Tom yoğun bir hafta sonu geçirecek.Tom will have a busy weekend.
Ben kötü bir anne değilim, sadece yoğun biriyim.I'm not a bad mother, just a busy one.
Yarın ikimiz için de yoğun bir gün olacak.Tomorrow will be a busy day for us both.
Amerikan şehirleri, Avrupa şehirleri kadar yoğun değildir.American cities are not as dense as European cities.
Pazartesi yoğun bir gündü.Monday was a busy day.
Ekim yoğun bir aydı.October was a busy month.
20 Ekim yoğun bir gündü.October 20th was a busy day.
Rekabet yoğun olacak.The competition will be intense.
Yoğun trafik yakında başlayacak.Rush hour traffic will start soon.
New York'un yoğunluğu nedir?What is the density of the New York ?
En küçük devletin nüfus yoğunluğu nedir?What is the population density of the smallest state?
Biz hala çok yoğunuz.We're still very busy.
Yumi yoğun biçimde İngilizce eğitimi alıyor.Yumi is studying English intensively.
Yumi yoğun biçimde İngilizce çalışıyor.Yumi is studying English intensively.
Biz hala oldukça yoğunuz.We're still pretty busy.
Çok yoğun bir hafta geçirdin.You've had a very busy week.
Ben çok yoğun bir hafta geçirdim.I've had a very busy week.
Tom yoğun bakımda haftalar geçirdi.Tom spent weeks in intensive care.
Şehirlerin nüfus yoğunluğu kırsal kesimlerden daha fazla.Cities are more densely populated than rural areas.
Savaşın yoğunlaşması kaçınılmazdır.It is unavoidable that the fighting will intensify.
Tom benden çok daha yoğun.Tom is a lot busier than I am.
Basın skandal üzerinde yoğunlaşıyor.The press is focusing on the scandal.
Noel, perakendeciler için yoğun bir zamandır.Christmas is a busy time for retailers.
Noel, yılın en yoğun olduğu zamanımızdır.Christmas is our busiest time of the year.
Yılın bu zamanında hep yoğunuz.We're always busy at this time of the year.
Duman inanılmaz derecede yoğundu.The smoke was unbelievably thick.
Boks üzerine yoğunlaşmak istiyorum.I want to concentrate on boxing.
Gerçekten yoğunsun, değil mi?You're really dense, aren't you?
Yoğunlaşmak zor mu?Is it difficult to concentrate?
Yoğun bir muhalefet vardı.There was intense opposition.
Tom yoğun bakımda çalışıyordu.Tom worked in intensive care.
Bu gerçekten yoğundu.This was really intense.
Ketçabın yoğun olması gerekir.Ketchup should be thick.
Tom onun üzerine yoğunlaştı.Tom concentrated on that.
Hafta sonları çok yoğundur.Weekends are very busy.
Gerçekten yoğuntu.It was really intense.
O çok yoğundu.It was too intense.
O kadar yoğun musun?Are you that dense?
Tom ile Mary arasındaki tartışma yoğunlaşmaya başladı.The argument between Tom and Mary began to intensify.
Ekmek kızartma makinesi yoğun sabahlar sırasında kullanışlıydı.The toaster was useful during busy mornings.
Bu yiyeceğin yoğunluğundan hoşlanmıyorum.I don't like the consistency of this food.
Tom, Mary'nin yoğun olduğunu söyledi.Tom said Mary is busy.
Ben senin kadar yoğun değilim.I'm not as busy as you are.
Her geçen gün gittikçe yoğunlaşıyoruz.We're getting busier and busier every day.
Bu öğleden sonra yoğun olmayacağım.I won't be busy this afternoon.
Bir şey üzerinde yoğunlaşıyorum.I'm concentrating on something.
Ben çok yoğundum.I was so busy.
Leyla yoğun bir anneydi.Layla was a busy mom.
Fadıl ve Leyla'nın çok yoğun bir ilişkisi vardı.Fadil and Layla had a very intense relationship.
Fadıl yoğun bir otel işletiyordu.Fadil was running a busy hotel.
Tom Mary'den çok daha yoğun görünüyor.Tom seems to be much busier than Mary.
Tom her zaman Mary'den daha yoğun.Tom is always way busier than Mary is.
Tom daima Mary'den çok daha yoğun.Tom is always way busier than Mary.
Bu hafta geçen hafta olduğumdan daha yoğunum.I'm busier this week than I was last week.
Gelecek pazartesi büyük olasılıkla yoğun olacağım.I'm very likely to be busy next Monday.
Büyük olasılıkla pazartesi günü çok yoğun olacağım.I'm very likely to be busy on Monday.
Ben pazartesi günleri genellikle oldukça yoğunum.I'm usually quite busy on Mondays.
Sen genellikle benden daha yoğunsun.You're usually busier than I am.
Tom, Mary'den çok daha yoğundur.Tom is much busier than Mary.
Ben genellikle Tom'dan daha yoğunum.I'm usually busier than Tom.