Yani Allah varsa mutlak yokluk yoktur.Om Gud inte kan göra någonting, så är Gud inte allsmäktig.
Yani İslam'a göre, ölüm yokluk değildir, hiçlik değildir.А смертність людини не є ні прокляттям, ні покаранням.
Yani Allah varsa mutlak yokluk yoktur.Nemůž Bohu hříchem slouti).
Yokluk kavramı, Hegel'in Mantığının başında yer alır.Az érzékelés „megsemmisítése” Hegel Logikájában.
Hiçlik veya Yokluk ise Hiç zamirinin hakim olduğu durumu ifade eder.Soha ne mondjunk vagy tegyünk olyat, ami a királyi családdal szemben tiszteletlenség gyanánt hathat.
İstanbul'da kendisine memur olarak bir görev verilmeyince uzun süre yokluk içinde yaşadı.Sokáig élt nagy szegénységben mint munkanélküli.
Yokluk kavramı, Hegel'in Mantığının başında yer alır.Organinen yhteiskuntakäsitys kumpuaa alun perin Hegelin ajattelusta.
Otomobil önemli bir yokluk dönemine girer.Kantele elää suurta murroksen aikaa.
Zira ezeli ve ebedi vacibü'l vücud olan Allah, mutlak yokluk kavramına müsaade etmez.Som gud kan og skal han ikke lede, for det frie menneske skal styre seg selv.
Oldukça yokluk ve sıkıntı çekti.I stedet opplevde man vannmangel og stor nød.
Bu, yokluktan doğmuyordu.Maka ia tidak melakukan tahallul sampai dengan selesai dari nahar.
İslam'da yokluk kavramı, Kur'an'da çeşitli ayetlerde geçmektedir.Versi dalam Al-Qur'an berbeda dari yang tercantum dalam Taurat.
Vahdet-i Vücûd) Yokluk / Hiçlik kavramı İslami olarak kabul edilmez.Demikian halnya dengan Islam yang bukanlah sebuah sekte atau agama etnis tertentu.
Bu, yokluktan doğmuyordu.こちらは定着までは至らなかった。
Bu sayı yokluk yıllarında en yoksul boylarda kişi başına ikiden aza düşer.この年近鉄は2年連続で最下位に沈む。
İslam'da yokluk algısı çeşitli konularda geçmektedir.アイスランドのこの平和的な採択はさまざまな点で注目に値する。
Burada yokluk içinde koğuş arkadaşlarıyla birlikte yaşamaktadır.寂れた食堂で養父母と共に暮らすまひる。
Doğaüstü olgular, ne varlıkları ne de yoklukları ispatlanabildiği için sürekli tartışma konusu olurlar.虛空,其特色是沒有阻礙,沒有實體,可以容納色法在其中。
Ne var ki talihsizlik ve yokluk, burada da peşini bırakmaz.窮其理然後足以致之,不窮則不能致也。
Bu durum yıllarca Osmanlıların gereksiz tedbirleriyle yokluk çeken halkın bilinçaltına yerleşmişti.수년동안 흑인 사회는 이러한 불평등에 대해 불만을 표시해 왔다.
Abisi Shannon ile birlikte yokluk içinde büyümüşlerdir.오빠 한스 숄과 같이 나치당에 희생됐다.
Yokluk ve sefalet içinde geçen çocukluğu sırasında horgörülmüştür.Той е бил игнориран и обиждан от другите в детството си.
Bunların yoklukları kozmolojideki monopol problemi olarak bilinir.Še nobene od njih niso zaznali in to v kozmologiji povzroča problem monopolov.
Ancak unutma ki kanunların özü hakkında düşünürken yokluk üzerinden düşün.Aber bedenke, dass man bezüglich Gesetzen besonders in Hinsicht auf Mangel nachdenken muss.
Ancak unutma ki kanunların özü hakkında düşünürken yokluk üzerinden düşün.Mais rappelez-vous ça : l'essence de la façon de penser à propos des lois est de penser en terme de pénurie.
Ancak unutma ki kanunların özü hakkında düşünürken yokluk üzerinden düşün.Tapi ingat ini, sebagai inti cara berpikir tentang hukum adalah berpikir dalam hal kelangkaan.
Ancak unutma ki kanunların özü hakkında düşünürken yokluk üzerinden düşün.例えばハリケーンとか、何かの理由で、
Bolluk yarat ki kimse çalmak istemesin. Yokluktan ötürü kimse kimseyi öldürmesin.他人の持ち物に対し嫉妬することもなくなる。
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Also, Menschen in großer Not können das bekommen.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Assim as pessoas em situações desesperadas podem usar isto.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Deci, ştiţi, oamenii care sunt în situaţii disperate pot folosi asta.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Do đó, những người gặp tình huống xấu (bị kẹt, gặp nạn) có thể sử dụng.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Donc vous savez, des personnes en situation désespérée peuvent avoir ça.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Es decir, personas que estén en situaciones desesperadas pueden tener esto.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Így, a nagyon nehéz helyzetben lévők is hozzáférhetnek ehhez.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Jadi, Anda tahu, orang yang putus asa di selokan bisa menggunakan ini.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.절망적인 궁핍속에 있는 사람들이 이걸 이용할 수 있겠죠.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Le persone nelle condizioni più disperate ora hanno questo strumento.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Ľudia v úzkych ho môžu dostať.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Ludzie, którzy są w rozpaczliwej sytuacji mogą to zdobyć.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Mensen die er hopeloos slecht voorstaan kunnen dit krijgen.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Så, ni vet, folk som har det väldigt svårt kan skaffa såna.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Tedy, víte, lidé v úzkých tohle můžou dostat.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Άρα, ξέρετε, άνθρωποι που είναι σε απελπιστικές καταστάσεις μπορούν να πάρουν αυτό.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Людям, які у скрутному становищі, варто б мати таке.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Така че хора, които са в бедствено положение, могат да се възползват от това.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.Так что люди в чрезвычайных условиях могут воспользоваться этой штукой.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.אז אנשים במצוקה קשה יכולים לקבל את זה.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.إذاً، فالناس الذين هم في معاناة يائسة سيحصلون على هذا.
Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler.私が最も好きな「Worldchanging」的なものの一つです
Bu da diğerleri gibi yokluktan gelen bir şey, şu anda kullanmak biraz zor.De nouveau, ça sort de nulle part, c'est un peu difficile à utiliser là tout de suite.
Bu da diğerleri gibi yokluktan gelen bir şey, şu anda kullanmak biraz zor.Din nou, apare cam din senin şi e un pic cam greu de folosit acum.
Bu da diğerleri gibi yokluktan gelen bir şey, şu anda kullanmak biraz zor.Ecco un altro esempio: viene dal nulla, è un po' difficile da usare al momento.
Bu da diğerleri gibi yokluktan gelen bir şey, şu anda kullanmak biraz zor.Ez is olyan, mintha a semmiből jönne és egyelőre még egy picit nehézkes használni.
Bu da diğerleri gibi yokluktan gelen bir şey, şu anda kullanmak biraz zor.Het komt uit het niets, en is vandaag wat moeilijk te gebruiken.
Bu da diğerleri gibi yokluktan gelen bir şey, şu anda kullanmak biraz zor.역시 갑작스럽게 등장하기 시작했습니다. 당장은 사용하기가 조금 까다롭습니다
Bu da diğerleri gibi yokluktan gelen bir şey, şu anda kullanmak biraz zor.Mais uma vez, parece surgir do nada, ainda é um pouco difícil de utilizar.
Bu da diğerleri gibi yokluktan gelen bir şey, şu anda kullanmak biraz zor.Một lần nữa, chúng ta không biết ý tưởng này đến từ đâu nó khá là khó khăn để sử dụng trong hiện tại.
Bu da diğerleri gibi yokluktan gelen bir şey, şu anda kullanmak biraz zor.Nuevamente, viene de ningun lado, es un poco difícil de usar hoy en día.
Bu da diğerleri gibi yokluktan gelen bir şey, şu anda kullanmak biraz zor.Sekali lagi, ini seperti datang entah darimana, ini agak sulit untuk digunakan sekarang ini.