Rio'da bir yüksek sahil bisiklet yolu çöktü.An elevated seaside bike path collapsed in Rio.
Rio'da bir yüksek bisiklet yolu çöktüğünde iki kişi öldü.Two persons were killed when an elevated bike path collapsed in Rio.
Dünyada mutluluğu artırmanın tek yolu onu bölüşmektir.The only way to increase happiness in the world is to divide it up.
İyilik bu gezegene barış getirmenin tek yoludur.Kindness is the only way to bring peace to this planet.
Binlerce insan yollarda hayatını kaybediyor.Thousands of people are killed on the roads.
Yol tamir ediliyor.The road is being repaired.
Yol tıkalı.The road is blocked.
Yol engellerle dolu idi.The road was full of obstacles.
Bunu yaptırabileceğimiz bir yol yok.There's no way we can get this done.
Herkes kendi yolunda özel ve benzersizdir.Everyone is special and unique in their own way.
Mary yakında yola çıkacağını söyledi.Mary said that she would depart soon.
Yakında yola çıkacağım.I will depart soon.
Yoldaki yaşlı adama para verdim.I gave money to the old man in the road.
Tom'un kazanmasının yolu yok.There's no way Tom'll win.
Tom ve Mary'nin işleri yolunda.Tom and Mary are doing well.
Mary yolu geçerken çok dikkatli olmalıdır.Mary should be very careful while crossing the road.
Şiddetli bir savaş İsveç için tarihi bir zafere yol açtı.A fierce battle led to an historical victory for Sweden.
Gelecek pazartesiye kadar bunu yaptırabilmemizin hiçbir yolu yok.There's no way we can get this done by next Monday.
Tom'un Boston'a bir yolculuğa ihtiyacı var.Tom needs a ride to Boston.
Tom bunu yapmak için başka bir yol önerdi.Tom has suggested another way to do this.
Tom yola para ile çıktı.Tom took off with the money.
Tom bisikletiyle yola çıktı.Tom took off on his bicycle.
Onlar yolculuk sırasında uzlaşmak zorunda kaldı.They had to compromise during the trip.
O, kalabalığın arasından ite kaka yol açtı.She elbowed her way through the crowd.
Bununla ilgili bir şeyler yolunda değil.Something isn't right with this.
Yolculuk için eşyalarımı toplamak zorundayım.I've got to pack for the trip.
Neyse ki, tüm yolcular emniyet kemerlerini takıyordu.Luckily, all the passengers were wearing their seatbelts.
Yolcuların çoğu can yelekleri giymiyordu.Most of the passengers weren't wearing life jackets.
Sadece yol tıkalı olduğu için paydos etme.Don't call it a day just because the road's blocked.
Sen ne zaman Paris için yola çıkacaksın?When will you depart for Paris?
O ne zaman Londra için yola çıkacak?When will he depart for London?
Onlar ne zaman Boston için yola çıkacak?When will they depart for Boston?
Sen ne zaman Moskova için yola çıkacaksın?When will you depart for Moscow?
Onlar ne zaman Viyana için yola çıkacaklar?When will they depart for Vienna?
Ne zaman Berlin için yola çıkacaksın?When will you depart for Berlin?
Yolun sadece bir kısmı kapalıydı.Only part of the road was closed.
Bu yol tehlikelidir.This path is dangerous.
Tom'un artık işleri yolunda.Tom is doing well now.
Yol tehlikeli.The road is dangerous.
Tam liseye giden yol üzerinde bu tür bir yer olduğunu bilmiyordum.I didn't know that there was this sort of place just on the route to the high school.
Ne zaman New York için yola çıkacaksın?When will you leave for New York?
Ne zaman Tokyo için yola çıkacaksın?When will you leave for Tokyo?
Bizim yolların ve köprülerin büyük miktarda tamire ihtiyacı var.Our roads and our bridges need massive amounts of repair.
O, Atina için ne zaman yola çıkacak?When will she leave for Athens?
O, Pekin için ne zaman yola çıkacak?When will he leave for Beijing?
Roma için ne zaman yola çıkacaksın?When will you leave for Rome?
Bunu yapmanın birden fazla yolu var.There's more than one way to do it.
Bu akşam yola çıkıyorum.I'm departing this evening.
Hâlâ gitmek için uzun bir yolumuz var.We still have a long way to go.
O bunları söyledikten sonra yola çıktı.After she said these things, she departed.
Keşke bunu tamir etmek için kolay bir yol olsa.I wish there was an easy way to fix this.
Kontrolsüz bir yaşam sefalete yol açar.An uncontrolled life leads to misery.
Sana PayPal üzerinden ödeme yolluyorum.I'm sending you the payment through PayPal.
Bunu yapmanın birçok farklı yolu var.There are many different ways of doing this.
Bunu yapmak için bir yol bulalım.Let's find a way to do that.
Bunu yapmak için daha iyi bir yol bulalım.Let's figure out a better way to do this.
Tom'un yolunu kapatmayalım ve yapılması gereken şeyi yapmasına izin verelim.Let's get out of Tom's way and let him do what needs to be done.
Bunun gelecekte tekrar olmasını engelleyebileceğimiz yollar hakkında konuşalım.Let's talk about ways that we might prevent this from happening again in the future.
İnsan hayatı bir yolculuktur.The human life is a journey.
O, otele giden yolu bulmada sıkıntı çekti.He had trouble finding his way to the hotel.