Ana içeriğe geç
Sözlük

yolculuk ile cümle

yolculuk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yolculukları altı ay sürdü.El viaje duró seis meses.
Yunanistan'a bir yolculuk yapar ve geri gelir.Estoy pensando en hacer un Meet & Greet para ustedes cuando vuelva.
Yolculuk; yerel, bölgesel, ulusal ya da uluslararası çapta gerçekleşebilir.Un movimiento político puede tener una dimensión local, regional, nacional, o internacional.
"Kentin Belleğine Yolculuk Sürüyor".Un paseo por la ciudad visigoda».
Yolculuklar daha hızlı gerçekleştirilmektedir.Los trazados son más rápidos.
Şarkısız yolculuk bitmez.Recopilatorio de canciones no terminadas.
Keyifli Bir Yolculuk Kitabı - Rundherum.El peregrino entretenido: viaje romancesco.
28 Nisan 1947'de başlayan yolculuk 7 Ağustos 1947'de sona ermişti.La travesía comenzó el 28 de abril de 1947.
Bu yolculuk esnasında Mustaine, 1988 tarihli Megadeth albümü So Far, So Good...En 1988 Megadeth publicó su tercer álbum de estudio: So Far, So Good...
Taze bir yolculuk.El extraño viaje.
Guevara öğrenciliği boyunca Latin Amerika'da uzun yolculuklara çıktı.Viajó intensamente por toda Latinoamérica.
Bu kuşlar çiftler halinde yolculuk yapar.Estas aves forman parejas de por vida.
1923'te Fransız Komünist Partisi'ne katıldı ve sonra Sovyetler Birliği'ne tekrar yolculuk yaptı.Se une en 1923 al Partido Comunista de Francia y se radica en la Unión Soviética.
Uzun bir yolculuk oldu.Fue un gran viaje.
Dede paradoksu, zamanda yolculuk ile ilgili bir paradokstur.Algunos filósofos encuentran equivalente esta paradoja a la paradoja del viaje en el tiempo.
1497 - Amerigo Vespucci, Yeni Dünya'ya doğru yapacağı ilk yolculuk için İspanya'nın Cádiz kentinden ayrıldı.1497: Américo Vespucio inicia su primer viaje a las Indias.
Bunun sonucunda foton tek bir yoldan yolculuk edecektir.A partir de aquí, el camino será ya uno solo.
Yıldızlar arası yolculuk, yıldızlar arasında insanlı ya da insansız yapılan seyahat.Se llama viaje interestelar a un viaje tripulado o no tripulado entre estrellas.
"Zaman ve Mekânda Yolculuk".«The Life Course in Time and Place» (en inglés).
Yolculukta Gregor'a yardım edecektir.Ayuda a Nathan en su viaje.
Hat üzerindeki yolculuk baştan sona 41 dakika sürmektedir.El tiempo estimado de viaje de terminal a terminal es de 41 minutos.
Yolculuk sırasında Kenobi, Luke’un ışın kılıcı eğitimine başlar.Cuando va advertir algo urgente a Link, la Espada Maestra empieza a brillar.
Bu uzun yolculukta bir şekilde yakıt ikmali gerekiyordu.Es útil en este caso que el coche consuma gasolina con alto octanaje durante este trayecto.
Yolculuk ne kadar sürüyor?¿Cuánto tiempo duró?
Bu bağlamda Yunanistan'ın çalkantılı yakın tarihine dramatik ve alegorik bir yolculuk yaparlar.Y lo hace de esa manera un poco dramática e idealizada propia de la escuela danubiana.
Pioneer 10 ya da Pioneer F, asteroit kuşağının dışına yolculuk yapabilmiş ilk uzay sondası.Pioneer H es una sonda espacial del programa Pioneer que no llegó a lanzarse.
Doğu Asya'ya yolculuk yaptıktan sonra tıp üzerine etüdlerini sürdürmüş ve 1830 yılında tıp doktoru olmuştur.Tras viajar al este de Asia, estudió Medicina y se graduó en 1830.
O sırada, Maggie ve Sasha Bob'a ulaşır ve grup Son Durak'a yolculuklarına devam eder.Al día siguiente, Sasha y el resto del grupo llegan a pie a Terminus.
Uzun ve çok zor bir yolculuktan sonra Ayet’in güçlü ve zengin krallığına varırlar.Después de un largo y peligroso viaje, ellos llegan a la Ciudad de los Dragones.
Şarkının klibinde Erçetin bir otobüste yolculuk etmektedir.Él hacía viajes muy discretos a su limusina.
Şimdi hepsini yeni bir yolculuk bekliyor.En la actualidad está en servicio todo su recorrido.
Gelecekte uzay teknolojisinin ilerlemesiyle bu tür yolculuklar da mümkün olabilecektir.En el futuro, la tecnología ha avanzado tanto que existen trenes espaciales.
Ne var ki bu yolculukta öldürülecekti.Murió en el curso del viaje.
Bu yolculuk boyunca, gördüğü önemli sanat eserlerini kaydettiği pek çok defter tuttu.Durante este viaje escribió recuentos detallados sobre las culturas extranjeras que visitaba.
Geri Çekil albümü bu yolculukta atılmış ilk adımdı.Lari la live! es el primer álbum en vivo de Dorso.
Bunlardan pek çoğu yolculuk sırasında öldü.Muchos fueron muriendo a lo largo del camino.
Mukim olmak, yolculukta olmamak.Cómo viajar sin ver.
Yolculuk sırasında Jack kaçmayı başarır.Eventualmente, Jack logra escapar por su cuenta.
Aya yolculuk artık bir hayal değil.Un viaggio sulla luna non è più un sogno.
O, yolculuk için para biriktirdi.Ha messo da parte i soldi per il viaggio.
O tehlikeli bir yolculuktu.È stato un viaggio pericoloso.
Dede paradoksu, zamanda yolculuk ile ilgili bir paradokstur.Il paradosso del nonno è un celebre paradosso sul viaggio nel tempo.
Yolculuk; yerel, bölgesel, ulusal ya da uluslararası çapta gerçekleşebilir.Il viaggio può essere locale, regionale, nazionale o internazionale.
İyi yolculuklar.Faccia buon viaggio!
Bu durum, Dünya-ötesi bir gezegene yolculukta tersine işler.Questo è vero se si parla di un viaggio via terra.
Yolculuk devam etti.Il viaggio continua.
Yolculuk sırasında Midilli birçok mayına çarparak battı, Yavuz da üç mayına çarpmıştı.Mentre procedeva la Midilli urtò alcune mine ed affondò; anche la Yavuz urtò tre mine.
Ne var ki bu yolculukta öldürülecekti.Rimane uccisa durante il viaggio.
Bu hitapla başarıya ulaşır ve seçilen kişi olur (Journey to The Heaviside Layer- Heaviside Layera yolculuk).Scegli che cosa amare... e il resto verrà (sant'Agostino).
Bu yolculuk sırasında Gordon birçok engelle karşılaşır.Nel raggiungerli, Gordon affronta numerose avventure.
Belki dalgındır, ya da helâdadır, belki de yolculuk yapıyor!Forse è morto o forse sta viaggiando nel tempo.
Denizciler güvenli bir yolculuk için ona yakarırdı.I naufraghi ne dovevano prendere una per ogni tratta.
1497 - Amerigo Vespucci, Yeni Dünya'ya doğru yapacağı ilk yolculuk için İspanya'nın Cádiz kentinden ayrıldı.Nel 1497 Amerigo Vespucci lascia Cadice per il suo primo viaggio nel Nuovo Mondo.
Bu nedenle yolculuk 2000 yıl sürdü ve vardıklarında çok geç kalmışlar, Saylon savaşı başlamıştı.Dopo 2000 anni di viaggio il loro arrivo avvenne troppo tardi, la ribellione era già cominciata.
Birlikte yolculuk yapmalarına karşılık ona para teklif eder.Lei si impegna a trovarli in cambio di informazioni sul treno.
Ancak bu, fazlasıyla zor bir yolculuktu.Il nostro viaggio fu piuttosto scomodo.
Uzun bir yolculuk oldu.Il mio lungo viaggio.
İstanbul (Pendik)-Ankara arası yolculuk süresi ise 4 saat 5 dakikadır.Il tempo di percorrenza fra Tokyo e Hakodate è di 4 ore e 15 minuti.
Bu yolculuk esnasında Mustaine, 1988 tarihli Megadeth albümü So Far, So Good...Nel 1988 i Megadeth pubblicarono il terzo album So Far, So Good...
Doktorlar nihayet yolculuk için ikna olur.Finalmente possono fare il trapianto.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod