Ancak Dünya'dan çok daha kurudur ve atmosferi doksan kat daha yoğundur.Ao invés da Terra, onde a atmosfera é mais lenta.
Bütün oluklu balinalar yağ ve etleri yüzünden yoğun avlanmışlardı.As tartarugas marinhas comuns foram caçadas intensamente pela sua carne e ovos.
Koyu renkli kıllar daha çok göz çevresinde yoğunlaşmıştır.Possuem uma coloração levemente mais clara ao redor dos olhos.
12 yaşına kadar futbol ile tenis oynamayı sürdürdü, daha sonra sadece tenise yoğunlaşmakta karar kıldı.Até os treze anos seguia a carreira de jogador de rugby, quando resolveu dedicar-se somente ao tênis.
Bu hikâye Yoh ve Anna'nın oğulları olan Hana Asakura üzerinde yoğunlaşır ve Hana'nın gençlik yıllarında geçer.A história se foca em Hana Asakura, filho de Yoh e de Anna, que se desenvolvendo como shamã.
M, molekülün mol kütlesi, d ise yoğunluğudur.T é a temperatura absoluta, medida em kelvin.
Bloch, köylü ayaklanmasını provoke edenin bu yoğunlaştırılmış sömürü olduğunu savundu.Pilar sente-se responsável pelo fato de o sobrinho ter chegado aquele ponto de revolta.
Bu tarihleme yöntemi için, atmosferdeki 14C yoğunluğu eski zamanlardan günümüze değişmediği varsayılır.A aplicação deste método mostra que o 14C realmente varia com o tempo, devido à atividade solar.
Geleneksel duvarcılık için yoğun bir emek verilmesi gerekiyordu.Não tardaria a vir uma vertiginosa queda livre para a tradicional agremiação.
MTLD ve Cezayir Ulema Cemiyeti yöneticileri de Arap devletlerinden destek sağlama çabalarını yoğunlaştırdı.Os governos de Uganda e Burundi também comprometem seu apoio aos rebeldes.
Ancak yoğun fırtınadan dolayı çıkış yasaklanmıştır.Devido a uma forte tempestade são obrigados a abortar a missão.
Ofisin kuruluşu Avrupa Parlamentosu'ndan gelen yoğun baskılar sonucu 1999 yılında şekillenmeye başlandı.O exemplo a seguir é baseado no resultado preliminar das Eleições Parlamentares Europeias em 2004.
Büyük ölçekli PVP - Açık dünyada yoğun PVP savaşları.Quebra-quilos - Lutas Sociais no outono do Império.
Helsinki Metropol Alanı içerisinde trafik akışının yoğun olduğu bir merkezdir.A região metropolitana de Helsínquia possui um Conselho de Transportes.
Bu kesimin ortalama yoğunluğu ise 2,8-3,0 gr/cm³ tür.A densidade média é de 2,8-3,0 g/cm3.
İnsanların öğle yemeğine gittiği saatlerde inişler, öğle yemeğinden dönüşte çıkışlar daha yoğundur.Por exemplo, a chegada de clientes diminui no horário de almoço.
Yaz döneminde bu hava meydanından trafik yoğunluğu bir hayli artmaktadır.Durante o verão, esta estrada tem muito trânsito.
Bu dönem yoğun bir şekilde klasik rock icra ediyordu.Chega a ser quase um protesto em favor do Rock clássico.
Artvin endüstri yoğun bir şehir değildir. çay ve fındık fabrikaları mevcuttur.Açucena, não é um município industrializado, contudo existe a industrialização do leite e da madeira.
Bir komşusunun verdiği Stevie Ray Vaughan kasediyle, Mayer'da yoğun bir blues sevgisi başladı.Quando um vizinho lhe deu uma fita de Stevie Ray Vaughan, Mayer descobriu o blues.
Ortalama nüfus yoğunluğu kilometrekare başına 67.4'tür.A sua densidade populacional é 67,4 h/km².
İmalatında yoğun olarak insan emeğinden yararlanılır.Com France, é um pouco da servilidade humana que se vai.
Sapmalaryüzeyin ara yüzey normalinin yoğunluk profilini elde etmek için analiz edilebilir.Essa diferença pode ser analisada para obter o perfil de densidade da interface normal à superfície.
Bu tip protestolar 60'lı ve 70'li yıllarda yoğunlaşmıştır.Esse tipo de consultoria era muito comum nas décadas de 60 e 70.
Yerleşmeler üç büyük delta bölgesinde yoğunlaşmıştır.O melhor que ele podia fazer era operar em três distritos urbanos.
Bu tüylerin yerine yaklaşık bir hafta sonra daha yoğun olan beyaz yünümsü ince tüyler çıkar.Estas são substituídas cerca de uma semana depois por uma pelagem mais densa.
1890'dan sonra ise sosyopolitik meseleler ve sosyal ekonomi üzerine yoğunlaşmıştır.Vanaf 1890 begon hij zich bezig te houden met sociaal-politieke vraagstukken en sociale economie.
Bu rekabet 797/798 yılında ileri gitti ve İrini ciddi şekilde hastalanınca Mayıs 799 tarihinde yoğunlaştı.Deze competitie begon in 797/798. en intensiveerde in mei 799, toen Irene ernstig ziek werd.
Her ikisi de yoğun olarak kraterlerle kaplıdır.Beide typen terrein zijn overvloedig bedekt met kraters.
Daire içine alınan "6EQUJ5" kodu, sinyalin yoğunluk değişimini göstermektedir.De lettercode "6EQUJ5" geeft de variatie in intensiteit van het signaal weer.
Omega , evrendeki ortalama kütle yoğunluğunun bu yoğunluğun kritik bir değerine bölünmesi olarak tanımlanır.Omega is de gemiddelde massadichtheid van het heelal gedeeld door een kritische waarde van die dichtheid.
Teknik, Zabimaru'nun ağzından yoğun bir ruhsal enerji patlaması ateşler.De techniek zorgt ervoor dat de mond van Zabimaru spirituele kracht afvuurt.
Çok yoğun çalışıyoruz.Heel hard werken.
Bu rekabet İrini ciddi şekilde hastalandığı Mayıs 799 tarihinde yoğunlaştı.Deze rivaliteit intensiveerde nog toen Irene in mei 799 ernstig ziek werd.
Ruby'nin sözdizimi günümüzde de yoğun olarak kullanılan Perl ve Python ile büyük benzerlikler gösterir.Ruby wordt vaak vergeleken met Python en Perl.
Final yarışı yoğun yağmur altında gerçekleştirildi.De race vond plaats in hevige regen.
1979 yılında grev dalgaları ve eylemleri yoğunlaştı.Dit leidde in 1997 tot stakingen en acties.
Denizci cumhuriyetler Haçlı Seferleri’ne yoğun olarak destek vermiştir.Deze Italiaanse maritieme republieken leverden een belangrijke bijdrage aan de kruistochten.
15 ay süren yoğun bir eğitimleri vardır.Hierna volgt een zeer intensieve opleiding van vijf weken.
Sermaye yoğun olan araba üretimi ise S1'den S2'ye doğru azalış gösterir.De productie van auto's, het kapitaalintensieve goed, zal dalen van punt S1 naar punt S2.
Bu da traffiğin yoğunluğunu ölçer.Hiermee wordt onder meer de intensiteit van het verkeer gemeten.
Dolayısıyla, emek yoğun olan kumaş üretimi C1'den C2'ye doğru artış gösterir.Productie van kleding, het arbeidsintensieve goed, zal stijgen van punt C1 naar punt C2 wijzen.
2015 itibarıyla güncel sera gazı yoğunluğu yaklaşık 400 CO2 eşdeğeri ppm düzeyindedir.Sedert 2015 is de symbolische grens van 400 ppm CO2 overschreden.
Kitap, yoğun tartışmalara neden oldu.Het boek leidde tot felle discussies.
Oyun yoğun bir şekilde Divine Divinity tabanlıdır.De voorloper is het spel Divine Divinity.
Bu sürecin hızlı gelişme göstermesi dış ortamın basıncına ve yoğunluğuna bağlıdır.De snelheid van deze expansie hangt af van de dichtheid en druk van het externe medium.
Brendi, damıtılmış şaraptan üretilen yüksek dereceli (%40 ile %60 alkol yoğunluğuna sahip) alkollü içki.Cognac is een sterk alcoholische drank (40% of hoger) verkregen door het destilleren van witte wijn.
Yoğun yaya kalabalığı yüzünden bisiklete binmek yasaklanmıştır.Voor fietsen met spijkerbanden geldt geen verbod.
Şehir 2008 yılındaki yoğun yağışlar nedeniyle bir sel felaketi geçirdi.In 2008 werd de stad getroffen door overstromingen als gevolg van zware regenval.
Yoğun bakım gerektirir.Zijn vacht vraagt intensieve verzorging.
NATO güçlerinin çatışması, 2006'nın ikinci yarısı boyunca yoğundu.Ook op andere plaatsen werd in de tweede helft van 2006 hard gevochten.
Bu tarihleme yöntemi için, atmosferdeki 14C yoğunluğu eski zamanlardan günümüze değişmediği varsayılır.Het gehalte 14C in de atmosfeer is door de tijd niet constant gebleken.
Yağmur ormanlarında yoğunlaşmışlardır.Ze leven in dichte regenwouden.
Dorothy Counts ilk gün okula giderken yoğun şekilde tacize uğradı.Matilda moet noodgedwongen in de eerste klas blijven waar ze zich doodverveelt.
Şimdi yoğun turist çeken bu alan pek çok hotel, banka ve pahalı Dükkanlara ev sahipliği yapar.Vandaag de dag is het gebied sterk toeristisch, waardoor er veel hotels, dure winkels, banken enzovoort zijn.
Bu yoğunluk okulların açılması ile sona erer.Het verhaal eindigt met de heropening van de scholen.
Hollanda nüfus yoğunluğu fazla olan bir ülkedir.Nederland is dichtbevolkt.
Napoli ili İtalya'nın en yoğun nüfusu olan ilidır.De provincie Napels is de dichtst bevolkte provincie van Italië.
Coğrafi yapısı bakımından yeşil alanı oldukça yoğun bir mahalle olup, oksijen oranı yüksektir.Vanwege de relatief hoge regenval is het eiland zeer groen en heeft het een gunstig klimaat.
Şehir içindeki nüfus yoğunluğu 6.658 kişi/km² dir.Er wonen ongeveer 6.658 mensen per km².