Armutlunun yoksul yamaçlarına iyi hayal edilip planlanmış bu evler iyi yakışmıştır.Net nedideliais nuokrypiais nuo optimalių sąlygų pasižyminčiose buveinėse šios rūšies augalai skursta.
Depresyon büyük işsizlik ve yoksulluğa ve toplumsal huzursuzluğa yol açmaktadır.Krizė lėmė nedarbą, skurdą, socialinius neramumus.
Elindeki parayı çabucak harcayan sanatçı yoksul düşmüştür.Tačiau jo palikuonys sukauptas lėšas greit iššvaistė.
Moskova'da bir süre büyük bir yoksulluk içinde yaşarlar.Kurį laiką gyveno Maskvoje.
Afganistan'da sağlık hizmetleri nispeten yoksuldur.Nigerijoje gyvenimo sąlygos ir medicininis aptarnavimas prastos kokybės.
Bu olay sonrasında Mesihî yoksulluk içinde yaşamaya başlar.Vėliau šio paklausai sumenkus, Kobicha nuskurdo.
Ancak yoksul ve zengin mahalleleri arasındaki kutuplaşma fark ediliyordu.Tačiau išlieka didelis atotrūkis tarp skurdžiausių ir turtingiausių žmonių sluoksnių.
Dwight Eisenhower, yoksul bir ailenin yedi oğlundan üçüncüsüydü.Šervudas Andersonas buvo trečias vaikas septynių vaikų šeimoje.
Bu onu yoksulluğa itti.Nad heitsid talle ette vaesust.
Ailelerin buyuklugu nedeniyle yoksulluk icinde buyuduler.Tema õpingud möödusid raskelt perekonna vaesuse tõttu.
Yoksulluk içinde yaşadı.Nad elasid äärmises vaesuses.
Fakir ve yoksullara yardım edilir.Ta abistas vaeseid ja näljahädalisi.
Nüfusun %15’i yoksulluk sınırının altındadır.25% elanikkonnast elab alla vaesuspiiri.
Neredeyse tanımı gereği, yoksul insanların çok az parası vardır.Eelöeldut arvestades oli meestel raha vähe.
Bölge halkı yoksulluk içindedir.Maaelanikud on väga alatoitunud.
Nüfusun yoksul kısmı lituryadan muaftı.Naissaare madala kõrval asub Littergrundi madal.
Kriz yoksulluk ve işsizliği beraberinde getirmişti.Ta väljendas meeleheidet, mida temas tekitas vaesus ja ebaõiglus.
Benzer bir denklem diğer finansal hizmetlerin yoksul insanlara sunma çabalarını engeller.Uue korra järgi ei andnud Vaestehoolekande Selts koguduse vaestele enam rahalist toetust.
Yaklaşık %4,4 aile ve %9,8 oranında nüfus yoksulluk çizgisinin altındadır.9,20% elanikkonnast ja 4,30% perekondadest elas allpool vaesuspiiri.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.Az éhség, hideg, kimerítő munka, szegénység mind ott vannak a szálkákban.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.Foamea, munca istovitoare şi sărăcia sunt sugestionate de acele cioburi.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.Honger, kou, uitputtend werk en armoede zit er in die splinters.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.Hunger, Kälte, anstrengende Arbeit und Armut stecken auch in diesen Splittern.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.배고픔, 춥고 힘든 일과 가난도 그 파편에 들어있습니다.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.La faim, le froid, le travail épuisant et la pauvreté sont ce qu'il y a aussi dans ces éclats.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.La fame, il freddo estenuante lavoro e la povertà sono anch'essi in quelle schegge.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.Và đói, lạnh, công việc đến kiệt sức, và đói nghèo là những gì là bên trong bức tường long vữa.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.Y hambre, trabajo agotador y pobreza es lo que también hay en esas astillas.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.Την πείνα, την άχαρη,εξαντλητική δουλειά και τη φτώχεια που παραπέμπουν τα αγκάθια.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.А под щепками — голод, и холод, и изнурительный труд, и нищета.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.ורעב, קור ועבודה מתישה ועוני הם גם מה שבתוך השבבים האלה.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.والجوع و التعب و العمل المٌجهِد و الفقر المٌدقِع الكامن في هذه الشظايا الحادة.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.隠喩は 人々の人生や感情を 表すものばかりではありません
Açlık, yoksulluk, evsizlik... ...ve işsizlik de diğer örneklerdir.les problèmes de logement et le chômage.
Açlık, yoksulluk, evsizlik... ...ve işsizlik de diğer örneklerdir.Obdach- und Arbeitslosigkeit.
Açlık, yoksulluk, evsizlik... ...ve işsizlik de diğer örneklerdir.Есть также голод, нищета, бездомность и безработица.
Açlık, yoksulluk, evsizlik... ...ve işsizlik de diğer örneklerdir.هناك أيضاً الجوع ، والفقر والتشرد، والبطالة
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukça5 ale je často dosť nízka, najmä kvôli pretrvávajúcej chudobe (
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaAčkoliv se míra přizpůsobivosti takových zemí liší, často bývá spíše nízká, a to
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaCapacitatea lor de adaptare variază, dar este adesea destul de scăzută, în special din cauza sărăciei
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaDeras anpassningskapacitet varierar, men är ofta
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaHun aanpassingsvermogen varieert,
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaIhre Anpassungsfähigkeit variiert, ist aber oft eher gering,
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaLeur capacité d'adaptation varie, mais est souvent assez
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaMaiden mukautumiskapasiteetti vaihtelee, mutta on usein melko vähäinen erityisesti pysyvän köyhyyden
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaNjihova sposobnost prilagajanja je različna, vendar je pogosto razmeroma šibka, zlasti zaradi nenehne
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaSu capacidad de adaptación varía, pero a menudo es bastante
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaZdolność adaptacyjna krajów do zmian jest zróżnicowana, ale w większości przypadków niska, w szczególności
Adaptasyon kapasiteleri değişkendir, ancak özellikle sürüp giden yoksulluk nedeniyle, çoğu zaman oldukçaКапацитетът им за адаптация варира, като често е по-скоро нисък, и се дължи на продължавашата
Afrika ile ilgilenen herkesin karşı karşıya bulunduğu mücadele, yoksulluğun azaltılması mücadelesi değildir.A kihívás mindazokat érinti akiket érdekel Afrika és ez nem a szegénység csökkentésének kihívása.
Afrika ile ilgilenen herkesin karşı karşıya bulunduğu mücadele, yoksulluğun azaltılması mücadelesi değildir.De uitdaging waarvoor alle Afrika-geïnteresseerden staan, is niet de uitdaging van armoedebestrijding.
Afrika ile ilgilenen herkesin karşı karşıya bulunduğu mücadele, yoksulluğun azaltılması mücadelesi değildir.Die Herausforderung, für alle, die sich für Afrika interessieren, ist nicht, Armut zu bekämpfen.
Afrika ile ilgilenen herkesin karşı karşıya bulunduğu mücadele, yoksulluğun azaltılması mücadelesi değildir.El reto que afrontan los que se interesan en África no es el reto de reducir la pobreza.
Afrika ile ilgilenen herkesin karşı karşıya bulunduğu mücadele, yoksulluğun azaltılması mücadelesi değildir.아프리카에 흥미를 가지고 있는 모든 사람들이 직면할 도전은 빈곤을 줄이기 위한 도전이 아닙니다.
Afrika ile ilgilenen herkesin karşı karşıya bulunduğu mücadele, yoksulluğun azaltılması mücadelesi değildir.La grande sfida per tutti coloro che sono interessati all'Africa non è quella di ridurre la povertà.
Afrika ile ilgilenen herkesin karşı karşıya bulunduğu mücadele, yoksulluğun azaltılması mücadelesi değildir.Provocarea cu care se confrunta toti cei interesati de Africa nu este provocarea de a reduce saracia.
Afrika ile ilgilenen herkesin karşı karşıya bulunduğu mücadele, yoksulluğun azaltılması mücadelesi değildir.Tantangan untuk semua yang tertarik dengan Afrika bukanlah mengurangi kemiskinan.
Afrika ile ilgilenen herkesin karşı karşıya bulunduğu mücadele, yoksulluğun azaltılması mücadelesi değildir.Ten úkol, před kterým stojí všichni, kterým leží osud Afriky na srdci není úkolem zmírňování chudoby.
Afrika ile ilgilenen herkesin karşı karşıya bulunduğu mücadele, yoksulluğun azaltılması mücadelesi değildir.Thách thức mà bất kì ai quan tâm đến CPhi phải đối mặt không phải là thách thức trong việc giảm sự đói nghèo.
Afrika ile ilgilenen herkesin karşı karşıya bulunduğu mücadele, yoksulluğun azaltılması mücadelesi değildir.Задача, с которой сталкиваются все, кто проявляет интерес к Африке, это не задача снижения уровня нищеты.