Demek istediğim Chris, şu sorunlardan birisini çözebilseydin hangisini çözerdin? Terörizm mi yoksulluk mu?Als je een van deze problemen moest oplossen, Chris, welke zou dat dan zijn: terrorisme of armoede?
Demek istediğim Chris, şu sorunlardan birisini çözebilseydin hangisini çözerdin? Terörizm mi yoksulluk mu?Chris, gdybyś miał rozwiązać jeden z tych problemów który byś rozwiązał? problem biedy czy terroryzmu?
Demek istediğim Chris, şu sorunlardan birisini çözebilseydin hangisini çözerdin? Terörizm mi yoksulluk mu?Крис, ако трябваше да разрешиш някой от тези проблеми, кой ще е?
"Devlet", "Kalkınma" ve "Dünya'nın yoksul çoğunluğunun yetkilendirilmesi" meselelerini bu çerçeveden ele alır.16年かかって あなた達の国では
"Devlet", "Kalkınma" ve "Dünya'nın yoksul çoğunluğunun yetkilendirilmesi" meselelerini bu çerçeveden ele alır.이 그룹에게 드리는 도전은 다시 말하면, 여러분의 나라에서는
"Devlet", "Kalkınma" ve "Dünya'nın yoksul çoğunluğunun yetkilendirilmesi" meselelerini bu çerçeveden ele alır.Staat und Entwicklung sowie der Ermächtigung des Großteils der Welt, der Armen, zu befassen.
"Devlet", "Kalkınma" ve "Dünya'nın yoksul çoğunluğunun yetkilendirilmesi" meselelerini bu çerçeveden ele alır.Thomas Kuhn munkája -- az ötletek gazdag metszéspontjában történnek az új fejlemények -- és igazi áttörések.
"Devlet", "Kalkınma" ve "Dünya'nın yoksul çoğunluğunun yetkilendirilmesi" meselelerini bu çerçeveden ele alır.שהייתי רוצה להציג לקבוצה זו - ושוב, זה לוקח 16 שנים
"Devlet", "Kalkınma" ve "Dünya'nın yoksul çoğunluğunun yetkilendirilmesi" meselelerini bu çerçeveden ele alır.ا لدولة ، ا لتطوير ، الاهتمام ا لحقيقي لدعم ا لغا لبية ا لعظمي من ا لعا لم ا لفقير ، من خلال هذا المنطلق .
DG: Bu doğru olsaydı bile, yine de yoksulluktan dolayı daha fazla insan ölüyor.DG: nawet gdyby to była prawda, nadal więcej ludzi umiera z powodu biedy
DG: Bu doğru olsaydı bile, yine de yoksulluktan dolayı daha fazla insan ölüyor.댄 길버트: 만약 그런일이 생긴다 해도 빈곤으로 죽는 사람이 더 많죠.
DG: Bu doğru olsaydı bile, yine de yoksulluktan dolayı daha fazla insan ölüyor.Még ha ez igaz is lenne, még mindig több ember hal meg szegénységben.
DG: Bu doğru olsaydı bile, yine de yoksulluktan dolayı daha fazla insan ölüyor.גילברט: גם אם הם ישיגו גרעין, עדיין יותר אנשים ימותו מעוני.
DG: Bu doğru olsaydı bile, yine de yoksulluktan dolayı daha fazla insan ölüyor.دان: حتى اذا كنت محقاً، ما يزال أناس أكثر يموتون من الفقر.
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Ascoltate questo, voi che calpestate il povero e sterminate gli umili del paese
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Ascultaţi lucrul acesta, voi cari mîncaţi pe cel lipsit, şi prăpădiţi pe cei nenorociţi din ţară!
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Các ngươi là người nuốt những kẻ nghèo nàn, làm hao mòn những kẻ khốn cùng trong đất, hãy nghe điều nầy.
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Các ngươi là người nuốt những kẻ nghèo_nàn , làm hao_mòn những kẻ khốn_cùng trong đất , hãy nghe điều nầy .
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Čujte to vi, ki bi hoteli pogoltniti potrebnega in uničiti ubožce v deželi,
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Dengarlah, hai kamu yang menindas orang miskin di negeri ini sehingga mereka binasa
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Écoutez ceci, vous qui dévorez l`indigent, Et qui ruinez les malheureux du pays!
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Halljátok meg ezt ti, kik a szegényre törtök, és e föld szegényeinek kipusztítására.
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Hør dette, I som higer efter å opsluke den fattige og gjøre ende på de saktmodige i landet,
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Hören detta, I som stån den fattige efter livet och viljen göra slut på de ödmjuka i landet,
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Hør, I, som knuser de fattige, gør det af med de arme i Landet
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Hört dies, die ihr den Armen unterdrückt und die Elenden im Lande verderbt
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!궁핍한 자를 삼키며 땅의 가난한 자를 망케 하려는 자들아 이 말을 들으라
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Kuulkaa tämä, te jotka poljette köyhiä ja tahdotte tehdä lopun maan nöyristä,
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Luister, kooplieden, die de armen beroven en de hulpbehoevenden vertrappen;
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Oíd esto, los que pisoteáis a los necesitados y arruináis a los pobres de la tierra
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Ouvi isto, vós que pisais os necessitados, e destruís os miseráveis da terra,
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Počujte to vy, ktorí pohlcujete biedneho a usilujete sa vyhubiť pokorných zo zeme
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Słuchajcież tego, którzy pożeracie ubogiego, abyście wygubili chudziny z ziemi;
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Slyštež to vy, kteříž sehlcujete chudého, abyste vyhladili nuzné z země,
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Ακουσατε τουτο, οι ροφουντες τους πενητας και οι αφανιζοντες τους πτωχους του τοπου,
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!Выслушайте это, алчущие поглотить бедных и погубить нищих, –
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!שמעו זאת השאפים אביון ולשבית ענוי ארץ׃
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!اسمعوا هذا ايها المتهمّمون المساكين لكي تبيدوا بائسي الارض
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!你 們 這 些 要 吞 喫 窮 乏 人 、 使 困 苦 人 衰 敗 的 、 當 聽 我 的 話
Dinleyin bunu, ey yoksulu çiğneyenler, Ülkedeki mazlumları yok edenler!你 們這 些 要 吞喫窮 乏人 、 使 困苦 人 衰敗 的 、 當聽 我的話
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü Bu her şey çanak görünüyordu."Đương nhiên người nghèo chap phải đối mặt với giảm, cho điều này dường như món ăn toàn bộ điều.
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü Bu her şey çanak görünüyordu."Fireşte săraci falcă a scăzut, pentru acest fel de mâncare părea să totul.
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü Bu her şey çanak görünüyordu."Luonnollisesti köyhien kaveri kasvot laski, sillä tämä tuntui lautasen koko juttu.
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü Bu her şey çanak görünüyordu."Naturalmente il poveretto faccia cadere, per questo sembrava piatto il tutto.
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü Bu her şey çanak görünüyordu."Naturalnie biedak twarz spadła na to wydawało się danie całość.
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü Bu her şey çanak görünüyordu."Naturellement, le pauvre gars visage baissé, pour cela semblait à plat toute la chose.
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü Bu her şey çanak görünüyordu."Naturligtvis stackars kille ansikte sjönk till detta tycktes maträtt det hela.
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü Bu her şey çanak görünüyordu."Seveda revnim chap obraz padla, za ta jed je zdelo, da vso stvar.
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü Bu her şey çanak görünüyordu."Tentu malang turun, untuk ini tampaknya piring semuanya.
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü Bu her şey çanak görünüyordu."Természetesen a szegény fickó arca csökkent, a ez látszott edénybe az egészet.
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü Bu her şey çanak görünüyordu."Uiteraard is de arme kerel het gezicht laten vallen, voor dit leek de hele zaak schotel.
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü Bu her şey çanak görünüyordu."Φυσικά οι φτωχοί CHAP έπεσε, για αυτό φάνηκε στο πιάτο το όλο θέμα.
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü Bu her şey çanak görünüyordu."Естественно, бедняга посмотрим правде в глаза упали, для это, казалось, блюдо целиком.
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü Bu her şey çanak görünüyordu."Естествено бедните симпатяга лицето спадна за това изглежда ястие цялото нещо.
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü Bu her şey çanak görünüyordu."Природно, бідолаха подивимося правді в очі впали, для це, здавалося, блюдо цілком.
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü조금 비용. "당연히 불쌍한 녀석의 얼굴을 위해 떨어졌다
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü"Natürlich ist der arme Kerl ins Gesicht fallen, für
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü"Naturligvis den stakkels fyr ansigt faldt, for
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü"Samozrejme chudák tváre spadla, pre
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştü"Samozřejmě chudák tváře spadla, pro