Bu iki insan birbirlerine duydukları arzuyu zihinsel bir yolculuk olarak yaşarlar.Näiden kahden keskinäinen rakkaus joka seuraa niiden välisestä suhteesta symboloi Pyhää Henkeä.
Yakaladığı ruhların öteki dünyaya olan yolculuklarında refakat eder.Hän kappaleissa olevat sielut saivat aikaan liikkeen.
1497 - Amerigo Vespucci, Yeni Dünya'ya doğru yapacağı ilk yolculuk için İspanya'nın Cádiz kentinden ayrıldı.1497 – Amerigo Vespucci lähti (oletettavasti) Cádizista ensimmäiselle matkalleen Uuteen maailmaan.
Yolculuk devam etti.He jatkoivat matkaa.
Normal olarak model, farklı yolculuk amaçları için ayrı ayrı işletilmektedir.On erityisen kiinnostunut erilaisista matkustuksen äärimuodoista.
Bu yolculuklar yazarın edebî eserlerini de büyük oranda etkilemiştir.Siinä tuntuvat kirjoittajan omat sydämenlyönnit.
Daha sonra ikisi yola devam ettiler ve yolculukları Osaka'da noktalandı.Lopulta osaget työnsivät heidät tieltään Oklahomaan.
Yolculuk boyunca geçmişini anımsar.Julkaistu teoksessa Matka Menneeseen.
1952'de Japonya'ya ve Hindistan'a yolculuklar yaptı.Vuonna 1952 hän osallistui myös maaotteluihin Yhdysvaltoja ja Japania vastaan.
Gelecekte uzay teknolojisinin ilerlemesiyle bu tür yolculuklar da mümkün olabilecektir.Tulevaisuudessa myös tähtien väliset avaruusluotaimet voivat olla teknisesti mahdollisia toteuttaa.
Cezaevinde kaldığı süre içinde, arkadaşı Rusticheollo do Pisa'ya yolculuk anılarını yazdırdı.Ollessaan muutaman kuukauden vankeudessa hän saneli Rustichello da Pisalle muistelmansa.
Yolculuk başlamıştır.Το ταξίδι άρχισε.
Avrupa'ya ortalama 49 günlük bir yolculuk sonrasında mart ayı sonunda ve nisan ayında ulaşırlar.Καταφθάνουν στην Ευρώπη στα τέλη Μαρτίου και τον Απρίλιο, μετά από ταξίδι 49 ημερών, κατά μέσον όρο.
Yolculukları altı ay sürdü.Το ταξίδι διήρκεσε 6 μήνες.
Kötü yolculuklar ilk kez kullananlarda olasıdır.Οι πτήσεις μεγάλων αποστάσεων ήταν πλέον δυνατές για τους χλιδάτους ταξιδιώτες για πρώτη φορά.
Bu yolculuk sırasında Güney Amerika sahilleri boyunca güneye kadar indi.Σε αυτό το ταξίδι έπλευσε νότια κατά μήκος της ακτής της Νότιας Αμερικής.
Bulgaristan'a yolculuk iki hafta sürdü.Η περιοδεία της Αιγύπτου διήρκεσε δύο εβδομάδες.
Yolculuk sırasında Frank ile Valentina birbirlerine aşık olurlar.Κατά τη διάρκεια του ταξιδιού η Ελίζαμπεθ κι ο Άλαν ερωτεύονται.
Her hafta onlarca mülteci, bu yolculuk esnasında hayatını kaybetmektedir.Έξι πόνι έχασαν τη ζωή τους κατά τη διάρκεια αυτού του ταξιδιού.
1497 - Amerigo Vespucci, Yeni Dünya'ya doğru yapacağı ilk yolculuk için İspanya'nın Cádiz kentinden ayrıldı.1497 - Ο Αμέριγκο Βεσπούτσι αναχωρεί από το Κάδιθ για το πρώτο του ταξίδι στον Νέο Κόσμο.
"Foton yolculuk zamanı" 10.000 ilâ 170.000 yıl kadar sürer.Οι εκτιμήσεις της διάρκειας του ταξιδιού του φωτονίου κυμαίνονται μεταξύ 10.000 και 170.000 ετών.
Dede paradoksu, zamanda yolculuk ile ilgili bir paradokstur.Χρονικό παράδοξο είναι μια θεωρητική παράδοξη κατάσταση που συμβαίνει λόγω του ταξιδιού στο χρόνο.
Yolculuk toplam 2 saat 40 dakika sürmüştür.Συνολικά η πτήση διάρκεσε 26 ώρες και 2 λεπτά.
Bu yolculuk sırasında Gordon birçok engelle karşılaşır.Ως κυβερνήτης, ο Γκόρντον αντιμετώπισε πολλές προκλήσεις.
Yolculuk süresi 1,5 saattir.Η πεζοπορία διαρκεί περίπου 1,5 ώρα.
Bu yüzden halkı onu bulamadı ve Olwe önderliğinde batıya doğru yolculuklarına devam ettiler.Δεν μπόρεσαν να καταλάβουν την πόλη και έτσι αναγκάστηκαν να συνεχίσουν το ταξίδι τους.
Yolculuk sırasında Jack kaçmayı başarır.Ο Τζακ καταφέρνει να μπει μέσα στο βαγόνι την τελευταία στιγμή.
Bu yolculuk sırasında ikisi de hasta düşmüştür.Under rejsen blev de begge syge.
"Zaman ve Mekânda Yolculuk".Den er en rejse i tid og rum.
Böyle bir yolculuk genelde üç ila dört gün sürer.Sådan en rejse tager normalt 3-4 dage.
Japonlar, İç deniz'den Hawaii'ye yolculuklarında fark edilmeden gelmeleri açısından çok şanslıydılar.Japan havde været heldige i at nå frem fra Japan til Hawaii uopdaget.
Şimdi hepsini yeni bir yolculuk bekliyor.Han begik sig nu på en ny rejse.
"Foton yolculuk zamanı" 10.000 ilâ 170.000 yıl kadar sürer.Estimater for "foton rejsetiden" går fra op til 50 millioner år helt ned til 17.000 år.
Bilinmeyen diyarlara yolculuklar yapmıştır.En guide til rejse i ukendt land.
Yolculuk toplam 2 saat 40 dakika sürmüştür.Rejsetiden er 2 timer og 40 minutter.
Bunlardan pek çoğu yolculuk sırasında öldü.De fleste døde på vejen.
Birlikte yolculuk yapmalarına karşılık ona para teklif eder.Vi giver dem oven i købet et pengebeløb for at rejse, hvis de samarbejder.
Bulgaristan'a yolculuk iki hafta sürdü.I Polen førte han i to dage.
Uzun ve zorlu yolculuk sırasında sayısız sorun yaşanacak ve mürettebatın morali kötüye gitti.Rejsen var lang og udmarvende og tærede hårdt på besætningernes moral.
Bir Zaman Döndürücü, zamanda yolculuk için kullanılır.En Tidsvender gør det muligt at rejse i tiden.
Aslında yolculuk ve aradıkları ev bir simgedir, asıl aradıkları sevgidir.Bygderne Bøur og Gásadalur, har beholdt deres oprindelige udseende og er et yndet udflugtsmål.
Dede paradoksu, zamanda yolculuk ile ilgili bir paradokstur.Krokodilleparadokset er et determinismeparadoks fra oldtiden.
Denizciler güvenli bir yolculuk için ona yakarırdı.Besætningen var reduceret til det minimale for sikker sejlads.
O yolculuk 2001 yılında başladı.Festivalen blev startet i 2001.
Oradan da kuzey İtalya'ya yolculuklar yaptı.Derfra gik rejsen til Italien.
Bu geçiş kartı 18 günlük gidiş dönüş yolculuk üzerine fiyatlandırılmıştır.I den oprindelige køreplan var der afsat 18 minutter til turen.
Kullanıcılar, yolculuk sırasında eczacılardan sağladıkları yakıtı kendileri taşımaktaydı.Medicin var også tilgængelig i kraft af omrejsende apoteker.
Bu yolculuk hemen hemen dört yıl kadar devam etmiştir.Togtransporten fortsatte i næsten 40 år.
Yolculuk öncesi günlerde, Hazel plevral efüzyondan muzdarip olur ve yoğun bakım ünitesine sevk edilir.Inde i hulen bliver Adela Quested bange og gribes af panik.
Doktor, nadiren yalnız ve genelde bir veya daha fazla yol arkadaşıyla yolculuk yapmaktadır.Doktoren rejser sjældent alene og medbringer ofte en eller flere ledsagere for at dele disse eventyr.
Uzun yolculuk bu hastalık için uygun değildir.Det er en rejse, som handler om at komme væk fra sygdommen.
Uzun yolculuk yapanlar, çiftliklerde çalışanlar, avcılar ve askerler dolak kullanırlardı.Andre missionærer, handelsmænd, jægere og landbrugere fulgte snart efter.
Yolculukta Gregor'a yardım edecektir.Han assisterer Sheyenne på hans rejse.
Son Durak'tan kaçmayı başaran grup, ormanda yolculuklarına devam etmektedir.Gruppen tvinges nu til at flygte til fods tilbage gennem skoven.
İyi yolculuklar.«En vellykket reise.
Yolculuk devam etti.Så gikk turen videre.
Hikâye New York'tan Buenos Aires'e yolculuk yapan bir deniz vapurunda yaşanır.Rammefortellingen er lagt til en passasjerdamper på vei fra New York til Buenos Aires.
Yolculuk ne kadar sürüyor?Hvor mye tid skal brukes?
Tarihte Yolculuk - Edirne Yahudileri.Jødenes vei gjennom historien.
Uzun bir yolculuk oldu.Reisen ble lang.