Ana içeriğe geç
Sözlük

yoksul ile cümle

yoksul kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Üstüne üstlük Picasso, çok yoksuldu.Sappiamo che Eudosso era abbastanza povero.
İlk yıllarında ailecek inanılmaz bir yoksulluk içinde yaşadılar.Negli ultimi anni, la coppia era vissuta in estrema povertà.
Ressam yine de hayatını yoksulluk ve yalnızlık içinde tamamlamıştır.Lui accetta per vivere all'insegna della povertà e della solitudine.
Bir gün sokakta düşüp ölen yoksul bir kadın görür.Un giorno, ad Altrove, arriva una misteriosa ragazza disperata.
Benzer bir denklem diğer finansal hizmetlerin yoksul insanlara sunma çabalarını engeller.Un calcolo simile si applica per offrire altri servizi finanziari ai poveri.
Babasının ardından aile hızla yoksullaştı.Dopo la sua morte, la sua famiglia divenne molto povera.
Yoksul görünümlü olmayan kişiler tarafından yapılan dilencilik.Si dice che sono spiriti di bambini non battezzati.
İmaret: Yoksul halka ücretsiz yiyecek dağıtan aşevleridir.Gli imaret distribuivano cibo gratuito ai poveri.
Risk, yoksul insanlar için daha yüksektir.Il rischio maggiore è per gli anziani.
Yoksulluk bütün kötülüklerin kaynağıdır.Бедность - это корень всего зла.
Onlardan yiyin, eli darda olan yoksula da yedirin.Кормите их той пищей, которой питаетесь сами, и одевайте их в ту одежду, что носите сами.
Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır.Устранение крайних форм бедности и богатства.
Sade süt yoksullar ve hastalar dışında yetişkinler tarafından tüketilmezdi.Молоко почти не потреблялось взрослыми за исключением бедных или больных.
Yoksulluk içinde yaşadı.Жил в нищете.
Moskova'da bir süre büyük bir yoksulluk içinde yaşarlar.В Москве жила в крайней бедности.
Pire, yoksulluğun giderilmeden barışın olamayacağına inanıyordu.Мы признаём, что устойчивость не будет достижима, пока существует бедность.
Risk, yoksul insanlar için daha yüksektir.Богатые платят больше, чем бедные.
Yoksul bir Müslüman köylü ailesindendi.Родом из мусульманской крестьянской семьи.
Nüfusun %15’i yoksulluk sınırının altındadır.51 % населения находится за чертой бедности.
Artık bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun.Поэтому включайте – и наслаждайтесь! (неопр.).
1895 Bahtin yoksul bir ailede doğdu.Родился в 1895 году в небогатой семье.
Bu onu yoksulluğa itti.Это позволило ему выйти из нищеты.
En yoksullar hiçbir zaman askere alınmıyordu.Их практически никогда не берут в плен.
Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu'nun amacı gelişmekte olan ülkelerde kırsal alanda yoksulluğu azaltmaktır.Главная цель МФСР — ликвидация сельской бедности в развивающихся странах.
Bu miktar yoksullara verilecekti.Плату получали нищенскую.
Bu yüzden güney bölümü, dünyanın balık bakımından en yoksul denizlerindendir.При этом под берегом волнение моря было более слабым, что облегчало ведение огня.
Yoksullara erişilebilir."К бедным относился с пренебрежением».
Yaklaşık %4,4 aile ve %9,8 oranında nüfus yoksulluk çizgisinin altındadır.Около 6,1 % семей и 8,4 % населения находятся за чертой бедности.
Çocukluğu yoksulluk içinde geçti.Её детство прошло в бедности.
Halkın %80'inden fazlası işsiz ve yoksulluk sınırının altında yaşıyor.Около 80 % населения живут ниже уровня экономически обоснованной черты бедности.
Neredeyse tüm ülkelerde yoksul olarak yaşayan vatandaşlar bulunmaktadır.В городе проживают представители едва ли не всех народов страны.
Bergamalı yoksul bir ailenin dokuz çocuğundan biri idi.Она была одной из девяти детей в бедной семье.
Yoksullaşan halk, Avrupalı devletler tarafından aşağılanan bir ırk olma kaderiyle karşı karşıya kalmıştır.К нему идёт беднота, освобождённая от власти европейцев.
Yoksulluk yine de yaygındı.Бедность вообще была ужасающая.
Adı kısa zamanda yoksulların piskoposu olarak yayıldı.Вскоре он был избран епископом своего клана.
Babasını erken yaşta kaybetti, yoksul bir çocukluk geçirdi.Рано потерял отца, с детства пришлось начать трудовую деятельность.
Yoksul ve geniş bir ailenin mensubuydu.Вырос в простой и бедной семье.
8 kardeşin en genciydi - 4 yaşındayken babası vefat etti, ailesi yoksul oldu.Он был самым младшим из восьми детей и ему было всего четыре года, когда умер отец.
Son otuz yıldır Çin'de yoksulluğun azaltılmasındaki dramatik ilerleme çok iyi bilinmektedir.Тем не менее, еще около тридцати лет темпы экономического роста в Китае были достаточно медленными.
Bu kor ve yoksul adamın yaşamı, için gitarıyla müzik yaparak kazanacağı küçük gelire bağlıdır.هذا الموضوع الأعمى والفقير يعتمد على غيتاره والدخل الصغير الذي يمكنه كسبه من موسيقاه من أجل البقاء.
1.2 milyar yoksulun %70'ini kadınlar oluşturuyor.تمثل النساء الفقيرة1,2 مليار أى بمعدل 70%.
Üstüne üstlük Picasso, çok yoksuldu.بالإضافة إلى ذلك ، كان بيكاسو سيئة للغاية.
Yoksulluk yine de yaygındı.كان الفقر لا يزال واسع الانتشار.
Fakir ve yoksullara yardım edilir.كما ساعد الفقراء والسجناء.
Onlardan yiyin, eli darda olan yoksula da yedirin.فاصحوا وانهضوا يا أبناء الحرمين؛ فإنما بأيديكم قلب الموازين؛ فمن عندكم الداء، وعندكم الدواء.
Henry, genellikle yoksulluk içinde kalan sekiz çocuklu ailenin yedinci çocuğuydu.كان هنري الابن السابع لعائلة فقيرة تملك ثماني اطفال .
Yoksul ve yalnız bir yaşam geçirir.يعيش حياة بسيطة ومتقشفة.
Çocukluğu savaş yıllarının yoksulluğuna denk geldi.فقد كرس شبابه بطوله للحرب .
Et bu kişilerin dışındaki yoksul, ihtiyacı olanlara dağıtılır.سيتم الحفاظ على الأغذية التي سيتم إهدارها من الأحزاب وتوزيعها على الفقراء والمحتاجين.
18 yaş altı kişilerin %31'i, 65 yaş üstündeki kişilerin %18,9'u yoksulluk sınırının altındadır..11.9% ممن دون سن 18 و3.9% ممن سنهم 65 فما فوق تحت خط الفقر.
Yoksulluk içinde yaşadı.وعاش فقيراً متجملاً.
Yoksul bir kolonidir.لأنها قلادة ملعونة..
Yoksul çocuklar için birçok yardım kampanyasına katılmıştı.لقد كنا نساعد منظمات الأطفال المختلفة وكان ذلك مُرضيًا.
İlk gençlik yıllarında insani yardım vakıflarına katılarak, yoksulluk olan bölgelerde halka yardım ediyordu.في البداية بدأوا الشباب بمساعدة المحتاجين في مجتمعاتهم .
Yoksul bir ailenin oğluydu.كان فقيرا من عائلة فقيرة.
Bölge halkı yoksulluk içindedir.يعاني سكانه من الفقر بشكل عام.
Yaklaşık %4,4 aile ve %9,8 oranında nüfus yoksulluk çizgisinin altındadır.يعيش 4.9% من السكان و3.3% من العوائل تحت خط الفقر.
MÖ 287'ye gelindiğinde, ortalama bir plebin ekonomik durumu yoksullaşmıştı.Por 287 a.C., a condição econômica do plebeu médio tornou-se miserável.
Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır.Eliminação dos extremos de riqueza e pobreza.
Yoksulluk sınırının altında yaşayan insan sayısı 2000 yılında %30, 2008 yılında %14 düşmüştür.O número de pessoas vivendo abaixo da linha de pobreza caiu de 30% em 2000 para 14% em 2008.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod