yoğun ile cümle

yoğun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Oyun yoğun bir şekilde Divine Divinity tabanlıdır.Геродот пишет о божественном влиянии.
Son yıllarda yoğun bir işsizlik ile karşılanşan köy nüfusu göç yollarını aramaktadır.Последние годы характерны продолжавшимся исходом сельских жителей в города в поисках работы.
Havaalanlarına indirilen paraşütçüler, yoğun bir direnişle karşılaştı.Высадившийся парашютный десант встретил ожесточённое сопротивление.
Şehrin tren istasyonu Almanya'daki en yoğun trafiğe sahip istasyonlardan biridir.Вокзал города — один из наиболее загруженных в Индии.
Hat, hafta içi 08:00-22:00 saatleri arasında yoğun zamanlarda 5 dakikada bir sıklıkla çalışır.Ночью (с 00:00 по 8:00) охота в два раза чаще вне зависимости от уровня.
10 Mart 2018 tarihinde ise yoğun bakımda yatarken hayatını kaybetti.10 июня 1826 года он умирает, как он и говорил, в ночь на пятницу.
Leyla, toplumsal eşitlik, kadın hakları ve Kürt sorunu üzerinde yoğunlaşıyordu.Абелла читала лекции по лечебному делу, женскому здоровью и о желчи.
Şehrin trafiğinin en yoğun olduğu noktalardan biridir.Одна из самых оживлённых по транспортной нагрузке улиц города.
Bu türün kuşları, kıyılar ve adalarda yoğun kolonilerde görülürler.Колонии этих птиц можно увидеть на скалах и в городах.
Trombosit granülleri, yoğun granül ve alfa granül olarak sınıflandırılır.Тромбоциты тоже содержат гранулы, которые подразделяют на плотные гранулы и альфа-гранулы.
Kilometrekare başına 274 kişilik bir nüfus yoğunluğuna sahiptir.Плотность населения составляет 274 человека на км².
Gaz deşarjının niteliği gazın yoğunluğu ile elektrik akımının sıklığına bağlıdır.Пробиваемость зазора зависит от плотности газа в зазоре.
Çıkıntıdaki topçu yoğunluğu sıradışıydı; piyade alayından daha çok topçu alayı vardı.Дальнобойность орудий батальонной артиллерии была меньше чем у полковой артиллерии.
Nüfus yoğunluğu giderek azalmıştır.Размер популяции постоянно сокращается.
Siegfried Hattında yoğun olarak kullanılmıştır.При этом они использовали созданную ранее Линию Зигфрида.
Tukanlar reklamcılıkta yoğun olarak kullanılmıştır.Закладки широко используются для размещения на них рекламы.
1912 ile 1922 yılları arasında, bölgedeki katliamlar yoğun bir şekilde devam etti.ومابين عامى 1912 و 1922 استمرت المذابح في المنطقة بشكل مكثف .
2011, 2012 ve 2013 yıllarında ortalama sendika yoğunluğu %70'ti.بلغ متوسط ​​الكثافة النقابية 70٪ في الأعوام 2011 و 2012 و 2013.
Nüfus artışı ve yoğun endüstrileşme elektrik ihtiyacının yılda %8 oranında artmasına neden olmuştur.تسبب التوسع الديموغرافي وتسارع عمليات التصنيع في تكثيف الطلب على الطاقة الكهربائية التي نمت بنسبة 8٪ سنويا.
Genellikle yalnız dolaşır ve yoğun ormanlarda kalır.يعيش بالوحدة ويبقى في الغابات الكثيفة عادةً.
Daha sonra Bose-Einstein yoğunlaşması üzerine çalışmalar yürüttü.ثم قام بعد ذلك بدراسة مكثفة بوز-أينشتاين.
12 yaşına kadar futbol ile tenis oynamayı sürdürdü, daha sonra sadece tenise yoğunlaşmakta karar kıldı.لعب فيدرير كرة القدم حتى سن الثانية عشر، عندها قرر التركيز فقط على كرة المضرب.
Sonraki yıllarda yoğunlukla İslam dini üzerine araştırmalar yapmaya başladı.ثم بدأت أمينة في إجراء أبحاثاً عن الدين الإسلامي بشكل مكثف في الأعوام اللاحقة.
Yakın yıldızlar dizini ^ a b Yoğunluk (ρ) kütlenin hacme bölünmesiyle elde edilir.القسم الأول: بنو سِلهم بن الحكم ؛ و هو بطن ضخم ينقسم إلى قسمين : هما بنو سفيان بن سلهم وبنو عبدالله بن سلهم.
Eleştiri: Newton ve Euler lokmanruhunun yoğunluğunun değişmesi için bir sebep verememiştir.النقد: لم يعط كل من نيوتن و أويلر أي سبب لماذا كثافة الأثير يجب أن تتغير.
Protestanlık kuzey ve doğuda; Roma Katolikliği ise güney ve batıda yoğunlaşmaktadır.يتركز البروتستانت في الشمال والشرق بينما الرومان الكاثوليك يتركز وجودهم في الجنوب والغرب.
Bu sırada Marx sosyalist Alman İşçilerinin Eğitim Derneği ile yoğun biçimde ilgilendi.وفي تلك الأثناء ، ارتبط ماركس أيضا وبشدة مع العمال الألمان الإشتراكيين الناشئين في مجتمع تعليمي .
Bir şarkıyı kaydetmeden önce aralarında yoğun tartışmalar yaptılar.وجرت بينهما العديد من المناقشات المكثفة قبل تسجيل الأغاني.
GMP ve IMP, glutamatın tat yoğunluğunu artırır.وتقوم GMP وIMP بتعزيز حدة طعم الغلوتامات.
Bu durumun nedeni protestoların öncülerinin yozlaşma üzerine yoğunlaşmalarıydı, ki bu iki grubu birleştirdi.حدث هذا لإن قادة المظاهرات ركزوا على الفساد مما وحد المجموعتين.
Öncelikle, süper akışkanlığın sıvının kısmi Bose-Einstein yoğunluğundan dolayı olduğuna inanıldı.سرعان ما تم الاعتقاد بأن زيادة الوزن كانت بسبب تكاثف بوز-آينشتاين الجزئي للسائل.
Kurak Namib Çölü'nün varlığı göz önüne alındığında, dünyada en az yoğunluklu nüfusa sahip ülkelerden biridir.نظراً لوجود صحراء ناميب القاحلة ، فهي واحدة من الدول الأقل كثافة سكانية في العالم.
Kurulduğu ilk andan itibaren, Serbest Cumhuriyet Fırkası halktan yoğun bir ilgi gördü.شهد الحزب الجمهوري الحر منذ اللحظة الأولى لتأسيسه إهتماما كبيراً من الشعب.
Ülkedeki nüfus yoğunluğu kilometre kare başına sadece yirmi kişidir.كما أن كثافة السكان في الولاية هي 23 شخصًا فقط في الكيلومتر المربع.
İçindeki maddenin aşırı sıkışması yüksek yoğunluğa neden olur, çünkü muhtemelen esasen hidrojendir.ويسبب الضغط الشديد للمادة داخله تلك الكثافة العالية، وذلك لأنه من المرجح أنها تتكون أساسًا من الهيدروجين.
Kadınların iskelet yapısı erkeklerinkine göre daha az yoğun olduğu için kırılmaya daha müsaittir.والهيكل العظمي للمرأة يكون أكثر عرضة للكسر بسبب أنه أقل كثافة مقارنة بالرجال.
Yük taşıyıcıları yoğunluğun az olduğu yöne doğru ilerler.بالتالي تكون تحميل المحور أقل .
Bu sayede de çok daha yoğun veri kaydı yapılabilmektedir.ولكن يمكنها بهذه الدقة تسجيل معدلات اطار سريعة جداً.
Sanayi, özellikle tekstil, gıda ve inşaat sektörlerinde yoğunlaşmıştır.وقد تركز العمل الصناعي على وجه الخصوص في النسيج والمنتجات الغذائية والإنشاءات.
Deniz suyunun ortalama yoğunluğu su yüzeyinde 1.025 g/ml (1025 kg/m³)'dir.تبلغ كثافة ماء البحر عند سطح المحيط 1٫025 غرام /مل في المتوسط.
Liberaller bu dönemlerde bireycilik, özgürlük ve eşit haklara yoğunlaşmaktaydı.كان الليبراليون الكلاسيكيون ملتزمون بالفردية، الحرية وتساوي الحقوق.
Yani direkt olarak yoğunluğu okuyabiliriz.بهذا يمكن لنا معرفة شدَّة المؤثر.
Oxford Caddesi Avrupa'nın en büyük ve en yoğun alışveriş caddesidir.أوكسفورد ستريت - كبرى شوارع التسوق في لندن.
Yoğun nüfusluydu ve kentleşmişti.و كان مجتمع مكتظ بالسكان وتحضرا.
Aksine, yıldızlararası bir bulut, yıldızlararası ortamın ortalamasından daha yoğun olan bir bölgedir.بعبارة أخرى، سحابة بين النجوم هي منطقة أكثر كثافة من المتوسط لوسط ما بين النجوم.
Bölgenin deniz kıyısı, düzlük ve göl alanları en çok yaz döneminde yoğundur.مناطق الشواطئ والمسطحات والبحيرات تكون مزدحمة صيفًا.
Özellikle İsviçre'nin en yoğun nüfuslu bölgelerinden birisidir.وواحد من أكثر المناطق كثافةً بالسكان في سويسرا.
Turku ekonomisi ağırlıklı olarak Turku Limanı ve diğer hizmet odaklı endüstriler üzerinde yoğunlaşmaktadır.تتركز المنطقة التجارية في اقتصاد المدينة حول ميناء توركو وغيرها من الصناعات الخدمية.
Yiyecek fazlalığı ve nüfus yoğunluğu iş gücünün artmasına ve farklı alanlara yayılmasına imkan sağladı.ان وفرة الطعام وكثافة السكان جعلت تقسيم العمالة أمر ممكن.
Orta Çağ, özellikle Hint ve İslam matematikçilerinin yoğun çalışmalarına sahne olmuştur.شهدت العصور الوسطى دراسات كثيفة خاصة لعلماء الرياضية الإسلاميين والهنود.
Nüfusun %58'inin yaşadığı Cava adası, dünyanın en yoğun nüfuslu kalabalık adasıdır.يعيش في جاوة 58٪ من السكان، أكثر جزر العالم اكتضاضاً بالسكان.
Demokratikleşme hareketleri Batı Avrupa'da yoğunlaştı.بالعموم كانت الأنظمة الديمقراطية تتأرجح في أوروبا.
Ayrıca hastanelerde yoğun bakım ünitelerindeki kronik hastaları monitörize etmek için de kullanılır.كما أنها تستخدم في المستشفيات لمراقبة المرضى المزمنين في العناية المركزة.
Azınlık olarak yoğunlaşmış 110 ilçede nüfusun en az beşte biri Müslüman.في 110 مقاطعة هندية، على الأقل خمس السكان هم من المسلمين.
Bu yoğunluk birçok soruna da neden olmaktadır.وقد أدت هذه الكثافة إلى مشاكل عديدة.
Genellikle modernist bir çizgide seyretmekte olsa da postmodernizmin etkileri de yoğun olarak görülmektedir.وإن كانت أثار الحداثة موجودة بشكل عام فإن أثار ما بعد الحداثة تلاحظ بشكل كبير.
İstatistiksel olarak en yoğun bulunduğu yükseklik 35. karedir.أعلى تصنيف لها في الزوجي كان 35.
Rengin yoğunluğu kandaki indirgenmiş hemoglobin miktarına bağlıdır.وتتوقف كثافة اللون على مقدار الهيموجلوبين المُختزَل في الدم.
Bu durum ülkenin yoğun ve modern ulaşım ağı sayesinde gerçekleşmiştir.ويظهر هذا من خلال تطور وكثافة شبكة المواصلات.
Birçok yönden küresel yıldız kümelerine benzerdir(daha az yoğun olmasına rağmen).وغالبًا ما يُطلق على درك المسطح المائي "عمق"، كما في نقطة العمق تشالنجر، وهو درك محيطات الأرض.

İlgili Sayfalar