Böylece, eğer güvenilirliğin kimyasını anlayabilirsem, yoksulluğu azaltmaya yardımcı olabilirdim.Ha tehát megérthetném a megbízhatóság kémiáját, képes lehetek csökkenteni a szegénységet!
Böylece, eğer güvenilirliğin kimyasını anlayabilirsem, yoksulluğu azaltmaya yardımcı olabilirdim.Jadi jika saya mengerti sifat dari kepercayaan saya dapat membantu mengurangi kemiskinan.
Böylece, eğer güvenilirliğin kimyasını anlayabilirsem, yoksulluğu azaltmaya yardımcı olabilirdim.Jos ymmärrän luotettavuuden kemiaa, voisin mahdollisesti auttaa vähentämään köyhyyttä.
Böylece, eğer güvenilirliğin kimyasını anlayabilirsem, yoksulluğu azaltmaya yardımcı olabilirdim.그래서 만일 신뢰도의 화학을 이해한다면, 빈곤을 완화시키는것을 도울지 모릅니다
Böylece, eğer güvenilirliğin kimyasını anlayabilirsem, yoksulluğu azaltmaya yardımcı olabilirdim.Por isso, se eu compreendia a química da confiabilidade, eu poderia ajudar a aliviar a pobreza.
Böylece, eğer güvenilirliğin kimyasını anlayabilirsem, yoksulluğu azaltmaya yardımcı olabilirdim.Quindi se ho capito la chimica dell'affidabilità, potrei aiutare ad alleviare la povertà.
Böylece, eğer güvenilirliğin kimyasını anlayabilirsem, yoksulluğu azaltmaya yardımcı olabilirdim.Så hvis jeg forstod kemien i troværdighed, ville jeg måske kunne mindske fattigdom.
Böylece, eğer güvenilirliğin kimyasını anlayabilirsem, yoksulluğu azaltmaya yardımcı olabilirdim.Vậy là nếu tôi hiểu hóa chất của lòng tin, tôi có thể giúp giảm bớt nghèo đói.
Böylece, eğer güvenilirliğin kimyasını anlayabilirsem, yoksulluğu azaltmaya yardımcı olabilirdim.Wenn ich also die Chemie der Vertrauenswürdigkeit verstünde, könnte ich helfen, die Armut zu lindern.
Böylece, eğer güvenilirliğin kimyasını anlayabilirsem, yoksulluğu azaltmaya yardımcı olabilirdim.Αν έχω καταλάβει τη χημεία της αξιοπιστίας, μπορεί να βοηθήσω στην εξάλειψη της φτώχειας.
Böylece, eğer güvenilirliğin kimyasını anlayabilirsem, yoksulluğu azaltmaya yardımcı olabilirdim.И если я смог бы объяснить химию надежности, я мог бы помочь устранить бедность.
Böylece, eğer güvenilirliğin kimyasını anlayabilirsem, yoksulluğu azaltmaya yardımcı olabilirdim.І якщо б я зміг зрозуміти складові надійності, я б зумів допомогти у боротьбі з бідністю.
Böylece, eğer güvenilirliğin kimyasını anlayabilirsem, yoksulluğu azaltmaya yardımcı olabilirdim.Така че ако схванех химията на надеждността, можех да помогна в облекчаването на бедността.
Böylece, eğer güvenilirliğin kimyasını anlayabilirsem, yoksulluğu azaltmaya yardımcı olabilirdim.לכן אם אני מבין את כימיית האמינות, אני עשוי לסייע בהפחתת עוני.
Böylece, eğer güvenilirliğin kimyasını anlayabilirsem, yoksulluğu azaltmaya yardımcı olabilirdim.فخطر لي أنه ان إستطعت أن أفهم كيمياء الثقة يمكن لي أن أحاول أن أقضي على الفقر
Böylece, eğer güvenilirliğin kimyasını anlayabilirsem, yoksulluğu azaltmaya yardımcı olabilirdim.貧困の緩和に貢献できるかもしれません しかし私自身も疑い深いのですが
Böylece, yoksul kesimden yükselen ortak sesin Bihar'da, Uganda'da ve ötesinde yankılarını duyacağız.Dzięki nim zrozumiemy, że kolektywny głos biednych będzie słyszalny w Biharze,
Böylece, yoksul kesimden yükselen ortak sesin Bihar'da, Uganda'da ve ötesinde yankılarını duyacağız.Facendo questo, scopriremo che la voce collettiva dei poveri verrà ascoltata nel Bihar, in Uganda e oltre.
Böylece, yoksul kesimden yükselen ortak sesin Bihar'da, Uganda'da ve ötesinde yankılarını duyacağız.Si nous le faisons, nous verrons l'ensemble des voix des pauvres entendu dans le Bihar, en Ouganda et au-delà.
Böylece, yoksul kesimden yükselen ortak sesin Bihar'da, Uganda'da ve ötesinde yankılarını duyacağız.И если у нас получится, мы увидим, что голоса бедных будут наконец услышаны в Бихаре, в Уганде и повсюду.
Böylece, yoksul kesimden yükselen ortak sesin그러면, 사람들도 가난한 이들의 집단적인 목소리를
Böylece, yoksul kesimden yükselen ortak sesinאם נעשה כן, נגלה שהקולות הקולקטיביים
Böylece, yoksul kesimden yükselen ortak sesinوإذا فعلنا ذلك، سوف نجد أن الأصوات الجماعية
Böylece, yoksul kesimden yükselen ortak sesinビハールに響きわたるでしょう
Bu, Afrika. Dünya nüfusunun yüzde 10"unu oluşturuyor, çoğu yoksulluk içinde.이것이 아프리카입니다. 세계 인구의 10퍼센트. 대부분이 가난하지요.
Bu, Afrika. Dünya nüfusunun yüzde 10"unu oluşturuyor, çoğu yoksulluk içinde.הנה אפריקה. עשרה אחוז מאוכלוסיית העולם, רובם עניים.
Bu, Afrika. Dünya nüfusunun yüzde 10"unu oluşturuyor, çoğu yoksulluk içinde.これはOECD諸国 豊かな国々 国連のカントリークラブです
Bu arada: bankacılık krizi yüz milyondan fazla yoksulluk içine geri sürdüler.Παρεμπιπτόντως: το τραπεζικό κρίση οδήγησε πάνω από εκατό εκατομμύρια άνθρωποι πίσω στη φτώχεια.
Bu arada: bir ekonominin Etik, sonuçta servet yok eder ve yoksulluk oluşturur.Παρεμπιπτόντως: μιας οικονομίας χωρίς ηθική, τελικά, καταστρέφει πλούτο και δημιουργεί τη φτώχεια.
Bu bölge Roma'nın yoksul semtlerinden biri, ancak şehrin merkezine de yakın. (Gong sesi)שכונה ענייה יותר של רומא, אך היא נמצאת בקרבה למרכז העיר.
Bu bölge Roma'nın yoksul semtlerinden biri, ancak şehrin merkezine de yakın.وهي حي فقير في روما ولكنه قريب من مركز العاصمة.
Bu bölge Ruanda'nın en yoksul yerlerinden birisi.남 카욘자에서 400,000명의 사람들이
Bu bölge Ruanda'nın en yoksul yerlerinden birisi. Ekibimiz esas olarak yaklaşık 400,000 kişiden oluşuyor.là một trong những nơi nghèo nhất ở Rwanda, với một nhóm gồm 400000 người
Bu bölge Ruanda'nın en yoksul yerlerinden birisi.שהוא האחד האזורים העניים ברואנדה,
Bu bölge Ruanda'nın en yoksul yerlerinden birisi.التي هي أحد أفقر المناطق في رواندا،
Bu bölge Ruanda'nın en yoksul yerlerinden birisi.もともと約40万人が暮らしていた場所です
Bu çaba sağlığı iyileştirebilir ve tamamen yok etmese bile yoksulluğu azaltmakta rol oynayabilir.Det kan förbättra hälsan och bidra till att reducera eller till och med utplåna fattigdom.
Bu çaba sağlığı iyileştirebilir ve tamamen yok etmese bile yoksulluğu azaltmakta rol oynayabilir.Es kann Gesundheit fördern und dazu beitragen, Armut zu verringern oder gar zu beseitigen.
Bu çaba sağlığı iyileştirebilir ve tamamen yok etmese bile yoksulluğu azaltmakta rol oynayabilir.Het verbetert de gezondheid en het speelt een rol in het verminderen, zo niet oplossen van armoede.
Bu çaba sağlığı iyileştirebilir ve tamamen yok etmese bile yoksulluğu azaltmakta rol oynayabilir.Ia dapat meningkatkan kesehatan, dan juga berperan dalam mengurangi, atau bahkan memberantas kemiskinan.
Bu çaba sağlığı iyileştirebilir ve tamamen yok etmese bile yoksulluğu azaltmakta rol oynayabilir.건강을 증진시키고, 또 빈곤을 아주 없애지는 못해도 줄이는 역할을 할 수 있습니다.
Bu çaba sağlığı iyileştirebilir ve tamamen yok etmese bile yoksulluğu azaltmakta rol oynayabilir.la santé, et peut permettre de réduire la pauvreté, à défaut de l'éradiquer.
Bu çaba sağlığı iyileştirebilir ve tamamen yok etmese bile yoksulluğu azaltmakta rol oynayabilir.Mogą poprawić stan zdrowia, a to ma znaczenie dla zmniejszania albo nawet eliminacji problemu ubóstwa.
Bu çaba sağlığı iyileştirebilir ve tamamen yok etmese bile yoksulluğu azaltmakta rol oynayabilir.Môže zlepšiť zdravie a zohrať dôležitú úlohu v redukcii, ak nie úplnom odstránení chudoby.
Bu çaba sağlığı iyileştirebilir ve tamamen yok etmese bile yoksulluğu azaltmakta rol oynayabilir.Nó cả thiện sức khỏe, và đóng vai trò làm giảm, thậm chí xóa nghèo.
Bu çaba sağlığı iyileştirebilir ve tamamen yok etmese bile yoksulluğu azaltmakta rol oynayabilir.Puede mejorar la salud y puede colaborar en la reducción, si no en la eliminación, de la pobreza.
Bu çaba sağlığı iyileştirebilir ve tamamen yok etmese bile yoksulluğu azaltmakta rol oynayabilir.Può migliorare la salute, e può giocare un ruolo nel ridurre, se non eliminare, la povertà.
Bu çaba sağlığı iyileştirebilir ve tamamen yok etmese bile yoksulluğu azaltmakta rol oynayabilir.Μπορεί να βελτιώσει την υγεία, και να διαδραματίσει ρόλο στη μείωση, αν όχι στην εξάλειψη, της φτώχειας.
Bu çaba sağlığı iyileştirebilir ve tamamen yok etmese bile yoksulluğu azaltmakta rol oynayabilir.Може да се подобри здравето, и може да играе роля в намаляването, ако не в премахването, на бедността.
Bu çaba sağlığı iyileştirebilir ve tamamen yok etmese bile yoksulluğu azaltmakta rol oynayabilir.Может улучшить состояние здоровья и сыграть свою роль в уменьшении, если не искоренении бедности.
Bu çaba sağlığı iyileştirebilir ve tamamen yok etmese bile yoksulluğu azaltmakta rol oynayabilir.היא יכולה לשפר את הבריאות, וכן, יכולה לשחק תפקיד בהפחתה, עד לכדי מיגור מלא של עוני.
Bu çaba sağlığı iyileştirebilir ve tamamen yok etmese bile yoksulluğu azaltmakta rol oynayabilir.يمكنه أن يحسن الصحة, و يمكنه أن يلعب دور في تخفيض, ان لم يكن القضاء على الفقر
Bu çaba sağlığı iyileştirebilir ve tamamen yok etmese bile yoksulluğu azaltmakta rol oynayabilir.撲滅できないまでも 減らすことは可能なのです この物語の起源である 1985年の
Bu cevap çok yoksul Alice, o Fındık faresi, bir süre için izin karıştı kesmeden.Acest răspuns confuz atât de săracă Alice, că ea lasa alunarilor merge pe de ceva timp fără a întrerupe el.
Bu cevap çok yoksul Alice, o Fındık faresi, bir süre için izin karıştı kesmeden.Detta svar confused så fattig Alice, att hon lät Dormouse gå på en tid utan att avbryta det.
Bu cevap çok yoksul Alice, o Fındık faresi, bir süre için izin karıştı kesmeden.Dette svar så forvirrede stakkels Alice, at hun lod syvsoveren fortsætte i nogen tid uden at afbryde det.
Bu cevap çok yoksul Alice, o Fındık faresi, bir süre için izin karıştı kesmeden.Dit antwoord zo verward arme Alice, dat liet ze de Zevenslaper gaan al enige tijd zonder onderbreking van het.
Bu cevap çok yoksul Alice, o Fındık faresi, bir süre için izin karıştı kesmeden.Esta resposta tão confuso pobre Alice, que ela deixou o Leirão prosseguir por algum tempo sem interrompê-la.
Bu cevap çok yoksul Alice, o Fındık faresi, bir süre için izin karıştı kesmeden.이 답변 정말 그녀가 겨울잠쥐 어떤 시간에 가자 가난한 앨리스를 혼동 그것을 중단하지 않고.
Bu cevap çok yoksul Alice, o Fındık faresi, bir süre için izin karıştı kesmeden.Ta odgovor tako zmeden slabo Alice, da ji pustite, polharsko iti na nekaj časa it brez prekinitve.