Ana içeriğe geç
Sözlük

yoğun ile cümle

yoğun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yoğunluk% 1 value,% 2 unit symbol (density)Density
Diğer Dizine YoğunlaşFocus on Next Folder
Önceki Habere YoğunlaşFocus on Previous Folder
Klasörü Yoğunlaşarak SeçSelect Folder with Focus
Diğer Habere YoğunlaşFocus on Next Article
Haberi Yoğunlaşarak SeçSelect Article with Focus
Bu, Disketlerin büyüklük ve yoğunluklarını seçmenizi sağlar.This allows you to select the floppy disk's size and density.
Beklenmeyen yoğunluk numarası:% 1Unexpected density number %1.
% 1 sürücüde ve% 2 yoğunlukta için aygıt bulunamadı.Cannot find a device for drive %1 and density %2.
0 = yoğunluk, 1 = dağılım0 = density, 1 = distribution
Yazdırma YoğunluğuPrint Density
Yoğun TonSolid Tone
Yoğun (Düşük Hareket) DönüştürmeNameGreedy (Low Motion) Deinterlacing
Yoğun taramaCommentOverscan
Yoğun taramaOverscan
Yoğun EşleMatch Greedy
Düzenli ifadeyi doğrularken yoğun eşlemeye geçToggle greedy matching when verifying the regular expression.
Bu seçenek etkinleştirildiğinde, düzenli ifade sözde yoğun bir şekilde değerlendirilecektir.When this option is enabled, the regular expression will be evaluated on a so-called greedy way.
Obama'nın bildirisinden beri, kuruluş, yoğun medya faaliyetinin ilgisi altında.Since Obama's announcement the establishment has been the focus of heavy media activity.
Yoğun bir dört yol ağzı olan sokağın terk edilmiş hali.A deserted street in what used to be a busy intersection in Marawi.
Reformların önümüzdeki aylarda yoğunlaşacağından eminim.I am confident that reforms will intensify in the following few months.
Makedonya, isim anlaşmazlığına son verme çabalarını yoğunlaştırmaya karar verdi.Macedonia has planned to intensify its efforts to end the dispute.
Tartışma konuları insan yaşamı, gezegen ve evren üzerinde yoğunlaşacak.Topics of discussion will focus on human life, the planet and the universe.
Yoğun kar yağışı ülkenin kuzeydoğu kesiminde çok sayıda yolu trafiğe kapadı. [AFP]Intense snowfall has blocked many roads in the northeast. [AFP]
Küresel mali piyasalarda yaşanan karışıklığın etkileri, Balkanlar'da yoğun bir şekilde hissediliyor.Disarray in the global financial markets is being felt keenly in the Balkans.
AKP'nin 2002'deki seçim zaferinden sonra ordunun söylemi de yoğunlaştı.Following the AKP's electoral victory in 2002, the military's rhetoric intensified.
Bu arada Cumhurbaşkanı Traian Basescu da, bu hedefe ulaşmak için yoğun çaba gerektiğini söyledi.President Traian Basescu, meanwhile, said achieving that goal requires strong efforts.
Curak, "Gençler arasında ilgisizlik en yüksek yoğunluğa ulaştı."Apathy among the citizens has reached maximum concentration.
Raporda enerji yoğunluğu birincil enerji tüketiminin oranı olarak tanımlanıyor.Energy intensity is described in the report as the ratio of primary energy consumption.
Hırvat seçmenler için yoğun yılBusy year for Croatia's voters
Devlet daireleri ve özel şirketler durumu düzeltmek için yoğun çaba sarfediyorlar.Government officials and private companies are working hard to improve the prospects.
Kocianciç, "Çıkmaza son vermek amacıyla yoğun bir çaba sarfediliyor."An intensive effort is under way to find the way out of the stalemate.
Fakat antolojiler yoğun şekilde tanıtıldı.However, the anthologies were heavily promoted.
Yazın meydana gelen yoğun turist akını yüzünden, trafikte bitmez tükenmez kuyruklar oluşmaktaydı.Because of the summer influx of tourists, the traffic jams seemed endless.
Kosova'daki seçimler yoğun şekilde izlenecekKosovo elections to get heavy monitoring
Uzun zaman devam edemez; yoğunlaşılması ve sonuç vermesi gerekiyor." şeklinde konuştu.It can not go on for a long time; it needs to be focused and produce results," she said.
Yetkililer Kosovalı yetkililer ve halkı, çabalarını bu yönde yoğunlaştırmaya çağırdı.The officials urged Kosovo's leaders and people to focus their efforts on this.
Nimetz, görüşmelerin önümüzdeki aylarda yoğunlaşabileceğini belirtti.Talks could intensify in the coming months, he said.
Kürt nüfusun yoğunlukta olduğu il ve ilçelere kendi eski Kürtçe adlarını alma izni verilecek.In addition, Kurd-dominated towns and cities will be allowed to reclaim their former Kurdish names.
Sırp nüfusun yoğunlukta olduğu kuzey kesiminden silah sesleri geldiği de bildirildi.Gunshots coming from the Serb-dominated north were also reported.
Hırvatistan'ın doğu kesiminde yer alan Osijek savaş sırasında yoğun biçimde saldırılara hedef oldu.Osijek, located in the eastern part of Croatia, was heavily targeted during the war.
Bu arada pazara girmiş olanlar da genişlemek için yoğun bir çaba içerisindeler.Meanwhile, those who are already in the market are working hard to expand.
Önümüzdeki günlerin yoğun koalisyon görüşmeleriyle geçmesi bekleniyor.Intense coalition talks can be expected in the days ahead.
Kosovalı liderleri yoğun bir süreç bekliyor.There are busy times ahead for Kosovo leaders.
Fakat sorun şu ki, bu kadar yoğun çalışmaya rağmen kazandığınız paralar oldukça düşük.The only problem is that even with working hours like this, your wages can be spectacularly low.
Ülke, Lefkoşe ile ilişkilerini düzeltmesi yönünde yoğun bir baskı ile karşı karşıya.The country is under intense pressure to normalize relations with Nicosia.
Yoksul kesimde, hastalıktan suça, yolsuzluktan radikalliğe her türlü sorun daha yoğun yaşanır.Everything sticks to poor people: disease, crime, corruption and extremism.
Bölgede kaçakçılıkla mücadele çalışmaları yoğunlaştırılıyorRegion ramps up joint efforts against trafficking
Bir milyon avroya mal olan tesis insan geni üzerindeki araştırmalara yoğunlaşacak.The facility, which cost 1m euros to build, will focus on human genome research.
Bankadan alınacak yardım üç alanda yoğunlaşacak.Assistance from the bank will focus on three fields.
Biden'ın ziyareti yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşti.There was heavy security throughout Biden's visit.
Anlaşmada iki ülkenin gümrük daireleri arasındaki bilgi alışverişinin yoğunlaştırılması öngörülüyor.The deal envisions intensified exchanges of information between the two countries' customs offices.
Sırbistan tarihinin ilk organize suç davası, yoğun güvenlik önlemleri altında Eylül ayında başladı.In September, Serbia's first-ever organised crime trial began amid tight security measures.
Mahkeme, yoğun güvenlik önlemleri altında yürütülüyor.The trial is being held amid significant security measures.
Balkanlar'da düşük yoğunluklu fakat dolaylı olarak çok büyük sonuçlar doğuran çatışmalar mı yaşandı?Did we have characteristics of low-intensity conflict, but with huge repercussions?
Barbu, yoğun bakım ünitelerinde yanıcı malzemelerin kesinlikle yasak olduğunu vurguladı.Barbu stressed that flammable materials are strictly prohibited from intensive care units.
Kentlerdeki yoğun trafik saati, gün batımıyla Ramazan orucunun açıldığı iftara uyarlanıyor.Rush hour in the cities adapts to Iftar, the breaking of the Ramadan feast at sunset.
Bulgaristan Organize Suçla Mücadeleyi YoğunlaştırıyorBulgaria Steps Up Fight Against Organised Crime
Türk lider Gül, Kürt nüfusun yoğunlukta olduğu Diyarbakır'da konuşma yaptıTurkey's Gul visits Kurdish-dominated Diyarbakir
Bunun sonucunda da sezon ortasında şiddetli yoğunluk yaşanıyor.The result has been severe congestion during the peak season.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod