Amezcua EAT daha kompakttır, yiyeceklerinize ve market ürünlerine özeldir.l'Amezcua EAT est plus compact et adapté à la nourriture.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.Aber es gibt trotzdem eine klare Unterscheidung zwischen Nahrungsmitteln und Gift.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.Ale pomimo tego istnieje przecież wyraźny podział pomiędzy żywnością, a trucizną.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.Ale predsa len existuje jasný rozdiel medzi jedlom a jedom.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.Contudo, há uma clara distinção entre alimento e veneno.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.Însă există în orice caz o distincţie clară între mâncare şi otravă.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.그리고 음식과 독약사이에도 분명한 구별이 있습니다.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.Mais il y a cependant une claire distinction entre la nourriture et le poison.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.Ma nonostante questo c'è una chiara distinzione tra cibo e veleno.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.Mégis egyértelmű a különbség étel és méreg között.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.Nhưng dù gì thì vẫn có một sự nhận biết rõ ràng giữa thức ăn và thuốc độc.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.Pero hay, no obstante, una distinción clara entre comida y veneno.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.Přesto existuje jasný rozdíl mezi jídlem a jedem.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.Siitä huolimatta on selvä ero ruoan ja myrkyn välillä.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.Toch bestaat een onderscheid tussen eten en gif.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.Ωστόσο υπάρχει ξεκάθαρη διάκριση μεταξύ φαγητού και δηλητηρίου.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.Но въпреки това има ясно разграничаване между храна и отрова.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.אולם יש בכל זאת הבחנה ברורה בין אוכל לרעל.
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.ولكن هنالك فرق واضح ايضاً بين الطعام وبين السموم
Ancak bununla beraber yiyecek ve zehir arasında net bir ayrım olduğunu da biliyoruz.簡単につけることができます 食品とは何か という問いに
Ancak sonra kuraklık baş gösterdi... Yiyecek bulmak için ağaçlardan indiler ve yürümeye başladılar.Mais ensuite la sécheresse frappa... [ 3,7 mA ]
Ancak sonra kuraklık baş gösterdi... Yiyecek bulmak için ağaçlardan indiler ve yürümeye başladılar.彼らは木から降り、歩いて食糧を探し始めた。 [ 370万年前 ]
Ancak yiyecek durumda değilim. Belki daha sonra yersin.Φοβάμαι έχουμε τελειώσει με το δείπνο.
Ancak yiyecek durumda değilim. Belki daha sonra yersin.أخشى لقد انتهينا من العشاء.
Ancak yiyecek durumda değilim. Belki daha sonra yersin.しかし、私は注文しました あなたのための何か。
Ancak yiyecek durumda değilim.Beztak nemám zrovna náladu na jídlo.
Ancak yiyecek durumda değilim.Danke.
Ancak yiyecek durumda değilim.Ik voel me niet zoals eten, dat wel.
Ancak yiyecek durumda değilim.Köszönöm. Nem érzem mint a táplálkozás, mégis.
Ancak yiyecek durumda değilim.Ne čutim kot so prehranjevanje, čeprav.
Ancak yiyecek durumda değilim.Nu mă simt cum ar fi mancatul, totusi.
Ancak yiyecek durumda değilim.Аз не се чувствам яде, все пак.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz.En ce moment, nous gaspillons nos terres pour y cultiver de la nourriture que personne ne mange.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz.För tillfället förstör vi jord för att odla mat som ingen äter.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz.우리는 지구상의 동물입니다. 우리의 땅과 음식으로 사는 동물입니다. 현재 우리는 아무도 먹지 않을 식량을 생산하려고 우리의 땅을 버리고 있습니다.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz.Ma oggi la stiamo distruggendo per coltivare cibo che nessuno mangerà.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz.Momentálne ju ničíme tým, že produkujeme potraviny, ktoré nikto neje.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz.Momentan, ne batjocorim pământul producând mâncare pe care n-o mănâncă nimeni.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz.Momentan zerstören wir unser Land, um Lebensmittel anzubauen, die niemand isst.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz.Per pillanat tönkretesszük a földünket, hogy olyan ételt termesszünk, amit senki nem eszik meg.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz.Por el momento, estamos destrozando la tierra, produciendo comida que nadie consume.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz.Teraz wyniszczamy naszą ziemię, by uprawiać żywność, której nikt nie je.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz.V současnosti ničíme naši půdu tím, že na ní pěstujeme jídlo, které nikdo nejí.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz. Yemek israfını durdurun.Op dit moment verspillen we ons land om voedsel te verbouwen dat niemand eet.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz.Προς το παρόν, καταστρέφουμε τη γη μας για να καλλιεργούμε τροφή που κανείς δε τρώει.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz.В момента ние съсипваме земята, за да отглеждаме храна, която никой не яде.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz.Но сегодня мы портим нашу землю, чтобы вырастить еду, которую никто не будет есть.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz.אנו בעל-חיים יבשתי, ואנו תלויים באדמתנו מבחינת מזון. היום אנו משחיתים את אדמתנו כדי לגדל מזון שאיש איננו אוכל.
An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz.私達人間は だれも食べない食料をつくって 大事な土資源を無駄にしてはいけません 食べ物のムダは やめましょう ありがとうございました(拍手)
Anlatıcı: Mekanik hayvanlar enerjilerini yiyeceklerden değil rüzgardan alacaklar.이 기계 괴물들은 에너지를 음식이 아닌 바람에서 얻게 될 것입니다.
Anlatıcı: Mekanik hayvanlar enerjilerini yiyeceklerden değil rüzgardan alacaklar.קריין: החיות המכאניות לא יקבלו את האנרגיה שלהם מאוכל, אלא מהרוח.
Anlatıcı: Mekanik hayvanlar enerjilerini yiyeceklerden değil rüzgardan alacaklar.المعلق: الوحوش الآلية لن تحصل على طاقتها من الطعام، ولكن من الرياح
Anlatıcı: Mekanik hayvanlar enerjilerini yiyeceklerden değil rüzgardan alacaklar.風が背中にある羽を動かすことで彼らの脚は動くのです
Annen hayatta býrakmaz akţam seni. Yemek yiyecekmiţiz beraber.Така е.
Anne,oğlun ne yiyecek sever bir fikrin var mı. neyi yapmayi sever,neyi yapmak ister?Äiti, onko sinulla mitään hajua mitä poikasi tykkää syödä, mitä hän tykkää tehdä, mitä han haluaa tehdä?
Anne,oğlun ne yiyecek sever bir fikrin var mı. neyi yapmayi sever,neyi yapmak ister?엄머는, 당신 아들이 뭘 잘 먹는지, 뭘 좋아하는지, 뭘 하고싶어했는지, 하나라도 아시는게 있으세요?
Anne,oğlun ne yiyecek sever bir fikrin var mı. neyi yapmayi sever,neyi yapmak ister?Ma, apa kamu tahu apa makanan kesukaan anakmu, apa yang dia suka lakukan, apa yang tidak dia suka?
Anne,oğlun ne yiyecek sever bir fikrin var mı. neyi yapmayi sever,neyi yapmak ister?Madre, hai la minima idea di cosa piace a tuo figlio? cosa gli piace fare, cosa vuole fare?
Anne,oğlun ne yiyecek sever bir fikrin var mı. neyi yapmayi sever,neyi yapmak ister?Mama,ai vre-o idee despre ce ii place fiului tau sa manance, ce ii place sa faca,ce vrea sa faca?
Anne,oğlun ne yiyecek sever bir fikrin var mı. neyi yapmayi sever,neyi yapmak ister?Maman, as-tu la moindre idée de ce que ton fils aime manger? Ce qu'il aime faire ? Ce qu'il veut faire ?