yoğun ile cümle
yoğun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Nüfus yoğunluğu ise 52 kişi/km²'dir.Die Einwohnerdichte beträgt ca. 52 Einwohner/km².
7 Ağustos günü yaşanan yoğun çarpışmalarda 4 ABD askeri öldürülür.Damit wurden seit dem 1. Mai elf britische Soldaten im Kampf getötet.
Deniz kızları, yüzyıllardır müzikle yoğun bir ilişkilendirme içindedirler.Tasteninstrumente spielen seit Jahrhunderten eine wichtige Rolle in der musikalischen Ausbildung.
Ancak; Çin'de yoğun bir sansür hâkimdir.Sie ist ein Endemit Chinas.
Yani direkt olarak yoğunluğu okuyabiliriz.Von dieser kann man den Druck unmittelbar ablesen.
Ben, dikkatimi konuya yoğunlaştırdım.J'ai concentré mon attention sur le sujet.
Kariyerime çok yoğunlaştım.Je suis trop focalisé sur ma carrière.
Tom yarın yoğun olacak.Demain Tom sera occupé.
Son bir anket büyükşehirlerdeki nüfus yoğunluğunun düşüşte olduğunu ortaya çıkardı.Une enquête récente a révélé que la densité de population de la métropole était en baisse.
Şunu söyleyebilirim ki Marzia ile birlikte tekrar yoğun ilişkiye başlayacağına inanıyorum."Je peux vous dire que je crois qu'il va reprendre une relation intense avec Marzia ».
Azericede yoğun olarak kullanılır (Ə).Elle doit s'accomplir en état d'ablutions (de pureté).
GMP ve IMP, glutamatın tat yoğunluğunu artırır.Les GMP et IMP intensifient le goût du glutamate,.
Daha sonra uluslararası hukuk üzerine yoğunlaşmıştır.Par la suite, il se concentre sur le droit international.
Nüfus artışı ve yoğun endüstrileşme elektrik ihtiyacının yılda %8 oranında artmasına neden olmuştur.La démographie et l'industrialisation intensive font augmenter la demande en énergie électrique de 8 % par an.
Strigino, Rusya'nın en yoğun 25 havalimanından biridir.Strigino fait partie du top 25 des aéroports les plus fréquentés en Russie.
Enerji yoğunluğu 10,975 Wh/l'dir.Sa densité d'énergie est de 10,975 Wh·l-1.
Çok yüksek enerjilerde, gluonların bu duvarda ki yoğunluğu çok yüksek şekilde artıyormuş gibi görünür.À de très hautes énergies, la densité de gluons dans ce mur augmente considérablement.
Baryum nitratın yüksek yoğunluğu nedeniyle, Baratol'un da yoğunluğu en az 2.5 g/cm3 dür.En raison de la densité élevée du nitrate de baryum, le baratol a une densité d'au moins 2,5.
Kandehar bölgesinde savaş çok yoğunlaştı.Les combats dans la zone de Kandahar furent particulièrement intenses.
Çalışmaları genellikle klasik Newton mekaniği üzerine yoğunlaşmıştır.Le plus souvent ces champs de forces s'appuient sur la mécanique classique newtonienne.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.Pendant la création de Half-Life 2, il s'occupa également, pendant plusieurs mois, de la réalisation de Steam.
Yoğun kış koşullarının getirdiği tehlikelerle karşı karşıyayız."Nous sommes sur le point d'être confrontés avec les rigueurs de l'hiver ».
Naziler bu tankı propaganda için yoğun biçimde kullanmışlardır.Le gouvernement nazi utilisa ce bombardement à des fins de propagande.
Etkili kaydetme yoğunluğu zaman içinde artmıştır.La densité d'enregistrement effective a augmenté au fil du temps.
Bu yoğun ve sıcak evreyi çok farklı tarzda betimleyen çeşitli kozmolojik modeller vardır.De nombreux modèles cosmologiques décrivent de façons très diverses cette phase dense et chaude.
Güneş Sistemi'ndeki en yoğun ve beşinci büyük gezegendir.Jupiter est la cinquième et la plus grosse planète du système solaire.
Partinin üçüncü kongresi Temmuz 1950’de sanayileşme konusuna yoğunlaşarak toplanır.Le 3e congrès du SED convoqué en juillet 1950 souligne un net progrès dans l'industrialisation du pays.
Warwickshire'daki nüfus, kontluğun orta ve kuzey kısmında yoğunlaşır.La majorité de la population du Warwickshire vit au nord et au centre du comté.
Gustav Klimt'ten yoğun olarak etkilenmiştir.Le visuel est inspiré de l'esthétique de Gustav Klimt.
Böylece su geri emilimini artırır ve daha yoğun bir idrar oluşmasını sağlar (antidiürez).Alors ils en fabriquent une autre plus solide (Dromi) mais elle cède aussitôt.
Motorların itiş gücü yüksek yoğunlukta daha iyi performans sağlar.Ce moteur avait de meilleures performances à haute altitude.
Savaş esnasında kimyasal silahlar her iki tarafça da yoğun bir şekilde kullanıldı.Même les armes chimiques ont été utilisées à un certain moment.
1927 - John von Neumann; yoğunluk matris gösterimini tanıtırlar ve istatiksel kuantum mekaniğini kurarlar.1927 – John von Neumann introduit la matrice densité et la mécanique quantique statistique.
Bu günden sonra saldırılar yoğunlaştı ve şiddetini gün geçtikçe daha da arttırdı.Les manifestations continuèrent les jours suivants et devinrent de plus en plus violentes.
Ülkenin nüfus yoğunluğu kilometrekare başına 99 kişidir.La densité de la population communale s'élève désormais à 99 habitants par km².
1893 - Wilhelm Wien; bir siyah cismin maksimum spesifik yoğunluğu için yer değiştirme yasasını keşfeder.1893 – Wilhelm Wien découvre la loi du déplacement de Wien pour un corps noir.
Yoğun seçim kampanyası yürüttü.Elle demande une campagne électorale vigoureuse.
Tahran eyaleti'nin 12 milyondan fazla nüfusu vardır ve İran'ın en yoğun nüfuslu bölgesidir.La province de Téhéran a plus de 16 000 000 habitants et c'est la région la plus densément peuplée d'Iran.
İnsanlar yaz boyunca çitcilikle ve hayvancılıkla uğraşırlar bütün işleri emek yoğundur.Ces hommes ont dû assumer un travail pénible, comme des animaux, pendant toute la saison d'été.
Farklı moleküler orbitaller elektron yoğunluklarının farklı uzamsal dağılımlarına sahiptirler.Les orbitales moléculaires différentes ont des distributions spatiales de densité d'électrons différentes.
Yayla şenliğine yoğun katılım olur.Je m’enfermerai dans ma noble tour.
1974 yılında Whitney Museum of American Art'daki sergisinden sonra, manzara resimleri çizmeye yoğunlaştı.En 1974, le Whitney Museum of American Art lui consacre une rétrospective.
Çok düşük frekansta, yoğun ışık dahi elektron üretmemiştir.De plus, à une fréquence trop basse, même une lumière intense ne produit aucun électron.
Doğu Timor Filipinler ile birlikte Asya'da Katolik nüfusun en yoğun olduğu 2 ülkeden biridir.Le Timor oriental est l'un des deux seuls pays à dominante catholique en Asie, avec les Philippines.
Özellikle hafta sonları oldukça yoğunlaşır.Le cas de week-end est particulièrement intéressant.
Bir başka deyişle, Betelgeuse'ün yoğunluğu Güneş'in yoğunluğundan çok daha azdır.Bien plus grave, la boulimie n'a que peu de rapports avec la satiété.
İstatistiksel olarak en yoğun bulunduğu yükseklik 8. karedir.C'est dire à quel rythme d'enfer il mène sa 8e compagnie.
Dünyanın beş en yoğun limanından üçü Çin'dedir.Dans les sept premiers ports à conteneurs au monde, trois sont chinois.
Tuk-Tuk özellikle Thailand ülkesinde yoğun bir şekilde kullanılmaktadır.Les cartes d'identité sont particulièrement importantes en Thaïlande.
Nüfus yoğunluğu bakımından, il içerisinde en yoğun nüfus bulunduran ilçedir.D'autant qu'ils représentent le maximum démographique.
Parlaklık ya da gözlemlenen yoğunluk yönün işlevi değildir.La luminance énergétique ou l'intensité observée n'est pas fonction de la direction.
Çok yoğun çalışıyoruz.Elle travaille dur.
Bu küme yoğun fotografik araştırmalara maruz kalmıştır.Un soin minutieux est apporté à la photographie.
Yoğun talep üzerine Polonya'da üretimine devam edildi.Cependant, la Bulgarie devait continuer ses efforts en matière de fiscalité directe.
Atış noktalarının yoğunluğu cephe hattının her kilometresinde 6 ya da 7 adede ulaşmaktadır.La densité des postes de tir pouvait atteindre le nombre de six ou sept par kilomètre de ligne de front.
İletişim dinleme yerine anlatma üzerine yoğunlaşmaktadır.Ils sont destinés à l'écoute plus qu'à la danse.
Bu uygulama yluyla kişi belli bir yoğunlaşma gücü, yani joriki elde eder.L'une d'elles l'intéresse jusqu'à l'obsession : celle des Yorkin.
Dersleri yoğun ilgiyle takip edilir.Ses cours sont très recherchés.
Ögretileri Tevhid (Varlığın Birliği), Aşk, Harmoni ve Güzellik üzerine yoğunlaşır.Son message d’unité divine se concentre sur les thèmes de l’amour, l’harmonie et la beauté.
Hollanda’dan bağımsızlığın alınması için yoğun faaliyet gösterir.Il opère avec succès pour la neutralité des Pays-Bas.