Ana içeriğe geç
Sözlük

yoksul ile cümle

yoksul kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Seçkin bir aileden gelmesine rağmen yoksul hayatı sürmüştür.Maka came from a poor family.
Yoksulluk sınırının altında yaşayan insan sayısı 2000 yılında %30, 2008 yılında %14 düşmüştür.The number of people living below the poverty line decreased from 30% in 2000 to 14% in 2008.
Annesi ise Karadağlı bir yoksul asilzadeydi.While his mother was a Shaivite (a devotee of Shiva).
1939'da Paris'te yoksulluk ve borç içinde öldü.She died in poverty and oblivion in Paris in 1917.
Onun yokluğunda aile daha da derin bir yoksulluğa gömülür.During his absence, the family sinks deeper into poverty.
Yoksulluk yine de yaygındı.Poverty was widespread.
Yoksul bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirdi.He spent a poor childhood and youth.
Bölge halkı yoksulluk içindedir.However, the commune is living in poverty.
Asalet sahibi zenginlerin yardımıyla yoksullara hizmet etmiştir.You cannot help the poor by destroying the rich.
20 yıl boyunca Džiuginėnai’de çiftlikte çalışıp çocuklarını büyüttü ve yoksullukla mücadele etti.For the next twenty years, Žemaitė worked on their farm, raised their children, and battled poverty.
Nüfusun %15’i yoksulluk sınırının altındadır.Fifteen percent of the population were below the poverty line.
Afganistan'da sağlık hizmetleri nispeten yoksuldur.The general state of health care in Burma is poor.
1953'te Atina'da yoksulluk içinde öldü.He died in poverty in 1953 in Athens.
Ludwik Krzywicki Płock'ta 1859 yılında soylu ama yoksul bir aile bir ailede dünyaya geldi.Ludwik Krzywicki was born at Płock in 1859 into an aristocratic but impoverished family.
Yoksul insanlar, gayri resmi borç verenlerden borç alır ve gayri resmi tahsildarlarla biriktirirler.Poor people borrow from informal moneylenders and save with informal collectors.
Bu uygulama onları yoksul bırakmaz, aksine daha etkili bir konuma yükseltirdi.He had not; and they made a deep impression on his mind.
Ailesi topraksız yoksul köylülerdendi.His parents were poor mountain farmers.
1930 ve 1940'lı yıllar yoksulluğun had safhada olduğu bir dönemdir.The 1930s and 1940s was a period of slight decline.
Biz hepimiz genciz ve bir o kadar da yoksuluz.I was too young and too white, all that shit.
Depresyon büyük işsizlik ve yoksulluğa ve toplumsal huzursuzluğa yol açmaktadır.The depression lead to large unemployment and poverty, as well as increasing social unrest.
Ve üzerlerine zillet, eziklik ve yoksulluk damgası vuruldu, Allah'tan bir gazaba çarpıldılar.They were covered with humiliation and misery; they drew on themselves the wrath of Allah.
Bunlar da yoksullara satılırdı.Thus it was only the poor who ended up serving.
İskoç filozof Thomas Carlyle yoksulları "kök yiyiciler" diye telakki ediyordu.Thomas Carlyle, a Scottish philosopher, deemed the poor "root-eaters".
Sovyetlerin son yıllarında %1.5 olan yoksulluk seviyesi 1993 ortalarında %39-49'a çıkmıştır.Millions plunged into poverty, from a level of 1.5% in the late Soviet era to 39–49% by mid-1993.
Bir süre sonra hastalanır, ama çok yoksul olduklarından kocası onu tedavi ettiremez.She falls ill shortly thereafter, and doctors are unable to save her.
Çocukluğu yoksul bir çevrede zorluklar içinde geçti.The family grew up in poor circumstances.
Günümüzde çoğu yıkılmak üzere olan Aile Evleri, kentin en yoksul kesiminleri barındırmaktadır.Most of the settlers perished from misery, and the city was reduced to a few bad houses.
Gine-Bissau dünya genelinde en yoksul ülkelerden sayılmaktadır.Guinea-Bissau is one of the poorest countries in the world.
Vives'ye göre yoksul insanlara, eğer çalışmaya isteklilerse yardım yapılmalıdır.For example, Gray believed children should be allowed to work.
Asıl amacı yoksul köylüler için toprak elde etmekti.The purpose was to obtain arable lands for impoverished farmers.
Jerome kendisi hakkında yoksulluğuyla zengin olan, büyük ve kutsal bir adam olarak tanımlamıştır.Jerome speaks of him as a man of great holiness who was rich in his poverty.
Angelica, New York'ta yoksulluk içinde öldü ve Until the Dawn Cemetary'de gömüldü.He died in Angelica,and was buried at the Until the Day Dawn Cemetery there.
Yoksul bir kolonidir.We Are Colony.
Topraksızdır, yoksuldur.Rich Lands and Poor.
Risk, yoksul insanlar için daha yüksektir.This effect is even stronger for poor women.
Neredeyse tanımı gereği, yoksul insanların çok az parası vardır.For all we know, he just has poor social skills.
“Dışarıda İngilizlere ölüm ve içeride yaşasın yoksullar.”"Tapdrup kirke ude og inde".
Sola Bakan ve Çıkrıklı Dokumacı tablosunda Van Gogh çalışan yoksullar hakkındaki hislerini aktarır.In Weaver Facing Left with Spinning Wheel, Van Gogh conveys his feelings for the working poor.
Daha önce varlıklı olan sonradan yoksullaşmış bir ailenin çocuğuydu.A public benefit was then later held for his already impoverished family.
Vakıflar açıp, yoksulları himaye ederdi.But he became weak and the line of men failed.
Yaşlılığı yoksulluk içinde geçti.There is pride in poverty.
Günümüzde çoğu yıkılmak üzere olan son kalan Aile Evleri yine kentin en yoksullarını barındırıyor.Most newly built homes will be too expensive for the poorest people.
Moskova'da bir süre büyük bir yoksulluk içinde yaşarlar.They lived in this town for a while in extreme poverty.
Fakir ve yoksullara yardım edilir.The organisation helps the handicapped and the poor.
Zürcher Oberland'da yoksul bir çiftçinin oğlu olarak büyüdü.Maurer grew up as the son of a poor farmer in the Zürcher Oberland.
Kişi başına gelir bakımından yoksulluk çizgisinin altında kalan ülkelere kredi açmaktadır.We help people who have fallen below the poverty line.
Onlardan yiyin, eli darda olan yoksula da yedirin.I hae bade ye bring him wi ye But forbade ye him tae slay.
Ailelerin buyuklugu nedeniyle yoksulluk icinde buyuduler.His family struggled with poverty.
Çok yoksul bir aileye sahip olarak, yedi çocuğun en büyüğü idi.Seven (Magdayao), is the one in charge of her younger sibling and doing household chores.
Yoksul bir Alman göçmeninin oğluydu.He was apparently the son of a German immigrant.
1977'de grubun ilk uzun çaları Yoksulluk Kader Olamaz yayınlandı.His last novel, published in 1971, was The Bad Luck Girl.
Yoksulluk, durgunluk, ekonomik bunalım ve savaş kararları, iktidar eliti tarafından verilir.Wealth, Power, and the Crisis of Laissez Faire Capitalism.
Yoksul bir ailenin çocuğuydu ve çok az eğitim görme şansı buldu.He belonged to a very poor family and did not have means to get a good education.
Skenderay, tarihsel olarak Kosova'da en yoksul belediyedir.Gikongoro was historically the poorest province in Rwanda.
O zamanlar küçük bir çocuk olan Cao Xueqin ailesiyle birlikte yoksulluk içinde yaşamaktaydı.Cao Xueqin, still a young child, lived in poverty with his family.
"Cimriliği yaratan yoksulluk değil zenginliktir daha çok".Contentment, not wealth, makes genuine happiness.
Yaklaşık %4,4 aile ve %9,8 oranında nüfus yoksulluk çizgisinin altındadır.9.4% of the population and 8.4% of families were below the poverty line.
Onlar yoksulların en yoksulu.They are the poorest of the poor.
Geliri yaymaya söz verenler daima yalnızca yoksulluğu yaymada başarılı oluyor.Those who promise to spread the wealth around only ever succeed in spreading poverty around.
Dünya, şimdi aşırı derecede yürütülen yoksul insanların talepleri nelerdir.What the world demands of poor people they now carried out to an extreme degree.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod