Akılsız biri bilgelik satın almak için niye para harcasın? Zaten sağduyudan yoksun!Vartill gagna väl penningar i dårens hand? Han kunde köpa sig vishet, men han saknar förstånd.
Akılsız biri bilgelik satın almak için niye para harcasın? Zaten sağduyudan yoksun!Was soll dem Narren Geld in der Hand, Weisheit zu kaufen, so er doch ein Narr ist?
Akılsız biri bilgelik satın almak için niye para harcasın? Zaten sağduyudan yoksun!Τι χρησιμευουσι τα χρηματα εις την χειρα του αφρονος, δια να αγοραση σοφιαν, αφου δεν εχει γνωσιν;
Akılsız biri bilgelik satın almak için niye para harcasın? Zaten sağduyudan yoksun!К чему сокровище в руках глупца? Для приобретения мудрости у него нет разума.
Akılsız biri bilgelik satın almak için niye para harcasın? Zaten sağduyudan yoksun!Що ползват парите в ръката на безумния, за да купи мъдрост, Като няма ум?
Akılsız biri bilgelik satın almak için niye para harcasın? Zaten sağduyudan yoksun!למה זה מחיר ביד כסיל לקנות חכמה ולב אין׃
Akılsız biri bilgelik satın almak için niye para harcasın? Zaten sağduyudan yoksun!لماذا في يد الجاهل ثمن. ألاقتناء الحكمة وليس له فهم.
Akılsız biri bilgelik satın almak için niye para harcasın? Zaten sağduyudan yoksun!愚 昧 人 既 無 聰 明 、 為 何 手 拿 價 銀 買 智 慧 呢
Akılsız biri bilgelik satın almak için niye para harcasın? Zaten sağduyudan yoksun!愚昧 人 既 無聰明 、 為何 手拿價銀 買 智慧 呢
Ama aşkın ana özelliği, yoksunluk çekmek:하지만, 로맨틱 사랑의 주 특징은 갈망입니다:
Ama aşkın ana özelliği, yoksunluk çekmek:Mégis, a szerelem legfőbb jellemzője a vágyakozás: erős vágy, hogy a bizonyos személlyel legyünk.
Ama aşkın ana özelliği, yoksunluk çekmek:אבל המאפיין העיקרי של אהבה רומנטית הוא תשוקה:
Ama aşkın ana özelliği, yoksunluk çekmek:ولكن الخصائص الأساسية للحب الرومانسي تكمن فى الرغبة الملحة
Ama aşkın ana özelliği, yoksunluk çekmek:ある特定の人と一緒にいたいという強い切望なのです 決してセックスだけが目的ではなく感情的にも
Ama aşkın ana özelliği, yoksunluk çekmek:但係,浪漫愛情嘅主要特徵係渴望
-Ama... -Bedenlerimizi bu kasabayı tedavi kaynagından yoksun bırakacak kadar çok geri istemiyoruz.Emme halua ruumiitamme takaisin niin paljon- -että veisimme kaupungilta lääkärin.
-Ama... -Bedenlerimizi bu kasabayı tedavi kaynagından yoksun bırakacak kadar çok geri istemiyoruz.Ma... Non vogliamo indietro i nostri corpi al punto di privare questa città del suo sostentamento.
-Ama... -Bedenlerimizi bu kasabayı tedavi kaynagından yoksun bırakacak kadar çok geri istemiyoruz.-Mas... -Não queremos tanto recuperar o nosso corpo que privássemos esta cidade de assistência médica.
-Ama... -Bedenlerimizi bu kasabayı tedavi kaynagından yoksun bırakacak kadar çok geri istemiyoruz.- Men ... - Vi vil ikke ... Have kroppene tilbage, - - hvis vi tager det helbredende middel.
-Ama... -Bedenlerimizi bu kasabayı tedavi kaynagından yoksun bırakacak kadar çok geri istemiyoruz.-Men... -Vi vill inte... ...få tillbaka våra kroppar- -och samtidigt beröva staden dess botemedel.
-Ama... -Bedenlerimizi bu kasabayı tedavi kaynagından yoksun bırakacak kadar çok geri istemiyoruz.Nie zależy nam aż tak bardzo na odzyskaniu ciał, żeby pozbawić to miasteczko opieki medycznej.
-Ama... -Bedenlerimizi bu kasabayı tedavi kaynagından yoksun bırakacak kadar çok geri istemiyoruz.-Αλλά... -Δεν θέλουμε να πάρουμε τα σώματά μας στερώντας από την πόλη την πηγή της φροντίδας της.
-Ama... -Bedenlerimizi bu kasabayı tedavi kaynagından yoksun bırakacak kadar çok geri istemiyoruz.- Но... - Мы не так уж хотим вернуть поскорее наши тела, чтобы лишить этого городка врачебной помощи.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.Aber ihre Augen wurden gehalten, daß sie ihn nicht kannten.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.Ale ich oči boly držané, aby ho nepoznali.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.Ale oči jejich držány byly, aby ho nepoznali.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.Ale oczy ich były zatrzymane, aby go nie poznali.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.Ali njune oči so bile zadržane, da ga nista spoznala.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.Dar ochii lor erau împiedicaţi să -L cunoască.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.De az õ szemeik visszatartóztatának, hogy õt meg ne ismerjék.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.Het was Jezus Zelf! Maar zij herkenden Hem niet. Ze waren verblind.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.저희의 눈이 가리워져서 그인줄 알아보지 못하거늘
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.Ma i loro occhi erano incapaci di riconoscerlo
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.Mais leurs yeux étaient empêchés de le reconnaître.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.mas os olhos deles estavam como que fechados, de sorte que não o reconheceram.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.Men deras ögon voro tillslutna, så att de icke kände igen honom.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.men deres øine blev holdt igjen, så de ikke kjente ham.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.Men deres Øjne holdtes til, så de ikke kendte ham.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.Mereka melihat Yesus, tetapi ada sesuatu yang membuat mereka tidak mengenal Dia
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.Mutta heidän silmänsä olivat pimitetyt, niin etteivät he tunteneet häntä.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.nhưng mắt hai người ấy bị che khuất không nhìn biết Ngài được.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.nhưng mắt hai người ấy bị che_khuất không nhìn biết Ngài được .
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.Pero sus ojos estaban velados, de manera que no le reconocieron
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.αλλ' οι οφθαλμοι αυτων εκρατουντο δια να μη γνωρισωσιν αυτον.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.И като се разговаряха и разискваха, сам Исус се приближи и вървеше с тях;
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.Но глаза их были удержаны, так что они не узнали Его.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.Очі в їх були вдержані, щоб не пізнали Його.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.ועיניהם נאחזו ולא יכירהו׃
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.ولكن أمسكت اعينهما عن معرفته.
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.只 是 他 們 的 眼 睛 迷 糊 了 、 不 認 識 他
Ama onların gözleri Onu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı.只是 他 們的 眼睛 迷糊 了 、 不 認識他
Ancak biz bunu daha iyi ya da nasıl daha ilginç yapabileceğimiz konusunda hayal gücünden yoksunduk.Aber wir haben nicht viel Vorstellungsvermögen gezeigt, wie wir das gut oder interessant tun könnten.
Ancak biz bunu daha iyi ya da nasıl daha ilginç yapabileceğimiz konusunda hayal gücünden yoksunduk.Dar ne-a cam lipsit imaginatia in cum a face asta bine sau interesant.
Ancak biz bunu daha iyi ya da nasıl daha ilginç yapabileceğimiz konusunda hayal gücünden yoksunduk.De arra nem volt megfelelő elképzelés, hogy hogyan tudnánk mindezt jól vagy érdekesen tenni.
Ancak biz bunu daha iyi ya da nasıl daha ilginç yapabileceğimiz konusunda hayal gücünden yoksunduk.Jednak my mamy za płytką wyobraźnię, aby wykorzystać ten fakt w ciekawy sposób.
Ancak biz bunu daha iyi ya da nasıl daha ilginç yapabileceğimiz konusunda hayal gücünden yoksunduk.그런데, 어떻게 하면 우리가 그 일을 성공적으로, 재미있게 해낼 수 있을까 하는데 있어서는 우리 상상력이 좀 부족하지요.
Ancak biz bunu daha iyi ya da nasıl daha ilginç yapabileceğimiz konusunda hayal gücünden yoksunduk.Maar we ontbeerden de verbeeldingskracht om dit op goede of interessante wijze te doen.
Ancak biz bunu daha iyi ya da nasıl daha ilginç yapabileceğimiz konusunda hayal gücünden yoksunduk.Ma in qualche modo ci manca l'immaginazione per come poterlo fare bene e in modo interessante.
Ancak biz bunu daha iyi ya da nasıl daha ilginç yapabileceğimiz konusunda hayal gücünden yoksunduk.Mais nous avons manqué d'imagination quant à comment le faire bien ou de façon intéressante.
Ancak biz bunu daha iyi ya da nasıl daha ilginç yapabileceğimiz konusunda hayal gücünden yoksunduk.Mas parece que tivemos pouca imaginação para fazê-lo bem ou de modo interessante.