Moskova'da bir süre büyük bir yoksulluk içinde yaşarlar.Welhaven levde tidvis i stor fattigdom.
1843’te Edirneli yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.I 1843 ble vakthuset brukt som bolig for en av byen fattige familier.
İlk yıllarında ailecek inanılmaz bir yoksulluk içinde yaşadılar.Selama beberapa tahun berikutnya keluarganya hidup dalam kemiskinan.
Yoksul, kimsesiz, dul, yetim, engelli tanıdıklar da unutulmaz, ve mümkünse akşam yemeğine davet edilirler.Orang-orang yang miskin, kesepian, dan yatim piatu tidak dilupakan dan diundang untuk makan malam.
Yoksul halk şiddetli bir şekilde aç kalmaktadır.Demikian pula dengan generasi perajin juga mulai berkurang.
Yaşanan gıda maddeleri kıtlığı ve politik çekişmeler, ülkeyi yoksulluğa ve küçük çaplı iç savaşlara sürükledi.Kekurangan pangan dan sengketa politik meningkat menjadi kelaparan dan perang saudara berskala kecil.
Yaklaşık %4,4 aile ve %9,8 oranında nüfus yoksulluk çizgisinin altındadır.9,3% penduduk dan 4,5% keluarga ada di bawah garis kemiskinan.
Bu onu yoksulluğa itti.Ia berniat keluar dari kemiskinannya.
Çocuk seks turizmi yoksulluğada bağlanmaktadır.Pariwisata seks anak telah berhubungan erat dengan kemiskinan.
Zürcher Oberland'da yoksul bir çiftçinin oğlu olarak büyüdü.Maurer tumbuh sebagai putra dari seorang petani miskin di Zürcher Oberland.
Neredeyse tüm ülkelerde yoksul olarak yaşayan vatandaşlar bulunmaktadır.Hampir setiap masyarakat memiliki rakyat yang hidup dalam kemiskinan.
Yoksulluk içinde yaşadı."Kami hidup dalam suasana miskin.
Yoksulluk yine de yaygındı.Tetapi kemiskinan masih banyak terjadi.
Artık bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun.Katakanlah: Ambillah tempat dan bersiaplah, sebab sekitarmu habis dimakan pedang!
Yoksulluk içinde geçen çocukluğunda sık sık ailesiyle ev değiştirdi.Saat masa kecilnya, keluarganya sering berpindah.
"İspanya'yı yoksul yapan" diye yazıyor bir yorumcu "onun zenginliğidir".Beberapa wayang dia bubuhi tulisan "Negara kaya raya, rakyatnya miskin".
Paraguay'ın en yoksul bölgelerinden biri olan San Pedro'ya atandı.Nicky dibesarkan di salah satu kawasan terburuk dari San Juan.
Risk, yoksul insanlar için daha yüksektir.Mereka yang miskin menghadapi risiko yang lebih tinggi.
Yoksullara erişilebilir."Malah bisa dogolongkan orang miskin.
Bunlar da yoksullara satılırdı.Maksudnya adalah hak milik kecil milik orang yang bekerja.
Bu Gangnam-gu ofisinin yoksul çocuklar için yaptığı G+Dream projesinin bir parçasıydı.Nó là một phần của dự án G+Dream của Văn phòng Gangnam-gu dành cho thanh niên gặp khó khăn.
Neredeyse tüm ülkelerde yoksul olarak yaşayan vatandaşlar bulunmaktadır.Hầu như mọi xã hội đều có các công dân đang sống nghèo khổ.
Asıl amacı yoksul köylüler için toprak elde etmekti.Mục đích là để có được đất canh tác dành cho những nông dân nghèo khó.
İlk yıllarında ailecek inanılmaz bir yoksulluk içinde yaşadılar.Trong vài năm đầu ông và gia đình sống rất nghèo khổ.
Ölümler yoksul ülkelerde çoğunlukla savaş, açlık ve hastalıklardan (AIDS, Sıtma, vb) kaynaklanmaktadır.Tỉ lệ tử vong cao ở các quốc gia nghèo phần lớn là do chiến tranh, nghèo đói và bệnh tật (AIDS, sốt rét..).
Gelişmekte olan ülkelerde hastalığın en yaygın görüldüğü kişiler çiftçiler ve şehirlerde yaşayan yoksullardır.Ở các nước đang phát triển, những người mắc bệnh chủ yếu là nông dân và người nghèo ở các thành phố.
Yoksul ve yalnız bir yaşam geçirir.Cô đã phải sống một cuộc sống rất cô đơn và khổ sở.
Risk, yoksul insanlar için daha yüksektir.Những người nghèo có nguy cơ cao hơn.
1939'da Paris'te yoksulluk ve borç içinde öldü.Ông mất vào mùa xuân 1939 một cách lặng lẽ.
Yoksullaşmış bey ailesinde doğdu.Ông sinh ra trong gia đình nghèo.
Buna karşılık, İsveç yine de yoksul olarak kaldı.Trong khi đó, Tây Ban Nha đang suy yếu.
Otuz Yıl Savaşı yüzünden birçok insan hayatını kaybetmiştir ve halk yoksullaşmıştır.Qua hơn 1 năm thi hành đã giảm được nhiều án tử hình, nhân dân rất vui mừng.
Yoksullukla geçen bir ilkokul çağından sonra, genç yaşta hayatını terzi çırağı olarak çalışmaya başladı.Do gia cảnh nghèo túng, ông từ nhỏ đã bắt đầu đi làm kiếm sống.
Chiapas'ta birçok insan kırsal alanda yaşayan yoksul çiftçilerdir.チアパス州の住民の多くは貧しい農民である。
Yoksul çocuklara yardım etmek için Çin'de 6 okul yaptırmıştır.中国の貧しい山奥の子供たちのために、19校小学校を建て交流をしていた。
Daha sonra da sürülenlerin yoksulluk sıkıntısından söz etti.また貧民には貧しいことを恥じるべきであるとした。
Yoksulluk sınırının altında yaşayan insan sayısı 2000 yılında %30, 2008 yılında %14 düşmüştür.貧困線以下の生活を送る貧困層は2000年30%だったが、2008年には14%まで減少した 。
Seçkin bir aileden gelmesine rağmen yoksul hayatı sürmüştür.幼駒の頃から骨量豊かながっしりとした体格で期待を寄せられた。
Yoksul olduğu için okumaya devam edemez.貧しさゆえに小学校に通えなかったため字を読むことが出来ない。
Yoksul yerleşim birimlerinden oluşur.建物の老朽化による。
Bunun üzerine peygamber Natan ona şöyle dedi: Bir şehirde bir zengin bir yoksul adam vardı.同族の王戎は「太保は清らかであったと言えよう」と言った。
Bu durum çiftçilerin yoksullaşmasına yol açtı.これが農民の不平を煽った。
Bu onu yoksulluğa itti.これを貧乏削りと揶揄する。
Yoksul bir çiftçi ailesinin oğludur.貧しい農家の息子。
Artık bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun.(例)食べてまう(食べてしまう) やってまえよ(やってしまえよ) 飲んでまった(飲んでしまった) まあ 【副】もう。
Yoksulluk döneminde yabancılardan destek siparişleri almıştır.在日外国人の子供にも支給が認められる。
İlk yıllarında ailecek inanılmaz bir yoksulluk içinde yaşadılar.この頃から数年間、一家は極貧生活を送った。
Yoksul bir çobanın oğluydu.貧しい牧師の長男であった。
Arazi koşulları ve iklim nedeniyle köy yoksul bir köydür.厳しい気候条件にあり、貧困に喘いでいる貧しい村。
Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır.お金持ちと貧者の格差が激しい。
Bu sayı yokluk yıllarında en yoksul boylarda kişi başına ikiden aza düşer.この年近鉄は2年連続で最下位に沈む。
Bu arada babasının ölümüyle ailesinin yoksulluğu daha da dayanılmaz hale gelir.その上、さらにおじさんの助言によって人生が狂っていく。
Yoksulluk yine de yaygındı.貧困が広まっている。
Azîz Jülyen ve eşiyle Basilissa evleri bir yoksulun evine dönüştürdüler.夫妻共によく仏に帰依し、また供養し祇園精舎の東に建立した。
Sade süt yoksullar ve hastalar dışında yetişkinler tarafından tüketilmezdi.乳は普通バターミルクやホエーとして飲用したが、貧しい者や病人以外の成人は飲まず、幼児や高齢者に与えられた。
Daha önce varlıklı olan sonradan yoksullaşmış bir ailenin çocuğuydu.先頃亡くなった大富豪の甥。
Bu olay sonrasında Mesihî yoksulluk içinde yaşamaya başlar.しかし、大会後はマイナー暮らしが続く。
Bir gün sokakta düşüp ölen yoksul bir kadın görür.その道中、大怪我を負って倒れている女性と遭遇。
Evli ve yaşlı, yoksul bir karı kocadırlar.既婚者で、ぽっちゃり気味の気が強い妻がいる。
37 yaşında yıllardır süren zihin rahatsızlığı ve yoksulluğun ardından intihar etti.6年後、失意のうちに37歳で病死した。