Ana içeriğe geç
Sözlük

yoğun ile cümle

yoğun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ülkenin nüfus yoğunluğu en düşük bölgesidir.La densidad de población es claramente la más baja del país.
Bu genellikle müziğin yoğunluğunu arttırmak için kullanılır.En general se daba mayor énfasis al groove de la música.
Kenti almayı başaramayan Mihver birlikleri yoğun bombardıman eşliğinde kuşatma başlatır.From Within Los habitantes de una ciudad norteamericana empiezan a suicidarse sin motivo aparente.
Fakat yoğun diplomatik baskılar nedeniyle fikirlerini değiştirdiler.Sin embargo, la intensa presión diplomática provocó un cambio de mentalidad.
Bu endişe oldukça yoğundur.La cuestión es bastante compleja.
Böylece otomobilin emisyon yoğunluğu azalır.De este modo la demanda del carbón disminuía.
İngilizcenin yanı sıra İspanyolca da yoğun konuşulmaktadır.Además del español, habla inglés.
En yoğun il ise Madrid'dir.Esta vez su destino es Madrid.
Fakat diğer tiplere göre daha az enerji yoğunluğuna sahiptir.Requiere menos energía que otros procesos.
Bu yaygınlık özellikle yarımadanın güneyinde ve doğusunda daha yoğundur.Este plato es popular especialmente en el sur y sureste del país.
Bu tip protestolar 60'lı ve 70'li yıllarda yoğunlaşmıştır.También se convirtió en un personaje controvertido durante los años 60 y 70.
LDPE 0,910-0,940 g/cm3 yoğunluk aralığında tanımlanır.Su densidad se encuentra en el entorno de 0.940 - 0.970 g/cm3.
Ölümünden çok sonra yayınlanacak anılarına kaynak sağlayacak olan yoğun notlar tuttu.Dejó escritas unas interesantes Memorias, que se publicaron muchos años después de su muerte.
Bu grup skeçler üzerine yoğunlaşmıştı.Esta agrupación apenas pisó los escenarios.
Eski tarihler, eski Polos’un çevresinde yoğunlaşmaktadır.En otras palabras, que siempre se llevan el peso de su pasado Beatle.
M, molekülün mol kütlesi, d ise yoğunluğudur.Una vez terminado al algoritmo, D estará completamente lleno.
Voyvodina'da yoğun bir Macar azınlığı bulunmaktadır.Hay otra comunidad eslovena relativamente significativa en Estiria.
Jürgen Habermas, kamusal alan (public sphere) kavramı üstüne yoğun olarak yazmıştır.Jürgen Habermas Habermas basa su argumento en la idea de una esfera pública.
Bu model, elektron yoğunluğunun aromatik halka içindeki dağılımını daha iyi betimler.Este modelo representa más apropiadamente la densidad electrónica dentro del anillo aromático.
Sitokin tetiklenmesini takiben bu yoğunluk artmaktadır.Quiero emular ese tipo de intensidad.
Yoğunluğu 3,2 g/cm³, sertliği ise Mohs sertlik cetveline göre 4'tür.Su densidad es de alrededor de 8 g/cm³ y su dureza es de 4 en la escala de Mohs.
Dolayısıyla çok yoğun olur.Debe quedar muy apretado.
15 ay süren yoğun bir eğitimleri vardır.¿Van a entrenar cinco meses seguidos?
Skylab'ın çalışmaları, ismine uygun olarak bilimsel konularda yoğunlaşmıştır.El trabajo más reciente de Rabin se concentra en la seguridad computacional.
Sosyal ağ ve çevrimiçi sosyal ağ servisleri kimlik yönetimini yoğun bir şekilde kullanır.Los servicios de redes sociales y avatares en línea han complejizado el concepto de identidad.
II. Dünya Savaşı sırasında tüm fabrikalar savaş materyalleri üretmeye yoğunlaşmıştı.Durante la Segunda Guerra mundial, las fábricas locales se dedicaron a la producción de armamentos.
Baba Amr mahallesi muhaliflerin eline geçmiş ve çatışmalar yoğunlaşmıştır.Los amigos de Ben hur se sientan en las gradas, observando atentamente.
Eğer ihtiyaç görülürse hasta yoğun bakım ünitesine yatırılabilir.Para aquellos enfermos muy graves, puede ser necesario el apoyo de una unidad de cuidados intensivos.
Tarımda ise soya fasulyesi ile yağ bitkilerinin ekiminde yoğunlaşılmaktadır.La agricultura de la zona se centra en las plantaciones de soja y las oleaginosas.
Yoğun siste kullanımı gerekebileceğinden tüm gemilerde bulunması şart olan bir donanımdır.Lo normal era utilizar para ello cualquier barco cercano.
Bu çok hızlı, yüksek yoğunluklu darbe oluşturur.Es de crecimiento rápido y altamente invasivos.
Bu küme yoğun fotografik araştırmalara maruz kalmıştır.A partir de esta experiencia se dedica con intensidad a la fotografía.
Bu ismin konulmasının nedeni, eski zamanlarda El Paso'nun Amerika-Meksika geçişinin en yoğun bölge olmasıydı.Quienes iban hacia la Ciudad de México lo habían ya pasado cuando llegaban, extenuados, a El Paso.
Rakamlar arasındaki yoğun farklılığın değişik nedenleri olabilir.La diferencia de tarifas entre los números puede ser muy elevada.
Güneş Sistemi'ndeki en yoğun ve beşinci büyük gezegendir.Es el más denso y el quinto mayor de los ocho planetas del sistema solar.
Yoğun yaya kalabalığı yüzünden bisiklete binmek yasaklanmıştır.La circulación de bicicletas está estrictamente prohibida.
Müze yoğunluğu açısından Fransa'nın birinci bölgesidir. ^1ª región en densidad de museos.
Bu tür kahveler mırra olmayıp, sadece kuvvetli, yoğun kahvelerdir.Sin embargo, este café nunca es un jarabe dulce, sino más bien fuerte y amargo.
Şehirde bulunan evlerin yoğunluğu 275.1/km² idi.Había 57 unidades de vivienda a una densidad promedio de 275,1/km².
İlin en yoğun nüfuslu ilçesi 113.117 kişi ile Akçaabat'tır.Este pequeño núcleo, recibía el privilegio de población en 1141.
Ekonomikliği ve Biyoyakıt kullanabilmesi sayesinde bugün TDI motorlu Passat'lar yoğun ilgi görmektedir.Actualmente, debido a la dinámica costera y al impacto humano, sólo podemos observar médanos móviles.
Río de la Plata'nın Buenos Aires'te bulunan kısmı yoğun balçıkla kaplıdır.Por José Miguel de la Barra hay numerosos cafés, dentro de un entorno netamente europeo.
Yoğun bakım sonrasında öldüğü güne kadar evinde çalışmaya devam etti.Por lo general, regresa a casa agotada después del trabajo.
Bu durum ülkenin yoğun ve modern ulaşım ağı sayesinde gerçekleşmiştir.Esto se refleja en sus densas y modernas redes de transporte.
Bu çalışma Bose-Einstein istatiğinin temellerini ve Bose-Einstein yoğunlaşma teorisini ortaya çıkardı.No cumplen el principio de exclusión de Pauli y siguen la estadística de Bose-Einstein.
Metro istasyonu çevresinde bürolar ve işyerleri yoğun bir biçimde bulunmaktadır.Además en el municipio se localizan las oficinas y los talleres del metro.
Olaylar sırasında yoğun yağma olayları yaşanmış, spor ve müzik etkinlikleri ertelenmiş veya iptal edilmiştir.Debido a la guerra, todos los eventos deportivos y sociales son cancelados.
Bu bileşik, asetonun yoğunlaştırılması ile sentezlenir.Este pequeño componente que se conecta a la nariz de la nave.
Yılda 2 kez yoğun olarak tüy değiştirirler.El agua debe ser cambiada por completo cada dos semanas.
Kontrplak, yoğun olarak inşaat sektöründe kullanilan bir orman ürünüdür.La persecución termina en un bosque en el que están construyendo una urbanización.
Meslek hayatı boyunca sendikalara yoğun destek vermiştir.Dispone de atención comercial durante toda la semana.
İstenen yoğunluktaki kireç sütü elde edildikten sonra karıştırıcılara pompalanır.Se vierte leche evaporada encima de la mezcla en el momento de servir.
Yoğunluğu havanın yoğunluğundan büyüktür.Un drástico aumento de la intensidad del Sol.
Hatta yoğun kar altında bile av yapabilmektedir.En las montañas más altas incluso puede nevar.
Yoğun egzersiz öncesinde ısınma ve germe egzersizi yapmak.Realizar ejercicios de calentamiento lentos antes de una actividad física intensa.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.Durante la produzione di Half-Life 2, trascorse alcuni mesi concentrandosi nel progetto Steam.
Bu rekabet 797/798 yılında ileri gitti ve İrini ciddi şekilde hastalanınca Mayıs 799 tarihinde yoğunlaştı.Questa rivalità emerse nel 797/798 e si intensificò nel maggio del 799, quando Irene si ammalò gravemente.
NATO güçlerinin çatışması, 2006'nın ikinci yarısı boyunca yoğundu.La lotta delle forze NATO si intensificò nella seconda metà del 2006.
99U, pazarlama üzerine yoğunlaşmış bir danışmanlık hizmeti ve New York City'deki yıllık konferanstır.99U è un servizio di consulenza e conferenza annuale a New York che si concentra sul marketing.
1890'dan sonra ise sosyopolitik meseleler ve sosyal ekonomi üzerine yoğunlaşmıştır.Dal 1890 in poi, cominciò a occuparsi di questioni di socio-politica ed economia sociale.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod