Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.חוויתי זאת באופן מאוד מוחשי כאשר נסעתי לכפרים מרוחקים כדי לחקור עוני.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.و قد مرت بي تجربة مماثلة هزت وجداني، عند تجوالي في القرى النائية لدراسة الفقر.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.貧困を研究するために 田舎の村を訪ねた時です 村から村をまわっていた時
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Eu nasci num lugar de camponeses muito pobres. A pobreza acabou me influenciando.
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Ich wurde in einem sehr armen Zuhause geboren, auf dem Land. So lernte ich die Armut kennen.
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.I was born in a very poor home, a peasant home, so I experienced poverty.
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Jag föddes i ett mycket fattigt hem, ett hem på landet så jag har upplevt fattigdom.
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Nagyon szegény családban születtem, így megtapasztaltam a nyomort.
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Narodil som sa vo veľmi chudobnej rodine, v roľníckom dome. Takže viem, čo je chudoba.
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Saya lahir dalam keluarga petani yang sangat miskin.
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Sono nato in una casa molto povera, quindi ho vissuto la povertà,
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Γεννήθηκα σε μια πολύ φτωχή αγροτική περιοχή. Έτσι δοκίμασα τη φτώχεια.
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim."Роден съм в много беден дом и зная какво е бедността,
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.Я родился в очень бедном доме, крестьянском доме, и я познал бедность
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim..נולדתי בבית מאוד עני. בית כפרי
Ben çok fakir bir evde doğdum, bir köylü evi, böylelikle yoksulluğu tecrübe ettim.私は裸足だったし 貧しい子供でした
Ben, Hindistan'ın en yoksul bölgesi Bihar'da büyüdüm.6歳の時のことを 覚えています
Ben, Hindistan'ın en yoksul bölgesi Bihar'da büyüdüm.Am crescut în Bihar, cel mai sărac stat din India.
Ben, Hindistan'ın en yoksul bölgesi Bihar'da büyüdüm.Crecí en Bihar, el estado más pobre de la India, y recuerdo que cuando tenía seis años
Ben, Hindistan'ın en yoksul bölgesi Bihar'da büyüdüm.Dorastałem w Biharze, najbiedniejszym stanie Indii.
Ben, Hindistan'ın en yoksul bölgesi Bihar'da büyüdüm.Ich bin in Bihar aufgewachsen, Indiens ärmstem Bundesstaat.
Ben, Hindistan'ın en yoksul bölgesi Bihar'da büyüdüm.Ik ben opgegroeid in Bihar, de armste staat van India.
Ben, Hindistan'ın en yoksul bölgesi Bihar'da büyüdüm.저는 인도에서 가장 가난한 지역인 비하르라는 곳에서 자랐습니다.
Ben, Hindistan'ın en yoksul bölgesi Bihar'da büyüdüm.Я виріс у Біхарі, найбіднішому штаті Індії.
Ben, Hindistan'ın en yoksul bölgesi Bihar'da büyüdüm.Я вырос в штате Бихар — самом бедном штате Индии.
Ben, Hindistan'ın en yoksul bölgesi Bihar'da büyüdüm.גדלתי במדינה העניה ביותר בהודו, ביהאר.
Ben, Hindistan'ın en yoksul bölgesi Bihar'da büyüdüm.نشأت في "بيهار" ، أفقر وﻻية في الهند ،
Benim sempati yoksul eski izci için çok kelimeler için derin.Ma sympathie pour le pauvre vieux scout était trop profonde pour les mots.
Benim sempati yoksul eski izci için çok kelimeler için derin.Meine Sympathie für die arme alte scout war zu nicht in Worte fassen.
Benim sempati yoksul eski izci için çok kelimeler için derin.Mé sympatie k chudák Scout je příliš hluboká slova.
Benim sempati yoksul eski izci için çok kelimeler için derin.Mijn sympathie voor de arme, oude scout was te diep voor woorden.
Benim sempati yoksul eski izci için çok kelimeler için derin.Simpatia mea pentru scout vechi a fost prea săraci adâncă pentru cuvinte.
Benim sempati yoksul eski izci için çok kelimeler için derin.Συμπάθεια μου για την καημένη Scout ήταν πολύ βαθιά για τις λέξεις.
Bense mazlum ve yoksulum, Düşün beni, ya Rab. Yardımcım ve kurtarıcım sensin, Geç kalma, ey Tanrım!(39:18) Я же беден и нищ, но Господь печется о мне. Ты – помощь моя и избавитель мой, Боже мой! не замедли.
Bense mazlum ve yoksulum, Düşün beni, ya Rab. Yardımcım ve kurtarıcım sensin, Geç kalma, ey Tanrım!Er jeg end arm og fattig, vil Herren dog tænke på mig. Du er min Hjælp og min Frelser; tøv ej, min Gud!
Bense mazlum ve yoksulum, Düşün beni, ya Rab. Yardımcım ve kurtarıcım sensin, Geç kalma, ey Tanrım!나는 가난하고 궁핍하오나 주께서는 나를 생각하시오니 주는 나의 도움이시요 건지시는 자시라 나의 하나님이여 지체하지 마소서
Bense mazlum ve yoksulum, Düşün beni, ya Rab. Yardımcım ve kurtarıcım sensin, Geç kalma, ey Tanrım!Ubog sem res in potreben, ali Gospod skrbi zame. Pomoč si moja in rešitelj moj, o Bog moj, ne odlašaj!
Bense mazlum ve yoksulum, Düşün beni, ya Rab. Yardımcım ve kurtarıcım sensin, Geç kalma, ey Tanrım!ואני עני ואביון אדני יחשב לי עזרתי ומפלטי אתה אלהי אל תאחר׃
Bense mazlum ve yoksulum, Düşün beni, ya Rab. Yardımcım ve kurtarıcım sensin, Geç kalma, ey Tanrım!اما انا فمسكين وبائس الرب يهتم بي. عوني ومنقذي انت. يا الهي لا تبطئ
Bense mazlum ve yoksulum, Düşün beni, ya Rab. Yardımcım ve kurtarıcım sensin, Geç kalma, ey Tanrım!但 我 是 困 苦 窮 乏 的 、 主 仍 顧 念 我 . 你 是 幫 助 我 的 、 搭 救 我 的 . 神 阿 、 求 你 不 要 耽 延
Bense mazlum ve yoksulum, Düşün beni, ya Rab. Yardımcım ve kurtarıcım sensin, Geç kalma, ey Tanrım!但 我 是 困苦 窮乏 的 、 主 仍 顧念 我 . 你 是 幫助 我 的 、 搭救 我 的 . 神阿 、 求 你 不 要 耽延
Bense, mazlum ve yoksulum, Ey Tanrı, yardımıma koş! Yardımcım ve kurtarıcım sensin, Geç kalma, ya RAB!(69:6) Я же беден и нищ; Боже, поспеши ко мне! Ты помощь моя и Избавитель мой; Господи! не замедли.
Bense, mazlum ve yoksulum, Ey Tanrı, yardımıma koş! Yardımcım ve kurtarıcım sensin, Geç kalma, ya RAB!Arm og fattig er jeg, il mig til Hjælp, o Gud! Du er min Hjælp og min Frelser; tøv ej, HERRE!
Bense, mazlum ve yoksulum, Ey Tanrı, yardımıma koş! Yardımcım ve kurtarıcım sensin, Geç kalma, ya RAB!Jaz pa sem ubožen in potreben; o Bog, hiti k meni! Pomoč moja in rešitelj moj si ti, o GOSPOD, ne odlašaj!
Bense, mazlum ve yoksulum, Ey Tanrı, yardımıma koş! Yardımcım ve kurtarıcım sensin, Geç kalma, ya RAB!나는 가난하고 궁핍하오니 하나님이여 속히 내게 임하소서 주는 나의 도움이시요 나를 건지시는 자시오니 여호와여 지체치 마소서
Bense, mazlum ve yoksulum, Ey Tanrı, yardımıma koş! Yardımcım ve kurtarıcım sensin, Geç kalma, ya RAB!ואני עני ואביון אלהים חושה לי עזרי ומפלטי אתה יהוה אל תאחר׃
Bense, mazlum ve yoksulum, Ey Tanrı, yardımıma koş! Yardımcım ve kurtarıcım sensin, Geç kalma, ya RAB!اما انا فمسكين وفقير. اللهم اسرع اليّ. معيني ومنقذي انت. يا رب لا تبطؤ
Bense, mazlum ve yoksulum, Ey Tanrı, yardımıma koş! Yardımcım ve kurtarıcım sensin, Geç kalma, ya RAB!但 我 是 困 苦 窮 乏 的 . 神 阿 、 求 你 速 速 到 我 這 裡 來 . 你 是 幫 助 我 的 、 搭 救 我 的 . 耶 和 華 阿 、 求 你 不 要 耽 延
Bense, mazlum ve yoksulum, Ey Tanrı, yardımıma koş! Yardımcım ve kurtarıcım sensin, Geç kalma, ya RAB!但 我 是 困苦 窮乏 的 . 神阿 、 求 你 速速 到 我這裡來 . 你 是 幫助 我 的 、 搭救 我 的 . 耶和華 阿 、 求 你 不 要 耽延
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.나는 그대의 빈곤을 지불, 그리고 그대의 것이다 로미오.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMEO Én fizetem a te szegénység, és nem a te akaratod.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMEO eu pago a tua pobreza, e não tua.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMEO Ich bezahle deine Armut, und nicht dein Wille.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMEO Ik betaal uw armoede, en niet uw wil.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMEO I zapłacić twoją ubóstwa, a nie twoje.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMEO Jag betalar din fattigdom, och inte din vilja.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMEO Jeg betaler din fattigdom, og ikke din vilje.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMÉO Je paie ta pauvreté, et non ta volonté.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMEO maksan sinun köyhyyttä, eikä sinun tahtosi.
Ben senin yoksulluk ödemek değil, senin olacak ROMEO.ROMEO pago la tua povertà, e non la tua volontà.