Ana içeriğe geç
Sözlük

yolculuk ile cümle

yolculuk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Doktorlar nihayet yolculuk için ikna olur.Uiteindelijk lukt het hen om hem te overtuigen voor een behandeling.
Uzun bir yolculuk oldu.Het was een zware reis.
Bu kuşlar çiftler halinde yolculuk yapar.Deze vogels leven als paartjes bij elkaar.
Batı'ya Yolculuk hakkında geniş kapsamlı ve ayrıntılı bilgi sunan bir internet sayfası.Journey to the West – Gedetailleerde website met informatie over De reis naar het westen.
Yolculuk ve arayış bitmişti.De start en finish waren in Ieper.
Bu yolculuk sayesinde, uluslararası bir saat sisteminin gerekliliği ortaya çıktı.Deze voorslag diende om de uurslag van het uurwerk te verwittigen.
Bu durum, Dünya-ötesi bir gezegene yolculukta tersine işler.Het plan is dat te doen op een andere planeet.
Silver ile beraber zamanda yolculuk yaparlar.Samen reizen ze richting het stadje Silverado.
Sezon, Ted ve Lily'nin Farhampton'a olan yolculuklarıyla başlar.De aflevering eindigt met de initiële ontmoeting tussen Ted en Tracy op het station van Farhampton.
Mart 2009 yılında Soyuz TMA-14 uzay gemisi ile Uluslararası Uzay İstasyonu'na ikinci bir yolculuk yaptı.In maart 2009 maakte hij een tweede reis naar het Internationale ruimtestation aan boord van Sojoez TMA-14.
Yolculuk süresi 1 saat 40 dakikadır.De overtocht duurt 1 uur en 30 minuten.
Doktor, nadiren yalnız ve genelde bir veya daha fazla yol arkadaşıyla yolculuk yapmaktadır.Vrouwelijke ontdekkingsreizigers gingen meer dan eens alleen of met een heel klein gezelschap op pad.
Kartal şamana kendinden geçerek yaptığı yolculukta eşlik eder.De vlieg vergezelt Mider waar hij gaat.
Yolculuk; yerel, bölgesel, ulusal ya da uluslararası çapta gerçekleşebilir.Een symposium kan verder lokaal, regionaal, nationaal of internationaal georiënteerd zijn.
Çünkü; bir zamanlar yolculuk yapan bu ikili, birbirlerine düşman olmuştu.Het bestond toen uit twee redoutes die door een gang met elkaar in verbinding stonden.
Bununla beraber bu yolculuk gayet güç olmuştur.Voordeel hiervan was een (voor die tijd) zeer comfortabele loop.
Hatta bu yolculuk sırasında da ilginç bir olay yaşanmıştır.Tijdens dit bezoek kwam het tot een merkwaardig incident.
28 Nisan 1947'de başlayan yolculuk 7 Ağustos 1947'de sona ermişti.De reis begon op 28 april 1947.
Bu yolculuk sırasında Gordon birçok engelle karşılaşır.Naast deze tocht ondernam Gordon in deze periode nog een lange reis.
Yolculukta başlarına bazı olaylar gelir.Tijdens de reis ontstaan er moeilijkheden.
Yolculuk iki buçuk saat sürmektedir.De wandeling duurt dan circa twee en een half uur.
Uzun ve çok zor bir yolculuktan sonra Ayet’in güçlü ve zengin krallığına varırlar.Via een brede gemakkelijke weg ga je naar de hel en via een smalle en moeilijke weg ga je naar de hemel.
1923'te Fransız Komünist Partisi'ne katıldı ve sonra Sovyetler Birliği'ne tekrar yolculuk yaptı.In 1923 werd hij lid van de Franse communistische partij en maakte een reis naar Rusland.
Mahalle, barındırdığı Arap ve Romalı unsurlar nedeniyle geçmişte yolculuk hissi uyandırır.Het gebied wordt in het zuiden begrensd door de oude Gallische en Romeinse weg de Vecquée.
Yolculuk, giden kişinin yolculuğa başlamak için ayrıldığı noktaya geri dönmesiyle biter.Vandaar kan men terugvaren naar het vertrekpunt.
O yolculuk 2001 yılında başladı.Dit traject werd in 2001 geopend.
Tek bir fotonun aynı zamanda iki rotada yolculuk yapması uygun değildir.Ook werd er beslist om maar met twee treinen tegelijk te rijden.
Yolculuk bir şehirlerarası otobüsten farksızdır.De bus is minder breed dan een normale stadsbus.
Bu uzun bir yolculuk oldu ve bazı kısımları zordu.De tocht was lang en men stond bloot aan diverse ontberingen.
Yolculuk başlamıştır.De overtocht kon beginnen.
Bu yüzden halkı onu bulamadı ve Olwe önderliğinde batıya doğru yolculuklarına devam ettiler.Er waren echter geen beenderen meer te vinden omdat die in het geheim al naar het westen waren gebracht.
Bu put zamanda yolculuk yapmayı sağlıyordur.Hiermee zal ze door de tijd reizen.
Amy hâlâ üzgün olmasına rağmen Doktor'un uzay ve zamanda yolculuk yapma teklifini kabul eder.Wat het ergste is: ze dreigen hem nu ook een bezoekje te brengen in de ruimte.
Laimingo kelio! : İyi yolculuklar!Exit (uit) Succes!
"Sonsuzluğa Yolculuk".Tijd voor de eeuwigheid.
Böyle bir yolculuk genelde üç ila dört gün sürer.Deze fase duurt meestal 3 tot 14 dagen.
İronik olarak, ABD’ye tedavi için yaptığı yolculukta, CİA tarafından yardım edildi.Wanneer bij haar tuberculose wordt vastgesteld, reist ze naar de Verenigde Staten voor een behandeling.
Karşılaştırıldığında sonbahar yolculuklarının yaklaşık 26 günde tamamlandığı görülür.Dla porównania jesienną wędrówkę odbywają w około 26 dni.
28 Nisan 1947'de başlayan yolculuk 7 Ağustos 1947'de sona ermişti.Podróż rozpoczęli 28 kwietnia 1947, a zakończyli 7 sierpnia 1947.
Yolculuk başlamıştır.Podróż trwa.
Bu yolculuk sırasında ikisi de hasta düşmüştür.Obaj podróżnicy byli w tym czasie obłożnie chorzy.
"Foton yolculuk zamanı" 10.000 ilâ 170.000 yıl kadar sürer.Oszacowania czasu podróży fotonów mieszczą się w zakresie od 10 000 do 170 000 lat.
Denizciler güvenli bir yolculuk için ona yakarırdı.Został wyznaczony do odprowadzenia rannych marynarzy w bezpieczne miejsce.
Bu yolculuk esnasında Mustaine, 1988 tarihli Megadeth albümü So Far, So Good...W lutym 1988 roku Megadeth rozpoczął światowe tournée promujące So Far, So Good...
Senegal'e yolculuk etti.Potem wyemigrował do Senegalu.
Oradan da kuzey İtalya'ya yolculuklar yaptı.Odbył wiele podróży do północnych Włoch.
Bu yolculuk James Cook'un keşif amaçlı çıktığı ilk sefer olmuştur.Chronometr został po raz pierwszy użyty w czasie drugiej podróży Jamesa Cooka.
Bill, Doktor ile yolculuk yapmayı kabul eder.Wówczas Martha zgadza się propozycję Doktora dotyczącą podróży z nim.
Klasik seride Doktor, sadece The Deadly Assassin hikâyesinde yalnız yolculuk yaptı.Jedyną historią z klasycznych odcinków serialu, w której Doktor podróżował sam, była The Deadly Assassin.
Yolculuk iki buçuk saat sürmektedir.Ich podróż trwa 13 i pół godziny.
Laimingo kelio! : İyi yolculuklar!I`ll be thinking of you. → Powodzenia na teście.
Keyifli Bir Yolculuk Kitabı - Rundherum.Wrócą pociągi Sławno – Darłowo.
Bu kuşlar çiftler halinde yolculuk yapar.Kaczki te są ostrożne, podróżują w parach.
Hobbit: Beklenmedik Yolculuk.Brian Sibley: Hobbit: Niezwykłą podróż.
Kız peşini bırakmaz ve Teresa'yla yolculuk etmek ister.Po uratowaniu postanowiła podróżować z Teresą.
"Zaman ve Mekânda Yolculuk".Podróże w czasie i przestrzeni.
Dolayısıyla ışık yılıyla ölçülen kozmik uzaklıklar yolculuklarına bir engel oluşturmaz.Ze względów bezpieczeństwa nie bierze kosmitów ze sobą.
Taze bir yolculuk.Podróż nostalgiczna.
Bu yolculuklar içinde ıssız bir adada 28 senesini son üç yılı hariç yalnız geçirir.Trafia na bezludną wyspę, gdzie, jak się okaże, spędzi następne 28 lat.
Eğer zamanda yolculuk saati mümkün hale getirirse, zamanda yolculuğun kendisi imkânsız olur.Z punktu widzenia podróżującego taka podróż byłaby natychmiastowa.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod