yoğun ile cümle

yoğun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
ABD ve Sovyetler Birliği Soğuk Savaş sırasında propagandayı yoğun olarak kullanmıştır.1963 - ربط الولايات المتحدة والاتحاد السوفيتي بخط هاتف ساخن خلال الحرب الباردة.
24 saat açık olan metrosu ve yoğun trafiğiyle "Hiç Uyumayan Şehir" adını almıştır.إذ يعرف غالباً بإسم "شارع الطعام" و "الشارع الذي لا ينام".
Nüfus yoğunluğu 2,234 kişiye gelir.يقدر عدد سكانها بـ 2,234 نسمة .
Tıbbi mümessil olan eşi çok yoğun çalışıyor, sürekli şehir şehir geziyor.زوجها الذي يكن مندوب طبي، يعمل بشكل مكثف، وباستمرار يسافر من بلد للأخري.
Ancak yoğunluğu Los Santos'da ki kadar değildir.لا أستطيع أن أرى أي مكان آخر غير لوس انجلوس ".
Yanji, Çin ile Kuzey Kore arasında yoğun bir ulaşım ve ticaret merkezidir.يانجي هي محور مهم في قطاعي الموصلات والتجارة بين جمهورية الصين الشعبية وكوريا الشمالية.
Geniş kanatları güçlüdür ve yoğun orman içinde kuşun kolay kalkmasını ve manevra yapabilmesini sağlar.حجم القفص يجب أن يكون قفص كبير بما يكفي لجعل الطّيور تشعر وتتحرك براحة.
Çok yüksek enerjilerde, gluonların bu duvarda ki yoğunluğu çok yüksek şekilde artıyormuş gibi görünür.وفي حالات الطاقة المرتفعة، تزداد كثافة الغلوون في الجدار بشكل كبير.
Ayrıca Espiye pidesi turistlerin yoğun ilgisini çekmektedir.وهو احد المعالم الأثرية التي يقصدها السياح بإستمرار.
II. Dünya Savaşı sırasında yoğun bombardımana uğradı ve binalarının yarıdan fazlası yıkıldı.وقد تعرضت المدينة للتدمير الشديد خلال الحرب العالمية الثانية ودمر أكثر من 85 % من مبانيها.
Farkındalık: Farkındalık bilinçli olarak dikkatimizi o anki deneyimlerimize yoğunlaştırmamızdır.لذلك علينا أن نكون سعداء أنه يبشّرنا بصورة غاية في الذكاء.
Kar etkisini yoğun göstermektedir.الحساسية قرحة هضمية نشطة.
Bu çok hızlı, yüksek yoğunluklu darbe oluşturur.هذا يعني أن الدواء سيكون له بداية قوية وسريعة للغاية.
Bu durumdaki aşırı yoğun yıldızlara beyaz cüce denilir.ينتج من وسط هذا السديم نجم يدعى قزم أبيض شديد الكثافة .
Kas hücrelerindeki miyoglobinin yüksek yoğunluğu, organizmaların uzun süreliğine nefes tutmasına olanak tanır.تركيزات عالية من الميوغلوبين في خلايا العضلات تسمح للكائنات الحية أن تحبس أنفاسها لفترة أطول من الزمن.
Şehir II. Dünya Savaşı sırasında Müttefikler tarafından yoğun bombardıman tahrip edilmiştir.قصف الحلفاء المدينة بشدة أثناء الحرب العالمية الثانية.
Gürcü tarafı buna yoğun tepki göstermiştir.الليرة ثبتت بعض الشيء ردا على ذلك.
Kalsiyum hipokloritin yoğunluğu 2.35 g/cm³ kadardır.الجرعة المميتة على الفأر هي 2.5 غ / كغ .
Yoğunluğu havanın yoğunluğundan büyüktür.حتى ولو كانت كثافة الشفرة أكبر من كثافة الماء.
Albüm yoğun eleştiriler sonucunda yüksek bir satış rakamı elde edemedi.ونتيجة تلك الإنتقادات الحادة لم يتمكن الألبوم من تحقيق أي مبيعات عالية.
Ancak Avustralya'nın en küçük bölgesi olduğundan, nüfus yoğunluğu azdır.ورغم هذا فهي أقل عواصم الولايات الأسترالية سكانا.
Bu dönemde bölgeye yoğun bir Arap nüfusu yerleşimi başladı.1- العالم العربي في هذه المرحلة مشغول بالاقتتال مع النفس ...
Yıllardır yazmakta olduğu "Sosyalizm Nedir?" adlı kitabına yoğunlaştı.وظهر اسمه في كتاب مشاهير العالم “Who is Who” عدّة سنوات.
Bu yoğunlaşma neticesinde karakterin fiziksel eylemleri ile birlikte gerilimin şiddeti de artar.والدافع إلى الضرب يصاحبه هذا الشعور الذاتي بالقوة.
Sıcak deniz suyu genişler ve bu nedenle soğuk deniz suyundan daha az yoğun olur.تتمدد مياه البحر الدافئة مما يجعلها أقل كثافة بالمقارنة مع المياه الأبرد.
İlçeler, şehirlere ve semtlere kıyasla daha daha az nüfus yoğunluğuna sahiptir ve daha kırsal karakterlidir.وتتميز المدن بقدر أكبر من الأنشطة الترويحية والترفيهية مقارنة بالريف وهي ذات حركة أسرع.
M50 otoyolu (İrlanda’nın en yoğun yolu), bir çeşit çevre yoludur.تعتبر دبلن المحور الرئيسي لشبكة الطريق الريفي السريع M 50 (الطريق الأشد ازدحاماً في أيرلندا).
Ancak, ölçülen yoğunlukları etkiye neden olamayacak kadar küçüktür.هذا لا يعني أن الأطفال ثقيلي الوزن أقل مدعاة للقلق.
Bölgede nüfus miktarı ve yoğunluğunun en fazla olduğu bölümdür.تعتبر أهم جزء من سيسب الكبرى من حيث المساحة والكثافة السكانية.
Yoğunlukla işlevsiz ve önemli olmayan e-postaları çok olan kişiler için tarafından kullanılmaktadır.حيث يتم توظيفهم لأعمال خطيرة وقذرة جدا وغير مناسبة للأنسان.
İlçede nüfus yoğunluğu 70 kişi/kilometrekare'dir.الكثافة السكانية ستكون 70 ساكن/كم².
Her yerde bulunabilmesine karşın, portalların yakınlarında yoğun olurlar.يمكن استخدامها تقريباً في أي مكان حتى الأماكن المغلقة.
Bu sayı daha yoğun kümelerde daha yüksektir.وهذه نسبة أعلى بكثير من تلك التي للبالغ.
Popülasyon yoğunluğu Yengeç ve Oğlak Dönenceleri arasında en fazladır.الروابط الاجتماعية تكون قوية بين الذكر وابنه.
Tarımda makineleşme çalışmaları yoğunlaştırıldı.لقد رتبت ُ واجباتي الهندسية على الأرض.
Bu nedenle üstbiliş alanında yapılan pek çok araştırma, bu stratejiler üzerine yoğunlaşmıştır.معظم الدراسات المكثفة حول هذا النشاط كانت على الليمور الحقيقي.
Daha sonra Kıbrıs'ın bağımsızlığı üzerine yoğunlaştı.وسرعان ما وجدت نفسها تجادل موست بشأن استقلاليتها.
Sütlü çikolata kondense süt ile katı çikolata, süt tozu, sıvı süt veya yoğun süt karışımından yapılır."شوكولا بالحليب" هي الشوكولاته الصلبة المصنوعة من مسحوق الحليب والحليب السائل أو الحليب المكثف.
İlk kategori sosyal kavramada görülen eksikler üzerine yoğunlaşır.وتركز الفئة الأولى على العجز في الإدراك الاجتماعي.
Nüfus yoğunluğu ise kilometrekare başına 15005 kişidir.أي أن الكثافة السكانية تعادل 1,555 نسمة لكل كيلو متر مربع.
7 Haziran 2012 tarihinde, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde yoğun bakımda iken hayatını kaybetti.توفي بعد صراع طويل مع المرض في 7 يونيو 2011 في مستشفى الجامعة الاميركية حيث كان يعالج.
Nüfus yoğunluğu yüzde 45 olup, 51.855 nüfusa sahiptir.يقدر عدد سكانها بـ 51,850 نسمة .
Darwinizm tartışması genellikle doğal seleksiyonun sağladığı evrim konusunda yoğunlaşmıştır.يقترن اسم الداروينية بشكل خاص بفكرة التطور عن طريق الاصطفاء الطبيعي.
Kilometrekare başına 110 kişilik bir nüfus yoğunluğuna sahiptir.وبكثافة سكانية تقدر ب 110 إنسان لكل كيلو متر مربع.
Halen küme teorisi, matematiksel mantık, topoloji konularına yoğunlaşmıştır.يراد به في علم المنطق المحمول، ويراد بالجيم الموضوع.
Yoğun trafiğin gürültüsü o kadar çoktu ki polis kendini duyuramadı.كان ضجيج السيارات شديدا لدرجة أن الشرطة لم يسمعوا أنفسهم.
Şunu söyleyebilirim ki Marzia ile birlikte tekrar yoğun ilişkiye başlayacağına inanıyorum."Posso dizer-lhe que eu acredito que ele começaria um relacionamento intenso com Marzia novamente.".
Ancak, üç ay sonra daha yoğun araştırmalara başladı.No entanto, três meses mais tarde deu início a investigações mais intensivas.
NATO güçlerinin çatışması, 2006'nın ikinci yarısı boyunca yoğundu.Os combates das forças da OTAN foram intensos no segundo semestre de 2006.
Bir şarkıyı kaydetmeden önce aralarında yoğun tartışmalar yaptılar.Ambos discutiam intensamente antes de gravar uma canção.
"Itty Bitty Piggy" adlı video klibi yoğun istek üzerine yayımlandı.Um videoclipe para a canção "Itty Bitty Piggy" foi lançado devido à demanda popular.
Bu modeller üzerinde yoğun olarak çalışıldı ve gerçek jeolojik uygulamalarda kullanıldı.Estes modelos têm sido intensivamente estudado e tem aplicações reais em geologia.
99U, pazarlama üzerine yoğunlaşmış bir danışmanlık hizmeti ve New York City'deki yıllık konferanstır.O 99U é um serviço anual de marketing e consultoria na cidade de Nova York.
ABD ve Sovyetler Birliği Soğuk Savaş sırasında propagandayı yoğun olarak kullanmıştır.Tanto os Estados Unidos como a União Soviética, utilizaram amplamente a propaganda durante a Guerra Fria.
Dünyanın beş en yoğun limanından üçü Çin'dedir.Dos cinco portos mais ativos do mundo, três estão na China.
Bugün İbadiyye özellikle Umman'da yoğun olarak bulunmaktadırlar.Hoje confederaram-se, formando a Confederação do Oratório.
Cavendish Dünya'nın yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun 5.448 ± 0.033 katı olduğunu ortaya çıkardı.O valor obtido por Cavendish para a densidade da Terra foi 5,448 ± 0,033 vezes a densidade da água.
Neyin mantıklı olduğuna, neye yoğunlaşıldığına dikkat edin.Prestar atenção ao que faz sentido, ser absorvida.
Etkilenen yoğun nüfuslu bölgelerde ölüm oranı 12-18 arasında %100.Populações altamente afetadas sofrem até 100% de mortalidade entre 12 a 18 meses.
Torricelli sudan 14 kat daha yoğun olan cıvayı kullandı.Torricelli usou o mercúrio que é catorze vezes mais denso que a água.

İlgili Sayfalar