Ve onlar tavsiye almaya çok ama çok sabırsızlar, ve bu yoksullukta sağkalmaktırИ те са много, много заинтересовани да получат съвет, защото по този начин ще оцелеят в бедността си.
Ve onlar tavsiye almaya çok ama çok sabırsızlar, ve bu yoksullukta sağkalmaktırІ вони дуже, дуже охоче цікавляться порадами, і це, щоб вижити у бідності.
Ve onlar tavsiye almaya çok ama çok sabırsızlar, ve bu yoksullukta sağkalmaktırוהן מאוד מאוד מתעניינות בהשתוקקות לקבל עצה וזה לשרוד בעוני
Ve onlar tavsiye almaya çok ama çok sabırsızlar, ve bu yoksullukta sağkalmaktırوهم متشوقين جدا جدا للحصول على النصيحة, و هذا لينجون من الفقر.
Ve onlar tavsiye almaya çok ama çok sabırsızlar, ve bu yoksullukta sağkalmaktır貧困の中で、生き残るためです。 それは、ストーリーのひとつです、
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.A väčšina ľudí žijúcich v úplnej chudobe boli Ázijci.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.A většina lidí žijících v naprosté chudobě byli Asijci.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.Az abszolút szegénységben élők nagy része pedig Ázsiában élt.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.Azjaci żyli wówczas w największej biedzie.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.Dan yang hidup di dalam kemiskinan mutlak kebanyakan dari Asia.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.De meeste absoluut armen waren Aziaten.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.Et nous avons les Asiatiques qui vivaient dans une pauvreté absolue.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.E vediamo che gli asiatici erano quelli che vivevano in totale povertà.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.Ja useimmat köyhyydessä asuvat olivat aasialaisia.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.절대 빈곤 속에 살았던 대부분이 아시아인들이었습니다.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.Og vi kan se at de fleste der levede i den yderste fattigdom var asiater.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.Şi cei mai mulţi care trăiau în sărăcie absolută erau din Asia.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.Und die meisten, die in absoluter Armut lebten, waren Asiaten.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.Và hầu hết những người sống trong nghèo đói tuyệt đối là người châu Á.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.Y tenemos que la mayoría de los que vivían en pobreza extrema eran asiáticos.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.Και έχουμε τους περισσότερους που ζούσαν σε απόλυτη φτώχια να είναι Ασιάτες.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.Большая часть из тех, кто жили в крайней нищете, были жителями Азии.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.И повечето които са живели в абсолютна бедност са азиатци.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.Ми бачимо, що більшість тих, хто жив в абсолютній бідності, — азіати.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.ורוב מי שחי בעוני מוחלט חי באסיה.
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.وكان أغلب من عاشوا في فقر مدقع من الآسيويين
Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.世界の問題はアジアの貧困だったのです 時間を進めていくと
Ve yoksulluk ciddi bir düşüş göstermiş olsa da şu ana kadar, yok olmaktan uzak görünüyor.A aj keď chudoba v posledných rokoch dramaticky poklesla, jej úplné vykorenenie je ďaleko.
Ve yoksulluk ciddi bir düşüş göstermiş olsa da şu ana kadar, yok olmaktan uzak görünüyor.Aunque se haya reducido la pobreza en los últimos años, aun no está erradicada.
Ve yoksulluk ciddi bir düşüş göstermiş olsa da şu ana kadar, yok olmaktan uzak görünüyor.Även om fattigdomen har minskat kraftigt under de senaste åren är det lång ifrån utrotad.
Ve yoksulluk ciddi bir düşüş göstermiş olsa da şu ana kadar, yok olmaktan uzak görünüyor.E anche se la povertà è diminuita molto negli anni recenti, è lontana dall'essere eliminata.
Ve yoksulluk ciddi bir düşüş göstermiş olsa da şu ana kadar, yok olmaktan uzak görünüyor.E apesar da redução dramática da pobreza dos últimos anos... ...está longe de ser erradicada.
Ve yoksulluk ciddi bir düşüş göstermiş olsa da şu ana kadar, yok olmaktan uzak görünüyor.És bár a nyomor drámaian csökken az utóbbi években az még messze van a megszűnéstől.
Ve yoksulluk ciddi bir düşüş göstermiş olsa da şu ana kadar, yok olmaktan uzak görünüyor.I mimo że bardzo się poprawiło w ostatnich latach, bieda nadal istnieje
Ve yoksulluk ciddi bir düşüş göstermiş olsa da şu ana kadar, yok olmaktan uzak görünüyor.Walau angka kemiskinan turun drastis, tapi itu masih jauh dari nol
Ve yoksulluk ciddi bir düşüş göstermiş olsa da şu ana kadar, yok olmaktan uzak görünüyor.Αν και η φτώχεια έχει μειωθεί δραματικά τα τελευταία χρόνια... είναι μακριά από την εξάλειψη.
Ve yoksulluk ciddi bir düşüş göstermiş olsa da şu ana kadar, yok olmaktan uzak görünüyor.И хотя бедность серьезно снизилась за последние годы, до ее искоренения еще далеко.
Ve yoksulluk ciddi bir düşüş göstermiş olsa da şu ana kadar, yok olmaktan uzak görünüyor.Макар че бедността е значително намаляла в последните години, все още не е елиминирана.
Ve yoksulluk ciddi bir düşüş göstermiş olsa da şu ana kadar, yok olmaktan uzak görünüyor.אך למרות שאחוז העוני קטן באופן משמעותי .בשנים האחרונות, הוא רחוק מסיום
Ve yoksulluk ciddi bir düşüş göstermiş olsa da şu ana kadar, yok olmaktan uzak görünüyor.カラカスの空港から 車でくるとき
Ve yoksulluk hakkında konuştuğumuz zaman her sosyal sınıftan insanlara bakmak zorunda olduğumuzu anlıyor.A rozumie tomu, že keď sa rozprávame o chudobe, musíme sa pozerať na ľudí naprieč celým ekonomickým spektrom.
Ve yoksulluk hakkında konuştuğumuz zaman her sosyal sınıftan insanlara bakmak zorunda olduğumuzu anlıyor.E capisce che, quando parliamo di povertà, dobbiamo osservare le persone di ogni fascia di reddito.
Ve yoksulluk hakkında konuştuğumuz zaman her sosyal sınıftan insanlara bakmak zorunda olduğumuzu anlıyor.E percebe que, quando se fala em pobreza, temos de olhar para as pessoas ao longo de todo o espetro económico.
Ve yoksulluk hakkında konuştuğumuz zaman her sosyal sınıftan insanlara bakmak zorunda olduğumuzu anlıyor.És tudja, hogy amikor szegénységről beszélünk, akkor széles körben kell gondolkodnunk.
Ve yoksulluk hakkında konuştuğumuz zaman her sosyal sınıftan insanlara bakmak zorunda olduğumuzu anlıyor.I rozumie, że gdy mówimy o ubóstwie, musimy patrzeć na ludzi w każdej sytuacji materialnej.
Ve yoksulluk hakkında konuştuğumuz zaman her sosyal sınıftan insanlara bakmak zorunda olduğumuzu anlıyor.그리고 우리가 빈곤을 생각할 때 사람들의 경제력을 고려해야 한다는 점도 잘 알고 있었습니다.
Ve yoksulluk hakkında konuştuğumuz zaman her sosyal sınıftan insanlara bakmak zorunda olduğumuzu anlıyor.Y entiende que cuando hablamos de pobreza, tenemos que ver a la gente de todo el espectro económico.
Ve yoksulluk hakkında konuştuğumuz zaman her sosyal sınıftan insanlara bakmak zorunda olduğumuzu anlıyor.И разбира, че когато говорим за бедност, трябва да гледаме хората из целия икономически спектър.
Ve yoksulluk hakkında konuştuğumuz zaman her sosyal sınıftan insanlara bakmak zorunda olduğumuzu anlıyor.שכשמדברים על עוני, חייבים להסתכל על אנשים לאורך כל הקשת הכלכלית.
Ve yoksulluk hakkında konuştuğumuz zaman her sosyal sınıftan insanlara bakmak zorunda olduğumuzu anlıyor.أنه عندما نتحدث عن الفقر، علينا أن ننظر إلى كافة الناس على امتداد الطيف الاقتصادي.
Ve yoksulluk hakkında konuştuğumuz zaman her sosyal sınıftan insanlara bakmak zorunda olduğumuzu anlıyor.全ての経済領域から人々を見なくてはいけないことを そしてベンチャーキャピタルのアキュメンと他組織からの我慢強い資本
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?Ce-ar fi dacă implicarea noastră în sărăcie şi nedreptate e exact ceea ce îşi doresc teroriştii?
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?Co jeśli nasze przyczynianie się do ubóstwa i niesprawiedliwości to dokładnie to czego chcą terroryści.
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?E se, na verdade, lutar contra a pobreza e a injustiça é exactamente o que os terroristas querem que façamos?
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?테러리스트들이 실제로 원하는 것이 그들의 가난과 부정에 우리가 관여해주는 것이라면, 어쩔 것인지?
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?Was, wenn die Terroristen von uns gerade den Kampf gegen Armut und Ungerechtigkeit einfordern?
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?Wat als onze betrokkenheid met armoede en onrecht precies het doel van de terroristen zou zijn?
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?¿Y si lo que los terroristas quisieran fuera nuestro compromiso contra la injusticia y la pobreza?
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?Что если на самом деле наша борьба с нищетой и несправедливостью и есть то, чего добивались от нас террористы?
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?מה אם, למעשה, מעורבות בנושאי עוני ואי-צדק היא בדיוק מה שהטרוריסטים מבקשים שנעשה?