Afrika yoksulluk, hastalık ve savaşın esiri oldu.Afrykę dotknęła bieda, choroby i wojna.
Afrika yoksulluk, hastalık ve savaşın esiri oldu.Fattigdom, sygdom og krig havde grebet fat i Afrika.
Afrika yoksulluk, hastalık ve savaşın esiri oldu.아프리카는 가난과, 질병과 전쟁에 휩싸이게 되었지요.
Afrika yoksulluk, hastalık ve savaşın esiri oldu.L'Africa era piagata da malattie, povertà e guerra.
Afrika yoksulluk, hastalık ve savaşın esiri oldu.L'afrique a été prise par la pauvreté, la maladie et la guerre.
Afrika yoksulluk, hastalık ve savaşın esiri oldu.Африка бе обхваната от бедност, болести и войни.
Afrika yoksulluk, hastalık ve savaşın esiri oldu.Африка охвачена нищетой, болезнями и войнами.
Afrika yoksulluk, hastalık ve savaşın esiri oldu.אפריקה נשבתה על ידי עוני, חולי ומלחמה.
Afrika yoksulluk, hastalık ve savaşın esiri oldu.أطبق الفقر والأمراض و الحروب على أفريقيا
Afrika yoksulluk, hastalık ve savaşın esiri oldu.このことはWorldmapper ウェブサイトで 非常にビジュアルに表現されています
AIDS ve aşırı yoksullukla savaşmak için bu ruhu yükseltmek için bir kampanya başlattık.우리는 이런 정신을 불러일으키기 위해 캠페인을 하나 전개했습니다. AIDS와 빈곤에 맞서 싸우는 중에 말이지요.
AIDS ve aşırı yoksullukla savaşmak için bu ruhu yükseltmek için bir kampanya başlattık.AIDSと極貧との戦いのために 僕たちはそれをONEキャンペーンと呼んでいる
AIDS ve aşırı yoksullukla savaşmak için bu ruhu yükseltmek için bir kampanya başlattık.lançámos uma campanha para apelar a este espírito, na luta contra a SIDA e a extrema pobreza.
AIDS ve aşırı yoksullukla savaşmak için bu ruhu yükseltmek için bir kampanya başlattık.lanseerasi kampanjan luomaan henkeä taistelussa AIDSia ja äärimmäistä köyhyyttä vastaan.
AIDS ve aşırı yoksullukla savaşmak için bu ruhu yükseltmek için bir kampanya başlattık.lanzamos una campaña para convocar este espíritu en la lucha contra el SIDA y la pobreza extrema.
AIDS ve aşırı yoksullukla savaşmak için bu ruhu yükseltmek için bir kampanya başlattık.יצאנו בקמפיין לחבר את הרוח הזו למען מלחמה באיידס ובעוני הקיצוני.
AIDS ve aşırı yoksullukla savaşmak için bu ruhu yükseltmek için bir kampanya başlattık.اطلقنا حملة لحشد هذه الروح في مجال مكافحة الايدز وشدّة الفقر.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Acuma sunt probleme asociate îmbătrânirii - boli, sărăcie, pierderea statutului social.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Az öregedéssel járnak azonban problémák is -- betegség, szegénység, vagy a társadalmi státusz elvesztése.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Bây giờ có những vấn đề liên quan đến lão hóa-- bệnh tật, đói nghèo, mất địa vị xã hội.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Ci sono problemi associati all'invecchiamento - malattie, povertà, perdita di status sociale.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Er zijn problemen die gelinkt zijn aan verouderen -- ziektes, armoede, verlies van sociale status.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Hay problemas asociados a la vejez: enfermedades, pobreza, pérdida del estatus social.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Il y a des problèmes associés au vieillissement -- les maladies, la pauvreté, la perte de statut social.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.이젠 노화와 관련해서 몇가지 문제가 생겼습니다-- 질병, 가난, 사회적 지위의 상실이죠.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Sekarang ada masalah-masalah yang dikaitkan dengan penuaan -- penyakit, kemiskinan, kehilangan status sosial.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Starzenie się wiąże się z pewnymi problemami: choroby, bieda, utrata statusu.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Υπάρχουν βέβαια προβλήματα που συνδέονται με την γήρανση -- ασθένειες, φτώχεια, απώλεια κοινωνικής θέσης.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Існують проблеми, пов'язані зі старінням - хвороби, бідність, втрата соціального статусу.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Но взамен мы получили проблемы старения — болезни, нищету, потерю статуса в обществе.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Проблеми свързани със стареенето съществуват -- болести, бедност, загуба на социално положение.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.יש אמנם בעיות הקשורות בהזדקנות -- מחלות, עוני, אובדן המעמד החברתי.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.الآن، هناك مشاكل مرتبطة بالتقدم في السن -- أمراض، فقر، فقدان للمناصب الاجتماعية.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.つまり 病気 貧困 社会的地位の喪失です 成功に甘んじている場合ではありません
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Am resimțit asta profund când am călătorit în sate izolate pentru a studia sărăcia.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Esto yo lo experimenté más visceralmente cuando viajé a aldeas remotas con el fin de estudiar la pobreza.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Ich erlebte dies am eigenen Leibe, als ich in abgelegene Dörfer reiste, um die Armut zu untersuchen.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Ik heb dit het meest intens ervaren toen ik naar afgelegen dorpen reisde om er de armoede te bestuderen.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Jag upplevde detta som något mycket känslomässigt när jag reste till avlägsna byar för att studera fattigdom.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.저는 빈곤에 대해 연구하러 멀리 떨어진 마을을 여행했을 때, 이런 말로 설명하기 힘든 심정을 경험해 본 적이 있습니다.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.L'ho vissuto in maniera viscerale viaggiando in villaggi remoti per studiare la povertà.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Tôi đã trải nghiệm điều này hết sức sâu sắc khi đến thăm những làng vùng sâu để nghiên cứu về nghèo đói.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Uderzyło mnie to najbardziej, kiedy badałem ubóstwo w odległych wioskach.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Κι αυτό το βίωσα με τον πιο φρικιαστικό τρόπο όταν ταξίδεψα σε απομακρυσμένα χωριά για να μελετήσω τη φτώχεια.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Почувствах това интуитивно, когато пътувах до отдалечени села, за да изучавам бедността.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Я відчув щось подібне, коли подорожував віддаленими та важкодоступними селами, досліджуючи бідність.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Я на себе испытал это, когда путешествовал по отдалённым селениям, изучая бедность.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.חוויתי זאת באופן מאוד מוחשי כאשר נסעתי לכפרים מרוחקים כדי לחקור עוני.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.و قد مرت بي تجربة مماثلة هزت وجداني، عند تجوالي في القرى النائية لدراسة الفقر.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.貧困を研究するために 田舎の村を訪ねた時です 村から村をまわっていた時
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.나는 그대의 빈곤을 지불, 그리고 그대의 것이다 로미오.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMEO Én fizetem a te szegénység, és nem a te akaratod.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMEO eu pago a tua pobreza, e não tua.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMEO Ich bezahle deine Armut, und nicht dein Wille.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMEO Ik betaal uw armoede, en niet uw wil.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMEO I zapłacić twoją ubóstwa, a nie twoje.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMEO Jag betalar din fattigdom, och inte din vilja.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMEO Jeg betaler din fattigdom, og ikke din vilje.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMÉO Je paie ta pauvreté, et non ta volonté.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMEO maksan sinun köyhyyttä, eikä sinun tahtosi.