Ana içeriğe geç
Sözlük

yoksun ile cümle

yoksun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dünya çapında kadınların eğitim - öğretim hakkından yoksun veya ikinci planda bırakılması.ترك النساء في جميع أنحاء العالم كخطة ثانية أو حرمانهم من حق التعليم والتعلم.
Hiç kimse bu hakkından keyfi olarak yoksun bırakılamaz.لا يمكن لأحد أن يجردك من حقوقك هذه.
Fransa ve Hollanda'da, veba doktorları genellikle tıp eğitiminden yoksundu ve "gözlemci" olarak atanırdı.غالباً ما كان أطباء الطاعون يفتقرون إلى التدريب الطبي وكان يشار إليهم في فرنسا وهولندا بلقب "المجربون".
Düzenli düşman ordularını durduracak güçten yoksun olmaları.وقف قوات العدو التقليدية المدمرة.
Neden orduda sen yoksun?"Por que não está no exército?"
Onlar tamamen içgözlem ve bilim için meraktan yoksundurlar.نشأ في صمت وانشغال بالعلم.
Mishin, Korolyov'un siyasi otoritesinden yoksun ve diğer baş tasarımcılarla rekabet halindeydi.Mishin não tinha a influência política de Korolev e ainda enfrentava competição de outros desenhistas chefes.
O posteri gösterilen gibi, onun kalkanını yok ve onun maske onun baş tarafında kanatlarını yoksundur.Assim como ele é mostrado no cartaz, ele não tem seu escudo e sua máscara não tem as asas no lado da cabeça.
Eğitim amaçlı olsa bile özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır.Toda a privação de liberdade, mesmo que tenha fins educativos, é contrária a este direito.
Şarkılar genelde geleneksel anlamdaki tempo veya ritimden yoksundur ve tipik olarak çok uzundur.As canções frequentemente não tem batida ou ritmo no sendo tradicional e são tipicamente bem longas.
Televizyon kamerasının ilk prototipleri oldukça başarısız ve hassaslıktan yoksundu.As primeiras câmeras de televisão não tinham sensibilidade.
Zira aşırılık kesinlikle yoksunluktan daha tehlikelidir.Excesso de confiança é mais perigoso do que a falta dela.
Sonrasında artık yoksunuz."Depois disso, ele não volta atrás."
Beni 26 ay hürriyetimden yoksun bıraktılar.Vocês perturbaram o meu descanso de 34 séculos.
Okumak istiyordu ama ailesi onun eğitimi için para ayırabilecek mali güçten yoksundu.Ele veio de uma família pobre, mas que soube poupar dinheiro suficiente para a sua educação.
Rumluk ırki birlikten yoksundur.Está ausente da ilha do Corvo.
Bu gazdan artık yoksun olduklarından eliptik galaksiler ise yeni yıldızlar üretemezler.As galáxias elípticas já estão desprovidas deste gás, portanto não formam novas estrelas.
Fakat bu yeni subaylar eğitim ve deneyimlerden yoksundu.Os novos recrutas não tinham a mesma qualidade ou perícia.
Birlikler, Fokas'ın yeteneklerinden yoksun olan Domestikos ton sholon Leo Katakalon'un emrine verildi.As tropas foram comandadas pelo doméstico das escolas Leão Catacalo, que carecia da habilidade de Focas.
Saldırı öncesi, birkaç aydır kasaba elektrik ve gazdan yoksundu.Uma semana depois da passagem do furacão Dean ainda estavam sem telefone e eletricidade.
İnsanlarda büyü gücü ve büyü gücünden yoksunluk, doğuştan gelen bir özelliktir ve kalıtım yoluyla aktarılır.Nos seres humanos, a magia ou a falta dela é um atributo inato.
Saldırı öncesi, birkaç aydır kasaba elektrik ve gazdan yoksundu.Voor de aanval had de plaats reeds een aantal maanden geen gas en elektriciteit meer.
Niçin bir günde ikinizden de yoksun kalayım?"En waarom verdwijnen er twee mensen?
Amélie’nin festivaldeki yoksunluğu, filmi oldukça beğenen medya ve izleyiciler tarafından tepki topladı.De afwezigheid van Amélie veroorzaakte een controverse door het enthousiaste filmpubliek en de media.
Düzenli düşman ordularını durduracak güçten yoksun olmaları.Dit om vijandelijke legers tegen te houden.
Tundra neredeyse ağaçtan yoksundur.De appel valt niet ver van de boom.
Böylece, doğal dayanağından yoksun buz daha kolay kırılır.Men moet dus wachten tot het ijs op natuurlijke wijze is aangegroeid.
Hinokitiol yapısal olarak izopropil ornatıkından yoksun tropolon ile ilişkilidir.Hinokitiol is structureel verwant aan tropolone, die het isopropyl-substituent mist.
Göldağı ormandan yoksun, ancak, yaylacılığa çok elverişlidir.Od kory pnia różnią się (najczęściej) ciemniejszym zabarwieniem.
Savaş gözyaşından yoksundur.Nie pora na łzy.
Beni 26 ay hürriyetimden yoksun bıraktılar.Przez dwadzieścia sześć lat utrzymywali się z jałmużny.
İtilaf Devletleri birleşik komutadan yoksundu.Kraje ONZ interweniowały bez jednolitego dowództwa.
Bu gazdan artık yoksun olduklarından eliptik gökadalar ise yeni yıldızlar üretemezler.A gdy tak stała i niczego więcej nie miała, z nieba zaczęły spadać gwiazdy.
Tanımsız veya Tanımlanmamış şu anlamlara geliyor olabilir; Bir tanımdan yoksun olan.O to może zapytać tylko ktoś zupełnie bez pojęcia, lub ktoś złośliwy!
Dava hukuki temelden yoksundur 5 ıv.Struktura sądownictwa jest pięciostopniowa.
Bitki örtüsü yönünden Çayırhan ormandan yoksundur.W leśnictwie dziupla jest wadą drewna.
Uzun süreli kullanımlardan sonra ilacın aniden kesilmesi yoksunluk sendromuna neden olur.Doprowadza to po pewnym czasie do niewydolności oddychania.
Buna rağmen ustasının diğer yaşayan varlıklar için hissettiği derin duygulardan yoksundur.Czy mogłoby Mu brakować cech, których wymaga od swych stworzeń?
Bitki örtüsü bakımından yoksun olan bu dağ, derin vadilerle parçalanmıştır.Qimmat Mayrkah Kūzah (kurdiska: Luktey Mêrge Kuje, لوتكەى مێرگە كوژە) är en bergstopp i Iran.
Niçin bir günde ikinizden de yoksun kalayım?"Varför ska hon jobba dubbel heltid?
Dava hukuki temelden yoksundur 5 ıv.I det uppgjorda rättsfallet Godden v.
Göldağı ormandan yoksun, ancak, yaylacılığa çok elverişlidir.Сад бароко було легко зіпсувати, покинувши лише вистрігання рослин.
Böylece mükemmellikten yoksun maddi bir dünya ortaya çıkar.Перед ним відкривається чарівний і незвіданий світ високого мистецтва.
Hiç kimse bu hakkından keyfi olarak yoksun bırakılamaz.Ніхто не має права ставити це під загрозу.
Sonrasında artık yoksunuz."Тепер вже їх не повернеш».
Tom disiplinden yoksun.Тому бракує дисципліни.
Saldırı öncesi, birkaç aydır kasaba elektrik ve gazdan yoksundu.Její obyvatelstvo žilo několik měsíců v obležení bez dodávek elektřiny a plynu a v nedostatku potravin.
Murat Dalkılıç Yoksun Sen - Feat.Řezník) Nemám Náladu (feat.
Eğitim-öğretim imkânlarından yoksun bırakılmak.Nerovné šance na vzdělání.
Bu dağlar, bitki örtüsünden yoksundur.Svahy hory jsou porosté bujnou vegetací.
Fakat bu yeni subaylar eğitim ve deneyimlerden yoksundu.Takoví vojáci samozřejmě postrádali veškerý výcvik.
Şarkılar genelde geleneksel anlamdaki tempo veya ritimden yoksundur ve tipik olarak çok uzundur.Cântecele de multe ori duc lipsă de beat sau ritm în sensul tradițional și sunt de obicei foarte lungi.
Niçin bir günde ikinizden de yoksun kalayım?"De ce rămâne țara ruptă în două?
Estonya doğal kaynaklardan yoksun olan bir ülkedir.Estonia este o țară dependentă de importuri de energie.
Ay da benzer bir yapıya sahiptir, fakat demir bir çekirdekten yoksundur.Luna este asemănătoare, însă posedă un nucleu de fier mult mai mic.
Estetik duygu yoksunluğu.Emoția estetică.
Adam sempati gibi insani değerleden yoksundu.Omul era lipsit de sentimente umane precum simpatia.
Hinokitiol yapısal olarak izopropil ornatıkından yoksun tropolon ile ilişkilidir.Hinokitiol-ul este înrudit structural cu tropolona, care nu are substituent izopropilic.
Meclise girmesine rağmen, yasadışı komünistler tarafından kendi yetki alanından yoksun bırakıldı.A parlamentbe ugyan bejutott, de mandátumától törvénytelenül megfosztották.
Rumluk ırki birlikten yoksundur.A Kongó-medencéből hiányzik.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod