Ana içeriğe geç
Sözlük

yoğun ile cümle

yoğun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Korona'nın Güneş yüzeyine yakın olan alt katmanlarının parçacık yoğunluğu 1014–1016 m−3'dur.The low corona, near the surface of the Sun, has a particle density around 1015 m−3 to 1016 m−3.
Theravada Budizmi'nin kültür üzerinde yoğun bir etkisi vardır.Theravada Buddhism is a dominant influence in Lao culture.
İklimin yoğun bir biçimde değiştiğine yönelik bilimsel kanıtlar bulunmaktadır.There is growing evidence that our climate is changing.
Yoğun gübre kullanımına karşın tarım üretimi nüfusu beslemeye yetmemektedir.For instance, crop production is hardly able to feed the population.
Yazılım geliştirme süreçleri işlevsel akış blok şemalarını yoğun şekilde kullanmaktadır.The Sharps used a successful dropping block design.
Metrekare (173,4/km²) başına 449,4 ortalama bir yoğunlukta 449 konut vardı.There were 449 housing units at an average density of 449.4 per square mile (173.4/km²).
Yoğun olarak Ankara ve İstanbul'da faaliyettedir.Most active in Ankara and Istanbul.
Ceviz, dut, kızılcık ağaçları yoğunluktadır.It is entitled Beautiful Tree, Severed Roots.
Dolayısıyla çok yoğun olur.It just keeps me busy.
Karalarda daha az yoğunlu tatlı su okyanustaki tuzlu su üzerinde tabaka oluşturur.Less dense fresh water from the land forms a layer over salt water from the ocean.
Bu, verimli ısı aktarımı ve yoğun bir birincil döngü ile sonuçlanır.This results in efficient heat transfer and a compact primary loop.
Ayrıca sulak alanların bulunmasından dolayıda kavakçılık ilçede yoğun olarak görülmektedir.Also the presence of the sodateam is noticed as very inactive.
Yoğun kar yağışı vardır.There was heavy fog.
Yansıyan yoğunluğun gelen yoğunluğa oranı yüzeyün X ışını yansıtma oranıdır.The ratio of reflected intensity to incident intensity is the X-ray reflectivity for the surface.
Park seks teması üzerine yoğunlaşır.GH is already toning down sex scenes.
Yaz seracılığı yoğun olarak yapılmaktadır.The very breath of summer seems poisoned.
Kimya, jeoloji, zooloji, antropoloji, mühendislik ve diğer alanlarda çok yoğun çalışmalar yaptı.He made deep studies in chemistry, geology, zoology, anthropology, engineering and other sciences.
Azeri Türkleri bölgede nüfus bakımından en yoğun topluluktur.The Li are the largest indigenous group on the island in terms of population.
Yoğunlaştırmayla bağlantılı olarak rüyaların düşünsel ifadesinde bir "üst-belirlenme" oluşur.Through condensation or compression, dream content can be presented in one dream.
Kilometrekare başına 75 kişilik bir nüfus yoğunluğuna sahiptir.Limited to an average of 75 buildings per square mile.
Civardaki ışıkların yoğunluğu göre beyaz veya yeşil-beyaz yanıp sönen bir ışıktır.Depending on the distance, the light was either green or white.
Film Amerikan askeri propagandasını içerdiği için yoğun bir şekilde eleştirilmektedir.The film criticises American military presence in the Philippines.
Görsel agnozisi olan bireyler için organizasyonel stratejiler yoğun ölçüde yardımcı olabilir.Organizational strategies may be extremely helpful for an individual with visual agnosia.
C++ ile yazılmış, QGIS Qt kütüphanesinin yoğun kullanımını kolaylaştırır.Written in C++, QGIS makes extensive use of the Qt library.
Cass ilçesi Kuzey Dakota'nın en yoğun nüfuslu ilçesidir.Soil is North Dakota's most precious resource.
Piksel yoğunluğu 564 ppi-dir.Pixel density is 564 ppi.
Yoğun kayıplar yaşanan başarısız sefer Aralık ayında askıya alınır.Emotional Rescue Big Bad Wolves Locked In May I kill U?
Üniversitede Kant ve Johann Gottlieb Fichte'nin felsefelerine yoğunlaştı.His work also discusses Johann Gottlieb Fichte.
Sanatçı, yoğun olarak reggae ve hip hop türünden müzik yapar.She grew up listening to reggae and hip-hop music.
Ana faktörler genellikle yüksek oranda iletkenliliği, ve düşük yoğunluğu içerir.Primary factors usually include high electrical conductivity, and low density.
Bazı şarkılar yoğun şekilde politik içeriklidir.Some songs are very political in nature.
Yoğun bir çalışmanın sonunda doktorasını tamamladı.A medical condition ended her studies.
Bu durum ülkenin yoğun ve modern ulaşım ağı sayesinde gerçekleşmiştir.This is reflected in its dense and modern transportation networks.
İlçenin nüfusu 2010 yılı itibarıyla 585,375 olup Teksas'ın 10. en yoğun nüfuslu ilçesidir.As of the 2010 census, its population was 585,375, making it the 10th-most populous county in Texas.
İlçenin nüfusu 2010 yılı itibarıyla 421,407 olup Nevada'ın 2. en yoğun nüfuslu ilçesidir.As of the 2010 census, the population was 421,407, making it Nevada's second-most populous county.
İlçenin nüfusu 2010 yılı itibarıyla 231,236 olup Utah eyaletinin 4. en yoğun nüfuslu ilçesidir.As of the 2010 census, the population was 231,236, making it Utah's fourth-most populous county.
G. Askaryan sonradan madde içinden geçen yoğun lazer ışınlarının da ses dalgası yaydığını gösterdi.Later G. Askaryan showed that intense laser beam passing through matter also generates sound waves.
Rakamlar arasındaki yoğun farklılığın değişik nedenleri olabilir.There can be very substantial differences between the drugs, however.
Bilimsel gelişmeler döneminde fiziğin dallarına olan ilgi yoğundu.During his tenure, he was primarily concerned with the scientific aspects of ordnance.
En yoğun il ise Madrid'dir.Madrid is by far the largest.
Bose Einstein yoğunlaşması üretilen geniş aralıklı izotoplardan oluşur.Bose–Einstein condensates composed of a wide range of isotopes have been produced.
Yatırım potansiyeli olarak daha çok gıda üzerine yoğunlaşılmıştır.In some cases, this can garner more attention than the food.
En fazla yoğunluğa sahip kümeler Sınıf 1 olarak belirlendi.Unit 1 was prioritized as it had the highest drywell pressure.
Dönemin birçok girişken iş adamları gibi o da bisiklet ve otomobil üzerine yoğunlaşmıştı.Like many entrepreneurs of the era, his activities centered on bicycles, and the nascent automobile.
Yankılar cisimlerin yeri, boyutu ve hatta yoğunlukları hakkında detaylı bilgi sunmaktadır.Every species has large (sometimes tusk-like) teeth of variable size, shape, and position.
Bu dönemde çok yoğun bir Slav etkisi yaşanmıştır.During this time much less work was carried out in the secular sphere.
Olumsuz Yönleri: Sermaye az sayıda kişide yoğunlaşır.Snicket explains that very few positive things happen to the children.
Baronyan’ın tiyatroya olan yoğun ilgisi çok genç yaşlarda kendini gösterdi.Gaver's interest in books was displayed when she was very young.
Yurt dışında (Belçika'da yoğun olmak üzere) önemli miktarda iş gücü vardır.It has a modest number of missions abroad.
Nüfus yoğunluklarına göre ülkelerin listesi."List of Countries by Population Density".
İlçenin nüfusu 2010 yılı itibarıyla 131,090 olup Iowa'nın 4. en yoğun nüfuslu ilçesidir.As of the 2010 census, the population was 131,090, making it Iowa's fourth-most populous county.
Standart Top ve Çubuk modeli elektron yoğunluk haritalarından oluşturulur.Standard Ball-and-stick model is generated from the electron density map.
Soğuk Savaşın en yoğunaştığı dönemlerden biri, 1950-1953 yılları arasındaki Kore Savaşı oldu.It was the first inter-Korean summit since the Korean War 1950-1953.
Yoğun güvenlik altında birkaç gün yolculuk etti ve on dört kişi onun yönergesini feshetmiştir.He kicked a goal and gathered 14 possessions on his way to the nomination.
Günümüzde, çevresinde yoğun yerleşim bulunan derenin kenarları geçmişte geniş çayırlarla kaplıydı.Before this, the land on which the lake now sits went through several complex stages.
Kentlerde ise nüfus yoğunluğu artmış ve daha karmaşık bir organizasyona ihtiyaç duyulmuştur.Still, working in an urban setting and a more complex society raises new issues.
Bunlar arasında göze en iyi hitap edeni olasılık yoğunluk fonksiyonu ile olur.If this is properly done, certainly greater fruits will be gathered among you.
Sonunda o döneme göre yoğun bir bilgi birikimine sahip olduk.So we tapped into that knowledge for sure.
Ayrıca bölgede endüstri ve tarım alanları yoğun olarak bulunmaktadır.Families and farmers in the region remain desperate.
250-300 yolcu taşıyan tren, karlı bir günün sabah trafiğin yoğun olduğu saatte çarpıştı.It is expected to carry up to 23,000 passengers an hour during peak morning rush hours.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod