Ana içeriğe geç
Sözlük

yoğun ile cümle

yoğun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bangladeş bugün nüfus yoğunluğu en yüksek olan ülke. -And just to give you a sense of perspective that's thirty times more dense than the U.S is.
Ayrıca, buna hasar verdiğinde, yoğun kanama tehlikesi içinde.She's also in danger, when she damages this, of bleeding profusely.
Bütün bunların Big Bang nedeniyle olduğuna inanıyoruz-- sıcak, yoğun bir durum.We believe that all of this emerged from a Big Bang -- a hot, dense state.
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.They offer a pleasant respite from the high-density development around them.
En yoğun konsantrasyon ise beyindedir.The highest concentration is in our brains.
Bu yüzden motion capture (hareket yakalama) teknolojisine yoğunlaştık.So we focused on motion capture.
Böylece neredeyse iki tam yıl boyunca, göz sistemine yoğunlaşmış bir adamımız vardı.So we had one person focused on the eye system for almost two full years.
Bu yüzden de oksijenin plazmadaki yoğunluğu düşüktür.So it keeps the oxygen concentration and the actual plasma low.
Yoğunluk ne artıyor, ne de azalıyor.So I'm not getting any denser, or any less dense.
Bu haftaki videomuz yoğun istek üzerine geliyor.This week's video is coming by popular demand.
Kandaki virüs yoğunluğunuz düşer.Your viral load comes down.
Pekala, ölürsünüz, yani virüs yoğunluğunuz sıfıra iner.Well, you die, so your viral load goes to zero.
Bir nokta büyüklüğündeydi, sonsuz yoğunluğu vardı ve sonsuz sıcaklığa sahipti.It is the size of a point, its density is infinite, and its temperature is infinite.
Matematiksel olarak bu denklemler ile ne yapabiliriz. Ancak şimdilik bunun üzerine yoğunlaşacağız.What could we do mathematically to either one of these equations (but we will focus on this one)
Dolayısıyla, yoğunluk artıyor veya yakınsıyor.So it's getting denser, or it's converging.
Buna göre, negatif diverjansı, yoğunluğun artması veya yakınsama olarak nitelendirebiliriz. -So negative divergence, you can view it as getting denser, or it's actually converging.
Buna göre, pozitif diverjans vardır veya yoğunluk azalmaktadır. -And so you have a positive diverge, or you're getting less dense.
Ama eğer daha yakından bakarsanız, olaylar dizisi aslında yoğunlaşıyor.But if you look more closely, the plot actually thickens.
-Ne kadar yoğun olsam da gelmem gerekir değil mi !- I need to come even if I'm busy!
Yoğun olduğunu biliyorum, ama hayatta önceliği olan şeyler vardır biliyorsun!I know you're busy, but there are priorities you know!
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.They moved me from intensive care to acute spinal.
Dikkatimiz genellikle, bizleri ayıran şeyler üzerine yoğunlaşıyor.So much attention in our world turns to what divides us.
Sadece bunun üstünde yoğunlaşayım.Let me just focus on this.
Şimdilik sadece bir pirüvat molekülü üzerine yoğunlaşalım.They actually get oxidized. And I'll just focus on one of these pyruvates.
Yoğunluğu azalır, öyle değil mi?It's going to become less dense, right?
Dolayısıyla, her noktada yoğunluğumuz azalmaktadır.So we're going to be getting less dense at any given point.
Dolayısıyla, belli bir zaman dilimi sonunda, belirttiğim alanın yoğunluğu artar. -So in any given amount of time, in my defined space, it's going to get denser and denser.
Alanın yoğunluğu artmaktadır veya alanın parçacık yuttuğunu düşünebiliriz. - -So it's getting denser or you could almost view it as this space is sucking up particles.
Bu alanın tamamında her noktada yoğunluk artıyor. -So every point is getting denser and denser actually everywhere in this field.
Görüldüğü üzere, belli bir zaman sonunda, bu noktanın yoğunluğu artıyor. -So obviously, in any given amount of time, that point is getting more and more dense.
Buna göre, bu alanın yoğunluğu azalmaktadır.So clearly this area is going to become less dense.
Örneğin, fonksiyonum 2i artı 2j olsa, yoğunluk hala sabit, öyle değil mi? -If my function was, let's say it equals 2i plus 2j. It's still a constant, right?
Yoğunluk hiçbir noktada artmıyor.So it's not getting any denser at any point.
Yoğun infeksiyondan ölüyordu.They died of massive infection.
Her şey bir noktadan çıkıyor; Sonsuz yoğunluğunuz var.Everything comes out of a point; you have infinite density.
Onların yerine şunlara yoğunlaşalım-- "anti-sosyal beceriler."Instead, we'll be working on -- let's call them "anti-social skills."
Nüfus yoğunluğu bazında değerlendirildiğinde Haiti depreminin verdiği hasarın %1'i kadar bile değil.Adjusted for population density, that is less than one percent of the impact of the Haitian quake.
Ama daha iyisi ve bundan daha önemlisi güneş ışığına yoğunlaşmaları gerekirdi.But better -- what is more important is that they would have to concentrate sunlight.
Bu kadar yoğun bir endüstri bölgesi oluverdi.It's become this intense industrialized zone.
Konuya yoğunlaşmak için ne yapmamız gerekiyor?What do we have to do to keep ourselves focused?
Yeniden moleküllere yoğunlaşmalıyız.We need to focus really back again on the molecules.
Her nokta bir insanı ve her çizgi ise insanlar arasındaki arama yoğunluğunu gösteriyor.Every dot is a person, and every line represents a volume of calls between the people.
Nüfusun ne kadar yoğun olduğunu görebilirsiniz.And you can see how dense the population is.
Kütle merkezinin yeri kurşunun köpükten ne kadar yoğun olduğuna göre değişir.It'll actually depend on how much denser the lead is than the styrofoam, which I don't know.
Restoranda işler çok yoğun.Visual Effects / LEE Zeon-hyoung I'm so busy at the restaurant.
En yüksek yoğunluklar kırmızı renkli.The highest concentrations are in red.
Bu yoğunluk çok duygusaldı ve kalıcıydı... bu yüzden yaptığım tabloya bakıp şöyle diyordum;While that intensity, that emotional high, was still... So I could look at my painting and say,
6 ay önce, işaret dilinde yoğun bir eğitim için başkente gitti.Six months ago, he traveled to the capital for intensive training in sign language.
Ve tabiî ki mümkündür etrafımızdaki toplulukların yoğunluklarını artırma.And it is possible, of course, to increase the density of the communities around us.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.Increasingly, we're realizing that we don't even need to densify an entire city.
Ve tamamen belirli bölgelerde bir bütün olarak yoğunlukları çok artırılarak yapılabilir.And that can be done by raising the density in very specific spots a whole lot.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.So you can think of it as tent poles that actually raise the density of the entire city.
Su yoğun enerji.Water is energy intensive.
Bir statististik üzerinde yoğunlaşacağım ki bir çoğunuzun bunu duyduğunu umuyorum.I'm going to focus on one stat that I hope a lot of you have heard of.
Yoğunluk vardı, ben de biraz acele ediyordum.It was busy, I was in a bit of a hurry.
Bu sunum üzerinde oldukça yoğun çalışıyormuş-- grafikler, tablolar, bilgiler.And he was working very hard on this presentation -- graphs, tables, information.
Peki bu unutulmaz ve yoğun deneyimden ne mi öğrendim?So what did I learn from this intense and unforgettable experience?
Yoğun kavşakların çoğunda, bisiklet yolları dönüş şeritleri yüzünden kesilir.- AT MANY BUSY INTERSECTlONS, BlKE LANES END TO ALLOW FOR TURN LANES,
Bir bisikletli için yoğun trafikli kavşakta beklemek çok stresli ve tehlikeli olabilir.- TO A BlKE RlDER, WAlTING IN TRAFFlC AT AN INTERSECTlON CAN BE VERY STRESSFUL AND DANGEROUS.
Bu konunun üzerine gerçekten yoğunlaşmalıyız.We really struggle to do this.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod