Yoğun kış koşullarının getirdiği tehlikelerle karşı karşıyayız."Stiamo per confrontarci con i pericoli del pieno inverno. "
İlk çalışmalarında optik akustik ve Doppler etkisi üzerine yoğunlaştı.I suoi primi lavori riguardarono l'effetto Doppler in ottica e in acustica.
Daire içine alınan "6EQUJ5" kodu, sinyalin yoğunluk değişimini göstermektedir.Le lettere del codice cerchiato, 6EQUJ5, descrivono la variazione dell'intensità del segnale.
Yoğun çalılar %9 ve %14 arasındadır.I cespugli densi stanno tra il 9% e il 14%.
Resmi olarak 1970'lerde açılmış olup, Suriye'nin en yoğun havalimanıdır.Ufficialmente è stato aperto a metà degli anni settanta diventando l'aeroporto più trafficato della Siria.
Bu durum ülkenin yoğun ve modern ulaşım ağı sayesinde gerçekleşmiştir.Ciò si riflette nella sua densa e moderna rete di trasporto.
"U" değeri, bu teleskopla tespit edilen en yüksek yoğunluktur (30,000-30,999 arası).Il valore 'U' (un'intensità tra 30,0 e 30,999) è stata l'intensità più alta mai misurata dal telescopio.
Şehirde yoğun yaşanan çarpışmalar 1942 yılı Ağustos ayından Eylül ayına kadar sürmüştür.Gli intensi combattimenti in e attorno alla città durarono da agosto a settembre del 1942.
İrian Barat ise yoğunluğun en az olduğu bölgedir.La zona sudoccidentale sembra essere la meno irregolare.
Müziklerinde yoğun şekilde Ortadoğu müziği etkileri görülür.La loro musica è fortemente influenzata dalla musica medievale.
Bu da koronal döngülerin yoğun çalışmaya konu olmasının nedenidir.Questa è proprio la ragione per cui gli anelli coronali sono oggetto di intensi studi.
1889 dan ihtibaren, Abruzzo’da, Paglieta, Lanciano ve Pescara arasındaki yoğun evangelizasyon hareketi başlar.Dal 1889 inizia un'intensa attività di evangelizzazione in Abruzzo tra Paglieta, Gissi, Lanciano e Pescara .
DRAM’in yüksek yoğunluğu ve SRAM’in rahat kullanımını birleştirmiştir.Essa combina l'alta capacità della DRAM con la semplicità d'uso della SRAM.
Güneş Sistemi'ndeki en yoğun ve beşinci büyük gezegendir.Quinto e maggiore pianeta del Sistema solare.
Her çocuğa bir laptop (One Laptop per Child) projesinde yoğun olarak kullanılmıştır.Il laptop viene sviluppato dalla organizzazione One laptop per child (OLPC).
LDPE 0,910-0,940 g/cm3 yoğunluk aralığında tanımlanır.L'LDPE è definito da un intervallo di densità di 0,910 - 0,940 g/cm³.
"Müsteşar Keskin yoğun bakımda".Gli altri si avvicinino con cauto ottimismo."
İkinci bölüm ise kitlenin yöneticilere neden ve nasıl itaat ettiği üzerinde yoğunlaşır.La seconda parte si concentra sulla questione del come e del perché le masse obbediscono ai capi.
Bu anlaşmalar 70'lerde daha yoğunlaştı.Questi contatti si intensificarono negli anni Settanta.
Bu sürede Yazın yoğun olan nüfus 200 bin'i geçmektedir.Durante la sessione estiva la popolazione raggiunge un picco di 200.000 abitanti.
Nil nehri tarih boyunca ve günümüzde taşımacılıkta da yoğun olarak kullanılmaktadır.Il Nilo è stato ed è tuttora utilizzato per il trasporto di merci lungo il suo percorso.
Önceden karakalem çizim çalışmalarına yoğunlaşmıştı.Manifestò presto la sua attitudine al disegno.
Virüs ile arka plan arasındaki kontrastı arttırmak için, elektron - yoğun " boyama" kullanılır.Per aumentare il contrasto tra i virus e lo sfondo, vengono utilizzati dei "coloranti" densi di elettroni.
Partinin üçüncü kongresi Temmuz 1950’de sanayileşme konusuna yoğunlaşarak toplanır.Il III congresso della SED, convenuto nel luglio 1950, enfatizzò il progresso industriale.
Ama bu bölgelerin radyolarında yoğun bir şekilde yayımlandı.Tuttavia queste emittenti operavano a livello regionale.
Çok yoğun çalışıyoruz.Il lavoro è molto duro.
Modern biyoloji ve biyokimyada rekombinant DNA teknolojisi yoğun bir şekilde kullanılır.La moderna biologia e biochimica fa un uso intensivo del DNA.
Bu albümde Işın Karaca yoğunluklu olarak besteci ve söz yazarı olarak yer alıyor.Con questo album, la Bertè intensifica e definisce la propria attività di autrice.
IT Üniversitesi sadece bilgi teknolojileri üzerine yoğunlaşmıştır.La scuola si concentra sulla tecnologia.
Akademisyen, tarih eğitimine önemli katkılarda bulunmuş ve özellikle müze eğitimi üzerine yoğunlaşmıştır.Si laurea in storia, ma si dedica anche e soprattutto alla musica.
Polonya'nın nüfus yoğunluğu en fazla olan şehridir ve Avrupa'nında en fazlalarındandır.La città ha la più alta densità di popolazione della Polonia, e una delle maggiori d'Europa.
Savaşın sona ermesinin ardından o ve çalışma arkadaşları yoğun sorgulamaya maruz kalacaktır.Al termine della seduta lui e la moglie subiscono un tentativo di aggressione.
Sovyet topçusu, Reich Şansölyesi ve çevresine yoğun bir ateş açtı.L'artiglieria sovietica aprì il fuoco verso ed attorno alla Cancelleria del Reich.
Ancak film endüstrisindeki kariyeri çok daha yoğun bir şekilde büyüdü.Pertanto la sua produzione su scala industriale apparve più promettente.
Bu günden sonra saldırılar yoğunlaştı ve şiddetini gün geçtikçe daha da arttırdı.In seguito è diventata sempre più intensa e oggi esiste il problema della crescita eccessiva.
Bu nedenle albüme dönük beklentiler oldukça yoğundu.Dunque le aspettative per il nuovo progetto erano altissime.
Bu olay, yoğun ruhsal dengesizliklerle dolu bir periyodun içinde meydana geldi.Accadde in contemporanea ad un risveglio spirituale?
Warwickshire'daki nüfus, kontluğun orta ve kuzey kısmında yoğunlaşır.La maggior parte della popolazione del Warwickshire vive nel nord e nel centro della contea.
12 yaşına kadar futbol ile tenis oynamayı sürdürdü, daha sonra sadece tenise yoğunlaşmakta karar kıldı.In quel periodo praticava anche il calcio e solo dall'età di 12 anni decise di dedicarsi unicamente al tennis.
Adam, doğduğu İskoçya'da yayıncılığa yoğun bir ilgi duymaktaydı.Fu lui che fece nascere in lei l'interesse per il tweed scozzese.
Yaz seracılığı yoğun olarak yapılmaktadır.È considerato un dessert estivo.
Final yarışı yoğun yağmur altında gerçekleştirildi.La finale si giocò sotto la pioggia battente.
Kurultay hükümet kolluk kuvvetlerinin yoğun baskısı altında gerçekleşti.La stabilità di governo, tuttavia, fu presto compromessa da debilitanti lotte interne alla coalizione.
Felluce’deki iliştirilmiş gazeteciler çarpışmaların yoğun yaşandığı bölgelerden korkunç haberler aktarır.Tuttavia a distrarlo arrivarono dalla Sicilia notizie seriamente preoccupanti.
Ankara ili, Türk-Yunan Savaşı'nın en yoğun muharebesinin gerçekleştiği yer olmuştur.Questo avvenne nel contesto più ampio della Guerra greco-turca.
Yoğun Bakşm Bölümü'nde 42 yatak bulunuyor.Il rifugio ha 42 posti letto.
Her olasılık dağılımı için bir yoğunluk fonksiyonu bulunamaz.Impermeabile ad ogni tentativo di destabilizzazione.
Yoğunlukla kullanıldığı en son büyük savaş ise Amerikan İç Savaşı olmuştur.Fu l'ultimo importante scontro armato della guerra civile americana.
Bu dönemlerde dünya barışı için yoğun çaba göstermiştir.Con la moglie si impegnò fortemente per la causa della pace nel mondo.
Bilimsel gelişmeler döneminde fiziğin dallarına olan ilgi yoğundu.Col trascorrere del tempo lo interessarono le scienze naturali.
Bunun sebebi ailenin yoğun bakımı olduğu düşünülür.Si presuppone che sua moglie fosse Frontide.
İnyupiklerde uzun kemikler Beyazlara göre daha az yoğundur.Periodo assai inferiore a quello richiesto dalle Furie Bianche.
Armstrong yoğun tur programını ölümünden birkaç yıl öncesine kadar korudu.Louis Armstrong mantenne la sua agenda sempre piena fino a pochi anni prima della morte.
Savaş sonrası dönemde yoğun açlık ve kıtlık yaşanmıştır.Ne seguì un periodo di grande carestia e miseria.
Dahası, en yoğun patrizmin sürekli bir kuşak dahilinde eski dünyanın kurak çöllerinde olduğunu görüldü.Finalmente l'ho trovato qui, nel Mondo dei Patriarchi...alla mia antica dimora lontana.
Bu maç ise yoğun kar yağışı nedeniyle 30.dakikada tatil edilmiştir.In ritardo di 30 minuti a causa della pioggia.
Üniversitede Kant ve Johann Gottlieb Fichte'nin felsefelerine yoğunlaştı.Ha scritto è ampiamente su Johann Gottlieb Fichte.
Bu formda yaklaşık 840 kg/m³'lük bir yığın yoğunluğuna sahiptir.Questa forma, ha una densità approssimativa di 840 kg/m³.
Bu dönem çatışmaların en yoğun yaşandığı yıllar olarak kayda geçmiştir.Combatte con questo orrendo ricordo per tanti anni.
İleriye yönelik ortak bir amaç yoğunluğu.È un numero ennagonale centrato.