yoğun ile cümle
yoğun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu şovdan sonra Cerati bir süre koma'da, yoğun bakım ünitesinde kalmıştır.В результате несчастного случая на производстве некоторое время находилась в коме.
18 Ağustos 2018'de çoklu organ yetmezliği sebebiyle yoğun bakımda olan Sezgin, yaşam mücadelesini kaybetti.18 августа 2018 года вынужденно приостановил карьеру из-за проблем с сердцем.
Yoğun miktarda alkol alımının ertesi sabahı (akşamdan kalma iken) gerçekleşme ihtimali yüksektir.К вечеру того дня они уже находились в состоянии сильного алкогольного опьянения.
Sovyet-Afgan Savaşı’nda yoğun bir şekilde kullanılmışlardır.«The Soviets Nearly Won Afghan War».
Nüfus yoğunluğu km²'ye 66 kişidir.Плотность населения составляет 66 человек на км².
Füze, Irak Ordusu tarafından İran-Irak Savaşı'nda ve Körfez Savaşı sırasında yoğun olarak kullanılmıştır.Ракета широко применялась иракской армией во-время ирано-иракской войны и войны в Персидском заливе 1991 года.
İnsanları arasında yardımlaşma ve dayanışma yoğun çünkü arazi yapısı ve çalışma durumu bunu gerektirmektedir.Жаль уничтожать его, а надо, так как процесс экономического развития страны требует этого.
Bu dönemde çok yoğun bir Slav etkisi yaşanmıştır.Одним из острых вопросов того времени было рабство.
Özellikle Stalin döneminde yoğun olarak bu politika izlenmiştir.В правление Сталина это проявилось особенно явно.
Yoğun ve genel adale kasılması görülür.Не стихийную, массовую резню мы им устроим.
Acı balıklar genellikle yüksek bitki yoğunluklu yerlerde yaşarlar.Донные рыбы, часто живут на большой глубине.
Ama sağlığı yoğun çalışmadan biraz etkilenmiştir.Её здоровье было подорвано активной деятельностью.
Dersleri yoğun ilgiyle takip edilir.Занятия студии были тесно связаны с практикой.
Haritacılık: hem sivil hem de askeri haritacılar yoğun GPS kullanmaktadır.Картография: GPS используется в гражданской и военной картографии.
Bu ilgi üzerine çalışmalarını tiyatroda yoğunlaştırdı.Тогда они сосредоточили свои силы на театре.
Çocuk Yoğun Bakşm Bölümün'de yedi yataklı bir oda vardır.Детское отделение интенсивной терапии располагает залом на семь мест.
Filmleri bu temelde diğer ülkelerde de yoğun ilgi çekmiştir.Собственные фильмы достаточно популярны в этих странах.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve cüzzam alanlarına yoğunlaştı.Заболевание быстро распространяется на соседние листья и побеги.
Plazma yoğunluğunun artması, akım yoğunluğunuda artırır.Прямой контакт с токсинами повышает его прочность.
Bütün vücudu, özellikle de başlıgöğüs denen prosoma bölümü yoğun tüylerle kaplıdır.Всё тело, включая голову, покрыто главным образом ктеноидной чешуёй.
Aş (Farsça: آش) çorbaya benzeyen ama daha yoğun bir yemektir.Тяхан (Чаофань) Блюдо, сходное с пловом.
Sanayi tesisleri daha çok Aşkabat'ta yoğunlaşmıştır.Все больше и больше его интересы сосредоточивались на искусстве.
Bu modeller üzerinde yoğun olarak çalışıldı ve gerçek jeolojik uygulamalarda kullanıldı.Мы закупили физические приборы и будем проводить реальные замеры.
Bu görevde özellikle yoğun bir şekilde çalışan Afrikalı-Amerikalı işçiler döneme göre iyi ücret alırdı.Места низкооплачиваемых работников, в том числе на тяжелых работах, нередко занимали афроамериканки.
Yine bu sebepten süpernova ya da galaksi merkezi gibi yoğun bir sistemin merkezinden bile görünürler.Таким образом, можно увидеть центр плотных систем: ядро сверхновой или галактический центр.
5 Nisan gecesi Matagis civarında yoğun çatışmalar yaşanmıştır.5 сентября по всему Пусанскому периметру целый день шли тяжёлые бои.
Limandaki yolcu ve yük trafiği çok yoğundur.Пассажирское и грузовое движение на линии было весьма интенсивным.
Daha sonraki dönemlerde ada Fujian ve Guangdong'dan gelen Çinli göçmelerin yoğun akınına uğramıştır.В этот период усилился поток иммиграции на остров из провинций Фуцзянь и Гуандун.
Köyde yoğun olarak aslen iran asıllı celali aşiretinin saki koluna mensup kürtler yaşamaktadır.На севере Ирана, в области перекрытия ареалов, скрещивается с черноголовой овсянкой.
"Sanatçı yoğunlaşmış ulustur."Просто продавец нужен упорный”.
Gök ada merkezinin yoğun ışıması da karmaşık yaşamın gelişmesini engelleyebilirdi.Интенсивное излучение галактического центра также могло повлиять на развитие высокоорганизованной жизни.
Yoğun bir çalışmanın sonunda doktorasını tamamladı.После окончания учёбы работал врачом.
Eğer yük yoğunluğu sıfır ise denklem Laplace denklemine dönüşür.Если уровень осадков низкий, лагуна полностью пересыхает.
Nüfus yoğunluğu ise 77 civarındadır.Верно — население 77 чел.
Mahalledeki erkek oranı biraz daha yoğundur ve mizah olarak sert bir karaktere sahiptirler.Народ в здешних краях крепкий, с твёрдым и решительным характером.
Ağustosun sonlarında kentte alışa gelmemiş bir yoğunluk vardı.В середине января прибыл необычный посетитель.
15 ay süren yoğun bir eğitimleri vardır.Уже 15 лет идет мучительная работа.
Tüm bunlar yoğun miyelin yıkımı ve miyelin kaybını doğrular.Это приводит к агрегации и дезагрегации казеиновых мицелл и потере ими стабильности.
İspanyolca dünyada 20 ülkede yoğun biçimde konuşulmaktadır.Переведён на 20 языков мира.
Resim, heykel birikimlerini 1980'lerde Resim ve Heykel Müzesi'nde seramiğe yoğunlaşarak sürdürdü.В 90-х годах его фотографии начинают пользоваться спросом, попадают в галереи и музеи.
Atmosferde beklenenden daha düşük yoğunlukta sodyum bulundu.В приземном слое атмосферы образовалась область пониженного давления.
Savaş esnasında kimyasal silahlar her iki tarafça da yoğun bir şekilde kullanıldı.Да, да, в то время уже широко используются пороховые пушки.
Don Nehri üzerindeki köprülerde yoğun bir yığılma oldu.Подъёмный мост через реку Дон.
Türkiye'de yoğun olarak nohut ekilen bütün tarlalarda görülür.В Японии в любом супермаркете под тунцов выделен особый прилавок.
Bunun yerine tahkimat, Sovyet nehir geçiş taarruzlarının büyük olasılıkla beklendiği kesimlerde yoğunlaştı.Зато есть заки влияния северо-западных языков, как и следовало ожидать.
2012 yılı Kasım ayında ise aynı yerde daha yoğun çekimlere devam edildi.По состоянию на ноябрь 2012 г., старый путепровод по-прежнему находится в критическом состоянии.
Ortak eğitim programları genellikle dönem boyunca daha yoğun bir eğitim programı içerirler.Подобные программы обычно предполагают дополнительный год обучения.
Bu durum, yapılan yoğun ibadetle alakalıdır.Действие происходит на фоне нарочито аляповатых декораций.
Ayrıca bölgede endüstri ve tarım alanları yoğun olarak bulunmaktadır.В городе также работают сельскохозяйственные и промышленные предприятия.
Napoli ili İtalya'nın en yoğun nüfusu olan ilidır.Провинция Неаполь была одной из самых плотно населённых провинций Италии.
Resmi olarak 1970'lerde açılmış olup, Suriye'nin en yoğun havalimanıdır.Открытый в середине 1970-х, он также является самым загруженным аэропортом в стране.
Bununla birlikte yerleşmede yoğun bir biçimde dokuma yapıldığı düşünülmektedir.Однако можно говорить о том, что поселение этого этапа уже было четко структурировано.
Yoğun sise rağmen pilotlar havalimanına yaklaşmaya devam etti.Выполнив задание, лётчики возвращались на свой аэродром.
İlave olarak, öğrenilenleri seri şekilde uygulayabilmek için yoğun antrenman gerekir.Короче говоря, мы должны быть в состоянии обучить промежуточные слои.
Geniş kısım yoğun olarak insan yerleşiminde kullanılmıştır.Озеро интенсивно используется человеком.
Bu çok hızlı, yüksek yoğunluklu darbe oluşturur.Как раз в этот момент и делается быстрый, резкий вдох.
26 Temmuz'da, el-Leyremun mahallesi yoğun çatışmalar sonucunda ordu kontrolüne geçti.3 ноября недалеко от местечка Эль-Обейд армии, наконец, столкнулись.
Koyu renkli kıllar daha çok göz çevresinde yoğunlaşmıştır.Мех вокруг глаз — более тёмный.
Özellikle Bursa'da Ortakent köylüleri yoğun olarak yaşamaktadırlar.Работали на предприятии в основном крепостные крестьяне.
Ortam çok yoğunsa, etkilerin devamı birkaç saat sürebilir.Так как призов достаточно много, розыгрыш занимает несколько часов.