yoğun ile cümle
yoğun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Tarımda ise soya fasulyesi ile yağ bitkilerinin ekiminde yoğunlaşılmaktadır.La agricultura de la zona se centra en las plantaciones de soja y las oleaginosas.
Yoğun siste kullanımı gerekebileceğinden tüm gemilerde bulunması şart olan bir donanımdır.Lo normal era utilizar para ello cualquier barco cercano.
Bu çok hızlı, yüksek yoğunluklu darbe oluşturur.Es de crecimiento rápido y altamente invasivos.
Bu küme yoğun fotografik araştırmalara maruz kalmıştır.A partir de esta experiencia se dedica con intensidad a la fotografía.
Bu ismin konulmasının nedeni, eski zamanlarda El Paso'nun Amerika-Meksika geçişinin en yoğun bölge olmasıydı.Quienes iban hacia la Ciudad de México lo habían ya pasado cuando llegaban, extenuados, a El Paso.
Rakamlar arasındaki yoğun farklılığın değişik nedenleri olabilir.La diferencia de tarifas entre los números puede ser muy elevada.
Güneş Sistemi'ndeki en yoğun ve beşinci büyük gezegendir.Es el más denso y el quinto mayor de los ocho planetas del sistema solar.
Yoğun yaya kalabalığı yüzünden bisiklete binmek yasaklanmıştır.La circulación de bicicletas está estrictamente prohibida.
Müze yoğunluğu açısından Fransa'nın birinci bölgesidir. ^1ª región en densidad de museos.
Bu tür kahveler mırra olmayıp, sadece kuvvetli, yoğun kahvelerdir.Sin embargo, este café nunca es un jarabe dulce, sino más bien fuerte y amargo.
Şehirde bulunan evlerin yoğunluğu 275.1/km² idi.Había 57 unidades de vivienda a una densidad promedio de 275,1/km².
İlin en yoğun nüfuslu ilçesi 113.117 kişi ile Akçaabat'tır.Este pequeño núcleo, recibía el privilegio de población en 1141.
Ekonomikliği ve Biyoyakıt kullanabilmesi sayesinde bugün TDI motorlu Passat'lar yoğun ilgi görmektedir.Actualmente, debido a la dinámica costera y al impacto humano, sólo podemos observar médanos móviles.
Río de la Plata'nın Buenos Aires'te bulunan kısmı yoğun balçıkla kaplıdır.Por José Miguel de la Barra hay numerosos cafés, dentro de un entorno netamente europeo.
Yoğun bakım sonrasında öldüğü güne kadar evinde çalışmaya devam etti.Por lo general, regresa a casa agotada después del trabajo.
Bu durum ülkenin yoğun ve modern ulaşım ağı sayesinde gerçekleşmiştir.Esto se refleja en sus densas y modernas redes de transporte.
Bu çalışma Bose-Einstein istatiğinin temellerini ve Bose-Einstein yoğunlaşma teorisini ortaya çıkardı.No cumplen el principio de exclusión de Pauli y siguen la estadística de Bose-Einstein.
Metro istasyonu çevresinde bürolar ve işyerleri yoğun bir biçimde bulunmaktadır.Además en el municipio se localizan las oficinas y los talleres del metro.
Olaylar sırasında yoğun yağma olayları yaşanmış, spor ve müzik etkinlikleri ertelenmiş veya iptal edilmiştir.Debido a la guerra, todos los eventos deportivos y sociales son cancelados.
Bu bileşik, asetonun yoğunlaştırılması ile sentezlenir.Este pequeño componente que se conecta a la nariz de la nave.
Yılda 2 kez yoğun olarak tüy değiştirirler.El agua debe ser cambiada por completo cada dos semanas.
Kontrplak, yoğun olarak inşaat sektöründe kullanilan bir orman ürünüdür.La persecución termina en un bosque en el que están construyendo una urbanización.
Meslek hayatı boyunca sendikalara yoğun destek vermiştir.Dispone de atención comercial durante toda la semana.
İstenen yoğunluktaki kireç sütü elde edildikten sonra karıştırıcılara pompalanır.Se vierte leche evaporada encima de la mezcla en el momento de servir.
Yoğunluğu havanın yoğunluğundan büyüktür.Un drástico aumento de la intensidad del Sol.
Hatta yoğun kar altında bile av yapabilmektedir.En las montañas más altas incluso puede nevar.
Yoğun egzersiz öncesinde ısınma ve germe egzersizi yapmak.Realizar ejercicios de calentamiento lentos antes de una actividad física intensa.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.Durante la produzione di Half-Life 2, trascorse alcuni mesi concentrandosi nel progetto Steam.
Bu rekabet 797/798 yılında ileri gitti ve İrini ciddi şekilde hastalanınca Mayıs 799 tarihinde yoğunlaştı.Questa rivalità emerse nel 797/798 e si intensificò nel maggio del 799, quando Irene si ammalò gravemente.
NATO güçlerinin çatışması, 2006'nın ikinci yarısı boyunca yoğundu.La lotta delle forze NATO si intensificò nella seconda metà del 2006.
99U, pazarlama üzerine yoğunlaşmış bir danışmanlık hizmeti ve New York City'deki yıllık konferanstır.99U è un servizio di consulenza e conferenza annuale a New York che si concentra sul marketing.
1890'dan sonra ise sosyopolitik meseleler ve sosyal ekonomi üzerine yoğunlaşmıştır.Dal 1890 in poi, cominciò a occuparsi di questioni di socio-politica ed economia sociale.
Yoğun kış koşullarının getirdiği tehlikelerle karşı karşıyayız."Stiamo per confrontarci con i pericoli del pieno inverno. "
İlk çalışmalarında optik akustik ve Doppler etkisi üzerine yoğunlaştı.I suoi primi lavori riguardarono l'effetto Doppler in ottica e in acustica.
Daire içine alınan "6EQUJ5" kodu, sinyalin yoğunluk değişimini göstermektedir.Le lettere del codice cerchiato, 6EQUJ5, descrivono la variazione dell'intensità del segnale.
Yoğun çalılar %9 ve %14 arasındadır.I cespugli densi stanno tra il 9% e il 14%.
Resmi olarak 1970'lerde açılmış olup, Suriye'nin en yoğun havalimanıdır.Ufficialmente è stato aperto a metà degli anni settanta diventando l'aeroporto più trafficato della Siria.
Bu durum ülkenin yoğun ve modern ulaşım ağı sayesinde gerçekleşmiştir.Ciò si riflette nella sua densa e moderna rete di trasporto.
"U" değeri, bu teleskopla tespit edilen en yüksek yoğunluktur (30,000-30,999 arası).Il valore 'U' (un'intensità tra 30,0 e 30,999) è stata l'intensità più alta mai misurata dal telescopio.
Şehirde yoğun yaşanan çarpışmalar 1942 yılı Ağustos ayından Eylül ayına kadar sürmüştür.Gli intensi combattimenti in e attorno alla città durarono da agosto a settembre del 1942.
İrian Barat ise yoğunluğun en az olduğu bölgedir.La zona sudoccidentale sembra essere la meno irregolare.
Müziklerinde yoğun şekilde Ortadoğu müziği etkileri görülür.La loro musica è fortemente influenzata dalla musica medievale.
Bu da koronal döngülerin yoğun çalışmaya konu olmasının nedenidir.Questa è proprio la ragione per cui gli anelli coronali sono oggetto di intensi studi.
1889 dan ihtibaren, Abruzzo’da, Paglieta, Lanciano ve Pescara arasındaki yoğun evangelizasyon hareketi başlar.Dal 1889 inizia un'intensa attività di evangelizzazione in Abruzzo tra Paglieta, Gissi, Lanciano e Pescara .
DRAM’in yüksek yoğunluğu ve SRAM’in rahat kullanımını birleştirmiştir.Essa combina l'alta capacità della DRAM con la semplicità d'uso della SRAM.
Güneş Sistemi'ndeki en yoğun ve beşinci büyük gezegendir.Quinto e maggiore pianeta del Sistema solare.
Her çocuğa bir laptop (One Laptop per Child) projesinde yoğun olarak kullanılmıştır.Il laptop viene sviluppato dalla organizzazione One laptop per child (OLPC).
LDPE 0,910-0,940 g/cm3 yoğunluk aralığında tanımlanır.L'LDPE è definito da un intervallo di densità di 0,910 - 0,940 g/cm³.
"Müsteşar Keskin yoğun bakımda".Gli altri si avvicinino con cauto ottimismo."
İkinci bölüm ise kitlenin yöneticilere neden ve nasıl itaat ettiği üzerinde yoğunlaşır.La seconda parte si concentra sulla questione del come e del perché le masse obbediscono ai capi.
Bu anlaşmalar 70'lerde daha yoğunlaştı.Questi contatti si intensificarono negli anni Settanta.
Bu sürede Yazın yoğun olan nüfus 200 bin'i geçmektedir.Durante la sessione estiva la popolazione raggiunge un picco di 200.000 abitanti.
Nil nehri tarih boyunca ve günümüzde taşımacılıkta da yoğun olarak kullanılmaktadır.Il Nilo è stato ed è tuttora utilizzato per il trasporto di merci lungo il suo percorso.
Önceden karakalem çizim çalışmalarına yoğunlaşmıştı.Manifestò presto la sua attitudine al disegno.
Virüs ile arka plan arasındaki kontrastı arttırmak için, elektron - yoğun " boyama" kullanılır.Per aumentare il contrasto tra i virus e lo sfondo, vengono utilizzati dei "coloranti" densi di elettroni.
Partinin üçüncü kongresi Temmuz 1950’de sanayileşme konusuna yoğunlaşarak toplanır.Il III congresso della SED, convenuto nel luglio 1950, enfatizzò il progresso industriale.
Ama bu bölgelerin radyolarında yoğun bir şekilde yayımlandı.Tuttavia queste emittenti operavano a livello regionale.
Çok yoğun çalışıyoruz.Il lavoro è molto duro.
Modern biyoloji ve biyokimyada rekombinant DNA teknolojisi yoğun bir şekilde kullanılır.La moderna biologia e biochimica fa un uso intensivo del DNA.
Bu albümde Işın Karaca yoğunluklu olarak besteci ve söz yazarı olarak yer alıyor.Con questo album, la Bertè intensifica e definisce la propria attività di autrice.