Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.פזר נתן לאביונים צדקתו עמדת לעד קרנו תרום בכבוד׃
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.فرّق اعطى المساكين بره قائم الى الابد. قرنه ينتصب بالمجد.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.他 施 捨 錢 財 、 賙 濟 貧 窮 . 他 的 仁 義 、 存 到 永 遠 。 他 的 角 必 被 高 舉 、 大 有 榮 耀
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.他 施捨錢財 、 賙濟 貧窮 . 他 的 仁義 、 存到 永遠 。 他 的 角必 被 高舉 、 大有榮耀
Aslında bu gelişmekte olan dünyada kentli yoksul işçiler için ilk özel sağlık sigortası.De facto, é o primeiro plano de saúde do mundo emergente para os trabalhadores pobres urbanos.
Aslında bu gelişmekte olan dünyada kentli yoksul işçiler için ilk özel sağlık sigortası.Det är nämligen den framväxande världens första sjukvårdsförsäkring för de urbana arbetande fattiga.
Aslında bu gelişmekte olan dünyada kentli yoksul işçiler için ilk özel sağlık sigortası.El primer caso del mundo en desarrollo de cobertura médica para trabajadores urbanos pobres.
Aslında bu gelişmekte olan dünyada kentli yoksul işçiler için ilk özel sağlık sigortası.Ez a fejlődő világ első egészségügyi ellátást biztosító szervezete a városi szegényeknek.
Aslında bu gelişmekte olan dünyada kentli yoksul işçiler için ilk özel sağlık sigortası.Het is inderdaad de eerste aanbieder van gezondheidszorg voor de stedelijke werkende armen ter wereld.
Aslında bu gelişmekte olan dünyada kentli yoksul işçiler için ilk özel sağlık sigortası.실제로 이것은 개발도상국 최초의 도시 빈곤층을 대상으로 한 HMO(건강 관리 기구)입니다.
Aslında bu gelişmekte olan dünyada kentli yoksul işçiler için ilk özel sağlık sigortası.Ide o rozvíjajúcu sa prvú svetovú zdravotnú organizáciu (HMO) pre robotnícku vrstvu v mestách.
Aslında bu gelişmekte olan dünyada kentli yoksul işçiler için ilk özel sağlık sigortası.Intradevar, din toate tarile in dezvoltare, este primul HMO pentru clasa muncitoare saraca.
Aslında bu gelişmekte olan dünyada kentli yoksul işçiler için ilk özel sağlık sigortası.Jde o první světovou zdravotní organizaci (HMO) pro dělnickou chudinu ve městech.
Aslında bu gelişmekte olan dünyada kentli yoksul işçiler için ilk özel sağlık sigortası.Memang ini adalah HMO pertama bagi para pekerja miskin di negara berkembang.
Aslında bu gelişmekte olan dünyada kentli yoksul işçiler için ilk özel sağlık sigortası.To pierwszy na świecie zakład opieki zdrowotnej dla biednej klasy robotniczej.
Aslında bu gelişmekte olan dünyada kentli yoksul işçiler için ilk özel sağlık sigortası.Είναι όντως ο πρώτος ανερχόμενος Οργανισμός Συντήρησης Υγείας για τους φτωχούς αστικούς εργαζόμενους.
Aslında bu gelişmekte olan dünyada kentli yoksul işçiler için ilk özel sağlık sigortası.זהו למעשה הביטוח הרפואי הראשון בעולם המתפתח עבור אוכלוסית העובדים העירוניים העניים.
Aslında bu gelişmekte olan dünyada kentli yoksul işçiler için ilk özel sağlık sigortası.بالطبع أن نرفع العالم الناشئ أولاً لدرجة العمل في المناطق الحضرية الفقيرة.
Aslında bu gelişmekte olan dünyada kentli yoksul işçiler için ilk özel sağlık sigortası.都市部の貧困労働者層にとってのHMO(健康維持機構)なのです では、なぜ我々は、インド人とパキスタン人としてこのことをしなければならないのか
Aslında yoksulluğu azaltmak için sadece birşeyin fiyatını düşürecek olsaydınız kesinlikle enerjiyi seçerdiniz.Jeśli moglibyśmy zmniejszyć cenę tylko jednej rzeczy, by ukrócić biedę, byłaby nią energia.
Aslında yoksulluğu azaltmak için sadece birşeyin fiyatını düşürecek olsaydınız kesinlikle enerjiyi seçerdiniz.사실, 빈곤을 줄이기 위해 한 가지 가격을 낮출 수 있다면, 대부분 에너지를 선택할 것입니다.
Aslında yoksulluğu azaltmak için sadece birşeyin fiyatını düşürecek olsaydınız kesinlikle enerjiyi seçerdiniz.Se eu pudesse escolher apenas uma coisa para baixar o preço para reduzir a pobreza, escolheria a energia.
Aslında yoksulluğu azaltmak için sadece birşeyin fiyatını düşürecek olsaydınız kesinlikle enerjiyi seçerdiniz.Trên thực tế, nếu như bạn có thể chọn một thứ với giá thấp, để giảm sự nghèo nàn, bạn sẽ lấy năng lượng
Aslında yoksulluğu azaltmak için sadece birşeyin fiyatını düşürecek olsaydınız kesinlikle enerjiyi seçerdiniz.Насправді, якщо і є річ, яка здатна знизити рівень бідності, то це - ціна на енергію!
Aslında yoksulluğu azaltmak için sadece birşeyin fiyatını düşürecek olsaydınız kesinlikle enerjiyi seçerdiniz.למעשה, אם הייתם יכולים לבחור רק דבר אחד להורדת מחירו כדי לצמצם עוני, בלי שום ספק, תבחרו באנרגיה.
Aslında yoksulluğu azaltmak için sadece birşeyin fiyatını düşürecek olsaydınız kesinlikle enerjiyi seçerdiniz.في الحقيقة ، إذا أستطعت إختيار شئ واحد فقط لتخفيض سعر ، لتقليل الفقر ، لأقل شئ ، فإنك ستختار الطاقة .
Aslında yoksulluğu azaltmak için sadece birşeyin fiyatını düşürecek olsaydınız kesinlikle enerjiyi seçerdiniz.間違いなく エネルギーを選択することでしょう エネルギーの価格は時代とともに低下してきています
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Ale také vidím mnoho chudoby, což je poměrně znepokojující, nejen intenzitou ale i rozsahem problému.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Dar văd şi multă sărăcie, şi asta e iritant, atât ca şi grad de sărăcie cât şi ca întindere.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.De sok nélkülözést is látok, ami elég megrázó, a méretei és kiterjedése egyaránt.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Ich sehe auch viel Armut das ist echt erschütternd in beidem: Ausmaß und Reichweite.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.그러나 저는 수많은 가난 또한 보았습니다. 상당히 안타까운 일입니다. 가난의 정도도 심하고, 지역도 넓습니다.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Lecz widzę również dużo ubóstwa, i jest to dosyć rażące zarówno w kwestii zakresu i skali.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Maar ik zie ook veel armoede, en die is heel schokkend, zowel in omvang als in de aard ervan.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Mas vejo também muita pobreza, o que é muito chocante, tanto pela escala como pela extensão.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Ma vedo anche molta povertà, che è piuttosto sconvolgente, sia in termini di scala che di ampiezza.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Men jeg ser også megen fattigdom, og det er temmelig chokerende, både udbredelsen og omfanget af den.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Namun, saya juga melihat banyak kemiskinan dalam jumlah yang cukup besar baik dalam skala maupun cakupannya
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Nhưng tôi cũng thấy sự nghèo đói rất nhiều, và nó thật sự choáng, và cả số lượng lẫn mức độ.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Pero también veo mucha pobreza, y es bastante discordante, tanto en escala como en alcance.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Βλέπω όμως και πολλή φτώχεια και αυτό με ταρακουνά τόσο ως προς το μέγεθος όσο ως προς τις αιτίες της.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Але також я бачу багато бідності, і вона дуже разюча, як за своїм масштабом, так і за сферою охоплення.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Но я также вижу много нищеты, и это просто поражает - как по размеру, так и по охвату.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.אבל אני גם רואה הרבה עוני, וזה די צורם, הן בקנה המידה והן בהיקף של זה.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.لكني أرى أيضاً الكثير من الفقر وهو منفّر بشدة، في كلا من حجم ونطاق إنتشاره.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.その実態は 規模としても範囲としても非常に衝撃的です 初めてインドに行った時訪れた家は
Bazı insanlar diyor ki, "Tamam ama hayat yoksul erkekler için de zor."Кто-то скажет, что беднягам мужчинам тоже непросто живётся.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Am resimțit asta profund când am călătorit în sate izolate pentru a studia sărăcia.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Esto yo lo experimenté más visceralmente cuando viajé a aldeas remotas con el fin de estudiar la pobreza.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Ich erlebte dies am eigenen Leibe, als ich in abgelegene Dörfer reiste, um die Armut zu untersuchen.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Ik heb dit het meest intens ervaren toen ik naar afgelegen dorpen reisde om er de armoede te bestuderen.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Jag upplevde detta som något mycket känslomässigt när jag reste till avlägsna byar för att studera fattigdom.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.저는 빈곤에 대해 연구하러 멀리 떨어진 마을을 여행했을 때, 이런 말로 설명하기 힘든 심정을 경험해 본 적이 있습니다.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.L'ho vissuto in maniera viscerale viaggiando in villaggi remoti per studiare la povertà.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Tôi đã trải nghiệm điều này hết sức sâu sắc khi đến thăm những làng vùng sâu để nghiên cứu về nghèo đói.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Uderzyło mnie to najbardziej, kiedy badałem ubóstwo w odległych wioskach.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Κι αυτό το βίωσα με τον πιο φρικιαστικό τρόπο όταν ταξίδεψα σε απομακρυσμένα χωριά για να μελετήσω τη φτώχεια.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Почувствах това интуитивно, когато пътувах до отдалечени села, за да изучавам бедността.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Я відчув щось подібне, коли подорожував віддаленими та важкодоступними селами, досліджуючи бідність.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.Я на себе испытал это, когда путешествовал по отдалённым селениям, изучая бедность.