Ana içeriğe geç
Sözlük

yiyecek ile cümle

yiyecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yiyecek içecek noktaları BTA tarafından işletilmektedir.Чайниците за варене на чай се изработват от метал.
Restorantlardan alınan yiyecek ve içecekler sayesinde sağlık yükseltilebilecek.Бързата храна и храните, които се продават на улицата, могат да бъдат и по-здравословни.
Yiyecekler aracılığıya vücuda girerek, şiddetli kusma, ishal yapar.Кракът е част от тялото, крайник (долен при човека), който служи за придвижване.
Bunun yanı sıra inşaatlar zamanla sadrazamların başını yiyecek derecede önem kazanmışlardı.По време на строежа му жената на главния майстор всеки ден му носела храна.
Köpeğe yiyecek vermeyin.Nešerkite šuns.
Su ve yiyecek erzakları büyük ölçüde azalmıştı.Горивото и продоволствието застрашително намаляват.
Onu kutsal bir yerde yiyecekler.Вероятно той умира в Светите земи.
AFSC bu yüzden ilaç temini, yiyecek ve elbise dağıtımı gibi konular üzerinde çalışmalar yapar.След края на войната AFSC доставя храна, облекло и медикаменти на бежанците в целия свят.
Zita ile ilgili anlatılan bir hikâyede onun kendi ve efendilerinin yiyeceklerini fakirlere verdiği söylenir.Един анекдот разказва случка, в която Зита раздала цялата си храна, или тази на господаря си, на бедните.
Fransız ev tarzı yemek pişirme ve cassoulet, fasulye gibi yavaş pişirilmiş yiyecekler tipiktir.Френски домашно приготвени ястия, както и бавно приготвени храни като касуле или боб са типични.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Поднасят храната към устата си с предните лапи.
Orduya para, yiyecek, giyecek, ulaşım araçları lazımdır.Снабдява ги със средства, храна, лекарства и дрехи.
Bu şekilde Dallas Cowboy için ücretsiz yiyecek ve bilet alabiliyordu.Монреал предлага безплатни нощувки и храна за всички атлети.
Kızartma genellikle yiyeceklerin daha kısa zamanda pişmelerini sağlar.Една чинчила се храни толкова често, колкото има нужда.
Yemeklerin yanında servis edildiği gibi fast food yiyeceklerle birlikte ayrıca karton kaselerle de verilir.Освен съдържащите скорбяла грудки, като храна понякога се използват и листата.
Bunların içinde yiyecek ve içecek buludunğu düşünülmektedir.През тази дупка ѝ дават храна и напитки.
Yiyecek ekranı personel tarafından karşılanabilir veya müşteriler yemek tabaklarını kendileri alabilir.Самостоятелно ли ще бъде организирана услугата или ще има и подизпълнители.
Bunlar törensel yiyecekler ve ayinsel yiyecekler olarak ikiye bölünebilir.Ястията в Корея могат да се разделят на церемониална храна и ритуална храна.
Dünya mutfaklarında yiyecek olarak sıklıkla tüketilmektedir.Много често краде продукти от кухнята.
Eve çoğu gün tek lokma yiyecek girmez.Голяма част от времето си прекарва само в хранене.
Kendime yiyecek bir şey yapmak için mutfağa gittim.Отидох в кухнята, за да си приготвя нещо за ядене,
Bu bakteriler yiyeceklerde yaşayabilirler ama bu duruma oldukça nadir rastlanır.Te bakterije mogu živjeti u hrani, no to je vrlo neuobičajeno.
Bu yiyecekleri yiyen kişiler hastalanabilir.Osobe koje jedu zaraženu hranu također se mogu razboljeti.
Böylece yaban arısı larvası yiyecek deposuna sahiptir.Diabla gdje je bilo obilje divlje hrane.
Bazı hayvanlar satılmak üzere çalındı, kimileri yiyecek niyetine öldürüldü.Mnogi su prodavali svoju djecu, ako bi ih netko htio kupiti.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Zaraza se sprječava temeljitim kuhanjem hrane i pranjem ruku prije kuhanja.
Sevdiği yiyecek: geyik eti.Njegovo omiljeno jelo je mesna štruca.
Piyasadaki köpek yiyecekleri konserve (yaş), kuru ve nemli olmak üzere üçe ayrılır.U stijenci se nalaze tri sloja glatkih mišića (uzdužni, kružni i kosi) koji se stežu i tako melju hranu.
Hastaya yiyecek ya da içecek hiçbir şey vermeyin.Kod ozljeda trbuha ne smije se ništa piti niti jesti.
Şehirlerdeki üç ana öğe; yiyecek(food), üretim(production) ve altın(gold)'dır.U Podinama postoje tri zaseoka; Vrcići (Vrčići), Vukičevići i Bakule.
Genelde yiyecek kaynağının bol olduğu bölgelerde yaşarlar.U naseljenim mjestima često koriste ljudski otpad kao izvor hrane.
Bazen balıkları çekmek için su yüzüne yiyecek atarlar.Ponekad prati ribarske brodove da sa njih pojede riblje iznutrice.
U.S. Food and Drug Administration (A.B.D. Yiyecek ve İlaç Başkanlığı) Tel.U SAD-u, Administracija za lijekove i hranu (engl.
Bugün öğle yemeği için ne yiyeceksin?Što je danas za ručak?
Yiyecekler Beta 1.8'den önce can doldurmaktaydı.Oficiálne pridaný bol však až v Beta 1.8.
Daha sonra mezar yakınları tarafından zaman zaman mezara yiyecek götürülüyor ve ölü adına dualar okunuyordu.Očakávalo sa, že príbuzní po pohrebe budú príležitostne prinášať potraviny do hrobky a modliť sa za nebožtíka.
Köstebekler, açlığa dayanamadıkları için yuvalarında yiyecek biriktirirler.Celú túto dobu tučniaky hladujú, pretože si nemôžu naloviť potravu.
Yiyecekleri dokunarak bulmak için.Potom sa pri získavaní potravy striedajú.
Yiyecekleri güneşe kaldırıp öyle pişirirler.Tým ich omráčil a potom poľahky zožral.
Shigella yiyecekle aktarılabilir.Excel sa dá zabezpečiť pomocou hesla.
Kışlık yiyecektir.Potravu prijíma aj v zime.
Sonra yanına oturttu ve hizmetlisinden yiyecek birşeyler getirmesini istedi.Zľutoval sa nad ním, ponúkol mu jedlo a následne sa rozhodol pomôcť mu nájsť si prácu.
Yılanlarda olduğu gibi, uzun, çatallı dillerini kullanarak yiyecekleri bulurlar.Výhonky s listami strhávajú dlhým jazykom, na lámanie vyšších vetví používajú svoje rohy.
Pornografik film enstitüsüne girmeden önce bir yiyecek sektöründe bir süre garson olarak çalıştı.Pred začatím kariéry v pornopriemysle pracovala ako fotografka.
Sağlık, yiyecek ve temiz su, başlıca hizmetleri oluşturuyor.Jedlo, voda a zdravie sú nevyhnutné na prežitie.
Bazı dinozorlar ot, bazıları da et yediklerinden yiyecek sıkıntısı çekmediler.Niektorí boli bohatí, iní nemali ani na obed.
Üzüm ve dut yiyecekleri çok ünlüdür.Korenisté jedlá a sladkosti sú veľmi populárne.
Bu da yiyecek ihtiyacını karşılar.Preskrbeli naj bi jim tudi hrano.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Okužba se preprečuje s pravilno kuho hrane in z umivanjem rok pred kuhanjem.
Ayrıca diğer yırtıcıların yiyeceklerini de çalarlar.Neredko tudi kradejo seno drugih žvižgačev.
Bunlarla zeminde yiyecek ararlar.Hrano išče predvsem na tleh.
Bu alanlarda daha kolay yiyecek ve su temin edilebilmesi nedeniyle seçilmiştir.Razvoj železnice je med drugim omogočil lažji uvoz in razdelitev hrane.
Onu yiyecek ve içecekler sunar, evine dönmesi için yardım eder.Reši junaka, ga nahrani in napoji ter pospremi domov.
MSG, 100 yıldan daha uzun bir süredir yiyeceklere lezzet vermek için kullanılmaktadır.Jogurt je tibetanska hrana že več kot 1000 let.
Yiyecekler Beta 1.8'den önce can doldurmaktaydı.Bronasto medaljo je takrat zgrešil za 1,8 sekunde.
1960'lı yıllarda prematüre bebekler ve tıbbi yiyecekler için özel beslenme üretildi.V 1940. letih so odkrili še fizično osnovo za dednost.
Mezbaha ya da kesimhane, hayvanların yiyecek olarak kullanılmak üzere öldürüldükleri tesislerdir.Ostale živali so ali so bile vzrejene ali lovljene za pridelavo mesa.
Onu kutsal bir yerde yiyecekler.Podeljuje ga Sveti sedež.
Mide bir ön yiyecekle açıldığı gibi yemeğin sonunda bir hazmettirici yardımıyla da kapanırdı.Na začetku službovanja je poleg Borovnice zdravstveno oskrboval še bližnjo Podpeč.
Kahvehanelerde genellikle küçük çaplı yiyecekler ve hamur tatlıları ya da pastalar bulunur.V predalčkih so običajno drobna darilca in sladkarije.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod