yoğun ile cümle
yoğun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Çok YoğunlaştırılmışUltra Condensed
Fazladan YoğunlaştırılmışExtra Condensed
Yarı YoğunlaştırılmışSemi Condensed
Yoğun Rüzgarlı Karweather conditionHeavy Blowing Snow
Yoğun Etkili Kar Yağışıweather conditionHeavy Drifting Snow
Yoğun Sisweather forecastDense Fog
Çözücünün yoğunluğuna ait birimi belirtinSpecify the units for density of solvent
Geri Soğutma (Reflux) YoğunlaştırıcıReflux Condenser
Yoğunluk sıfır olamaz. Lütfen geçerli bir değer girin.Density cannot be zero, please enter a valid value.
Küçük gezegen isimleri için etiket yoğunluğuLabel density for asteroid names
Görüş alanındaki yıldız yoğunluğuDensity of stars in the field of view
Görüş alanındaki yıldız yoğunluğunu ayarlarSets the density of stars in the field of view
Yıldız isim ve/ veya parlaklık etiketlerinin bağıl yoğunluğuRelative density for star name labels and/ or magnitudes
Yıldız isim ve parlaklık etiketlerinin gösterimi için bağıl yoğunluk.The relative density for drawing star name and magnitude labels.
Yıldız Yoğunluğu:Star Density:
Etiket yoğunluğu:Label density:
Yıldız renklerinin yoğunluğunu ayarlaSet the intensity of star colors
Çözünen maddenin yoğunluğu:Density of solute:
Çözücünün yoğunluğu:Density of solvent:
RectÖlçümündeki parçacıkların yoğunluğuPropertyNameConcentration of particles in the measureRect
Renk yoğunluğu tablolarını ayırSeparate color intensity tables
& YoğunAnnotation tool& Aggressive
Yoğunluk% 1 value,% 2 unit symbol (density)Density
Diğer Dizine YoğunlaşFocus on Next Folder
Önceki Habere YoğunlaşFocus on Previous Folder
Klasörü Yoğunlaşarak SeçSelect Folder with Focus
Diğer Habere YoğunlaşFocus on Next Article
Haberi Yoğunlaşarak SeçSelect Article with Focus
Bu, Disketlerin büyüklük ve yoğunluklarını seçmenizi sağlar.This allows you to select the floppy disk's size and density.
Beklenmeyen yoğunluk numarası:% 1Unexpected density number %1.
% 1 sürücüde ve% 2 yoğunlukta için aygıt bulunamadı.Cannot find a device for drive %1 and density %2.
0 = yoğunluk, 1 = dağılım0 = density, 1 = distribution
Yazdırma YoğunluğuPrint Density
Yoğun TonSolid Tone
Yoğun (Düşük Hareket) DönüştürmeNameGreedy (Low Motion) Deinterlacing
Yoğun taramaCommentOverscan
Yoğun taramaOverscan
Yoğun EşleMatch Greedy
Düzenli ifadeyi doğrularken yoğun eşlemeye geçToggle greedy matching when verifying the regular expression.
Bu seçenek etkinleştirildiğinde, düzenli ifade sözde yoğun bir şekilde değerlendirilecektir.When this option is enabled, the regular expression will be evaluated on a so-called greedy way.
Obama'nın bildirisinden beri, kuruluş, yoğun medya faaliyetinin ilgisi altında.Since Obama's announcement the establishment has been the focus of heavy media activity.
Yoğun bir dört yol ağzı olan sokağın terk edilmiş hali.A deserted street in what used to be a busy intersection in Marawi.
Reformların önümüzdeki aylarda yoğunlaşacağından eminim.I am confident that reforms will intensify in the following few months.
Makedonya, isim anlaşmazlığına son verme çabalarını yoğunlaştırmaya karar verdi.Macedonia has planned to intensify its efforts to end the dispute.
Tartışma konuları insan yaşamı, gezegen ve evren üzerinde yoğunlaşacak.Topics of discussion will focus on human life, the planet and the universe.
Yoğun kar yağışı ülkenin kuzeydoğu kesiminde çok sayıda yolu trafiğe kapadı. [AFP]Intense snowfall has blocked many roads in the northeast. [AFP]
Küresel mali piyasalarda yaşanan karışıklığın etkileri, Balkanlar'da yoğun bir şekilde hissediliyor.Disarray in the global financial markets is being felt keenly in the Balkans.
AKP'nin 2002'deki seçim zaferinden sonra ordunun söylemi de yoğunlaştı.Following the AKP's electoral victory in 2002, the military's rhetoric intensified.
Bu arada Cumhurbaşkanı Traian Basescu da, bu hedefe ulaşmak için yoğun çaba gerektiğini söyledi.President Traian Basescu, meanwhile, said achieving that goal requires strong efforts.
Curak, "Gençler arasında ilgisizlik en yüksek yoğunluğa ulaştı."Apathy among the citizens has reached maximum concentration.
Raporda enerji yoğunluğu birincil enerji tüketiminin oranı olarak tanımlanıyor.Energy intensity is described in the report as the ratio of primary energy consumption.
Hırvat seçmenler için yoğun yılBusy year for Croatia's voters
Devlet daireleri ve özel şirketler durumu düzeltmek için yoğun çaba sarfediyorlar.Government officials and private companies are working hard to improve the prospects.
Kocianciç, "Çıkmaza son vermek amacıyla yoğun bir çaba sarfediliyor."An intensive effort is under way to find the way out of the stalemate.
Fakat antolojiler yoğun şekilde tanıtıldı.However, the anthologies were heavily promoted.
Yazın meydana gelen yoğun turist akını yüzünden, trafikte bitmez tükenmez kuyruklar oluşmaktaydı.Because of the summer influx of tourists, the traffic jams seemed endless.
Kosova'daki seçimler yoğun şekilde izlenecekKosovo elections to get heavy monitoring
Uzun zaman devam edemez; yoğunlaşılması ve sonuç vermesi gerekiyor." şeklinde konuştu.It can not go on for a long time; it needs to be focused and produce results," she said.
Yetkililer Kosovalı yetkililer ve halkı, çabalarını bu yönde yoğunlaştırmaya çağırdı.The officials urged Kosovo's leaders and people to focus their efforts on this.
Nimetz, görüşmelerin önümüzdeki aylarda yoğunlaşabileceğini belirtti.Talks could intensify in the coming months, he said.