Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.U verdrijft de weduwen uit hun huis en ontneemt de wezen elk recht dat hun door God gegeven is.
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.Vyháňate ženy môjho ľudu, každú z domu jej rozkoší; s jej malých detí beriete moju slávu na veky.
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.Žene ljudstva mojega podite iz hiš njih veselja, njih otročičem kradete moj kras za vselej.
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.Żony ludu mego wyganiacie z domu rozkoszy ich, od dziatek ich ustawicznie odejmujecie sławę moję.
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.Жените на людете Ми изтласквате от приятните им къщи; От чадата им отнемате завинаги славата Ми.
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.Жен народа Моего вы изгоняете из приятных домов их; у детей их вы навсегда отнимаете украшение Мое.
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.נשי עמי תגרשון מבית תענגיה מעל עלליה תקחו הדרי לעולם׃
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.تطردون نساء شعبي من بيت تنعّمهنّ تاخذون عن اطفالهنّ زينتي الى الابد
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.你 們 將 我 民 中 的 婦 人 、 從 安 樂 家 中 趕 出 、 又 將 我 的 榮 耀 從 他 們 的 小 孩 子 盡 行 奪 去
Halkımın kadınlarını rahat evlerinden kovar, Çocuklarını yüce huzurumdan yoksun bırakırsınız.你 們將 我 民 中 的 婦人 、 從安樂家 中 趕出 、 又 將 我 的 榮耀從 他 們 的 小孩子 盡行 奪去
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.Abychom to správně pochopili v souvislostech.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.Ca să înțelegem, trebuie cunoscut contextul.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.Cerchiamo di capire, perché ci manca un po' di contesto.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.Hãy hiểu rằng, bởi vì chúng ta không có ngữ cảnh.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.한번 이해하려고 노력해봅시다, 저흰 이 상황에 대한 정보가 부족해요.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.Na porozumenie vám však priblížim kontext.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.Razumimo, ker nam primanjkuje konteksta.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.Spróbujmy zrozumieć, bo brakuje kontekstu.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.Tentemos compreender, porque nos falta informação.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.Vamos a entender, porque carecemos de contexto.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.Versuchen wir es zu verstehen, denn wir wissen nicht alles.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.Vi behöver förstå, för vi saknar kontext.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.We moeten dit begrijpen, want we missen context.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.Για να καταλάβουμε, επειδή δεν σας εξήγησα τι συνέβη.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.Давайте в этом разберёмся подробнее.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.Давайте осягнемо все в контексті.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.Нека да го разберем, защото липсва контекста.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.בואו תבינו משהו, כי אין לכם את הרקע:
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.دعونا نفهم، لأننا نفتقر إلى السياق.
Haydi biraz anlayalım, çünkü durumun gerçekleştiği şartlardan yoksunuz.ウォール・ストリートの出来事のようだと 言われますが 全く違います
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››¡Ahora lárgate a tu lugar! Yo dije que te llenaría de honores, pero he aquí Jehovah te ha privado de honores
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››Far nu hjem så fort du kan! Jeg hadde tenkt å vise dig ære, men du ser Herren har nektet dig den.
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››Fugi acum, şi du-te acasă! Spusesem că-ţi voi da cinste, dar Domnul te -a împedecat s'o primeşti.``
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››그러므로 그대는 이제 그대의 곳으로 달려가라 내가 그대를 높여 심히 존귀케 하기로 뜻하였더니 여호와가 그대를 막아 존귀치 못하게 하셨도다
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››Mene tiehesi! Minä aioin sinua runsaasti palkita, mutta katso, Herra on sinulta palkan kieltänyt."
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››Przetoż teraz uchodź na miejsce swoje; rzekłem ci był: Zacnie cię uczczę; ale oto pozbawił cię Pan tej czci.
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››Skynd dig derhen, hvor du kom fra! Jeg lovede dig rigelig Løn, men mon har HERREN unddraget dig den!"
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››Und nun hebe dich an deinen Ort! Ich gedachte, ich wollte dich ehren; aber der HERR hat dir die Ehre verwehrt.
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››Zdaj pa se hitro poberi v svoj kraj! Mislil sem te s častmi obsipati, a glej, GOSPOD ti ni privoščil časti.
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››τωρα λοιπον φυγε εις τον τοπον σου ελεγον να σε τιμησω με τιμας αλλ' ιδου, ο Κυριος σε εστερησε της τιμης.
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››итак, беги в свое место; я хотел почтить тебя, но вот, Господь лишает тебя чести.
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››ועתה ברח לך אל מקומך אמרתי כבד אכבדך והנה מנעך יהוה מכבוד׃
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››فالآن اهرب الى مكانك. قلت اكرمك اكراما وهوذا الرب قد منعك عن الكرامه.
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››如 今 你 快 回 本 地 去 罷 . 我 想 使 你 得 大 尊 榮 、 耶 和 華 卻 阻 止 你 不 得 尊 榮
Haydi, hemen evine dön! Seni ödüllendireceğimi söylemiştim. Ama RAB seni ödül almaktan yoksun bıraktı.››如今 你 快 回 本地 去 罷 . 我 想 使 你 得 大 尊榮 、 耶和華 卻 阻止 你 不得尊榮
Hayır, sadece biraz... ....cesaretten yoksunum.Mir fehlt... nur ein wenig Mumm. Es ist bestimmt eisig.
Hayır, sadece biraz... ....cesaretten yoksunum.Nee, ik mis alleen... een beetje lef. Ik ben bang dat het koud is.
Hayır, sadece biraz... ....cesaretten yoksunum.Ne, mám jenom... ...slabý charakter.
Hayır, sadece biraz... ....cesaretten yoksunum.Nem, mind megvan. Csak attól félek, hogy nagyon hideg ez a víz.
Hayır, sadece biraz... ....cesaretten yoksunum.Όχι έχω πρόβλημα... γιατί δεν έχω κότσια.
Hayır, sadece biraz... ....cesaretten yoksunum.Не, просто ми липсва кураж. Страх ме е, че ще ми е студено.
Hayır, sadece biraz... ....cesaretten yoksunum.Нет, мне не хватает... Немного смелости, потому что я боюсь, что у меня все замерзло.
Herkesin gördüğü terbiyeden yoksunsanız, oğullar değil, yasadışı evlatlarsınız.A jeźli jesteście bez karania, którego wszyscy są uczestnikami, tedy jesteście bękartami, a nie synami.
Herkesin gördüğü terbiyeden yoksunsanız, oğullar değil, yasadışı evlatlarsınız.Ako ste pa brez strahovanja, ki so ga deležni postali vsi, torej ste nezakonski otroci in ne sinovi.
Herkesin gördüğü terbiyeden yoksunsanız, oğullar değil, yasadışı evlatlarsınız.Ale ak ste bez kázne, ktorej sa stali účastní všetci, vtedy ste cudzoložňatá a nie synovia.
Herkesin gördüğü terbiyeden yoksunsanız, oğullar değil, yasadışı evlatlarsınız.Dar dacă sînteţi scutiţi de pedeapsă, de care toţi au parte, sînteţi nişte feciori din curvie, iar nu fii.
Herkesin gördüğü terbiyeden yoksunsanız, oğullar değil, yasadışı evlatlarsınız.Ha pedig fenyítés nélkül valók vagytok, melyben mindenek részesültek, korcsok vagytok és nem fiak.
Herkesin gördüğü terbiyeden yoksunsanız, oğullar değil, yasadışı evlatlarsınız.징계는 다 받는 것이거늘 너희에게 없으면 사생자요 참 아들이 아니니라
Herkesin gördüğü terbiyeden yoksunsanız, oğullar değil, yasadışı evlatlarsınız.Mas, se estais sem disciplina, da qual todos se têm tornado participantes, sois então bastardos, e não filhos.
Herkesin gördüğü terbiyeden yoksunsanız, oğullar değil, yasadışı evlatlarsınız.Men dersom I ere uden Tugtelse, hvori alle have fået Del, da ere I jo uægte og ikke Sønner.