Tom artık yoğun değil.Tom isn't busy anymore.
Elin yoğun görünüyor. Bunu senin için tutmama izin ver.Your hand looks heavy. Let me hold it for you.
Yapraklar çok yoğun.The foliage is very dense.
Dün sabah çok yoğun yağmur yağdı.We had a very heavy rain yesterday morning.
Tom benden daha yoğundu.Tom was busier than I was.
Hazırlıklar en yoğun döneminde.Preparations are in full swing.
Bence yoğun bir kış olacak.I think it'll be a busy winter.
Yoğun bir hafta olacağını düşünüyorum.I think it'll be a busy week.
Sanırım bu yoğun bir hafta olacak.I think it's going to be a busy week.
Bence bu yoğun bir hafta olacak.I think it's going to be a busy week.
Sanırım bu hafta yoğun olacağım.I think I'll be busy this week.
Sanırım bu hafta çok yoğun olacağım.I think I'll be very busy this week.
Ben yoğunlaşamıyorum.I can't concentrate.
İşim üzerine yoğunlaşmak zorundayım.I have to concentrate on my work.
Yaşamlarımızı büyük sevgiden ve derin kederden daha yoğun bir şekilde yaşamayız.We never experience our lives more intensely than in great love and deep sorrow.
Tom yoğun sisin içinden yürüdü.Tom walked through the dense fog.
Pazartesi yoğun bir gün olacak.Monday will be a busy day.
Tom Mary'den çok daha yoğun görünmüyordu.Tom didn't seem to be much busier than Mary.
Bugün yoğun olacağımı biliyordum.I knew I'd busy today.
Tom her geçen gün daha yoğunlaşıyor.Tom is getting busier every day.
Trafik yoğundu, bu yüzden Tom ve ben toplantıya geç kaldık.The traffic was heavy so Tom and I were late for the meeting.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar yoğun gözükmüyor.Tom doesn't seem to be as busy as Mary seems to be.
Yoğun trafik nedeniyle Tom ve ben toplantıya geç kaldık.Because there was a lot of traffic, Tom and I were late to the meeting.
Tom üç yıllık yoğun çalışmanın ardından oldukça akıcı Fransızcaya ulaştı.Tom got fairly fluent in French after about three years of intense study.
Tom'un yoğun olduğunu düşünmüyorum.I don't think Tom was busy.
Yoğunmuş gibi görünmüyorsun.You don't seem to be busy.
Tom'un bugün neden bu kadar yoğun olduğunu merak ediyorum.I wonder why Tom is so busy today.
Bugünlerde çok yoğun değilim.I'm not so busy nowadays.
Tom çok yoğun bir hafta geçirdi.Tom has had a very busy week.
Tom'un yoğun bir programı var.Tom has a hectic schedule.
Mary'nin yoğun bir programı var.Mary has a hectic schedule.
Soğuk su, sıcak sudan daha yüksek bir yoğunluğa sahiptir.Cold water has a higher density than warm water.
Sami yoğun bir güne hazırlanıyordu.Sami was preparing for a busy day.
Sami yoğun bir çalılık içinde saklandı.Sami hid in a dense thicket.
Annen geçen pazartesi yoğun muydu?Was your mother busy last Monday?
Sami ve Leyla'nın yoğun bir ilişkisi vardı.Sami and Layla had an intense affair.
Tom'dan çok daha yoğun değildim.I wasn't much busier than Tom.
Bugün çok yoğun değildim.I wasn't very busy today.
Her zamanki kadar yoğun değildim.I wasn't as busy as usual.
Bugün her zamankinden daha yoğun değilim.I'm not any busier today than usual.
Geçen kış üç hafta boyunca yoğun bir şekilde Fransızca çalıştım.I studied French intensively for three weeks last winter.
Tom ve ben bu akşam yoğunuz.Tom and I are busy this evening.
Bugün çok yoğun bir programım var.I have a very busy schedule today.
Bunu halletmek üzerinde yoğunlaşmayı öneriyorum.I suggest we concentrate on getting this done.
Trafik çok yoğundu.Traffic was very heavy.
Tom Mary'den daha yoğun, değil mi?Tom is busier than Mary, isn't he?
Önümüzdeki hafta yoğun bir programımız var.We have a busy schedule next week.
Ben o zaman yoğundum.I was busy at the time.
Tom bugün çok yoğun, değil mi?Tom is very busy today, isn't he?
Pazartesi bizim için yoğun bir gündü.Monday was a busy day for us.
Pazartesi benim için yoğun bir gündü.Monday was a busy day for me.
Yoğun biçimde kar yağıyor.It's snowing heavily.
Salı günleri derslerim çok yoğun oluyor.My Tuesdays are stuffed with classes.
Salı günlerim ders bakımından çok yoğun.My Tuesdays are stuffed with classes.
Umarım Tom yoğun programında bana da zaman ayırabilir.I hope that Tom can fit me into his tight schedule.
Hangi şehir daha yoğun nüfusludur: Cezayir mi Oran mı?Which city is more dense: Algiers or Oran?
Kış, yoğun kar yağışı ile başladı.Winter started with heavy fall of snow.
Öyle sandığın kadar yoğun değilim.I'm not as busy as you think.
Sis çok yoğun.The fog's very dense.
Tom'un bugün işleri o kadar yoğundu ki çiş molası bile veremedi.Tom was so busy at work today that he couldn't even take a piss break.