Bizde Oh Ha Ni burada da, sen neden yoksun diye meraklanıyorduk.Mi chiedevo come mai non ti vedevamo da queste parti, soprattutto perché c'é Oh Ha Ni qui.
Bizde Oh Ha Ni burada da, sen neden yoksun diye meraklanıyorduk. Ne.Mình đã tự hỏi sao không thấy bạn xung quanh, đặc biệt là khi có Oh Hà Ni ở đây. cái gì?
Bizde Oh Ha Ni burada da, sen neden yoksun diye meraklanıyorduk.Rozmýšľala som, prečo ťa tu nevidím, keď je tu Oh Ha Ni.
Bizde Oh Ha Ni burada da, sen neden yoksun diye meraklanıyorduk.Και αναρωτιώμουν γιατί δε σε είδαμε εδώ τριγύρω, ειδικά αφού η ο Χα Νι είναι εδώ.
Bizde Oh Ha Ni burada da, sen neden yoksun diye meraklanıyorduk.Мне уже было интересно, почему тебя не видно, особенно если Ха Ни здесь.
Bizde Oh Ha Ni burada da, sen neden yoksun diye meraklanıyorduk.Тъкмо се чудех, защо не те виждам наоколо, особено след като О Ха Ни е тук.
Bizde Oh Ha Ni burada da, sen neden yoksun diye meraklanıyorduk..תהיתי למה לא ראינו אותך בסביבה, במיוחד כי הא ני פה
Bizde Oh Ha Ni burada da, sen neden yoksun diye meraklanıyorduk.كنت أساءل لماذا لم نراك في الجوار, خصوصاً أن ها إن هنا
Bizde Oh Ha Ni burada da, sen neden yoksun diye meraklanıyorduk.何よぉ~
Biz emperyalizm, savaşlar ve yoksunluğa daha fazla maruz kalmamak için buradayız.E chegámos até aqui... não para ser submissos ao imperialismo, conflito e à privação.
Biz emperyalizm, savaşlar ve yoksunluğa daha fazla maruz kalmamak için buradayız.E siamo arrivati a questo punto per non essere sottoposti all'imperialismo, conflitti e privazione.
Biz emperyalizm, savaşlar ve yoksunluğa daha fazla maruz kalmamak için buradayız.Wir sind nicht soweit gekommen, um Opfer von Imperialismus, Konflikten und Elend zu sein.
Biz emperyalizm, savaşlar ve yoksunluğa daha fazla maruz kalmamak için buradayız.Мы прошли этот далекий путь не для того, чтобы быть заложниками империализма, конфликтов и лишений.
Biz emperyalizm, savaşlar ve yoksunluğa daha fazla maruz kalmamak için buradayız.ولم نصل إلى هذا الحد لنخضع للامبريالية والصراعات والحرمان
Biz, uzamış görsel yoksunluğa rağmen tedavinin mümkün olduğu konusunda oldukça ikna olduk.Byliśmy więc przekonani, jesteśmy przekonani, że wyzdrowienie jest możliwe pomimo pozbawienia wzroku.
Biz, uzamış görsel yoksunluğa rağmen tedavinin mümkün olduğu konusunda oldukça ikna olduk.이처럼 우리 연구진들은 시력 박탈이 오랫동안 지속된 경우에도 회복이 가능하다는 것을 확신합니다.
Biz, uzamış görsel yoksunluğa rağmen tedavinin mümkün olduğu konusunda oldukça ikna olduk.Vậy nên, chúng tôi đã và đang chắc chắn rằng việc chữa trị là khả thi, cho dù có bị mù lâu năm.
Biz, uzamış görsel yoksunluğa rağmen tedavinin mümkün olduğu konusunda oldukça ikna olduk.Ми були достатньо впевнені, ми і зараз впевнені, що відновлення можливо, незважаючи на тривалу сліпоту.
Biz, uzamış görsel yoksunluğa rağmen tedavinin mümkün olduğu konusunda oldukça ikna olduk.היינו די משוכנעים, אנו משוכנעים שההחלמה אפשרית, למרות היעדר הראיה בפרק זמן ארוך.
Biz, uzamış görsel yoksunluğa rağmen tedavinin mümkün olduğu konusunda oldukça ikna olduk.إذن فنحن مقتنعون أن الشفاء في متناول اليد, مهما طالت مدة العمى.
Biz, uzamış görsel yoksunluğa rağmen tedavinin mümkün olduğu konusunda oldukça ikna olduk.視力の回復は実行可能だと たとえ長い間視力がほとんどなかったとしてもです 当然、次にこんな疑問をもたれるでしょう
Bu adalet sisteminin cezası, insanları sistemin sunduklarından yoksun bırakmak.Die Bestrafung der Justiz besteht daraus, einem zu berauben was das System bietet.
Bu adalet sisteminin cezası, insanları sistemin sunduklarından yoksun bırakmak.Hukuman sistem peradilan ini adalah untuk mengahalangi manusia dari apa yang ditawarkan oleh sistem moneter.
Bu adalet sisteminin cezası, insanları sistemin sunduklarından yoksun bırakmak.La punition de ce système judiciaire est de priver l'homme de ce que le système offre.
Bu adalet sisteminin cezası, insanları sistemin sunduklarından yoksun bırakmak.La punizione del sistema giudiziario è privare l uomo di quello che offre il sistema.
Bu adalet sisteminin cezası, insanları sistemin sunduklarından yoksun bırakmak.物 サービス 情報などから遮断し
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.Această bine organizată absenţă a informaţiei care ne atrage.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.A megszervezett információhiány az, ami megragad minket.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.C'est cette absence bien organisée de l'information qui nous attire.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.Chính ở sự thiếu vắng của việc sắp xếp thông tin đã kéo chúng ta vào.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.Det är denna välorganiserade brist på information som är tilldragande.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.Det er dette velorganiserede fravær af information, der tiltrækker os.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.Dobře organizovaný nedostatek informací nás vtahuje do děje.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.É esta bem organizada ausência de informação que nos atrai.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.È questa assenza di informazioni ben organizzata che ci affascina.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.Es esta falta de información bien organizada lo que nos atrae.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.Es ist ein wohlbedachtes Vorenthalten von Informationen, das uns teilnehmen lässt.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.Het is dit goedgeorganiseerde gebrek aan informatie dat ons aantrekt.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.Je to dobre organizovaný nedostatok informácii, ktorý nás ťahá dnu.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.Ketidakhadiran informasi yang telah diatur dengan baik inilah yang menarik kita.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.우리를 끌어당기는 정보의 잘 짜여진 결핍 이라는 것입니다.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.To świetnie zorganizowany brak informacji przyciąga naszą uwagę.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.Είναι αυτή η καλά οργανωμένη έλλειψη πληροφορίας που μας έλκει.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.Нас очаровывает именно хорошо организованное отсутствие информации.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.Тази добре организирана липса на информация ни привлича.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.היעדר-המידע המאורגן הזה הוא שמושך אותנו.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.إن هذا الفقدان المنظم للغاية للمعلومة هو ما يجذبنا.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.人を引き込みます 人が幼児や子犬に惹かれるのには 理由があります
Bunlar bölücü, insan doğasıyla sınırlı, Kutsal Ruhtan yoksun kişilerdir.Ấy chính chúng nó là kẻ gây nên phe đảng, thuộc về tánh xác thịt, không có Ðức Thánh Linh.
Bunlar bölücü, insan doğasıyla sınırlı, Kutsal Ruhtan yoksun kişilerdir.Ấy chính chúng_nó là kẻ gây nên phe_đảng , thuộc về tánh xác_thịt , không có Ðức_Thánh_Linh .
Bunlar bölücü, insan doğasıyla sınırlı, Kutsal Ruhtan yoksun kişilerdir.ce sont ceux qui provoquent des divisions, hommes sensuels, n`ayant pas l`esprit.
Bunlar bölücü, insan doğasıyla sınırlı, Kutsal Ruhtan yoksun kişilerdir.Cić są, którzy się sami odłączają, bydlęcy, ducha Chrystusowego nie mający.
Bunlar bölücü, insan doğasıyla sınırlı, Kutsal Ruhtan yoksun kişilerdir.Det är dessa människor som vålla söndringar, dessa som äro »själiska» och icke hava ande.
Bunlar bölücü, insan doğasıyla sınırlı, Kutsal Ruhtan yoksun kişilerdir.Diese sind es, die da Trennungen machen, Fleischliche, die da keinen Geist haben.
Bunlar bölücü, insan doğasıyla sınırlı, Kutsal Ruhtan yoksun kişilerdir.Disse er de som skiller sig ut, naturlige mennesker, som ikke har ånd.
Bunlar bölücü, insan doğasıyla sınırlı, Kutsal Ruhtan yoksun kişilerdir.Disse ere de, som volde Splittelser, sjælelige, som ikke have Ånd.
Bunlar bölücü, insan doğasıyla sınırlı, Kutsal Ruhtan yoksun kişilerdir.Ei sînt aceia cari dau naştere la dezbinări, oameni supuşi poftelor firii, cari n'au Duhul.
Bunlar bölücü, insan doğasıyla sınırlı, Kutsal Ruhtan yoksun kişilerdir.ek azok, a kik különszakadnak, érzékiek, kikben nincsen [Szent ]Lélek.
Bunlar bölücü, insan doğasıyla sınırlı, Kutsal Ruhtan yoksun kişilerdir.Estes são os que causam divisões; são sensuais, e não têm o Espírito.
Bunlar bölücü, insan doğasıyla sınırlı, Kutsal Ruhtan yoksun kişilerdir.Éstos son los que causan divisiones. Son sensuales y no tienen al Espíritu