Onlar yoksulluktan olabildiğince çabuk uzaklaşmış olanlar.Здесь люди готовы порвать с бедностью как можно скорее.
Onlar yoksulluktan olabildiğince çabuk uzaklaşmış olanlar.Това са хора, бягащи от бедността колкото могат по-бързо.
Onlar yoksulluktan olabildiğince çabuk uzaklaşmış olanlar.Це люди, що вириваються із бідності якомога швидше.
Onlar yoksulluktan olabildiğince çabuk uzaklaşmış olanlar.אלו אנשים שיוצאים מהעוני מהר ככל יכולתם.
Onlar yoksulluktan olabildiğince çabuk uzaklaşmış olanlar.أنهم أناس يخرجون من الفقر بأسرع ما يستطيعون
Orada, yoksulluk ve adaletsizlik gibi terörizmi besleyen tüm bu tür konuları bulmaya çalışmış olabilirsiniz.Ai putea să te uiţi la sărăcie, nedreptate, toate acele lucruri care hrănesc terorismul.
Orada, yoksulluk ve adaletsizlik gibi terörizmi besleyen tüm bu tür konuları bulmaya çalışmış olabilirsiniz.Anda dapat melihat pada kemiskinan, ketidakadilan, dan sejenisnya yang malah menggalakkan terorisme.
Orada, yoksulluk ve adaletsizlik gibi terörizmi besleyen tüm bu tür konuları bulmaya çalışmış olabilirsiniz.Denk aan armoede, onrecht, al die dingen die terrorisme in de hand werken.
Orada, yoksulluk ve adaletsizlik gibi terörizmi besleyen tüm bu tür konuları bulmaya çalışmış olabilirsiniz.얘기했습니다. 이것은 테러리즘을 조장하는 가난, 불의, 이런 류의 것들을 줄여야 함을 의미합니다.
Orada, yoksulluk ve adaletsizlik gibi terörizmi besleyen tüm bu tür konuları bulmaya çalışmış olabilirsiniz.la pobreza, la injusticia, y cosas así, que ceban el terrorismo.
Orada, yoksulluk ve adaletsizlik gibi terörizmi besleyen tüm bu tür konuları bulmaya çalışmış olabilirsiniz.Lì si può trovare povertà, ingiustizia e tutte quelle cose che alimentano il terrorismo.
Orada, yoksulluk ve adaletsizlik gibi terörizmi besleyen tüm bu tür konuları bulmaya çalışmış olabilirsiniz.Man könnte sich mal Armut, Ungerechtigkeit oder Ähnliches ansehen, die den Terrorismus nähren.
Orada, yoksulluk ve adaletsizlik gibi terörizmi besleyen tüm bu tür konuları bulmaya çalışmış olabilirsiniz.Tu poderias estar a olhar para a miséria, injustiça, todos estes tipos de coisas que alimentam o terrorismo.
Orada, yoksulluk ve adaletsizlik gibi terörizmi besleyen tüm bu tür konuları bulmaya çalışmış olabilirsiniz.Vous pourriez y voir la pauvreté, l'injustice, toutes ces sortes de choses qui alimentent le terrorisme.
Orada, yoksulluk ve adaletsizlik gibi terörizmi besleyen tüm bu tür konuları bulmaya çalışmış olabilirsiniz.Zjawiska jak bieda, niesprawiedliwość i tym podobne, podsycają terroryzm.
Orada, yoksulluk ve adaletsizlik gibi terörizmi besleyen tüm bu tür konuları bulmaya çalışmış olabilirsiniz.המוצר עצמו. ואפשר לחפש שם עוני, אי-צדק, כל אותם דברים שמזינים את הטרור.
Orada, yoksulluk ve adaletsizlik gibi terörizmi besleyen tüm bu tür konuları bulmaya çalışmış olabilirsiniz.للمنتج نفسه. قد تنظرون إلى الفقر، الظلم، وكل هذه الأمور التي تغذي الإرهاب.
Orada, yoksulluk ve adaletsizlik gibi terörizmi besleyen tüm bu tür konuları bulmaya çalışmış olabilirsiniz.貧困や不正といった テロを助長するあらゆるものを 目にすることができました もうひとつの方法は 製品を批判し
O zamanlar daha çok tümsekmiş. Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.Då hade vi en större puckel, och de flesta som levde under fattigdomsgränsen var asiater.
O zamanlar daha çok tümsekmiş. Ve tam yoksulluk içinde yaşayanlar Asyalılarmış.E a maior parte dos que viviam em pobreza absoluta eram asiáticos.
Savaş, ekonomik durgunluk, kıtlık, yoksulluk, açlık, hastalıklar.la faim, la pauvreté, la famine, la maladie.
Savaş, ekonomik durgunluk, kıtlık, yoksulluk, açlık, hastalıklar.Имаме войни, финансови кризи, глад, бедност, болести.
Savaş, ekonomik durgunluk, kıtlık, yoksulluk, açlık, hastalıklar.المجاعة، الفقر والمرض.
Sebebi yoksulluk, devamsızlık, akranların olumsuz etkisi.C'est soit la pauvreté, l'absentéisme, l'influence négative de l'entourage.
Sebebi yoksulluk, devamsızlık, akranların olumsuz etkisi.Ou é devido à pobreza, ou à baixa assiduidade, ou às influências de pessoas negativas.
Sebebi yoksulluk, devamsızlık, akranların olumsuz etkisi.Sự nghèo khổ lẫn việc không lên lớp thường xuyên có những tác động không tốt.
Sebebi yoksulluk, devamsızlık, akranların olumsuz etkisi.Wiemy dlaczego.
Sebebi yoksulluk, devamsızlık, akranların olumsuz etkisi.Ya sea por pobreza, baja asistencia influencia negativa de los pares.
Sebebi yoksulluk, devamsızlık, akranların olumsuz etkisi.Через бідність, низьку відвідуваність, негативний вплив однолітків.
Sebebi yoksulluk, devamsızlık, akranların olumsuz etkisi.אם זה עוני, שיעור הגעה נמוך לשיעורים, השפעה לרעה של בני קבוצת-הגיל. אנחנו יודעים מדוע.
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."Chị và con chị sẽ chết trong nghèo đói"
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."Du og dit barn vil dø fattige."
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."Du und dein Kind, ihr werdet arm sterben."
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."Jij en je kind gaan arm sterven."
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."Kamu dan anakmu akan meninggal melarat."
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."당신과 당신의 딸은 가난하게 죽을겁니다."라고 말했죠.
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."Te és a gyermeked szegényen fogtok meghalni."
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."Toi et ta fille vous mourrez pauvres. "
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."Tu e a tua filha vão morrer pobres".
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."Tu e tua figlia morirete povere".
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."Tu şi copilul tău veţi muri sărace."
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."Tú y tu hija morirán pobres".
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."Ty i twoje dziecko umrzecie w biedzie".
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."Εσύ και το παιδί σου θα πεθάνετε φτωχές".
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."Ти и детето ти ще умрете бедни."
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."Ти і твоя донька помрете в злиднях".
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."Ты и твой ребёнок умрёте в бедности".
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."את והבת שלך תמותו עניות".
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi."أنت وطفلتك" ".ستموتان فقراء"
"sen ve çocuğun yoksulluk içinde öleceksiniz" derdi.貧しいまま死ぬよ」と言われていました その村で2週間を過ごした後
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.Cine asupreşte pe sărac ca să-şi mărească avuţia, va trebui să dea şi el altuia mai bogat şi va duce lipsă. -
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.El que para enriquecerse explota al pobre o da al rico, ciertamente vendrá a pobreza
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.Kdor tlači siromaka, ga obogati; kdor daje bogatinu, daje le v potrato.
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.Kdo utiská nuzného, aby rozmnožil své, a dává bohatému, jistotně bude v nouzi.
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.ki elnyomja a szegényt, hogy szaporítsa az õ [marháját]; a ki ád a gazdagnak: végre szûkölködésre [jut.]
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.이를 얻으려고 가난한 자를 학대하는 자와 부자에게 주는 자는 가난하여질 뿐이니라
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.Kto ciemięży ubogiego, aby sobie przysporzył, także kto daje bogatemu: pewnie zubożeje.
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.Opprimere il povero non fa che arricchirlo, dare a un ricco non fa che impoverirlo
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.Opprimer le pauvre pour augmenter son bien, C`est donner au riche pour n`arriver qu`à la disette.
Servetini büyütmek için yoksulu ezenle Zengine armağan verenin sonu yoksulluktur.O que para aumentar o seu lucro oprime o pobre, e dá ao rico, certamente chegará �: penuria.