Yoksulluk her yerde.Poverty is everywhere.
Her yerde yoksulluk var.Poverty is everywhere.
Eğitim olmadan, sen her zaman yoksulluk hissedeceksin.Without education, you will always feel poverty.
Yoksul yaşlı Tom.Poor old Tom.
Yoksulluk soğuk iklimlerde muhtemelen daha zordur.Poverty is probably more difficult in colder climes.
Annem ve babam, erkek arkadaşımdan hoşlanmazlar, çünkü o yoksul.My parents don't like my boyfriend because he's poor.
Yoksul ülkelerdeki insanların zengin ülkelerdeki insanlardan daha fazla çocukları var.People in poor countries have more children than people in rich countries.
Bir haftada kırk saat çalışan hiç kimse yoksulluk içinde yaşıyor olamaz.Nobody who works forty hours a week should be living in poverty.
Haftada kırk saat çalışan hiç kimse yoksulluk içinde yaşamamalı.No one who works forty hours a week should live in poverty.
Tom yoksullara yardım etti.Tom helped the poor.
Yoksulluk 2000'lerde Latin Amerika'da yüzde 50'den fazla azaldı.Poverty declined by more than 50 percent in Latin America during the 2000s.
O yoksul ölmekten korkuyor.He is afraid of dying poor.
Tom yoksul ve mutlu.Tom is poor and happy.
O yoksul büyüdü, bu yüzden yoksunluğa alışkın.He grew up poor, so he's used to deprivation.
Yoksulların akrabası olmaz.Paupers have no relatives.
Tom yoksullara yardım etmedi.Tom hasn't helped the poor.
Yoksul insanların etrafında olmaktan hoşlanmam.I don't like being around poor people.
Ne cüretle bana yoksul diyorsun?How dare you call me poor?
Yoksullukla savaşmak cevaptır.Fighting poverty is the answer.
Yoksullardan bahsedelim.Let's talk about the poor.
Yoksulluk içinde yaşıyoruz.We live in poverty.
Geçen yıl, bu ülkede yoksulluk yaklaşık 50 yıldaki en hızlı oranda düştü.Last year, poverty in this country fell at the fastest rate in nearly 50 years.
Yoksul insanların tembel olduğu bir efsanedir.It's a myth that poor people are lazy.
Kanada'daki her yedi kişiden biri yoksulluk içinde yaşıyor.One in seven people in Canada live in poverty.
Üç yıl önce yoksuldum.I was poor three years ago.
Babamızın yoksulluğundan utanıyoruz.We're ashamed of our father's poverty.
Yoksul değilim ama zengin de değilim.I'm not poor, but not rich either.
İsa'nın silahları sevdiği ve yoksullardan nefret ettiği iyi bilinmektedir.It is well known that Jesus loved guns and hated the poor.
Bu kitabı yazmasaydım yoksulluk içinde ölürdüm.If I hadn't written this book, I would have died in poverty.
Bu beni yoksulluktan kurtaran kitap.This is the book that lifted me up from poverty.
Şehir zengin ve yoksul olarak ayrılmış.The city is separated into rich and poor.
Onlara karşı yapılan ayrımcılık yüzünden yoksullar.They are poor because of the discrimination against them.
Suçu azaltmanın yolu yoksulluğu ortadan kaldırmaktır.The way to reduce crime is to eradicate poverty.
Yoksulluğun ortadan kaldırılması ana hedefimiz olmalıdır.Eradicating poverty must be our main goal.
Yoksulluğun ortadan kaldırılması bir numaralı amacımız olmalıdır.Eradicating poverty must be our number one goal.
Meksika'da birçok yoksul mahalle vardır.In Mexico there are many poor neighbourhoods.
Tek dillilik, yoksullaşma demektir.Monolingualism means impoverishment.
Tom çok yoksul görünüyor.Tom does seem awfully needy.
Tom benim kadar yoksul değil.Tom isn't as poor as I am.
Sami'nin tutuklanması ailesini yoksul bıraktı.Sami's arrest left his family destitute.
Tom yoksul, değil mi?Tom is needy, isn't he?
Sami yoksul bir ülkede yaşıyor.Sami lives in a poor country.
Yaşamı boyunca yoksulluk çekti.She remained poor all her life.
Entelektüel olmayanlar her zaman yoksuldur.Non-intellectuals are always poor.
Üstüne üstlük Picasso, çok yoksuldu.In addition, Picasso was very poor.
Hindistan'da çocuk işçiliği temelde yoksulluğa dayanan karmaşık bir sorundur.Child labour in India is a complex problem that is rooted in poverty.
Van Gogh dokuma işçilerini "olağanüstü derece yoksul insanlar" olarak tanımlamıştır.Van Gogh described the workers as "exceptionally poor folk."
Son otuz yıldır Çin'de yoksulluğun azaltılmasındaki dramatik ilerleme çok iyi bilinmektedir.The dramatic progress in reducing poverty over the past three decades in China is well known.
Her yıl dünya çapında, 100.000'den fazla hane sağlık giderleri nedeniyle yoksulluğa düşmektedir.Every year, worldwide, over 100,000 households fall into poverty due to health care expenses.
Bu Gangnam-gu ofisinin yoksul çocuklar için yaptığı G+Dream projesinin bir parçasıydı.It is part of the G+Dream Project by Gangnam-gu Office for disadvantaged youth.
Yanık sebepli yaralanmalar yoksul kesimde daha çok meydana gelmektedir.Burn injuries occur more commonly among the poor.
Ağır yoksulluk ve açlık ile sınanan genç ve tecrübesiz bir hükümet vardı.They had a young and inexperienced government, which resulted in severe poverty and hunger.
Bu miktar yoksullara verilecekti.This sum was to be given to the poor.
Yoksul insanlar genellikle bu kırılma noktasının altında kalırlar.Poor people usually fall below this cut-off.
Bu onu yoksulluğa itti.He made them free from poverty.
Majör depresif bozukluk, sıkça işsizlik ve yoksulluk ile ilişkilendirilmektedir.Depression is often associated with unemployment and poverty.
Artık bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun.You Thrones, stir yourselves, and set a wreath upon Him!
Yoksulluk içinde yaşadı.He lived in poverty.
Endonezya, resmî yoksulluk oranı %60'lardan %15'lere gerileyerek tutarlı bir büyüme kaydetmişti.The consistent growth saw the official poverty rate falling from 60% to 15%.
Çocuk seks turizmi yoksulluğada bağlanmaktadır.Child sex tourism has been closely linked to poverty.