Eğer yük yoğunluğu sıfır ise denklem Laplace denklemine dönüşür.Если уровень осадков низкий, лагуна полностью пересыхает.
Nüfus yoğunluğu ise 77 civarındadır.Верно — население 77 чел.
Mahalledeki erkek oranı biraz daha yoğundur ve mizah olarak sert bir karaktere sahiptirler.Народ в здешних краях крепкий, с твёрдым и решительным характером.
Ağustosun sonlarında kentte alışa gelmemiş bir yoğunluk vardı.В середине января прибыл необычный посетитель.
15 ay süren yoğun bir eğitimleri vardır.Уже 15 лет идет мучительная работа.
Tüm bunlar yoğun miyelin yıkımı ve miyelin kaybını doğrular.Это приводит к агрегации и дезагрегации казеиновых мицелл и потере ими стабильности.
İspanyolca dünyada 20 ülkede yoğun biçimde konuşulmaktadır.Переведён на 20 языков мира.
Resim, heykel birikimlerini 1980'lerde Resim ve Heykel Müzesi'nde seramiğe yoğunlaşarak sürdürdü.В 90-х годах его фотографии начинают пользоваться спросом, попадают в галереи и музеи.
Atmosferde beklenenden daha düşük yoğunlukta sodyum bulundu.В приземном слое атмосферы образовалась область пониженного давления.
Savaş esnasında kimyasal silahlar her iki tarafça da yoğun bir şekilde kullanıldı.Да, да, в то время уже широко используются пороховые пушки.
Don Nehri üzerindeki köprülerde yoğun bir yığılma oldu.Подъёмный мост через реку Дон.
Türkiye'de yoğun olarak nohut ekilen bütün tarlalarda görülür.В Японии в любом супермаркете под тунцов выделен особый прилавок.
Bunun yerine tahkimat, Sovyet nehir geçiş taarruzlarının büyük olasılıkla beklendiği kesimlerde yoğunlaştı.Зато есть заки влияния северо-западных языков, как и следовало ожидать.
2012 yılı Kasım ayında ise aynı yerde daha yoğun çekimlere devam edildi.По состоянию на ноябрь 2012 г., старый путепровод по-прежнему находится в критическом состоянии.
Ortak eğitim programları genellikle dönem boyunca daha yoğun bir eğitim programı içerirler.Подобные программы обычно предполагают дополнительный год обучения.
Bu durum, yapılan yoğun ibadetle alakalıdır.Действие происходит на фоне нарочито аляповатых декораций.
Ayrıca bölgede endüstri ve tarım alanları yoğun olarak bulunmaktadır.В городе также работают сельскохозяйственные и промышленные предприятия.
Napoli ili İtalya'nın en yoğun nüfusu olan ilidır.Провинция Неаполь была одной из самых плотно населённых провинций Италии.
Resmi olarak 1970'lerde açılmış olup, Suriye'nin en yoğun havalimanıdır.Открытый в середине 1970-х, он также является самым загруженным аэропортом в стране.
Bununla birlikte yerleşmede yoğun bir biçimde dokuma yapıldığı düşünülmektedir.Однако можно говорить о том, что поселение этого этапа уже было четко структурировано.
Yoğun sise rağmen pilotlar havalimanına yaklaşmaya devam etti.Выполнив задание, лётчики возвращались на свой аэродром.
İlave olarak, öğrenilenleri seri şekilde uygulayabilmek için yoğun antrenman gerekir.Короче говоря, мы должны быть в состоянии обучить промежуточные слои.
Geniş kısım yoğun olarak insan yerleşiminde kullanılmıştır.Озеро интенсивно используется человеком.
Bu çok hızlı, yüksek yoğunluklu darbe oluşturur.Как раз в этот момент и делается быстрый, резкий вдох.
26 Temmuz'da, el-Leyremun mahallesi yoğun çatışmalar sonucunda ordu kontrolüne geçti.3 ноября недалеко от местечка Эль-Обейд армии, наконец, столкнулись.
Koyu renkli kıllar daha çok göz çevresinde yoğunlaşmıştır.Мех вокруг глаз — более тёмный.
Özellikle Bursa'da Ortakent köylüleri yoğun olarak yaşamaktadırlar.Работали на предприятии в основном крепостные крестьяне.
Ortam çok yoğunsa, etkilerin devamı birkaç saat sürebilir.Так как призов достаточно много, розыгрыш занимает несколько часов.
Oyun yoğun bir şekilde Divine Divinity tabanlıdır.Геродот пишет о божественном влиянии.
Son yıllarda yoğun bir işsizlik ile karşılanşan köy nüfusu göç yollarını aramaktadır.Последние годы характерны продолжавшимся исходом сельских жителей в города в поисках работы.
Havaalanlarına indirilen paraşütçüler, yoğun bir direnişle karşılaştı.Высадившийся парашютный десант встретил ожесточённое сопротивление.
Şehrin tren istasyonu Almanya'daki en yoğun trafiğe sahip istasyonlardan biridir.Вокзал города — один из наиболее загруженных в Индии.
Hat, hafta içi 08:00-22:00 saatleri arasında yoğun zamanlarda 5 dakikada bir sıklıkla çalışır.Ночью (с 00:00 по 8:00) охота в два раза чаще вне зависимости от уровня.
10 Mart 2018 tarihinde ise yoğun bakımda yatarken hayatını kaybetti.10 июня 1826 года он умирает, как он и говорил, в ночь на пятницу.
Leyla, toplumsal eşitlik, kadın hakları ve Kürt sorunu üzerinde yoğunlaşıyordu.Абелла читала лекции по лечебному делу, женскому здоровью и о желчи.
Şehrin trafiğinin en yoğun olduğu noktalardan biridir.Одна из самых оживлённых по транспортной нагрузке улиц города.
Bu türün kuşları, kıyılar ve adalarda yoğun kolonilerde görülürler.Колонии этих птиц можно увидеть на скалах и в городах.
Trombosit granülleri, yoğun granül ve alfa granül olarak sınıflandırılır.Тромбоциты тоже содержат гранулы, которые подразделяют на плотные гранулы и альфа-гранулы.
Kilometrekare başına 274 kişilik bir nüfus yoğunluğuna sahiptir.Плотность населения составляет 274 человека на км².
Gaz deşarjının niteliği gazın yoğunluğu ile elektrik akımının sıklığına bağlıdır.Пробиваемость зазора зависит от плотности газа в зазоре.
Çıkıntıdaki topçu yoğunluğu sıradışıydı; piyade alayından daha çok topçu alayı vardı.Дальнобойность орудий батальонной артиллерии была меньше чем у полковой артиллерии.
Nüfus yoğunluğu giderek azalmıştır.Размер популяции постоянно сокращается.
Siegfried Hattında yoğun olarak kullanılmıştır.При этом они использовали созданную ранее Линию Зигфрида.
Tukanlar reklamcılıkta yoğun olarak kullanılmıştır.Закладки широко используются для размещения на них рекламы.
1912 ile 1922 yılları arasında, bölgedeki katliamlar yoğun bir şekilde devam etti.ومابين عامى 1912 و 1922 استمرت المذابح في المنطقة بشكل مكثف .
2011, 2012 ve 2013 yıllarında ortalama sendika yoğunluğu %70'ti.بلغ متوسط الكثافة النقابية 70٪ في الأعوام 2011 و 2012 و 2013.
Nüfus artışı ve yoğun endüstrileşme elektrik ihtiyacının yılda %8 oranında artmasına neden olmuştur.تسبب التوسع الديموغرافي وتسارع عمليات التصنيع في تكثيف الطلب على الطاقة الكهربائية التي نمت بنسبة 8٪ سنويا.
Genellikle yalnız dolaşır ve yoğun ormanlarda kalır.يعيش بالوحدة ويبقى في الغابات الكثيفة عادةً.
Daha sonra Bose-Einstein yoğunlaşması üzerine çalışmalar yürüttü.ثم قام بعد ذلك بدراسة مكثفة بوز-أينشتاين.
12 yaşına kadar futbol ile tenis oynamayı sürdürdü, daha sonra sadece tenise yoğunlaşmakta karar kıldı.لعب فيدرير كرة القدم حتى سن الثانية عشر، عندها قرر التركيز فقط على كرة المضرب.
Sonraki yıllarda yoğunlukla İslam dini üzerine araştırmalar yapmaya başladı.ثم بدأت أمينة في إجراء أبحاثاً عن الدين الإسلامي بشكل مكثف في الأعوام اللاحقة.
Yakın yıldızlar dizini ^ a b Yoğunluk (ρ) kütlenin hacme bölünmesiyle elde edilir.القسم الأول: بنو سِلهم بن الحكم ؛ و هو بطن ضخم ينقسم إلى قسمين : هما بنو سفيان بن سلهم وبنو عبدالله بن سلهم.
Eleştiri: Newton ve Euler lokmanruhunun yoğunluğunun değişmesi için bir sebep verememiştir.النقد: لم يعط كل من نيوتن و أويلر أي سبب لماذا كثافة الأثير يجب أن تتغير.
Protestanlık kuzey ve doğuda; Roma Katolikliği ise güney ve batıda yoğunlaşmaktadır.يتركز البروتستانت في الشمال والشرق بينما الرومان الكاثوليك يتركز وجودهم في الجنوب والغرب.
Bu sırada Marx sosyalist Alman İşçilerinin Eğitim Derneği ile yoğun biçimde ilgilendi.وفي تلك الأثناء ، ارتبط ماركس أيضا وبشدة مع العمال الألمان الإشتراكيين الناشئين في مجتمع تعليمي .
Bir şarkıyı kaydetmeden önce aralarında yoğun tartışmalar yaptılar.وجرت بينهما العديد من المناقشات المكثفة قبل تسجيل الأغاني.
GMP ve IMP, glutamatın tat yoğunluğunu artırır.وتقوم GMP وIMP بتعزيز حدة طعم الغلوتامات.
Bu durumun nedeni protestoların öncülerinin yozlaşma üzerine yoğunlaşmalarıydı, ki bu iki grubu birleştirdi.حدث هذا لإن قادة المظاهرات ركزوا على الفساد مما وحد المجموعتين.
Öncelikle, süper akışkanlığın sıvının kısmi Bose-Einstein yoğunluğundan dolayı olduğuna inanıldı.سرعان ما تم الاعتقاد بأن زيادة الوزن كانت بسبب تكاثف بوز-آينشتاين الجزئي للسائل.
Kurak Namib Çölü'nün varlığı göz önüne alındığında, dünyada en az yoğunluklu nüfusa sahip ülkelerden biridir.نظراً لوجود صحراء ناميب القاحلة ، فهي واحدة من الدول الأقل كثافة سكانية في العالم.