Ana içeriğe geç
Sözlük

yoksul ile cümle

yoksul kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yoksul insanlar genellikle bu kırılma noktasının altında kalırlar.רוב העניים נופלים מתחת לנקודה זו.
Ailesi topraksız yoksul köylülerdendi.לפי מקורות רשמיים הוריו היו איכרים עניים.
Plansız kentleşme, özellikle yoksul kesim üzerinde büyük bir evsizlik riski yaratmaktadır.נראה כי היעדר געשיות מלווה שולי לוח רדודים במיוחד.
Büyük Buhran döneminde New York'ta yoksulluk içinde büyüdü.שוורץ גדל בניו יורק בזמן השפל הגדול.
Depresyon büyük işsizlik ve yoksulluğa ve toplumsal huzursuzluğa yol açmaktadır.Депресията води до голяма безработица и бедност и до нарастващи обществени вълнения.
Yanık sebepli yaralanmalar yoksul kesimde daha çok meydana gelmektedir.Случаите на изгаряне са по-чести при бедните.
İkinci Dünya Savaşı sırasında yoksulluk içinde büyüdü, dans eğitimi aldı kariyerine modellik yaparak başladı.Израснала е по време на Втората световна война, работи като танцьор и модел.
Yoksulluk içinde yaşadı.Продължава да живее в нищета.
Ekonomik sorunlar, nüfusun yoksulluğu da bir çoklarının dini propagandalara uymaya mecbur ediyordu.Нищетата и мизерията принуждават много жени да се занимават с проституция.
Yoksul ve yalnız bir yaşam geçirir.Водят заседнал и самотен начин на живот.
Büyük Buhran döneminde New York'ta yoksulluk içinde büyüdü.Израства в Ню Йорк, по време на Голямата депресия.
Tsvyatko Radoynov, 10 Şubat 1895 yılında yoksul bir köylü ailesinde doğdu.Цвятко Радойнов е роден на 10 Февруари 1895 г. в с. Крън в бедно селско семейство.
Bir gün sokakta düşüp ölen yoksul bir kadın görür.В замъка намират мъртво момиче и друго което умира.
Sarah Good yoksuldu.Уайт бил много беден.
Hilary Duff, Ağustos 2006'da New Orleans'a gitti ve yoksul insanlara yemek dağıttı.През август 2006 г. Хилари посещава начално училище в Ню Орлеанс, където раздава храна на нуждаещите се.
Asalet sahibi zenginlerin yardımıyla yoksullara hizmet etmiştir.Аз само вземах от богатите и давах на бедните."
Fakir ve yoksullara yardım edilir.Той помага на бедните и болните.
Yoksul düșmüș soylu bir aileden geliyordu.Със сигурност този гласатор произхождал от благородно семейство.
Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.Jedite meso njihovo, a nahranite i siromaha ubogog!
Yalnızca Engels tarafından kendilerine sağlanan parayla Marx ailesi büyük bir yoksulluk içinde yaşadı.Samo sa novcem koji je jedino Engels mogao zaraditi, obitelj Marx je živjela u teškom siromaštvu.
Yaşlılığı yoksulluk içinde geçti.Djetinjstvo provodi u velikom siromaštvu.
Nüfusun %15’i yoksulluk sınırının altındadır.Oko 13% populacije bilo je ispod granice siromaštva.
Risk, yoksul insanlar için daha yüksektir.Kr.) mogu obavljati i siromašniji građani.
Depresyon büyük işsizlik ve yoksulluğa ve toplumsal huzursuzluğa yol açmaktadır.Nezaposlenost je česti uzrok kriminala i društvenih nemira.
Yoksulluk içinde geçen çocukluğunda sık sık ailesiyle ev değiştirdi.Tijekom rane mladosti često je sa svojom obitelji mijenjao mjesto boravka.
İlk yıllarında ailecek inanılmaz bir yoksulluk içinde yaşadılar.Prvih su par godina on i njegova obitelj živjeli u krajnjem siromaštvu.
Ailesi topraksız yoksul köylülerdendi.Roditelji su mu vjerojatno bili siromašni seljaci.
Yoksul çocuklar için birçok yardım kampanyasına katılmıştı.Pomaže u brojnim organizacijama za pomoć djeci.
Nüfusun 2%'si ise yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır.Dio stanovništva živi ispod granice siromaštva.
Fakir ve yoksullara yardım edilir.Socijalna pomoć siromašnima, bijednima i gladnima.
Doğu Cavalı yoksul bir öğretmenin oğluydu.Pustolovan sin siromašna zagrebačkog školnika.
En yoksullar hiçbir zaman askere alınmıyordu.Ipak, nikada ih neće upotrijebiti protiv slabijih protivnika.
Neredeyse tüm ülkelerde yoksul olarak yaşayan vatandaşlar bulunmaktadır.Takmer všetky spoločnosti majú občanov žijúcich v chudobe.
Paulo Coelho'nun kurduğu Paulo Coelho Enstitüsü, ülkesindeki yoksul çocuk ve yaşlılara yardım etmektedir.Paulo Coelho má vlastný inštitút Instituto Paulo Coelho, ktorý slúži na podporu chudobným deťom v Brazílii.
Buna karşılık, İsveç yine de yoksul olarak kaldı.Napriek tejto veci je Liverpool stále chudobná oblasť.
En yoksullar hiçbir zaman askere alınmıyordu.Väčšina jej príslušníkov nebola nikdy ozbrojená.
1895 Bahtin yoksul bir ailede doğdu.Narodil sa v roku 1855 do bohatej rodiny.
Sergio'nun üvey annesi, Angélica, yoksul ve saf oluşu yüzünden Marimar'ı küçümsemektedir.Sergiova macocha Angelica opovrhuje Marimar, kvôli jej nevinnosti a neznalosti sveta vyššej vrstvy.
Aşırı yoksulluğun ve açlığın yok edilmesi.Bolo narušené poľnohospodárstvo a prepukla chudoba a hladomor.
Yoksul düșmüș soylu bir aileden geliyordu.Vrljaková Pochádzal zo šľachtickej rodiny.
Yoksul görünümlü olmayan kişiler tarafından yapılan dilencilik.Zostavovateľ nenotovaných katolíckych modlitebných spevníkov.
Yoksullukla mücadele eden günümüz insanlarını öyküleştirdi.Píše o ľuďoch, ktorý si v čase biedy vedeli pomôcť.
Yoksul bir köylü çocuğuydu.Bol synom chudobného roľníka.
Yoksul bir ailenin oğluydu.Bol synom chudobných rodičov.
Tamamen yoksullaşmada işçi sınıfının yaşam koşulları bütünüyle kötüleşir.Celkovo však žil spôsobom života nižšej triedy.
Yaşanan gıda maddeleri kıtlığı ve politik çekişmeler, ülkeyi yoksulluğa ve küçük çaplı iç savaşlara sürükledi.Pomanjkanje hrane in politični spori so se stopnjevali v lakoto in majhne državljanske vojne.
Yaklaşık %4,4 aile ve %9,8 oranında nüfus yoksulluk çizgisinin altındadır.10.0 % prebivalstva in 9.6 % družin je pod pragom revščine.
Fabrikada çalışan yoksul bir kızı ve onun düşlerini anlatır.Na prizorišče stopi še dekle, ki jim razloži svoje sanje.
Tamamen yoksullaşmada işçi sınıfının yaşam koşulları bütünüyle kötüleşir.Nezadovoljstvo, zlasti delavskega razreda, je raslo.
Yoksulluk içinde geçen çocukluğunda sık sık ailesiyle ev değiştirdi.V otroštvu se je pogosto selila s svojo mamo.
Böcekler bitkilerdeki toprağın yoksul mineral besin takviyesi için kullanılır.Voda v rastlinskih celicah je šibka raztopina mineralnih snovi.
Gizlice, çünkü babam yoksuldu ama belli etmek istemezdi.Ker so bili revni, jim je oče odsvetoval, saj jih nobena ne bi hotela.
Zengin sınıfların kabileleri yoksul sınıflara oranla daha az üyeye sahipti.Kazen je bila milejša za tiste, ki so dolgovali članu nižjega razreda.
Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır.V resnici bi morali izkoreniniti oboje, tako razkošje kot revščino.
Bergamalı yoksul bir ailenin dokuz çocuğundan biri idi.Rodil se je kot četrti od devetih otrok v revni rudarski družini.
İlerleyen yıllar boyunca başkentte zengin ve yoksul arasındaki uçurum genişlemişti.Sčasoma se je v mestu poglobila razlika med revnimi in bogatimi.
Bu onu yoksulluğa itti.Tai pastūmėjo šeimą į skurdą.
Yoksulluk içinde yaşadı.Jis gyveno skurdžiai.
Yoksul bir aileden büyüdü.Užaugo neturtingoje šeimoje.
Çocukluğu yoksulluk içinde geçti.Jo vaikystė buvo skurdi.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod