Çocukluğu yoksulluk içinde geçti.ילדותו עברה בתנאי עוני קשים.
Büyük Buhran döneminde New York'ta yoksulluk içinde büyüdü.שוורץ גדל בניו יורק בזמן השפל הגדול.
İkinci Dünya Savaşı sırasında yoksulluk içinde büyüdü, dans eğitimi aldı kariyerine modellik yaparak başladı.Израснала е по време на Втората световна война, работи като танцьор и модел.
Yoksulluk içinde yaşadı.Продължава да живее в нищета.
Büyük Buhran döneminde New York'ta yoksulluk içinde büyüdü.Израства в Ню Йорк, по време на Голямата депресия.
Yalnızca Engels tarafından kendilerine sağlanan parayla Marx ailesi büyük bir yoksulluk içinde yaşadı.Samo sa novcem koji je jedino Engels mogao zaraditi, obitelj Marx je živjela u teškom siromaštvu.
Yaşlılığı yoksulluk içinde geçti.Djetinjstvo provodi u velikom siromaštvu.
Nüfusun %15’i yoksulluk sınırının altındadır.Oko 13% populacije bilo je ispod granice siromaštva.
Yoksulluk içinde geçen çocukluğunda sık sık ailesiyle ev değiştirdi.Tijekom rane mladosti često je sa svojom obitelji mijenjao mjesto boravka.
İlk yıllarında ailecek inanılmaz bir yoksulluk içinde yaşadılar.Prvih su par godina on i njegova obitelj živjeli u krajnjem siromaštvu.
Nüfusun 2%'si ise yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır.Dio stanovništva živi ispod granice siromaštva.
Yoksullukla mücadele eden günümüz insanlarını öyküleştirdi.Píše o ľuďoch, ktorý si v čase biedy vedeli pomôcť.
Yaklaşık %4,4 aile ve %9,8 oranında nüfus yoksulluk çizgisinin altındadır.10.0 % prebivalstva in 9.6 % družin je pod pragom revščine.
Yoksulluk içinde geçen çocukluğunda sık sık ailesiyle ev değiştirdi.V otroštvu se je pogosto selila s svojo mamo.
Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır.V resnici bi morali izkoreniniti oboje, tako razkošje kot revščino.
Yoksulluk içinde yaşadı.Jis gyveno skurdžiai.
Çocukluğu yoksulluk içinde geçti.Jo vaikystė buvo skurdi.
Moskova'da bir süre büyük bir yoksulluk içinde yaşarlar.Kurį laiką gyveno Maskvoje.
Bu olay sonrasında Mesihî yoksulluk içinde yaşamaya başlar.Vėliau šio paklausai sumenkus, Kobicha nuskurdo.
Ailelerin buyuklugu nedeniyle yoksulluk icinde buyuduler.Tema õpingud möödusid raskelt perekonna vaesuse tõttu.
Yoksulluk içinde yaşadı.Nad elasid äärmises vaesuses.
Nüfusun %15’i yoksulluk sınırının altındadır.25% elanikkonnast elab alla vaesuspiiri.
Bölge halkı yoksulluk içindedir.Maaelanikud on väga alatoitunud.
Kriz yoksulluk ve işsizliği beraberinde getirmişti.Ta väljendas meeleheidet, mida temas tekitas vaesus ja ebaõiglus.
Yaklaşık %4,4 aile ve %9,8 oranında nüfus yoksulluk çizgisinin altındadır.9,20% elanikkonnast ja 4,30% perekondadest elas allpool vaesuspiiri.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.Az éhség, hideg, kimerítő munka, szegénység mind ott vannak a szálkákban.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.Foamea, munca istovitoare şi sărăcia sunt sugestionate de acele cioburi.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.Honger, kou, uitputtend werk en armoede zit er in die splinters.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.Hunger, Kälte, anstrengende Arbeit und Armut stecken auch in diesen Splittern.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.배고픔, 춥고 힘든 일과 가난도 그 파편에 들어있습니다.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.La faim, le froid, le travail épuisant et la pauvreté sont ce qu'il y a aussi dans ces éclats.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.La fame, il freddo estenuante lavoro e la povertà sono anch'essi in quelle schegge.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.Và đói, lạnh, công việc đến kiệt sức, và đói nghèo là những gì là bên trong bức tường long vữa.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.Y hambre, trabajo agotador y pobreza es lo que también hay en esas astillas.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.Την πείνα, την άχαρη,εξαντλητική δουλειά και τη φτώχεια που παραπέμπουν τα αγκάθια.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.А под щепками — голод, и холод, и изнурительный труд, и нищета.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.ורעב, קור ועבודה מתישה ועוני הם גם מה שבתוך השבבים האלה.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.والجوع و التعب و العمل المٌجهِد و الفقر المٌدقِع الكامن في هذه الشظايا الحادة.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.隠喩は 人々の人生や感情を 表すものばかりではありません
Açlık, yoksulluk, evsizlik... ...ve işsizlik de diğer örneklerdir.les problèmes de logement et le chômage.
Açlık, yoksulluk, evsizlik... ...ve işsizlik de diğer örneklerdir.Obdach- und Arbeitslosigkeit.
Açlık, yoksulluk, evsizlik... ...ve işsizlik de diğer örneklerdir.Есть также голод, нищета, бездомность и безработица.
Açlık, yoksulluk, evsizlik... ...ve işsizlik de diğer örneklerdir.هناك أيضاً الجوع ، والفقر والتشرد، والبطالة
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukça5 ale je často dosť nízka, najmä kvôli pretrvávajúcej chudobe (
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaAčkoliv se míra přizpůsobivosti takových zemí liší, často bývá spíše nízká, a to
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaCapacitatea lor de adaptare variază, dar este adesea destul de scăzută, în special din cauza sărăciei
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaDeras anpassningskapacitet varierar, men är ofta
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaHun aanpassingsvermogen varieert,
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaIhre Anpassungsfähigkeit variiert, ist aber oft eher gering,
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaLeur capacité d'adaptation varie, mais est souvent assez
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaMaiden mukautumiskapasiteetti vaihtelee, mutta on usein melko vähäinen erityisesti pysyvän köyhyyden
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaNjihova sposobnost prilagajanja je različna, vendar je pogosto razmeroma šibka, zlasti zaradi nenehne
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaSu capacidad de adaptación varía, pero a menudo es bastante
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaZdolność adaptacyjna krajów do zmian jest zróżnicowana, ale w większości przypadków niska, w szczególności
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaКапацитетът им за адаптация варира, като често е по-скоро нисък, и се дължи на продължавашата
Afrika yoksulluk, hastalık ve savaşın esiri oldu.Africa a fost cuprinsă de sărăcie, boli şi război.
Afrika yoksulluk, hastalık ve savaşın esiri oldu.Africa se llenó de pobreza, enfermedades y guerras.
Afrika yoksulluk, hastalık ve savaşın esiri oldu.Afrika a szegénységbe, betegségekbe és háborúba süllyedt.
Afrika yoksulluk, hastalık ve savaşın esiri oldu.Afrika was in de greep van armoede, ziekte en oorlog.
Afrika yoksulluk, hastalık ve savaşın esiri oldu.Afrika wurde von Armut, Krankheit und Krieg gebeutelt.