Ana içeriğe geç
Sözlük

yoğun ile cümle

yoğun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Protesto eylemi, turist sezonunun en yoğun döneminde trafik sıkışıklılarına neden oldu.The protest caused traffic jams at the peak of the summer tourist season.
Yaz turizmi genelde kıyı şeridinde ve deniz ve ada merkezlerinde yoğunlaşıyor.Summer tourism is usually concentrated along the coast and centres on the sea and islands.
Seçmenlerin sekizde birini temsil eden kararsızlar yoğun olarak ND'nin tarafını tutmuşlar.Representing one-eighth of the total number of voters, they tilted strongly in the direction of ND.
Büyük üniteler, hatta yoğun bakım üniteleri kapatılıyor.Big units are closing, even intensive care units.
İnşaat gibi bazı sektörlerde işgücü sıkıntısı oldukça yoğun.Labour shortages are intense in certain sectors such as construction.
Cihazlar, yoğunluk ölçümü ve röntgen çekimleriyle kaçak eşyaların tespitinde kullanılacaklar.The equipment will help the service to detect smuggled items by measuring density and taking X-rays.
Suriye'deki Kürt yoğunluklu bölgelerdeki ayaklanma potansiyeli kaygıya yol açıyor. [Reuters]The potential for unrest in Syria's Kurdish populated areas sparks concern. [Reuters]
Gerçek ve yoğun bir müzakere süreciydi."It was a genuine and intense negotiating process."
Trafik yoğun değildi ve yolların kalitesi beklentilemizi aşmıştı.Traffic wasn't heavy and the quality of the roads exceeded our expectations.
Karadziç'in yoğun koruma ile dolaştığı ve köylülerden destek aldığı ifade ediliyor.Karadzic reportedly enjoys heavy bodyguard protection and the support of local villagers.
Ahtisaari, taslak önerisinin son 12 ayda gerçekleşen yoğun müzakereleri yansıttığını söyledi.Ahtisaari said his draft proposal reflects intensive negotiations held over the past 12 months.
"Tüm bunlar Brüksel ile iletişimi yoğunlaştırmakla birlikte manipülasyonu da azaltacak."All this will make intensive communication with Brussels, but also narrow down manipulation. ...
Bu yol Bosna'nın kuzeyini Adriyatik Kıyısı'na bağlıyor ve yoğun bir trafik taşıyor.The road connects northern Bosnia with the Adriatic Coast, and carries a lot of traffic.
Racemosa, yoğun bir yerleşim gösteren olağanüstü derecede saldırgan bir tür.Racemosa is an exceptionally aggressive species that creates dense settlements.
Orman yangınları en çok, değerli bir turizm bölgesi olan Antalya ve çevresinde yoğunlaşıyor.Forest fires ravage mostly Antalya and the surrounding coastal region, a valuable tourist area.
Türkiye enerji bakanı yoğun bir Aralık ayı geçirdi.Turkey's energy minister was a busy man in December.
Bugünlerde ülkede en fazla yoğunluk bahis merkezlerinde yaşanıyor.Among the country's busiest locations these days are the betting centres.
Bahis merkezindeki bir veznedar şunları söylüyor: "Dünya Kupası başladığından beri yoğunluk arttı.Since the World Cup started, we got busier.
Ülkeyi oldukça ağır yaralayan ekonomik krizin etkileri hâlâ yoğun bir şekilde hissediliyor.The economic crisis in the country was severe and far from over.
Ülke ayrıca, daha yüksek maaşlı iş arayışındaki Romen işçilerin en yoğun olarak bulunduğu pazar.It also has the biggest pool of Romanian workers seeking better-paid jobs.
Türkiye'nin üyelik hedefiyle ilgili bütün argümanlar köprü oluşturmada yoğunlaşıyor.Most arguments on behalf of Turkey's membership bid focus on bridge building.
Akademik özgürlük daha da artacak." diyen Beşikçi şöyle devam ediyor: Bilinç yoğunlaşacak.""Awareness will be raised."
Trafik şimdiden yoğun ve yaz rezervasyonları tepeye vurmuş durumda.Traffic is already up and reservations for the summer are skyrocketing.
Ayrıca demografik değişiklikler yüzünden yoğun bir baskıyla da karşı karşıya.It also faces intense pressure because of demographic changes.
Eğitim, istihdam, sağlık ve iskan olmak üzere dört öncelikli alan üzerinde yoğunlaşılacak.The focus will be on four priority areas -- education, employment, health, and housing.
Türk televizyon dizisine bölge ülkelerinden yoğun ilgiTurkish soap opera attracts regional audience
Ivana, ziyaretlerin en çok Sırp takımının maçlarından önce yoğunlaştığını söylüyor.Visits were most frequent prior to the Serbian team's matches, she explained.
Türk yetkililer soruşturmalarını terörist PKK üzerinde yoğunlaştırıyorlar.Turkish officials are focusing their investigations on the terrorist Kurdistan Workers' Party.
Sekreterlikte, yetkililere hükümetler arası işbirliğini yoğunlaştırma görevi verilecek.Officials would be tasked with intensifying intergovernmental co-operation.
SE Times: Çalışmalarınızı üzerinde yoğunlaştırdığınız özel konular var mıydı?SE Times: Were there any specific themes around which you focused your efforts?
Kampanyası sekiz ana tema üzerinde yoğunlaştı.Campaign lobbied on eight themes.
Organize suç şebekelerine karşı verilen hukuki mücadele de yoğunluk kazanıyor.The judicial battle against organised networks is also intensifying.
Türkiye'de geçtiğimiz yıl yaşanan filo krizinin ardından İsrail karşıtı görüşler yoğunluk kazandı.Following last year's flotilla crisis, anti-Israel sentiment surged in Turkey.
Saraybosna'nın etnik Hırvat nüfusunun yoğun olduğu Stup semti her yıl cömertçe süsleniyor.The Stup district of Sarajevo, populated largely by ethnic Croats, is decorated lavishly each year.
Son dönemde tüm dünyanın dikkati Irak ve Ortadoğu üzerinde yoğunlaşmış durumda.Events have kept much of the world's attention focused on Iraq and the Middle East.
Yoğun turist akını, Hırvatistan'daki su sıkıntısına daha da kötü hale getiriyor. [Getty Images]The large influx of tourists is adding to the water shortage in Croatia. [Getty Images]
Son sınıfta ise Matura (final) sınavlarına hazırlık çalışmalarına yoğunlaşılıyor.In the final year, special attention is paid to getting ready to the Matura (final) exams.
En yoğun trafiğin yaşandığı kavşaklar uzmanlarca kontrol edilecek.The most congested crossroads will be controlled by specialists.
Ayakkabı dükkanlarının şaşırtıcı yoğunluğu şehir merkezinin dışında da devam ediyor.Beyond the city core, the puzzling density of footwear boutiques persists.
Ziyarette konuşan Veljanovski, "Bu, ülkelerimiz arasındaki yoğun işbirliğinin bir işaretidir."This is a sign of the intensive co-operation between our two countries.
Silayciç BH Federasyonu'nda yoğun eleştirilere maruz kalıyor.Within the Federation of BiH, Silajdzic faces strong criticism.
Taleplerimiz artık dinlenmiyor, çünkü artık kimse onlara yoğunlaşamıyor.Our claims are no longer heard because everybody is focusing on them.
Festivale bölgeden katılım da yoğun oldu.The regional presence has been strong also.
Bulunduğu kentin ticari faaliyetlerin ve nüfusun yoğun olduğu bir bölgesindedir.There is also an area where the population is dense and trade.
Süslemelerde yoğunluklu olarak zengin ve sanatsal etki için mermer ve altın varak kullanılmıştır.They used gold and marble for create rich view and artistic effect in decorations as density.
5 yıl sonra yoğun istek üzerine tekrar Star TV'de yayınlanmaya başladı.5 years later, it started recontinued on Star TV by popular demand.
1 2 "ÇDP İstanbul Toplantısı Yoğun bir katılımla Grand Cevahir Otel'de gerçekleştirildi".1 2 "Çoğulcu Demokrasi Partisi de kuruldu!".
Bu ilgi üzerine çalışmalarını tiyatroda yoğunlaştırdı.In this interest, he focused his studies on the theater.
Özellikle 1860-1880 yılları arası yoğun bir şekilde çevirilerin yapıldığı bir dönem olmuştur.Especially the period between 1860 and1880 was the time of intensive translations were made.
Söz konusu ilaç yan etkisinin yoğunluğu keyfi bir ölçekte bulunmaktadır.Severity is a point on an arbitrary scale of intensity of the adverse event in question.
Avrin fenol ve oksalik asitin yoğun sülfürik asit içinde ısıtılmasıyla oluşturulur.Aurin is formed by heating of phenol and oxalic acid in concentrated sulfuric acid.
Yani, bu uzayın hiçbir yerde yoğun olmayan alt kümeleri sayılabilir birleşiminin içi boştur.That is, the union of countably many nowhere dense subsets of the space has empty interior.
Manyetik alanın ıraksanmasının yoğunluğu sıfır olduğu için,Since the divergence of the magnetic flux density is always zero,
Vektör potansiyel methotu aynı zamanda akım yoğunluğu ile de istihdam edilebilirThe vector potential method can also be employed with an effective current density
FBI bundan sonra dikkatini Svirin'in yerini alan kişi üstünde yoğunlaştı.The FBI then turned its attention to Svirin's replacement.
Füzyon enerjisi daha hafif ve daha yoğunlaştırılmış alternatifler sağlayabilir.Fusion power could provide a lighter and more compact alternative.
Lityum nitrat sudan yoğundur.[8]Lithium nitrate is also denser than water.[8]
İletkenin içerisinde ki akım yoğunluğu değiştiği zaman, manyetik alan da değişir.When the intensity of current in a conductor changes, the magnetic field also changes.
Bu çok hızlı, yüksek yoğunluklu darbe oluşturur.This creates a very fast, high-intensity pulse.
Yoğunluk otokorelasyonuIntensity autocorrelation
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod