yoğun ile cümle

yoğun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Atış noktalarının yoğunluğu cephe hattının her kilometresinde 6 ya da 7 adede ulaşmaktadır.Det fanns 6 eller 7 eldgivningspunkter per kilometer front.
Bu şovdan sonra Cerati bir süre koma'da, yoğun bakım ünitesinde kalmıştır.Sedan dess har han legat i koma på en sluten säkerhetsanstalt.
Dün, tören nedeniyle trafik çok yoğundu.Under krigsåren var därför trafiken mycket intensiv.
Yerleşmeler üç büyük delta bölgesinde yoğunlaşmıştır.Målet är att etablera sig i de tre storstadsregionerna.
Yoğunluk irtifası hesaplama.Jämna ut arbetsbelastningen.
Park seks teması üzerine yoğunlaşır.Parken har ett tema kring sexualitet.
Tarımda özellikle patates üzerine yoğunlaşılmıştır.Inom jordbruket odlas framför allt potatis i denna landskapstyp.
Ögretileri Tevhid (Varlığın Birliği), Aşk, Harmoni ve Güzellik üzerine yoğunlaşır.Den västerländska Sufi-rörelsen menar att den bär på en förkunnelse om kärlek, harmoni och skönhet.
(Baklava şerbeti kadar yoğun değil.)(Bulgogi är inte stark).
Dublin’in otogarı Busarus da, oldukça yoğundur.Terrängen runt Buchardo är mycket platt.
2003 itibarıyla nüfusu 4,652 ve nüfus yoğunluğu 46kişi/km² idi.2003 hade staden en beräknad folkmängd på 4256 personer och en täthet på 56,43 personer per km².
Toprakların dar ve nüfus yoğunluğunun fazla olması nedeniyle büyük kentlere göç olayı yaşanmaktadır.Därför tenderar städer med milt väder och bra socialt klimat att få fler hemlösa.
Daha sonra, ressamlığa yoğunlaştı.Sedan började han att måla på allvar.
Dahası, Liouville sayıları gerçek sayıların kümesinin yoğun altküme formudur.De enda hela begränsade funktionerna är enligt Liouvilles sats de konstanta funktionerna.
A sınıfı: En yoğun trafiğin gerçekleştiği hava sahalarına tahsis edilir.Trafiksäkerhet kallas de åtgärder som görs för en säkrare trafik.
Böylece, nüfus yoğunluğu 57,76 kişi/km² olur.Det gör en befolkningsdensitet på 567,7 inv/km².
Sıcak hava kütlesi türdeş ve yoğun bir sıcak hava katmanının ön tarafında yer alan yoğunluk dengesizliğidir.Frontnederbörd kallas nederbörd som uppstår genom mötet mellan en varmare och kallare luftfront.
Ağustos 2015'te IŞİD, Azez bölgesindeki saldırılarını yoğunlaştırmıştır.Under hösten 2015 rapporterade SVT om det katastrofala läget inom järnvägen.
Yoğunluğu en çok olan madde, en fazla yarı kalınlık veren maddedir.Giftet är mycket komplext och består av minst 40 substanser.
Oldukça yoğun bir çalışma programı vardı.Han utvecklade en omfattande författarverksamhet.
Bu çekirdekler tamamen yoğun değildirler.Stämläpparna får inte vara för hårt spända.
Yiyecek fazlalığı ve nüfus yoğunluğu iş gücünün artmasına ve farklı alanlara yayılmasına imkan sağladı.Med större tillgång på mat ökade befolkningen och specialisering i olika yrkeskategorier blev möjlig.
İletişim dinleme yerine anlatma üzerine yoğunlaşmaktadır.I deras beskrivning handlar det mer om att lyssna på hur budskap framställs snarare än vad som sägs.
Bu saptama, avcılığın yoğun bir faaliyet olmadığı şeklinde yorumlanmaktadır.Detta styrker tesen att aktiv valjakt inte förekommit.
Bu da traffiğin yoğunluğunu ölçer.Insatser för att höja handelns status kan också komma ifråga.
1960'lı yıllarda Japonya ile hayli yoğun bir ticaret hacmi bulunmaktaydı.Under 1960-talet upplevde Japan en stark ekonomisk tillväxt.
Olaylar sırasında yoğun yağma olayları yaşanmış, spor ve müzik etkinlikleri ertelenmiş veya iptal edilmiştir.Sporten berördes hårt, och evenemang flyttades och sköts upp.
Bu maç ise yoğun kar yağışı nedeniyle 30.dakikada tatil edilmiştir.Träningsmatchen mot IK Frej bröts efter 50 minuter på grund av för mycket snö.
Allianoi’de yoğun yerleşimin görüldüğü dönemdir.Albano som möjlig station diskuterades.
Kadro herkese açık olduğu için bu liste yoğunluklu katkı sağlayan kişilerden ibarettir.Riktning - är det tydligt för alla vad som är viktigast för organisationen?
Doğu Norveç, Norveç'in en yoğun nüfuslu bölgelerinden birisidir.Bærum är ett av de mest tätbefolkade områdena i Norge.
Adalarda toplam 26.000 kişi yaşamaktadır ve nüfus yoğunluğu 15/km²dir.Siffran varierar mellan 26 och 100 men den allmänna uppfattningen är 35 mord.
Kazılarda çok sayıda mühür bulunmuş olması yerleşimin yoğun bir ticari faaliyete konu olduğunu göstermektedir.En mängd detaljer i slottets inre visar att där funnits en utsökt rokokoinredning.
Ancak yoğun bir şekilde kullanılmamıştır.Du är bara inte tillräckligt undersökt.
Ancak gelen yoğun tepkiler sonucu, bu karardan vazgeçildi.Hur mycket han tog aktiv del i besluten har dock omdebatterats.
1982'de kitaplarına yoğunlaşmak amacı ile gazete yazılarını sonlandırdı ve Cihan Yayınevi’ni kurdu.2014 kom böckerna Skriv - Vässa ditt manus och Dårens dagbok ut.
İlçenin nüfusu 2010 yılı itibarıyla 130,882 olup Iowa'nın 4. en yoğun nüfuslu ilçesidir.Finland har världens tjugoförsta högsta levnadsstandard med ett Human Development Index på 0,892.
Onomastik üzerine çalışmalarına yoğunlaşır.Project för att fokusera på sina studier.
Kürek sporu kulüplerarası rekabetin en yoğun olduğu spor dallarından biri oldu.Rullstolsloppet har sedan blivit en av de viktigaste paralympiska tävlingarna.
Balmumunun yoğunluğu bire yakındır (0,966).Dess omloppsbana var mycket excentrisk (0,9986).
Ayrıca tiyatrolar için yoğun bir şekilde çalışmış ve, tiyatro oyunları için müzikler bestelemiştir.Han arbetar även med samtida konstprojekt och skapar musik för teater.
Güneş Sistemi'ndeki en yoğun ve beşinci büyük gezegendir.Vår måne är den femte största månen i solsystemet.
Sermaye yoğun olan araba üretimi ise S1'den S2'ye doğru azalış gösterir.Man kan också uppgradera sin licens från S1 till S2 om man tröttnar på S1.
Üstelik bu yerleşimlerin büyüklükleri de buluntu yoğunlukları da daha fazla.Höjden på husen tycks också ha ökat.
İnsanlarca yoğun olarak avlanışmışlardır.Alla arter jagas intensiv av människor.
MÖ 9. yüzyılın ikinci yarısında, Doğu Anadolu’ya yapılan Assur seferleri gittikçe yoğunlaşır.På 200-talet f.Kr. blev den romerska närvaron vid östra adriatiska kusten allt starkare.
Sonrasında müzik konusuna yoğunlaştı.Därefter koncentrerade han sig på musiken.
Naziler bu tankı propaganda için yoğun biçimde kullanmışlardır.Även på andra sätt försökte nazisterna att exploatera evenemanget propagandistiskt.
Bu, standart normal dağılımın yoğunluğudur.Resten är fördelningens normaliseringsfaktor.
Okul 100 öğrenci başına 9.2 öğretmen yoğunluğuna sahiptir [1] .Skolan har en lärartäthet på 9,2 lärare per 100 elever[1].
Ancak, üç ay sonra daha yoğun araştırmalara başladı.Однак, через три місяці, він став проводити інтенсивніші дослідження.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.Під час створення Half-Life 2, витратив кілька місяців на розробку проекту Steam.
99U, pazarlama üzerine yoğunlaşmış bir danışmanlık hizmeti ve New York City'deki yıllık konferanstır.99U — це консалтингові послуги й щорічна конференція в Нью-Йорку, яка фокусується на маркетингу.
Yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE), plastik şişeler için en yaygın kullanılan reçinedir.Поліетилен високої щільності (HDPE): є найбільш широко використовувана смола для пластикових пляшок.
Neptün Neptün (30 AB), Uranüs'ten biraz küçük olmasına rağmen daha ağır (17 Dünya kütlesi) ve yoğundur.Докладніше: Нептун Нептун, хоча і дещо менший від Урана, але масивніший (17 мас Землі) і тому щільніший.
Daire içine alınan "6EQUJ5" kodu, sinyalin yoğunluk değişimini göstermektedir.Обведений код 6 EQUJ5 показує зміну інтенсивності прийнятого сигналу в часі.
Çok genç olmalarına rağmen yüreklerindeki aşk ateşi öyle yoğundur ki melekler onları kıskanmaya başlar.Хоча вони були молоді, їх любов один до одного розгорілася з такою силою, що їм позаздрили ангели.
(Baklava şerbeti kadar yoğun değil.)(Для баритона) Не жаль мені.
Nüfus yoğunluğu bakımından ise Tokyo'nun özel semtlerinin ardından sonra ikinci sıradadır.Проте за кількістю населення вона займає другу позицію після Токіо.
En büyük iç havaalanı olan Tokyo Uluslararası Havaalanı, Asya'nın en yoğun ikinci havalimanıdır.Найбільший міжнародний аеропорт Токіо — найбільш завантажений аеропорт Азії.

İlgili Sayfalar