
Uzun bir yolculuktan döndüm.I came back from a long trip.
Hiçbir şey arabayla uzun mesafe yolculuktan daha sıkıcı değil.Nothing is more boring than traveling long distances by car.
Uzun bir yolculuktan henüz geri geldim.I have just come back from a long trip.
Onlar yolculuk sırasında uzlaşmak zorunda kaldı.They had to compromise during the trip.
Yolculuk için eşyalarımı toplamak zorundayım.I've got to pack for the trip.