Ana içeriğe geç
Sözlük

yoksun ile cümle

yoksun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bir: Halen tedaviden yoksun olan çocuklara tıbbi bakım sağlamak.Prvič, priskrbeti pomoč otrokom, ki so trenutno prikrajšani za zdravljenje.
Bir: Halen tedaviden yoksun olan çocuklara tıbbi bakım sağlamak.První: zajistit péči dětem, kterým je v současné době odepřena léčba.
Bir: Halen tedaviden yoksun olan çocuklara tıbbi bakım sağlamak.Ten eerste: verzorging bieden aan kinderen die daar nu van verstoken blijven.
Bir: Halen tedaviden yoksun olan çocuklara tıbbi bakım sağlamak.Thứ nhất: cung cấp điều trị cho những đứa trẻ hiện nay đang bị tước quyền được chữa bệnh.
Bir: Halen tedaviden yoksun olan çocuklara tıbbi bakım sağlamak.Una: dare le curare necessarie ai bambini che attualmente ne sono privi.
Bir: Halen tedaviden yoksun olan çocuklara tıbbi bakım sağlamak.Una: prestar asistencia a los niños que actualmente están privados de tratamiento.
Bir: Halen tedaviden yoksun olan çocuklara tıbbi bakım sağlamak.Unu: să ofer tratament copiilor care în prezent nu sunt tratați.
Bir: Halen tedaviden yoksun olan çocuklara tıbbi bakım sağlamak.Первая: предоставить медицинский уход детям, которые в данный момент не обеспечены лечением.
Bir: Halen tedaviden yoksun olan çocuklara tıbbi bakım sağlamak.Перша: надати медичний догляд дітям, що в даний момент не забезпечені лікуванням.
Bir: Halen tedaviden yoksun olan çocuklara tıbbi bakım sağlamak.Първо: да се осигурят грижи на децата, които понастоящем са лишени от лечение.
Bir insanı köle yapan, onun yasanın yoksunluğu... ...içinde yoksulluğu ve savunmazlığı.Ceea ce permite ca o persoană săracă și vulnerabilă să devină sclav este absența unui stat de drept.
Bir insanı köle yapan, onun yasanın yoksunluğu... ...içinde yoksulluğu ve savunmazlığı.Ce qui permet de transformer une personne pauvre et vulnérable en esclave, c'est l'absence d'un état de droit.
Bir insanı köle yapan, onun yasanın yoksunluğu... ...içinde yoksulluğu ve savunmazlığı.Het is het ontbreken van een rechtsstaat dat een arm en kwetsbaar iemand tot slaaf maakt.
Bir insanı köle yapan, onun yasanın yoksunluğu... ...içinde yoksulluğu ve savunmazlığı.가난하고 취약한 사람이 노예가 되는 것은 바로 법치가 없기 때문입니다.
Bir insanı köle yapan, onun yasanın yoksunluğu... ...içinde yoksulluğu ve savunmazlığı.Lo que hace que una persona abandonada y vulnerable se convierta en esclavo es la ausencia de leyes.
Bir insanı köle yapan, onun yasanın yoksunluğu... ...içinde yoksulluğu ve savunmazlığı.Nędzarza w niewolnika zmienić może całkowity brak skutecznego systemu prawnego.
Bir insanı köle yapan, onun yasanın yoksunluğu... ...içinde yoksulluğu ve savunmazlığı.Thứ đã biến một con người khốn khó và dễ bị tổn thương thành nô lệ, là sự thiếu vắng luật pháp.
Bir insanı köle yapan, onun yasanın yoksunluğu... ...içinde yoksulluğu ve savunmazlığı.Онова, което превръща едно бедстващо и уязвимо лице в роб е отсъствието на законово управление.
Bir insanı köle yapan, onun yasanın yoksunluğu... ...içinde yoksulluğu ve savunmazlığı.מה שהופך אדם שהוא פגיע וחסר כול לעבד, הוא העדר שלטון החוק.
Bir insanı köle yapan, onun yasanın yoksunluğu... ...içinde yoksulluğu ve savunmazlığı.ولكن ما يدفع الشخص المعوز والغير مستقر نحو التحول إلى عبد، هو غياب القانون.
Bir insanı köle yapan, onun yasanın yoksunluğu... ...içinde yoksulluğu ve savunmazlığı.奴隷になるのは 法の支配が欠如しているからです もし 法の支配が確立していれば
Bir kişinin beraberliğinin - sadece cinsel değil, duygusal da - yoğun yoksunluğu.한 특정한 사람과 성적으로 뿐만 아니라 감성적으로 함께하고 싶은 갈망입니다.
Bir kişinin beraberliğinin - sadece cinsel değil, duygusal da - yoğun yoksunluğu.Nemcsak szexuálisan, de érzelmileg is.
Bir kişinin beraberliğinin - sadece cinsel değil, duygusal da - yoğun yoksunluğu.תשוקה חזקה להיות עם אדם מסויים, לא רק מינית אלא רגשית.
Bir kişinin beraberliğinin - sadece cinsel değil, duygusal da - yoğun yoksunluğu.رغبة ملحة لكى تكون مع شخص بعينه ، ليس فقط جنسياً ولكن عاطفياً
Bir kişinin beraberliğinin - sadece cinsel değil, duygusal da - yoğun yoksunluğu.對某一個人產生嘅強烈渴望,唔單只喺性欲上,喺感情上都係
Bir kişinin beraberliğinin - sadece cinsel değil, duygusal da - yoğun yoksunluğu.確かに好きな人とセックスするのは素晴らしいことかもしれません
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.Am zărit printre cei neîncercaţi, am văzut printre tineri pe un băiat fără minte.
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.a videl som medzi hlúpymi, rozoznal som medzi synmi mládenca bez rozumu,
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.Bèn thấy trong bọn kẻ ngu dốt, Giữa vòng người thiếu niên, có một gã trai trẻ không trí hiểu,
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.Bèn thấy trong bọn kẻ ngu_dốt , Giữa vòng người thiếu_niên , có một gã trai_trẻ không trí hiểu ,
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.då såg jag bland de fåkunniga, jag blev varse bland de unga en yngling utan förstånd.
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.ecco vidi fra gli inesperti, scorsi fra i giovani un dissennato
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.en zag, terwijl ik mijn ogen langs de onverstandigen liet gaan, een jongen die erg dom bezig was.
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.És láték a bolondok között, eszembe vevék a fiak között egy bolond ifjat,
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.I widziałem między prostakami, obaczyłem między synami młodzieńca głupiego,
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.ja minä näin yksinkertaisten joukossa, havaitsin poikain seassa nuorukaisen, joka oli mieltä vailla.
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.J`aperçus parmi les stupides, Je remarquai parmi les jeunes gens un garçon dépourvu de sens.
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme."어리석은자 중에, 소년 중에 한 지혜 없는 자를 보았노라"
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.Lalu kulihat banyak pemuda yang masih hijau; tetapi khusus kuperhatikan seorang yang bodoh di antaranya
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.og blandt de tankeløse så jeg en Yngling, en uden Vid blev jeg var blandt de unge;
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.og da så jeg blandt de uerfarne, jeg blev var blandt de unge en uforstandig gutt,
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.sem videl med abotnimi, zazrl med sinovi brezumnega mladeniča,
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.und sah unter den Unverständigen und ward gewahr unter den Kindern eines törichten Jünglings,
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.Viděl jsem mezi hloupými, spatřil jsem mezi mládeží mládence bláznivého.
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.vi entre los ingenuos y observé entre los jóvenes a uno falto de entendimiento
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.vi entre os simples, divisei entre os jovens, um mancebo falto de juízo,
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.και ειδον μεταξυ των αφρονων, παρετηρησα μεταξυ των νεανισκων, νεον ενδεη φρενων
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.Видях между безумните, Съгледах между младежите, Един млад, безумен човек.
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.и увидел среди неопытных, заметил между молодыми людьми неразумного юношу,
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.וארא בפתאים אבינה בבנים נער חסר לב׃
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.فرايت بين الجهال لاحظت بين البنين غلاما عديم الفهم
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.見 愚 蒙 人 內 、 少 年 人 中 、 分 明 有 一 個 無 知 的 少 年 人
Bir sürü toy gencin arasında, Sağduyudan yoksun bir delikanlı çarptı gözüme.見 愚蒙 人 內 、 少年人 中 、 分明 有 一 個 無知 的 少年人
Bizde Oh Ha Ni burada da, sen neden yoksun diye meraklanıyorduk.Aku bertanya-tanya kenapa jarang ngelihat kamu, padahal Ha Ni selalu ada di sini.
Bizde Oh Ha Ni burada da, sen neden yoksun diye meraklanıyorduk.Chiar ma intrebam de ce nu te-am vazut prin preajma mai ales ca Oh Ha Ni era aici.
Bizde Oh Ha Ni burada da, sen neden yoksun diye meraklanıyorduk.Ich wundere mich, warum wir dich nicht gesehen haben, seitdem Oh Ha No hier ist.
Bizde Oh Ha Ni burada da, sen neden yoksun diye meraklanıyorduk.Ik vroeg me al af waarom we je hier niet zien, vooral sinds Oh Ha Ni hier is.
Bizde Oh Ha Ni burada da, sen neden yoksun diye meraklanıyorduk.Jag undrade varför vi inte såg dig runt omkring, specielt när Oh Ha Ni är här.
Bizde Oh Ha Ni burada da, sen neden yoksun diye meraklanıyorduk.Je commençais à me demander pourquoi tu n'étais pas dans le coin vu que Oh Ha Ni est là.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod