yoğun ile cümle

yoğun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kuzeyde yoğun nüfuslu Wei Nehri vadisi, Çin uygarlığının eski bir merkezidir.O vale do rio Wei, no sul, está densamente povoado e é um dos antigos centros da civilização chinesa.
1920'de Kafka, Çek gazeteci ve yazar olan Milena Jesenská ile yoğun bir ilişki kurdu.Em 1920 Kafka deu início a uma intensa relação com Milena Jesenská, uma jornalista e escritora tcheca.
Nazi Almanyası tarafından Siegfried Hattı ve Atlantik Duvarı boyunca yoğunlukla kullanılmıştır.Os Alemães usaram-nos extensivamente na Linha Siegfried e na Muralha do Atlântico.
Nüfusun %58'inin yaşadığı Cava adası, dünyanın en yoğun nüfuslu kalabalık adasıdır.58% vivem na ilha de Java, a ilha mais populosa do mundo.
Ülkenin güney bölümü ise Gutland olarak adlandırılmaktadır ve Ösling'e göre daha yoğun nüfuslanmıştır.Dois terços do sul do país é chamado de "Gutland", e é mais densamente povoada do que Oesling.
Aksine, yıldızlararası bir bulut, yıldızlararası ortamın ortalamasından daha yoğun olan bir bölgedir.Em outras palavras, uma nuvem interestelar é uma região mais densa que a média do meio interestelar.
Radyoaktif fosforun hızlı gelişen kanser hücrelerinde yoğunlaştığını buldu.Descobriu que os fósforos radioativos concentraram-se nas células do câncer de crescimento rápido.
Bu renksiz sıvı en basit organik nitril ve en yoğun kullanılan çözücüdür.Este líquido incolor é a mais simples nitrila orgânica.
Bir başka deyişle, Betelgeuse'ün yoğunluğu Güneş'in yoğunluğundan çok daha azdır.Entretanto, Betelgeuse tem uma densidade muito menor do que a do Sol.
Nüfus yoğunluğu km² başına 11,836 kişidir.A densidade de população era 11.836 pessoas por km².
Nüfus yoğunluğu ise 408.18/km² ile ülke geneline göre sekiz kat yüksektir.A densidade populacional é 408,18/km² mais de oito vezes maior do que todo o país.
Gelen yoğun eleştiriler üzerine Landers, konuyu ayrı bir köşe yazısında açığa kavuşturmuştur.As respostas consternadas fizeram com que Landers esclarecesse o assunto em uma coluna posterior.
Şarkılarında yoğun şekilde keman kullanırlar.Toma muito cuidado quanto ao uso de suas canções.
Baryonik madde kütleleri karanlık maddenin soğuk halelerinde yoğunlaşmaya başladılar.Como resultado, massas de matéria bariônica começaram a se condensar dentro de halos de matéria escura fria.
8 aylık ilişkiden sonra iki tarafta yoğun iş programları nedeniyle ayrıldıklarını açıkladı.Depois de oito meses, o casal se separou, devido a suas agendas cheias.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.Durante a produção de Half-Life, ele passou vários meses se concentrando no projeto chamado Steam.
Yoğun nüfusluydu ve kentleşmişti.Ele era densamente povoado e urbanizado.
Klasik müzikten ve klasik müzik bestecilerinden, özellikle Bach ve Beethoven'dan, yoğun olarak etkilenmiştir.Foi fortemente influenciado pela música clássica e compositores clássicos, como Bach e Beethoven.
Bu yoğunluk birçok soruna da neden olmaktadır.Esta temperatura elevada traz consigo algumas perguntas.
Bu oldukça yoğundur.É bastante intenso.
1889 dan ihtibaren, Abruzzo’da, Paglieta, Lanciano ve Pescara arasındaki yoğun evangelizasyon hareketi başlar.De 1889 Pace começa uma intensa atividade de evangelização em Abruzzo em Paglieta, Gissi, Lanciano e Pescara.
1890'dan sonra ise sosyopolitik meseleler ve sosyal ekonomi üzerine yoğunlaşmıştır.Ao longo da década de 1790, versou sobre os temas Economia Política e Políticas Sociais.
Polonya'nın nüfus yoğunluğu en fazla olan şehridir ve Avrupa'nında en fazlalarındandır.A cidade tem a maior densidade populacional da Polônia e uma das maiores da Europa.
Parlaklık ya da gözlemlenen yoğunluk yönün işlevi değildir.A luminosidade ou intensidade observada não é função da direção.
İkinci Dünya Savaşı'nın en yoğun mücadelelerinin bazıları bu ülke topraklarında yaşandı.Alguns dos mais violentos combates na II Guerra Mundial ocorreram nestas ilhas.
Matematikte Cauchy yoğunlaşma testi sonsuz seriler için kullanılan standard bir yakınsaklık testidir.Em matemática, o teste da condensação de Cauchy é um teste padrão de convergência para séries infinitas.
Savaş sonrası dönemde nükleer indüksiyon ve manyetik nükleer rezonans konularına yoğunlaşmıştır.Depois da guerra concentrou-se na pesquisa sobre a indução nuclear e a ressonância magnética nuclear.
Girls 'Generation Japon çıkışı için ilk hazırlık başladı, kendi programlarını yoğun oldu.Como Girls' Generation começou a se preparar para sua estréia no Japão, seus horários ficaram mais agitados.
Eleştirmenlerin çoğu, Bush'un yarattığı yoğun ses manzaraları karşısında afallamıştı.Muitos ficaram perplexos com as paisagens sonoras densas que Bush tinha criado .
Yoğunluğu, çeliğin veya bakırın yaklaşık üçte biri kadardır.Sua densidade é aproximadamente de um terço do aço ou cobre.
İlk olarak müzik üzerine yoğunlaştı.Inicialmente, interessou-se pela música.
C++ ile yazılmış, QGIS Qt kütüphanesinin yoğun kullanımını kolaylaştırır.Escrito em C++, QGIS faz uso extensivo da biblioteca Qt.
Kakigri'yi tatlandırmak için yoğunlaştırılmış veya buharlaştırılmış süt üzerine dökülür.Para adoçar o kakigōri, leite condensado ou evaporado é derramado sobre ele.
Dini edebiyatın yoğun bir şekilde ortada olmasına rağmen, Mısır edebiyatı bununla sınırlı değildir.Apesar de conter referências a Deus, a obra não é estritamente religiosa.
"Müsteşar Keskin yoğun bakımda".«Sesi investe pesado em contratações».
Ülkenin nüfus yoğunluğu en düşük bölgesidir.A densidade populacional é claramente a mais baixa do país.
Savaş sonrası dönemde yoğun açlık ve kıtlık yaşanmıştır.Após a catástrofe, a população remanescente sofria de fome e medo.
İletkenin içerisindeki akım yoğunluğu değiştiği zaman, manyetik alan da değişir.Quando a intensidade da corrente em um condutor muda, o campo magnético também muda.
Omega , evrendeki ortalama kütle yoğunluğunun bu yoğunluğun kritik bir değerine bölünmesi olarak tanımlanır.Observa-se que a densidade atual do universo é muito próxima desse valor crítico.
Bu rekabet İrini ciddi şekilde hastalandığı Mayıs 799 tarihinde yoğunlaştı.Esta rivalidade se intensificou quando Irene caiu seriamente enferma em maio de 799.
São Paulo, Minas Gerais ve Rio de Janeiro'dan sonra nüfusu en yoğun olan eyalettir.São Paulo, Minas Gerais e Rio de Janeiro são os estados mais populosos do Brasil.
Yoğunluğu 3,2 g/cm³, sertliği ise Mohs sertlik cetveline göre 4'tür.Tem densidade próxima de 8 g/cm³ e a sua dureza é 4 na escala de Mohs.
Oldukça yoğun bir çalışma programı vardı.Teve uma produção discográfica bastante intensa.
Bu dönemlerde dünya barışı için yoğun çaba göstermiştir.Durante esse tempo ele mostrou um amor para as coisas do mundo.
İlk kategori sosyal kavramada görülen eksikler üzerine yoğunlaşır.A primeira categoria se concentra no déficits da cognição social.
Fakat hiç biri düşük yoğunluktaki ışınları dedektör ile fark edebilecek düzeyde bir düzeneğe sahip değillerdi.Mal sabem elas que passam longe do detector do radar dele.
Azericede yoğun olarak kullanılır (Ə).Também disponível em ABRAPE.
Fokomeli kalıtımsal olarak meydana gelebilir ve belirli bir bölgede yoğunlaşabilir.A captura ocorrerá da mesma maneira que ocorreria se estivesse numa conexão cabeada.
Yoğun fındığımsı tadı vardır ve aromaları çok iyi emer.Eles têm cheiro podre como o lixo e são incrivelmente rápidos.
Yağışlar yaz aylarında yoğunlaşır.As chuvas concentram-se no verão.
Demokratikleşme hareketleri Batı Avrupa'da yoğunlaştı.Os sistemas democráticos cambaleavam também na Europa.
Yoğunlaşma noktasında gözlemlenen manyetik sıralanma süper akışkanlık analoğudur.Um ordenamento magnético observado no ponto de condensação é o análogo da superfluidez.
Bunlar, çok daha az yoğun kılıflarda parıltılı deşarj plazmalarından farklıdır.Eles diferem da descarga luminescente em que as bainhas são muito menos intensas.
Bu siperlerde yoğun Sovyet taarruzlarını püskürtmeyi başardılar.Você está indo para escavar esses incríveis sulcos.
Lizbon Metropolitan Alanı ve özellikle Tejo Nehri’nin güney yakası oldukça yoğun sanayileşmiş bir bölgedir.A Área Metropolitana de Lisboa é altamente industrializada, especialmente na margem sul do rio Tejo.
Sıkıştırılamaz bir akış yoğunluğu zaman ve mekanda sabit olduğu bir akıştır.Pode ser mostrado que esse método é incondicionalmente estável e de segunda ordem no tempo e espaço.
Orkestrasyon giderek daha yoğunlaşmaktadır.A vida artística se tornava mais intensa.
Final yarışı yoğun yağmur altında gerçekleştirildi.A final olímpica foi disputada debaixo de forte chuva.
Geleneksel olarak da ilk tıp eğitimi klinik öncesi ve sonrası çalışmaları yoğunlaşmıştır.Tradicionalmente, o curso de medicina é dividido em estudos pré-clínicos e estudos clínicos.
Dağlık bölge olan kuzeyde, yerleşim yoğunluğu düşüktür.As pequenas vilas na região montanhosa no norte estão envelhecendo e sua população está diminuindo.

İlgili Sayfalar