Ana içeriğe geç
Sözlük

yoksul ile cümle

yoksul kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Et bu kişilerin dışındaki yoksul, ihtiyacı olanlara dağıtılır.哀極重悪人無他方便輩をこし給へり。
Bölge halkı yoksulluk içindedir.地元住民の社会層は悪い。
Bu amaçla genellikle yoksul görünümlü olmaya dikkat ederler.そのため普段は視野が狭いという弱点を持つ。
Bu savaşta, veba ve yoksulluk sonucunda ülke halkının yaklaşık %40'ı yaşamını kaybetti.戦争、疫病、飢餓によって人口の約4割を失うこととなった。
Onun yokluğunda aile daha da derin bir yoksulluğa gömülür.彼の行くところ、人知れず悪が葬られていく。
Birkaç deyişinde cahilliğe, köleliğe, yoksulluğa başkaldırdığı görülür.1つは貧困、無知、過疎化および野蛮化しているように見える。
Yoksulluk bütün kötülüklerin kaynağıdır.貧乏は諸悪の根源。
MÖ 287'ye gelindiğinde, ortalama bir plebin ekonomik durumu yoksullaşmıştı.到287BC,平民的平均经济水平变得很差。
Majör depresif bozukluk, sıkça işsizlik ve yoksulluk ile ilişkilendirilmektedir.抑郁症经常与失业和贫困有关。
Bunlar da yoksullara satılırdı.失誤最少的參賽者則屬勝出。
Mikrokredi yoksul müşterilere kredi hizmetlerinin sağlanmasıdır.小额信贷是针对贫穷客户的一种信贷服务。
Neredeyse tüm ülkelerde yoksul olarak yaşayan vatandaşlar bulunmaktadır.幾乎所有社會都有貧窮的民眾。
Yanık sebepli yaralanmalar yoksul kesimde daha çok meydana gelmektedir.灼伤更容易发生在贫穷人群中。
Bunun üzerine peygamber Natan ona şöyle dedi: Bir şehirde bir zengin bir yoksul adam vardı.嘗言於孫燧曰:「寧王敢為暴者,恃權臣也。
Bu onu yoksulluğa itti.這會引發惡性通貨膨脹。
Et bu kişilerin dışındaki yoksul, ihtiyacı olanlara dağıtılır.豪強者雖重必寬,貧弱者雖輕必罪。
Topraksızdır, yoksuldur.罢归,贫甚。
Onun yokluğunda aile daha da derin bir yoksulluğa gömülür.回到家中,因為家貧不能及時下葬。
Bu uygulama onları yoksul bırakmaz, aksine daha etkili bir konuma yükseltirdi.既然中產的處境並沒有受惠,於是他們對政府的不滿愈深。
Yoksul bir ailenin oğluydu.是貧窮人家的孩子。
Son yıllarda Ermenistan'ın yoksulluk oranı düşmekte ve bu düşüş de en çok Erivan'da olmaktadır.在过去的几十年中,厄尔尼诺事件的数目有所增加,而拉尼娜事件的数目却在减少。
Howard hayatının son zamanlarında yoksulluk çekti.霍华德的母亲对霍华德一生影响深远。
Yaklaşık %4,4 aile ve %9,8 oranında nüfus yoksulluk çizgisinin altındadır.大约有4.9%的家庭,7.5%的人口处于贫困线下。
Bu durum çiftçilerin yoksullaşmasına yol açtı.這是農民階層的貧困造成的。
Kesilen bölgede çok yoksul varsa tamamı fakirlere dağıtılmalıdır.如果你是一个地狱里的穷人,你就缺德。
Babası soylu bir ailedendi, fakat yoksul düşmüşlerdi.그의 아버지는 재단사였으며 그는 어렸을 때부터 일을 하였다.
Küçük yaşta yetim kalan Yusuf yoksulluk yüzünden acı dolu bir hayat sürmüştür.그는 젊을 때, 불량한 친구들과 어울리며 방탕한 생활을 하였다.
Orta sınıfa ve çiftçilere "düzen" ve "refah", yoksullara yardım sözü verdi.중간계급과 농민들에게는 '질서'와 '번영'을, 빈곤층에 대해서는 '지원'을 약속했다.
Kuşatılmış 100.000 sivilin çoğunluğu halen devam etmekte olan savaşlardan yoksul ve işsiz kalmaktadır.10만 명 넘는 시민들이 가난하고 직업이 없는 채 포위되어 있다.
Yoksul kızlar ise Kur'an okutulması ve yazılmasını öğreten Kuttablara gidiyorlardı.경당에 모인 청년들은 경전(經典)을 읽었으며, 화랑도는 원광(圓光)이 가르쳤다는 세속오계(世俗五戒)를 믿었다.
Yoksul bir ailenin çocuğu olarak 1951'de dünyaya geldi.1915년 가난한 집안에서 전보 직원의 아들로 태어났다.
Yoksulluk sınırı, yeterli hayat standardında yaşayabilmek için gerekli olan minimum gelir miktarıdır.빈곤선(貧困線, poverty threshold, 빈곤소득선)은 해당 국가에서 적절한 생활수준을 수행하는 데 필요한 최소 소득 수준이다.
İmaret: Yoksul halka ücretsiz yiyecek dağıtan aşevleridir.몰수한 빵들은 빈민들에게 무료로 나누어 주었다.
Özellikle yaşlı, kimsesiz ve yoksul insanları.그리고 가난하고 불행한 사람들에게도요.
Chiapas'ta birçok insan kırsal alanda yaşayan yoksul çiftçilerdir.치아파스 주 주민의 대부분은 가난한 농민이 많다.
İkinci Dünya Savaşı sırasında yoksulluk içinde büyüdü, dans eğitimi aldı kariyerine modellik yaparak başladı.제2차 세계 대전 하 궁핍한 환경에서 성장했으며 댄서와 모델로 활동했다.
Eğer artan paralar varsa bu yoksullara hibe edilecektir.여분의 돈이 있으면 이 세상 가난한 사람들에게 나누어줌으로써 영원의 투자를 하십시오.
Yoksul bir çiftçi ailesinin oğludur.가난한 농가의 아들.
Yoksulluk üzerilerine bir kâbus gibi gelir.야경증은 악몽과 구별된다.
Yalnızca Engels tarafından kendilerine sağlanan parayla Marx ailesi büyük bir yoksulluk içinde yaşadı.런던 망명기 초기에 마르크스는 오로지 혁명활동에만 골몰했기에 마르크스 가족은 극심한 빈곤을 겪어야 했다.
Svaziland, dünyanın en yoksul ülkelerinden biri konumundadır.소말리아는 세계에서 가장 가난한 나라 중의 하나이다.
Ona göre dua "aşk ve yoksulluk"tur.부제는 <사랑과 죽음과 고독의 서>.
Yoksulluk içinde yaşadı.정작 그는 지독히 가난하게 살았다.
Yoksulluk döneminde yabancılardan destek siparişleri almıştır.어린 시절부터 경제적으로 어려운 생활을 하던 중 외국인 선교사들의 도움으로 학업을 마쳤다.
Bergamalı yoksul bir ailenin dokuz çocuğundan biri idi.바크로는 39명의 사망자 중 1명이었다.
Biz hepimiz genciz ve bir o kadar da yoksuluz.나이가 어리다 보니, 매우 천진난만함.
Bu onu yoksulluğa itti.하지만 빈곤으로 인해 사별했다.
Evli ve yaşlı, yoksul bir karı kocadırlar.부인(황미애)과 기혼인 장남, 미혼인 차남이 있다.
Babasının mirasının üçte ikisinin gitmesiyle, 29 yaşındaki Pascal soylu yoksulluğa mahkûm oldu.כאשר שני שלישים של הונו של אביו נעלמו, פסקל בן ה-29 נידון כעת לעוני ודלות מתמדת.
8 Ocak - Yoksullara ucuz ekmek verilmesi kararnamesi yayınlandı.23 בפברואר (8 במרץ) - מחסור באספקת לחם לתושבי הבירה.
Eğer artan paralar varsa bu yoksullara hibe edilecektir.ואם ספק - יש להשאירו לעניים.
Afganistan'da sağlık hizmetleri nispeten yoksuldur.נתוני הוצאות לבריאות הנפש באפריקה הם עגומים.
Elyesa Bazna 1970'te, Münih'te 66 yaşında, yoksul bir gece bekçisi olarak ölmüştür.אליאסה באזנה מת בשנת 1966 בשמשו כשומר לילה במינכן.
Yoksulluk yine de yaygındı.האבטלה הייתה נפוצה.
Yoksulluk içinde yaşadı.חי בעוני מרוד.
Yoksullaşmış bey ailesinde doğdu.הוא נולד במשפחה ענייה.
Çocukluğu yoksulluk içinde geçti.ילדותו עברה בתנאי עוני קשים.
Yoksullara erişilebilir."והעניים הלא הם עניים..."
Nüfusun yoksul kısmı lituryadan muaftı.שיעור הזרים מבין תושבי בוכום נמוך יחסית לחבל הרוהר.
Evli ve yaşlı, yoksul bir karı kocadırlar.הותיר אישה, בנות נשואות ונכדים.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod