yoğun ile cümle

yoğun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
24 Mart 2006 Birleşik Krallık ve İrlanda'da yoğun bir katılımla bir rekor gerçekleştirildi.24 березня 2006 року спільний колективний рекорд був встановлений Великою Британією та Ірландією.
İleriye yönelik ortak bir amaç yoğunluğu.Рухаємося вперед заради спільної мети.
Bu anlaşmalar 70'lerde daha yoğunlaştı.Ці контакти були посилені в 70-ті роки.
Bu dönemlerde dünya barışı için yoğun çaba göstermiştir.У цей час він зробив все що міг для налагодження миру.
1265 numaralı yoğun Fransızca eğitimi veren bir okulda okur.Закінчив школу № 1265 м. Москви з поглибленим вивченням французької мови.
Nüfus Yoğunluğu 7/km²'dir.Густота населення 7/км².
Kilometrekare başına 63 kişilik bir nüfus yoğunluğuna sahiptir.Щільність населення на 1 км² 63 особи.
Kilometrekare başına 274 kişilik bir nüfus yoğunluğuna sahiptir.Обсяг реалізації товарів на одного мешканця становить 274 грн.
İspanyolca dünyada 20 ülkede yoğun biçimde konuşulmaktadır.Іспанська є основною мовою у 20 країнах світу.
Kırılan demetlerin açı ve yoğunlukları kristal içinde 3 boyutlu bir elektron yoğunluğu belirtir.Кути і інтенсивності дифракційних пучків вказують на тривимірну щільність електронів в кристалі.
Göç o kadar yoğundu ki, tıp doktoru sayısı yetersiz hale gelmişti.Але тягар цієї таємниці був настільки важкий, що хлопець захворів.
Japonya’nın yardımlarıyla balıkçılık gelişmekte, açık deniz balıkçılığı için çalışmalar yoğunlaşmaktadır.За підтримки Японії розвивається рибальство у великих масштабах.
Resim çalışmalarında kuşağının diğer kadın ressamları gibi portreler üstüne yoğunlaştı.Наскількі цікавими вони стали, видно з порівнянь з жіночим портретами інших художників.
Kilometrekare başına 899 kişilik bir nüfus yoğunluğuna sahiptir.Щільність населення 899 чоловік на км².
Eğer bir kara delik yıldızın üzerinden geçerse, yoğunluğu gözlemlenebilir titreşimlere neden olur.Якщо чорна діра пройшла крізь зорю, її щільність спричинить спостережувані вібрації.
Rakamlar Metropolitan Fransa için : nüfus 61.9 milyon, alan 551,695 km², ve nüfus yoğunluğu 114/km².Дані по митрополії Франція такі: населення 63 600 000, площа 551 695 км², а щільність населення 113/km².
Don Nehri üzerindeki köprülerde yoğun bir yığılma oldu.У станиці підйомний міст через річку Дон.
Kılcal damarların sayısında veya yoğunluğundaki azalma da periferik rezistana katkıda bulunabilir.Зменшення кількості або щільності капілярів також впливає на периферичний опір.
Aksine, yıldızlararası bir bulut, yıldızlararası ortamın ortalamasından daha yoğun olan bir bölgedir.Іншими словами, міжзоряна хмара є більш щільною ділянкою, ніж в середньому область міжзоряного середовища.
Toz örtüsü ve gazın yoğun tabakası, bizim görüş açımızdan merkezi yıldızın doğrudan gelen ışığını engeller.Густий шар газу та пилу окутує центральну зорю, тим самим блокуючи для нас її пряме світло.
Zencan içinde ortalama nüfus yoğunluğu 1 km başına 4 kişidir.У середньому густота населення становить близько 4 осіб на 1 км².
Partinin üçüncü kongresi Temmuz 1950’de sanayileşme konusuna yoğunlaşarak toplanır.Третій з'їзд партії був скликаний у липні 1950 року і підкреслив важливість промислового прогресу.
(Yoğunluğun en fazla olduğu ilçe: 452 kişi ile Efeler'dir.)(Можливі територіальні обмеження доступу (код 451).)
İtfaiye binası Olle Qvarnström tarafından tasarlanan yoğun genişletme, onarım ve tamirata maruz kaldı.Пожежне депо пройшло велику перебудову і розширення, розроблене Оле Кванстремом.
Yine bu sebepten süpernova ya da galaksi merkezi gibi yoğun bir sistemin merkezinden bile görünürler.Таким чином, можна побачити центр щільних систем, як осердя наднової, або Галактичного Центру.
Irak milliyetçileri genelde Arapların yoğun olduğu bölgelerden gelmektedir.Сільські райони переважно населяли араби.
Onomastik üzerine çalışmalarına yoğunlaşır.Вона дуже ретельно підбирає назви до своїх робіт.
Çok yoğun çalışıyoruz.Працював ретельно.
Ayrıca yoğun anlatım gücü ve güçlü desenlerle, Dante’nin İlahi Komedya'sını resimlemiştir.А ще— здійснив справжній подвиг, переклавши «Божествену комедію» Данте.
Dünya Dünya (1 AB) iç gezegenlerin içinde en büyük ve en yoğun olandır.Докладніше: Земля Земля є найбільшою та найщільнішою серед внутрішніх планет.
Bu kez çatışmalar ülkenin kuzeyinde yoğunlaşmaya başladı.Водночас почався тиск кочовників на північні райони держави.
Haritacılık: hem sivil hem de askeri haritacılar yoğun GPS kullanmaktadır.Картографія: GPS використовується в цивільній і військовій картографії.
Bu elbiselerde nakış El Halil'dakiler kadar yoğun değildi.Проте до монастиря доля не була не настільки прихильною, як до костелу.
Cinayetler ortaya çıkınca şüpheler Ensar üzerine yoğunlaşır.Коли відбувається вбивство, підозра падає на нього.
Savaş süresince, Bijeljina'ya Bosna-Hersek'in diğer bölgelerinden yoğun Sırp mülteci akını olmuştur.Протягом війни Бієліна пережила великий наплив сербських біженців з інших регіонів Боснії і Герцеговини.
Hayalleri onların üzerinde yoğunlaşır.Сподіваємося, що її мрії будуть вести її вперед.
Muharebenin üçüncü gününde de yoğun çatışmalar devam eder.З іншими мурахами герої ведуть постійні бої.
Bazı şarkılar yoğun şekilde politik içeriklidir.Тематика деяких пісень зачіпала політичні питання.
Resmi olarak 1970'lerde açılmış olup, Suriye'nin en yoğun havalimanıdır.Офіційно відкритий в середині 1970-их, «Дамаск» є найзавантаженішим міжнародним аеропортом Сирії.
Kentte yoğun kirlilik göze çarpmaktadır.У місті почався стихійне захоплення власності.
Küçükken sporlarla çoğunlukla ilgiliydi ama gitara ilgisi yoğunlaştı.В дитинстві відвідувала різноманітні спортивні секції, але більше цікавилася технікою.
İstatistiksel olarak en yoğun bulunduğu yükseklik 35. karedir.Її найвища позиція в рейтингу — 45 сходинка.
Nüfus yoğunluğu düşüktür (0.81/km²).Щільність населення — 0,81 чол./км².
Eserlerinde insan ve tin ilişkisi üzerinde yoğunlaştı.У своїх творах він перш за все займається стосунками між сім'єю і історією.
İkinci kategori sosyallik dışı ve genel süreçler üzerine yoğunlaşır.Інша частина доходів йде на подальший соціальний і економічний розвиток.
Delta yoğun mangrov ormanları ile kaplıdır ve Bengal kaplanı için büyük bir koruma alanıdır.Район парку щільно вкритий мангровими заростями та є одним з найбільших заповідників бенгальського тигра.
Limmat nehrinin kıyıları şehrin en yoğun bölgeleridir.Дублянщанські пляжі найчистіші в межах міста.
Gerekli müdahalelerin ardından bir süre yoğun bakımda kaldıktan sonra başarılı üç ameliyat geçirdi.Щоб успішно провести операцію, було потрібно три ясні дні.
Nüfus yoğunluklarına göre ülkelerin listesi.Для більш повного списку країн, див. список країн.
Eğer ihtiyaç görülürse hasta yoğun bakım ünitesine yatırılabilir.У разі необхідності автобус міг бути легко перероблений під санітарну машину.
Bu girişim de yoğun sabah sisi nedeniyle sonuca ulaşamadı.Я не розумів також того, що сам ходив в цей час по вістрю ножа.
Bu saldırılar 1976 yılında Mao'nun ölmesiyle yoğunlaştı.Ця кампанія не закінчувалася аж до смерті Мао у 1976 році.
Dünyanın en yoğun 11. metro sistemidir.Також це метро є 12-им за завантаженістю в світі.
Nüfus_yoğunluğu 454 kişi/km2 olur.Щільність населення становить 454 чол./км².
Gök ada merkezinin yoğun ışıması da karmaşık yaşamın gelişmesini engelleyebilirdi.Інтенсивне випромінювання галактичного центра також могло вплинути на розвиток високоорганізованого життя.
Yoğun bir çalışmanın sonunda doktorasını tamamladı.По завершенні кар'єри працював лікарем.
Yoğunlaşma oranı.Інтенсивність обговорень.
İngiltere'de, Kara Cuma geleneksel olarak ofis partilerinin en yoğun olarak yapıldığı gündür.В Англії пудинг вважався традиційною стравою різдвяного столу.
26 Temmuz'da, el-Leyremun mahallesi yoğun çatışmalar sonucunda ordu kontrolüne geçti.3 листопада неподалік від містечка Ель-Обеїд армії, нарешті, зіткнулись.
Petrol ürünlerinin yoğunluğunu ölçmek için kullanılır.Станція розрахована на використання нафтопродуктів.

İlgili Sayfalar