Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Acuma sunt probleme asociate îmbătrânirii - boli, sărăcie, pierderea statutului social.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Az öregedéssel járnak azonban problémák is -- betegség, szegénység, vagy a társadalmi státusz elvesztése.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Bây giờ có những vấn đề liên quan đến lão hóa-- bệnh tật, đói nghèo, mất địa vị xã hội.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Ci sono problemi associati all'invecchiamento - malattie, povertà, perdita di status sociale.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Er zijn problemen die gelinkt zijn aan verouderen -- ziektes, armoede, verlies van sociale status.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Hay problemas asociados a la vejez: enfermedades, pobreza, pérdida del estatus social.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Il y a des problèmes associés au vieillissement -- les maladies, la pauvreté, la perte de statut social.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.이젠 노화와 관련해서 몇가지 문제가 생겼습니다-- 질병, 가난, 사회적 지위의 상실이죠.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Sekarang ada masalah-masalah yang dikaitkan dengan penuaan -- penyakit, kemiskinan, kehilangan status sosial.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Starzenie się wiąże się z pewnymi problemami: choroby, bieda, utrata statusu.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Υπάρχουν βέβαια προβλήματα που συνδέονται με την γήρανση -- ασθένειες, φτώχεια, απώλεια κοινωνικής θέσης.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Існують проблеми, пов'язані зі старінням - хвороби, бідність, втрата соціального статусу.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Но взамен мы получили проблемы старения — болезни, нищету, потерю статуса в обществе.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.Проблеми свързани със стареенето съществуват -- болести, бедност, загуба на социално положение.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.יש אמנם בעיות הקשורות בהזדקנות -- מחלות, עוני, אובדן המעמד החברתי.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.الآن، هناك مشاكل مرتبطة بالتقدم في السن -- أمراض، فقر، فقدان للمناصب الاجتماعية.
Ancak şimdi de yaşlanmayla ilgili problemler mevcut: hastalıklar, yoksulluk ve sosyal statü kaybı gibi.つまり 病気 貧困 社会的地位の喪失です 成功に甘んじている場合ではありません
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.allein daß wir der Armen gedächten, welches ich auch fleißig bin gewesen zu tun.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.Allenast skulle vi tänka på de fattiga; och just detta har jag också vinnlagt mig om att göra.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.bare at vi skulde komme de fattige i hu, og det har jeg nettop lagt vinn på å gjøre.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.Các người ấy chỉ dặn dò tôi phải nhớ đến kẻ nghèo nàn, là điều tôi cũng đã ân cần làm lắm.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.Các người ấy chỉ dặn_dò tôi phải nhớ đến kẻ nghèo_nàn , là điều tôi cũng đã ân_cần làm lắm .
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.Csakhogy a szegényekrõl megemlékezzünk; a mit is én igyekeztem megcselekedni.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.Ils nous recommandèrent seulement de nous souvenir des pauvres, ce que j`ai bien eu soin de faire.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.다만 우리에게 가난한 자들 생각하는 것을 부탁하였으니 이것을 나도 본래 힘써 행하노라
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.kun at vi skulde komme de fattige i Hu, hvad jeg også just har bestræbt mig for at gøre.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.len vraj aby sme pamätali na chudobných, čo som sa tiež práve usiloval robiť.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.Meidän oli vain muistaminen köyhiä, ja juuri sitä minä olenkin ahkeroinut tehdä.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.Ne-au spus numai să ne aducem aminte de cei săraci, şi chiar aşa am şi căutat să fac.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.recomendando-nos somente que nos lembrássemos dos pobres; o que também procurei fazer com diligência.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.samo da se spominjava ubogih; za to sem se tudi potrudil, da se tako stori.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.Solamente nos pidieron que nos acordásemos de los pobres, cosa que procuré hacer con esmero
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.Soltanto ci pregarono di ricordarci dei poveri: ciò che mi sono proprio preoccupato di fare
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.Toliko napomenuli, abychom na chudé pamatovali, což jsem se i činiti snažoval.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.Tylko upomnieli, abyśmy na ubogich pamiętali, o com się też pilnie starał, abym to uczynił.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.μονον μας παρηγγειλαν να ενθυμωμεθα τους πτωχους, το οποιον και εσπουδασα αυτο τουτο να καμω.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.Защото, ако градя отново онова, което съм развалил, показвам себе си престъпник.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.тільки щоб ми вбогих памятали, про що й я дбав, щоб се чинити.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.только чтобы мы помнили нищих, что и старался яисполнять в точности.
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.רק שנזכר את האביונים אשר גם שקדתי לעשותה׃
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.غير ان نذكر الفقراء. وهذا عينه كنت اعتنيت ان افعله
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.只 是 願 意 我 們 記 念 窮 人 . 這 也 是 我 本 來 熱 心 去 行 的
Ancak yoksulları anımsamamızı istediler. Zaten ben de bunu yapmaya gayret ediyordum.只是 願意 我 們記 念 窮人 . 這 也 是 我 本來熱 心 去 行的
...Angelina Jolie, Hatay'a ziyarete geldiđinde yoksullarý, iki koli kendi ellerimle hediye... ...ettim.Λέει να μην την περιμένεις.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.(111:9) Он расточил, роздал нищим; правда его пребывает во веки; рог его вознесется во славе.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Egli dona largamente ai poveri, la sua giustizia rimane per sempre, la sua potenza s'innalza nella gloria
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.El este darnic, dă celor lipsiţi; milostenia lui ţine în veci; capul i se înalţă cu slavă.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Er streut aus und gibt den Armen; seine Gerechtigkeit bleibt ewiglich, sein Horn wird erhöht mit Ehren.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Espalhou, deu aos necessitados; a sua justiça subsiste para sempre; o seu poder será exaltado em honra.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Esparce, da a los necesitados; su justicia permanece para siempre, y su poderío será exaltado en gloria
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Hij geeft veel weg aan de armen. Altijd blijft hij oprecht; met blijdschap en eer wordt hij omringd.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Il fait des largesses, il donne aux indigents; Sa justice subsiste à jamais; Sa tête s`élève avec gloire,
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.저가 재물을 흩어 빈궁한 자에게 주었으니 그 의가 영원히 있고 그 뿔이 영화로이 들리리로다
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Osztogat, adakozik a szegényeknek; igazsága megmarad mindvégig; az õ szarva felemeltetik dicsõséggel.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Rozděluje štědře, a dává nuzným; spravedlnost jeho zůstává na věky, roh jeho bude vyvýšen v slávě.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Rozprasza, i daje ubogim; sprawiedliwość jego trwa na wieki; róg jego wywyższy się w sławie.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Rozsýpa, dáva chudobným; jeho spravedlivosť stojí na večnosť; jeho roh sa vyvýši v sláve.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.til fattige deler han rundhåndet ud, hans Retfærdighed varer evindelig; med Ære løfter hans Horn sig.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Εσκορπισεν, εδωκεν εις τους πενητας η δικαιοσυνη αυτου μενει εις τον αιωνα το κερας αυτου θελει υψωθη εν δοξη.
Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır, Gücü ve saygınlığı artar.Разпръсна, даде на сиромасите; Правдата му трае до века; Рогът му ще се издигне на почит.