Maki örtüsü kendisini yoğun bir şekile gösterir.The puckered form gave it a sharp tip.
Yoğun madde fiziği günümüzde çağdaş fiziğin en geniş araştırma sahasıdır.Condensed matter physics is the largest field of contemporary physics.
Yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak bir hafta sonra hayatını kaybetti.Although the doctors predicted recovery, he died a week later.
Kobalt mavisi (demir siyanür esaslı) pigmentten Prusya mavisinden daha hafif ve daha yoğundur.Cobalt blue is lighter and less intense than the (iron-cyanide based) pigment Prussian blue.
Bu tarihten sonra yazarlık çalışmalarını daha yoğun biçimde sürdürdü.During this time her writing career still remained active.
"Müsteşar Keskin yoğun bakımda"."Investigators Still Busy".
Köy nüfusu yoğun göç vererek hızla azalmıştır.Our forests are shrinking at an alarming pace.
Bu saldırılar 1976 yılında Mao'nun ölmesiyle yoğunlaştı.A power struggle followed Mao's death in 1976.
2003 - Havayollarının ülke genelinde yoğun kullanımına bağlı olarak tekrar hava ulaşımına açıldı.2003 – Airways due to intensive use across the country, was opened to the air transport again.
Nükleer yakıtlar tüm yakıtlar içinde enerji yoğunluğu en yüksek olanlarıdır.Nuclear fuel has the highest energy density of all practical fuel sources.
Ama sağlığı yoğun çalışmadan biraz etkilenmiştir.Ill health, however, kept him from seeing much other active employment.
Toplam sayıları 500 civarında olan heykeller geminin kıç kısmında yoğunluktadır.Fifteenth century floor tiles remain in large areas of the nave.
Bu durum özellikle liberallerin yoğun tepkisini alıyordu.This intervention naturally worried the Liberals.
Yoğun seçim kampanyası yürüttü.They conducted a common campaign.
Spektral yoğunluk, zamana bağlı bir fonksiyon değil frekansa bağlı bir fonksiyondur.The spectral density is a function of frequency, not a function of time.
Bunun nedeni aşırı avlanma ve yoğun tekne trafiğidir.This is due to heavy fishing and boat traffic.
İlçenin nüfusu 2010 yılı itibarıyla 916,924 olup Illinois'in 2. en yoğun nüfuslu ilçesidir.As of the 2010 census, the population was 916,924, making it Illinois' second-most populous county.
Dipolün yönü ve yoğunluğu, zamanla değişir.The direction and intensity of the dipole change over time.
Şehir 2008 yılındaki yoğun yağışlar nedeniyle bir sel felaketi geçirdi.The city was heavily affected by flooding from a tropical cyclone in 2008.
Tukanlar reklamcılıkta yoğun olarak kullanılmıştır.Interobjects have been used creatively in advertising.
6 inç ekran, inç başına 368 piksel piksel yoğunluğuna sahiptir.At 6 inch, the display has a pixel density of 368 pixels per inch.
Naziler bu tankı propaganda için yoğun biçimde kullanmışlardır.The Nationalists then attempted to exploit this as propaganda.
Yoğunluğu yüksektir ve yanıcı değildir.They have high density and are non-flammable.
Liberaller bu dönemlerde bireycilik, özgürlük ve eşit haklara yoğunlaşmaktaydı.Classical liberals were committed to individualism, liberty and equal rights.
Kontrplak, yoğun olarak inşaat sektöründe kullanilan bir orman ürünüdür.Tar paper is a heavy-duty paper used in construction.
1943 yılında Sjenica, Partizanlar ve Alman ordusu arasında yoğun çatışmalara sahne oldu.In 1943 Sjenica was the battleground of intense fighting between Partisans and the German army.
Korg Triton ve Roland XP-80 gibi modern synthesizerlar yoğunluklu olarak kullanılmıştır.Some synthesizer workstations, most notably the Roland XP-80, was heavily used.
Ksenon diflorür, yoğun beyaz kristalli bir katıdır.Xenon difluoride is a dense, white crystalline solid.
Vaskülojenez yoğun olarak dolaşım sisteminin embriyolojik gelişimi sırasında meydana gelir.Vasculogenesis occurs during embryologic development of the circulatory system.
İlçe dışarıdan yoğun göç almaktadır.Starting from the most inner integral outside.
Esas olarak Yeni Dünya cinsidir ve daha çok Güney Amerika'da yoğunlaşmıştır.The other genera are more restricted, and mostly found in South and Central America.
Yağışların azaldığı dönemlerde yeraltı suları yoğun olarak kullanılmıştır.During rain the mines are forced to close.
Daha sonra uluslararası hukuk üzerine yoğunlaşmıştır.From that point on, he focused on international arbitrations.
Sanayinin üçte biri elektronik sektöründe yoğunlaşmıştır.Around a quarter of the city's population is affected by the electronics industry.
Napoli ili İtalya'nın en yoğun nüfusu olan ilidır.The province of Naples is the most densely populated in Italy.
Bu tür yoğun yapraklı ve 18 metre yüksekliğe ulaşır.This species has dense foliage and grows up to 18 metres in height.
Ökaryotik hücrelerde kromozom yoğunlaşmasından sorumlu olan SMC proteini.SMC proteins responsible for chromosome condensation in eukaryotic cells.
Geriden düşman üzerine yoğun ok atışından sonra muazzam sayıda piyade ve süvariyle saldırılırdı.During an enemy counterattack, his position was menaced by a strong force of tanks and infantry.
İlçenin nüfusu 2010 yılı itibarıyla 541,781 olup Ohio'nun 4. en yoğun nüfuslu ilçesidir.As of the 2010 census, the population was 541,781 making it the fourth-most populous county in Ohio.
O dönem Beykoz Bektaşilerin yoğun olduğu bir yerdi.First aid stations were busy.
Toplam alanı km ² başına 99,96 km ² 118 nüfuslu bir nüfus yoğunluğu verir.The total area is 99.96 km² which gives a population density of 118 inhabitants per km².
Partinin üçüncü kongresi Temmuz 1950’de sanayileşme konusuna yoğunlaşarak toplanır.The Third SED Party Congress convened in July 1950 and emphasized industrial progress.
Oldukça yoğun ve serttirler.Rather heavy and awkward.
Bu oldukça yoğundur.It's pretty intense.
Spinefarm Records, heavy metal grupları üzerine yoğunlaşmış Finlandiya merkezli bir plak şirketidir.Spinefarm Records is a Finnish record label focusing mainly on heavy metal artists.
Akademik çalışmalarını modern Türk şiiri alanında yoğunlaştırdı.His academic focus is on modern American poetry.
Türkmenlerin yoğun olduğu yerleşim birimleri arasındadır. ^ "Nüfus sayım sonuçları" (Arapça)."Türkiye istatistik Kurumu; Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, Nüfus Sayımı Sonuçları" (in Turkish).
Kırklareli'nin güneyinde, sanayisi yoğun bir yerdir.South of the Canadian River, the land is very flat.
Bu ansatz daha sonra çiftlerin yoğun limitinde gösterildi.This ansatz was later shown to be exact in the dense limit of pairs.
İlçenin nüfusu 2010 yılı itibarıyla 306,479 olup Utah'ın 4. en yoğun nüfuslu ilçesidir.As of the 2010 census, the population was 306,479, making it Utah's third-most populous county.
Çalışmalarını eskisi gibi yoğunlaştırdı.By doing so, he regains his voice as before.
Torricelli sudan 14 kat daha yoğun olan cıvayı kullandı.Torricelli employed mercury, thirteen times more dense than water.
A sınıfı: En yoğun trafiğin gerçekleştiği hava sahalarına tahsis edilir.Studies show that this is the most serious environmental cause of aviation stress.
Birçok sistemde güneş ışığı ayna kullanarak küçük alanlarda yoğunlaştırılır.In many such systems, mirrors are employed to concentrate sunlight into a smaller area.
Lefkoşa'da Ermenilerin yoğunlukla ikamet ettiği bir bölgeydi.Kofidis represented a district that was severely affected by the ethnic cleansing policies.
Müziklerinde yoğun şekilde Ortadoğu müziği etkileri görülür.She has an interest in Middle Eastern music.
Kyhuhyun 6 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra normal bir odaya alındı.Kyuhyun spent six days in the ICU before he was transferred to a regular hospital room.
Bazı bölümlerde bilimin tarihi yönleri üzerine yoğunlaşılmıştır.Some episodes have focused on the history of science.
İlçenin nüfusu 2010 yılı itibarıyla 718,633 olup Oklahoma'nın en yoğun nüfuslu ilçesidir.As of the 2010 census, the population was 718,633, making it the most populous county in Oklahoma.
KDS yoğun iş ve yönetim kullanılır.DSS is extensively used in business and management.