Bunlar sindirimine yardımcı olabilir, çünkü böcek onlardan yoksun bırakılırsa ölecektir.Ha a hártyát a beteg képtelen felköhögni, a légutakat elzárva halált okozhat.
Tüm mülklerinden yoksun bırakıldılar ve 16 Nisan'dan itibaren gettolara ve toplama kamplarına kilitlendiler.Megfosztották őket minden vagyonuktól, majd április 16-ától gettókba, gyűjtőtáborokba zárták őket.
Ayırt etme gücünden yoksundur.Erona vakauttimen puuttuminen.
AOL'in TV Squad yazarı Anna Johns, Ana Lucia'yı "kırıcı ve sağduyu veya nezaketten yoksun" olarak tanımladı.Anna Johns AOL:n TV Squadista tunsi Ana Lucian olevan ”hankala ja omaavan huonon arvostelukyvyn”.
Rumluk ırki birlikten yoksundur.Puuttuu pesivänä ulkosaaristosta.
Milletlerarası toplumda devletteki gibi merkezîleşme yoktur, teşkilâttan yoksun bir yapı sergiler.Kylätoiminnalla kylien kansalaistoiminnan muotona ei ole laajaa kansainvälistä keskusjärjestöä.
Hedefe ulaşıldığında V-1'in motoru kapatılıyor, uçan bomba motor gücünden yoksun kalınca düşüyordu.Tällöin V1:n suunnin sekosi ja pommi putosi kaukana maalistaan.
Tom'un diyeti proteinden yoksun.Tomin ruokavaliosta puuttuu proteiineja.
Hinokitiol yapısal olarak izopropil ornatıkından yoksun tropolon ile ilişkilidir.Hitokitioli on rakenteeltaan sukua tropolonille, mistä uupuu isopropyylisubstituentti.
Stark’ın deneysel zırhı California’ya dönmek için gerekli güçten yoksundur ve dünya onun öldüğüne inanır.Η στολή του Σταρκ δεν έχει αρκετή δύναμη για να επιστρέψει στην Καλιφόρνια και ο κόσμος τον θεωρεί νεκρό.
Vicdan ve merhamet duygularından yoksundur.Δεν του λείπουν όμως και τα αισθήματα, και η συμπόνοια.
Okumak istiyordu ama ailesi onun eğitimi için para ayırabilecek mali güçten yoksundu.Η οικογένειά του δεν είχε τους απαραίτητους οικονομικούς πόρους για τις σπουδές του.
Tundra neredeyse ağaçtan yoksundur.Είναι ένα σχεδόν χωρίς αγκάθια δέντρο.
Geliştirme popülerlikten yoksun idi ve program 1 Nisan 2000'de durduruldu.Δεν ήταν επαρκώς προετοιμασμένος και έτσι η εκδήλωση αναβλήθηκε για την 1η Δεκεμβρίου.
Akademideki hoca ona yetenek yoksunu olduğunu söyler.Hun opdager i high school, at hun har indlæringsproblemer.
Fakat bu yeni subaylar eğitim ve deneyimlerden yoksundu.De fleste var nye rekrutter uden erfaring og træning.
İtilaf Devletleri birleşik komutadan yoksundu.Men riket manglet politisk enhet.
Filonun diğer parçasının desteğinden yoksun kalan Kartaca gemileri ağır bir yenilgiye uğradılar.Uten hjelp fra resten av flåten, gikk karthagenerne på et massivt nederlag.
Eğitim-öğretim imkânlarından yoksun bırakılmak.Større sjanse for å miste studierett.
Fakat bu yeni subaylar eğitim ve deneyimlerden yoksundu.De fleste var nye rekrutter uten erfaring og trening.
Estetikten yoksun olmak.Flauhetens estetikk.
Bunların arasında "Esmé İçin - Sevgi ve Yoksunlukla" da vardı.Han hadde også formannsverv, blant annet i Tiltaknemnda og i Husbanken.
Hiç kimse bu hakkından keyfi olarak yoksun bırakılamaz.Ingen kan bebreide meg noe i så måte.
Rumluk ırki birlikten yoksundur.Øya manglet arbeidskraft.
Niçin bir günde ikinizden de yoksun kalayım?"Mengapa aku akan kehilangan kamu berdua pada satu hari juga?"
Estonya doğal kaynaklardan yoksun olan bir ülkedir.Estonia tergolong sebagai negara yang miskin sumber daya alam.
Hiç kimse bu hakkından keyfi olarak yoksun bırakılamaz.Ia tidak akan membiarkan orang benar menderita.
Estetikten yoksun olmak.Memiliki nilai estetika.
Tundra neredeyse ağaçtan yoksundur.Kayu mahang tergolong kurang awet.
Cinsel yoksunluk veya etkili kontrasepsiyon bu dönemde zorunludur.Sự kiêng cữ tình dục hoặc biện pháp tránh thai hiệu quả là bắt buộc trong thời kỳ này.
Ayrıca Sovyet topçusu, çağdaş ateş kontrol tekniklerinden yoksundu.Pháo binh Liên Xô cũng thiếu hụt những công nghệ điều khiển bắn tiên tiến..
Niçin bir günde ikinizden de yoksun kalayım?"Tại sao 2 người lại bị tấn công?
Beni 26 ay hürriyetimden yoksun bıraktılar.Ông đã thi hành mục vụ tại Kỉnh Nhượng trong khoảng thời gian dài 26 năm.
Stark’ın deneysel zırhı California’ya dönmek için gerekli güçten yoksundur ve dünya onun öldüğüne inanır.Bộ mark 42 đã hết năng lượng để có thể quay trở lại California và cả thế giới đều tin rằng ông đã chết.
Piyade desteğinden yoksun kalan tanklar, uzak mesafeden kaçan gruplara ateş açtı.Trẻ con bắn binh lính ở những khoảng cách trống rỗng.
Şarkılar genelde geleneksel anlamdaki tempo veya ritimden yoksundur ve tipik olarak çok uzundur.Các nhạc khúc thường rất dài và thường thiếu đi nhịp (rhythm) hay beat theo nghĩa thông thường.
Ay da benzer bir yapıya sahiptir, fakat demir bir çekirdekten yoksundur.Mặt trăng có cùng thành phần với lớp vỏ của Trái đất nhưng lại không có lõi giàu sắt giống như Trái đất.
Neden orduda sen yoksun?「何故あなたは軍にいないのか?
Mishin, Korolyov'un siyasi otoritesinden yoksun ve diğer baş tasarımcılarla rekabet halindeydi.ミシンはコロリョフのような政治的権力を欠いており、他の設計局の主任たちとの競争と向き合わなくてはならなかった。
Niçin bir günde ikinizden de yoksun kalayım?"それなのになぜ、彼らのうちどちらか1人が死なねばならぬのか?」。
Fransa ve Hollanda'da, veba doktorları genellikle tıp eğitiminden yoksundu ve "gözlemci" olarak atanırdı.フランスとオランダでは医学知識の乏しい者がペスト医師となることもしばしばで「実験主義者」とあだ名されるほどだった。
Çalışma hakkından yoksun bırakılmak.^ 別仕事のため欠席。
Bu arada bir kısım bitkiler çok fazla yayılma olanaklarına sahip iken, bir kısmı bundan yoksundur.また果実は数個の種子を含み、その間のくびれがあまり大きくない。
Ayırt etme gücünden yoksundur.分裂能力は持っていない。
Beni 26 ay hürriyetimden yoksun bıraktılar.25ヶ月ぶりにマイナスを脱した。
Buna rağmen ustasının diğer yaşayan varlıklar için hissettiği derin duygulardan yoksundur.入手した精霊は精霊固有の技のほか固体固有の技も持っている。
Bir önceki sürümün aksine Exchange Server 2003 anında haberleşme desteğinden yoksundur.しかし野手転向後に一軍出場は無く、2006年オフに戦力外通告を受ける。
Tanışma, (1979) Yanımda Yoksun, (1989) Peki Ben Niye Öldüm, (1994) Aradan Uzun Zaman Geçti, (2005)(日本国内版のみ) ALL I WANT (1997) GONE AWAY (1997) THE MEANING OF LIFE (1997) WHY DON'T YOU GET A JOB?
Bitki örtüsü bakımından yoksun olan bu dağ, derin vadilerle parçalanmıştır.それは恰も旭日がまず高い山の峰を照らすような者である。
Bununla ilintili, gelişmekte olan ülkeler yoksun kalmış bir şekilde dünya çapında bir eğilim izlemiştir.善良で文明的なすべてのものはこの低位の状態からゆっくりとした発展をたどって生じる。
Göldağı ormandan yoksun, ancak, yaylacılığa çok elverişlidir.白蛇(白蛇(しろへび)) 僅在番外篇《浮世繪中奇談》登場。
Ay da benzer bir yapıya sahiptir, fakat demir bir çekirdekten yoksundur.月球的構造也相似,但核心缺乏鐵質。
Beni 26 ay hürriyetimden yoksun bıraktılar.二十六年,降為縣。
Yine de, Roma ordusunun en belirgin yoksunluğu olan süvari, özellikle ağır süvari, sıkıntısı aynen kaldı.但是罗马军队最明显的缺点是他的骑兵,尤其是他的重装骑兵。
İblislerin tanrısı şeytan ise bu ayrıcalıktan yoksundu.天神不勝,乃僇辱之。
Niçin bir günde ikinizden de yoksun kalayım?"為什麼他倆偏偏要共用一個身體呢?
Estonya doğal kaynaklardan yoksun olan bir ülkedir.韩国是个能源资源贫乏的国家。
İsviçrelilerin temel sorunu tek bir komuta merkezinden yoksunluğu idi.瑞士人的一个大问题是他们没有任何统一的指挥。
Lanet (Arapça: لعنة), Tanrının sevgi ve ilgisinden yoksun olma, beddua.”及善长罢,帝欲相杨宪。
Fakat bu yeni subaylar eğitim ve deneyimlerden yoksundu.新补充的尉官缺少任职带兵的教育与训练。