Ana içeriğe geç
Sözlük

yoksul ile cümle

yoksul kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştüوجها لتكلفة قليلا. "بالطبع الفقراء الفصل قد انخفضت ، على سبيل
"Doğal olarak yoksul adam yüze, düştüこれはすべてのものを皿に見えた。
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Cel bun pricepe pricina săracilor, dar cel rău nu poate s'o priceapă. -
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Den rättfärdige vårdar sig om de armas sak, men den ogudaktige förstår intet.
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Den retfærdige kender de ringes Retssag; den gudløse skønner intet.
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Den rettferdige tar sig av småfolks sak; den ugudelige skjønner sig ikke på noget.
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Der Gerechte erkennt die Sache der Armen; der Gottlose achtet keine Vernunft.
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.El justo se preocupa por la causa de los más necesitados, pero el impío no entiende tal preocupación
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Il giusto si prende a cuore la causa dei miseri, ma l'empio non intende ragione
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.의인은 가난한 자의 사정을 알아 주나 악인은 알아 줄 지식이 없느니라
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Le juste connaît la cause des pauvres, Mais le méchant ne comprend pas la science.
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Megérti az igaz a szegényeknek ügyét; az istentelen pedig nem tudja megérteni.
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Người công bình xét cho biết duyên cớ của kẻ nghèo khổ; Còn kẻ ác không có trí hiểu để biết đến.
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Người công bình_xét cho_biết duyên_cớ của kẻ nghèo_khổ ; Còn kẻ ác không có trí hiểu để biết đến .
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.O justo toma conhecimento da causa dos pobres; mas o ímpio não tem entendimento para a conhecer.
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Orang baik mengetahui hak orang lemah, tetapi orang jahat tidak memahaminya
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Pravični spoznava pravdo siromakov, brezbožni se ne zmeni, da bi jo spoznal.
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Spravedlivý vyrozumívá při nuzných, ale bezbožník nemá s to rozumnosti ani umění.
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Spravedlivý zná súd chudobných; ale bezbožník nerozumie toľko, aby to poznal.
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Sprawiedliwy wyrozumiewa sprawę nędznych; ale niezbożnik nie ma na to rozumu i umiejętności.
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Vanhurskas tuntee vaivaisten asian, mutta jumalaton ei siitä mitään ymmärrä.
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Ο δικαιος λαμβανει γνωσιν της κρισεως των πενητων ο ασεβης δεν νοει γνωσιν.
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Праведник тщательно вникает в тяжбу бедных, анечестивый не разбирает дела.
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.Праведният внимава в съдбата на бедните; Нечестивият няма даже разум, за да я узнае.
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.ידע צדיק דין דלים רשע לא יבין דעת׃
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.الصدّيق يعرف دعوى الفقراء. اما الشرير فلا يفهم معرفة.
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.義 人 知 道 查 明 窮 人 的 案 . 惡 人 沒 有 聰 明 、 就 不 得 而 知
Doğru kişi yoksulların hakkını verir, Kötü kişi hak hukuk nedir bilmez.義 人 知道 查明 窮人 的 案 . 惡人沒 有 聰明 、 就 不得而知
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›A neutiskujte vdovy a siroty, pohostína a chudobného a nemyslite nikto zlého na svojho brata vo svojom srdci.
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›과부와 고아와 나그네와 궁핍한 자를 압제하지 말며 남을 해하려하여 심중에 도모하지 말라 하였으나
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›og undertrykk ikke enker og farløse, fremmede og arminger, og tenk ikke ut ondt mot hverandre i eders hjerte!
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›undertryk ikke Enker og faderløse, fremmede og nødlidende og tænk ikke i eders Hjerter ondt mod hverandre!
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›вдовы и сироты, пришельца и бедного не притесняйте и зла друг противдруга не мыслите в сердце вашем.
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›ואלמנה ויתום גר ועני אל תעשקו ורעת איש אחיו אל תחשבו בלבבכם׃
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›ولا تظلموا الارملة ولا اليتيم ولا الغريب ولا الفقير ولا يفكر احد منكم شرا على اخيه في قلبكم.
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›不 可 欺 壓 寡 婦 、 孤 兒 、 寄 居 的 、 和 貧 窮 人 . 誰 都 不 可 心 裡 謀 害 弟 兄
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›不可欺壓寡婦 、 孤兒 、 寄居 的 、 和貧 窮人 . 誰都 不 可心 裡謀 害 弟兄
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.A világ problémája az ázsiai szegénység volt.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.Das Problem der Welt war die Armut in Asien.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.El problema en el mundo era la pobreza en Asia.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.Het probleem in de wereld was armoede in Azië.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.Il problema del mondo era la povertà in Asia.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.세계의 문제는 아시아의 가난이었습니다. 지금 세계가 움직여 나가도록 하면,
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.Le problème mondial d'alors était la pauvreté en Asie.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.Maailman ongelma oli köyhyys Aasiassa.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.Masalah dunia saat itu adalah kemiskinan di Asia.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.O problema do mundo era a pobreza na Ásia.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.Problema în lume era sărăcia în Asia.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.Problemem światowym była wówczas bieda w Azji.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.Problemet i världen var fattigdomen i Asien.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.Světovým problémem byla chudoba v Asii.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.Svetovým problémom bola chudoba v Ázii.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.Vấn đề với thế giới là sự nghèo đói ở châu Á.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.Verdens problem var fattigdommen i Asien.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.Το πρόβλημα στον κόσμο ήταν η φτώχια στην Ασία.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.Мировой проблемой была бедность в Азии.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.Световният проблем беше бедността в Азия.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.Світовою проблемою була бідність в Азії.
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.הבעיה העולמית הייתה העוני באסיה. ואם נזיז את העולם קדימה,
Dünya'daki sorun Asya'daki yoksullukmuş.كانت مشكلة العالم هي الفقر في آسيا. وإذا تركت العالم يتحرك للأمام الآن
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod