20 yıldır Doğu'ya yolculuk ediyorum --그 후 저는 20년에 걸쳐 동유럽에서 부터
20 yıldır Doğu'ya yolculuk ediyorum -- Doğu Avrupa'dan Orta Asya'ya -- Kafkas Dağları boyunca,Apoi am mers spre Est timp de 20 de ani, din Europa de Est spre Asia Centrală, prin Munţii Caucaz,
20 yıldır Doğu'ya yolculuk ediyorum -- Doğu Avrupa'dan Orta Asya'ya -- Kafkas Dağları boyunca,Dann ging ich zwanzig Jahre lang ostwärts - von Osteuropa nach Zentralasien - durch die Berge des Kaukasus,
20 yıldır Doğu'ya yolculuk ediyorum -- Doğu Avrupa'dan Orta Asya'ya -- Kafkas Dağları boyunca,Después recorrí el este durante 20 años, desde Europa del Este hasta Asia Central. pasando por el Cáucaso,
20 yıldır Doğu'ya yolculuk ediyorum -- Doğu Avrupa'dan Orta Asya'ya -- Kafkas Dağları boyunca,Potom jsem 20 let putovala východem - od východní Evropy po střední Ásii - přes Kavkazské hory,
20 yıldır Doğu'ya yolculuk ediyorum -- Doğu Avrupa'dan Orta Asya'ya -- Kafkas Dağları boyunca,Potom som 20 rokov putovala Východom - od Východnej Európy po Strednú Áziu - cez Kaukaz,
20 yıldır Doğu'ya yolculuk ediyorum -- Doğu Avrupa'dan Orta Asya'ya -- Kafkas Dağları boyunca,Sedan dess har jag vandrat österut i 20 år - från Östeuropa till Centralasien - genom de Kaukasiska bergen,
20 yıldır Doğu'ya yolculuk ediyorum -- Doğu Avrupa'dan Orta Asya'ya -- Kafkas Dağları boyunca,А потім я 20 років йшла на Схід - зi Східної Європи до Центральної Азії - через Кавказькі гори,
20 yıldır Doğu'ya yolculuk ediyorum -- Doğu Avrupa'dan Orta Asya'ya -- Kafkas Dağları boyunca,А потом я двадцать лет шла на восток -- от Восточной Европы до Центральной Азии -- по Кавказским горам,
20 yıldır Doğu'ya yolculuk ediyorum -- Doğu Avrupa'dan Orta Asya'ya --Przez 20 lat podróżowałam na Wschód, od Europy Wschodniej, przez Azję Środkową,
20 yıldır Doğu'ya yolculuk ediyorum --Majd 20 évig jártam a Keletet --
20 yıldır Doğu'ya yolculuk ediyorum --ואכלתי את הלחם שלהם. אז הלכתי מזרחה במשך 20 שנה --
20 yıldır Doğu'ya yolculuk ediyorum --ومن ثم سرت شرقا لمدة 20 عاما --
20 yıldır Doğu'ya yolculuk ediyorum --從東歐到中亞,
20 yıldır Doğu'ya yolculuk ediyorum --東ヨーロッパから中央アジア、
28 saatlik yolculuktan sonra Atlanta28시간 후의 애틀랜타입니다. 긴 여행이었죠.
28 saatlik yolculuktan sonra AtlantaAsta e 28 de ori mai târziu, în Atlanta, după un zbor foarte lung.
28 saatlik yolculuktan sonra AtlantaC'est 28 heures plus tard à Atlanta, il s'agit d'un très long vol.
28 saatlik yolculuktan sonra AtlantaDas ist 28 Stunden später in Atlanta. Es war ein sehr langer Flug.
28 saatlik yolculuktan sonra AtlantaĐây là ở Atlanta sau 28 giờ bay, một chuyến bay rất dài.
28 saatlik yolculuktan sonra AtlantaDit is 28 uur later in Atlanta. Het is een lange vlucht.
28 saatlik yolculuktan sonra AtlantaEsto es 28 horas después en Atlanta, fue un vuelo muy largo.
28 saatlik yolculuktan sonra AtlantaIsto é 28 horas mais tarde em Atlanta, é um voo muito longo.
28 saatlik yolculuktan sonra AtlantaQui è 28 ore dopo ad Atlanta, è un volo lunghissimo.
28 saatlik yolculuktan sonra AtlantaTo 28 godzin później w Atlancie, to był bardzo długi lot.
28 saatlik yolculuktan sonra AtlantaΑυτό είναι 28 ώρες αργότερα στην Ατλάντα. Είναι πολύ μεγάλη πτήση.
28 saatlik yolculuktan sonra AtlantaТова е 28 часа по-късно в Атланта, полетът беше много дълъг.
28 saatlik yolculuktan sonra AtlantaЭто спустя 28 часов в Атланте, это длительный перелет.
28 saatlik yolculuktan sonra Atlantaזה כעבור 28 שעות, באטלנטה, זו טיסה ארוכה מאד.
28 saatlik yolculuktan sonra Atlantaوهذا بعد 28 ساعة في أطلنطا ، إنها رحلة طويلة للغاية.
28 saatlik yolculuktan sonra Atlantaびっくりすることに
500 yıl önce, okyanus ötesi yolculuklar yapılmaya başlandı. .500 anni fa, i viaggi transoceanici divennero una realta'.
500 yıl önce, okyanus ötesi yolculuklar yapılmaya başlandı. .500년 전에 대양을 횡단하는 여행이 실현 되었습니다.
500 yıl önce, okyanus ötesi yolculuklar yapılmaya başlandı. .500 lat temu podróże przez ocean stały się faktem.
500 yıl önce, okyanus ötesi yolculuklar yapılmaya başlandı. .500 năm trước, đi lại xuyên đại dương trở thành hiện thực
500 yıl önce, okyanus ötesi yolculuklar yapılmaya başlandı. .500 tahun yg lalu perjalanan trans oseanik menjadi kenyataan
500 yıl önce, okyanus ötesi yolculuklar yapılmaya başlandı. .500 років тому подорожі за океан перетворились в реальність.
500 yıl önce, okyanus ötesi yolculuklar yapılmaya başlandı. .hace 500 años, Trans-oceanic viajes se convirtió en una realidad.
500 yıl önce, okyanus ötesi yolculuklar yapılmaya başlandı. .Před 500 lety se cesta přes oceán stala skutečností.
500 yıl önce, okyanus ötesi yolculuklar yapılmaya başlandı. .Pred 500 rokmi, cestovanie skrz oceán sa stalo realitou
500 yıl önce, okyanus ötesi yolculuklar yapılmaya başlandı. .Vor 500 Jahren wurden Reisen über den Ozean Realität.
500 yıl önce, okyanus ötesi yolculuklar yapılmaya başlandı. .Преди 500 години презокеанските пътувания се превърнали в реалност.
500 yıl önce, okyanus ötesi yolculuklar yapılmaya başlandı. .לפני 500 שנים התאפשרה חציית האוקיאנוסים.
500 yıl önce, okyanus ötesi yolculuklar yapılmaya başlandı. .قبل 500 سنة أصبح السفر عبر المحيط واقع
500 yıl önce, okyanus ötesi yolculuklar yapılmaya başlandı. .氷河期の終わりから、農業社会は周囲の人々を 取り込んでいきました。
60 gün uzun bir yolculuk değil bebeğim ve eğer beklersen sonuncusu olacak.60 giorni non sono un viaggio lungo, baby. E sarā l'ultimo viaggio, se mi aspetterai.
60 gün uzun bir yolculuk değil bebeğim ve eğer beklersen sonuncusu olacak."Sechzig Tage sind keine lange Fahrt, es wird meine letzte sein, wenn du auf mich wartest.
Adalar,yolculuklarına devam ederken, değişime de uğrarlar Artık daha az cehenneme benzerlerKhi những hòn đảo tiếp tục hành trình về Đông Nam, bản thân chúng cũng thay đổi theo
Adalar,yolculuklarına devam ederken, değişime de uğrarlar Artık daha az cehenneme benzerlerPe măsură ce insulele îşi continuă călătoria, se schimbă, devin mai puţin infernale.
Adalar,yolculuklarına devam ederken, değişime de uğrarlarJak ostrovy putují, mění se.
Adalar,yolculuklarına devam ederken, değişime de uğrarlar,כשהאיים מתחילים במסעם .הם משתנים
Adalar,yolculuklarına devam ederken, değişime de uğrarlarبينما تطلع الجزر على رحلتهم , يتغيّرون
'Affetmek' derken aslında tam olarak neden bahsediyoruz? Kutsal yolculuk, herhangi bir sehayatten çok farklı.Qual è la differenza tra un viaggio e un pellegrinaggio?
Ailemle beraber Büyük Kanyon'a yolculuk ediyorduk.A minha família ia de viagem e estávamos no Grand Canyon.
Ailemle beraber Büyük Kanyon'a yolculuk ediyorduk.Byliśmy z rodziną na wycieczce w Wielkim Kanionie Kolorado.
Ailemle beraber Büyük Kanyon'a yolculuk ediyorduk.Familia mea era într-o excursie și eram în Marele Canion.
Ailemle beraber Büyük Kanyon'a yolculuk ediyorduk.Gia đình tôi trên đường dã ngoại qua Grand Canyon.
Ailemle beraber Büyük Kanyon'a yolculuk ediyorduk.아홉 살 때 그랜드 캐년으로 여행을 가고 있었거든요.
Ailemle beraber Büyük Kanyon'a yolculuk ediyorduk.La mia famiglia era in viaggio ed eravamo nel Gran Canyon.
Ailemle beraber Büyük Kanyon'a yolculuk ediyorduk.Meine Familie war auf Reisen und wir waren gerade im Grand Canyon.